Ders Notu Konu Anlatımı Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar (3 Görüntüleyen)

Ders Notu Konu Anlatımı Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar
UYGARLIĞIN DOĞUŞU VE İLK UYGARLIKLAR



TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR



KABA TAŞ(PALEOLİTİK-ESKİ TAŞ) DEVRİ


İnsanlığın yaşadığı en uzun devirdir.

Sivri ve keskin taşlarla kendilerini korumaya çalışıyorlardı.

Ekonomik olarak avcılık ve toplayıcılık vardır.



YONTMA TAŞ(MEZOLİTİK-ORTA TAŞ) DEVRİ

İnsanlar alet yapmayı öğrendiler.

Mağara duvarlarına resimler yapıyorlardı.

Avcılık ve toplayıcılıkla geçiniyorlardı.

Taştan ve kemikten aletler yapıldı.

Devrin sonunda ateş bulundu.



CİLALI TAŞ (NEOLİTİK –YENİ TAŞ) DEVRİ

Bu devirde taşla birlikte kemikte düzgün hale getirilerek silah olarak kullanılmıştır.

Tarım hayatı başlamıştır. Özellikle tarım yapmanın öğrenilmesi bu toplumların beslenme ve yaşam tarzlarında kökten değişikliklere yol açmıştır. Büyük ölçüde rastlantılara, ileri derecede uzmanlaşmaya bağlı olan avcı-toplayıcı yaşam tarzı yerini, besin maddelerini stoklayabilen ve beslenme açısından daha güvenli toplumlar yaratmıştır.

Tüketici durumdaki insanlar üretmeye başlamışlardır.

İlk köyler kurularak yerleşik hayata geçilmeye başlanmıştır.

Köpek, koyun, keçi, sığır ve domuz gibi hayvanlar evcilleştirilmiştir.

Dönemin sonlarına doğru dokumacılık başlamıştır.

Kilden kap-kacak yapılmıştır.



MADEN DEVRİ (M.Ö. 5500-3500)

BAKIR DEVRİ


Bulunan ve kullanılan ilk maden bakırdır.

Bakırdan silah, kap-kacak yapıldı.

Dini inançlar bu dönemde gelişti.



TUNÇ DEVRİ


Alet yapımında kullanıldı.

Bu devir şehir devletlerinin kurulduğu dönemdir.

Ticari ilişkiler artmıştır.

Anadolu’da Asur kolonileri kurulmuştur.

Üretim artmıştır.



DEMİR DEVRİ

Demir tarımda, günlük hayatta kullanılmaya başlandı.

Madeni para ilk kez bu dönemde kullanılmaya başlanmıştır.

Polis denilen site şehir devletlerinin yerini büyük devletler almaya başlamıştır.

Sanayinin gelişimine ortam hazırladı.

Devrin sonuna doğru yazı icad edilmiştir. Tarih öncesi dönemler kapanarak Tarihi devirler başlamıştır.



MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

Mezopotamya, Dicle ile Fırat nehirleri arasında kalan bölgedir. İklimin elverişli olması, ırmaklarından sulamada yararlanılması, topraklarının verimli olması ve göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle çok sayıda uygarlığa beşiklik yapmıştır. Mezopotamya Uygarlıkları Sümerlerin meydana getirdiği yüksek temeller üzerine kurulmuştur. Daha sonra Akadlar, Babilliler, Asurlar ve Elamlar bu kültürü devam ettirmişlerdir.

Coğrafi özellikleri gereği, mimari eserlerin kerpiçten yapılması ve bölgenin sık sık istilaya uğraması nedeniyle, yapılan eserlerin bir çoğu günümüze kadar ulaşamamıştır.



SÜMERLER

Asya’dan gelen kavimlerce kuruldu.

Şehir devletleri halinde yaşayan Sümer halkını Patesi(Ensi) denilen rahip krallar yönetmiştir.

M.Ö. 3500’lerde yazıyı kullanan ilk devlettir.

Tarihte ilk kez yazılı edebiyat alanında yazılı eserler verdiler. (Yaratılış ve Gılgamış Destanı, Tufan Hikâyesi)

Geometri ve aritmetiğin temellerini atmışlar, dört işlemi kullanmışlar, dairenin alanını hesaplamışlar ve çemberi 360 dereceye bölmüşlerdir.

Ziggurat adı verilen tapınakların en üst katını gözlemevi olarak kullandılar.

Ay takvimini kullandılar. Yılı 360 gün, ayları30’ar günden oluşan takvimdi. Gece ve gündüz 12’şer saatten ibaretti.

Çok tanrılı dinlere inandılar.

Ekonomik yaşamın temeli tarıma dayanır.

Sümer ordusu atlı ve yaya birliklerinden oluşuyordu. Savaş arabaları ilk kez Sümerler’de kullanılmıştır.

Gümüşü, para yerine senet kullanarak ticareti geliştirdiler.

Önemli şehirleri Ur, Uruk, Kiş ve Lagaş’tır.

Sümerlerde ilk yazılı kanunları yapan Lagaş Kralı Urgakina’dır. Yaptıkları kanunlarda aile hukukuna önem verdikleri görülür.



AKADLAR

Arabistan’dan gelen Sami kökenli kavimler tarafından Orta Mezopotamya’da kurulmuştur.

Tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu kurdular.

Sümerlerin oluşturduğu kültürü Ön Asya’ya taşıdılar. Sümerlere son verdiler.

Kral Sargon döneminde güçlü bir devlet olarak ortaya çıktı. (M.Ö.2350)

Tarihte bilinen ilk düzenli orduyu kurdular.

Düzenli orduları sayesinde kısa sürede Mezopotamya’ya hakim oldular.

Dünyada bilinen ilk harita, M.Ö. 2200’de Akadlar tarafından çizilmiş Mezopotamya haritasıdır.



ELAMLAR

Güneydoğu Mezopotamya’da M.Ö. 3000 de kuruldu.

Güzel sanatlar, süsleme ve tarım sahasında ilerleme kaydetmişlerdir.

Merkezi Sus şehridir.

M.Ö. 7.yüzyılda Asurlular tarafından ortadan kaldırıldılar.



BABİLLİLER

Samilerin bir kolu olan Amurrular tarafından kurulmuştur. En büyük hükümdarı Hammurabi’dir. Hammurabi kendi adıyla anılan Hammurabi Kanunları’nı yapmıştır. II.Babil Devleti’nin en güçlü hükümdarı Nabukadnazer’dir. Babil Kulesi ve Asma Bahçeleri bu dönemde yapılmıştır.

I.Babil Kralı Hammurabi, gücünü din yerine ordudan alan bir idare kurdu. Böylece dünyada ilk mutlak krallık (monarşi) ortaya çıkmıştır.

I.Babil Devleti’ne M.Ö. 1550 yılında Hitit kralı Murşili son vermiştir.

II.Babil Devleti’ne M.Ö. 539 yılında Persler son vermiştir.

Hammurabi Kanunları, ceza, mülkiyet ve ticaret hukukunu içine alıyordu. Çok sert olan ceza kanunları kısas esasına göre yapılmıştı. Hammurabi kanunlarına göre insanlar, üstün insan, sıradan insan ve köle olmak üzere üçe ayrılıyorlardı.

Çok tanrılı dinlere inanmışlardır.



ASURLAR

Mezopotamya medeniyetlerindendir.

M.Ö. 2000’lerde Anadolu ticaret kolonileri kurarak ticareti geliştirmişlerdir.

Kaya oymacılığında ilerlemişlerdir.

Hammurabi Kanunları’ndan daha sert ceza kanunları hazırlamışlardır.

M.Ö. VII. yüzyılda Medler ve Babilliler tarafından ortadan kaldırıldı.

Karum denilen pazar yeri kolonileri kurmuşlardır. En büyük Karum, Kayseri-Kültepe’deki Kaniş’tir.

Sürekli ve düzenli ordular bulundurdular.

Çok tanrılı dinlere inanmışlardır.

Asurlar, Sümerlerin çivi yazısını Anadolu’ya taşıyarak, Anadolu’da tarihi çağları başlattılar.



SAKALAR(İSKİTLER)


Orta Asya’da, Altay Dağlarının doğusunda göçebe olarak yaşayan Sakalar, M.Ö. VII. yüzyılda batıya göç edip Hazar Denizi’nin kuzey kıyıları ve Tuna boylarına kadar yerleşmişlerdir.

İranlıların Saka dediği bu kavime Yunanlılar İskit, Asurlular ise Aşguza demişlerdir.

Sakalar, Mısırlılar, Kimmerler, Urartular, Asurlular ve Medlerle mücadele etmişlerdir.

M.S. II. yüzyılda Rusya’nın güneyini hâkimiyeti altına alan İskitler bölge için İranlılarla mücadele etmişlerdir.

İskitlerde Şamanizm inancı yaygındır. Yunanlılarla ticaret yapmaları nedeniyle Yunan tanrılarını da tanrı olarak kabul etmişlerdir.

Etnik yapısı karışık olan İskitlerde yönetici tabaka Türktür. Göçebe bir topluluktur. Atlı ve savaşçı özellikleri sayesinde bölgelerinde adlarından söz ettirmişlerdir.

Âdet ve töreleri diğer Türk âdet ve töreleri ile aynıdır. Özellikle Hunların etkileri görülür. Kullandıkları silahları, kemer ve tokalar, at koşumları, vazo, kazan ve diğer süs eşyalarında bunu görmek mümkündür.

Tarihçi Herodot’un bahsettiği “Amazon Kadınları” İskit kadınlarıdır. İranlılarla yapılan uzun savaşlar sonunda erkeklerinin ölmesi nedeniyle İranlılarla savaşmışlardır.



MISIR UYGARLIĞI


Nil Nehri deltasında, M.Ö. 3000 yıllarında başlayıp M.Ö. 333 yılında Makedonyalı İskender’in istilasına kadar yaşamış bir uygarlıktır.

Mısır’ın etrafı çöl ve denizlerle çevrili olduğu için diğer uygarlıklardan çok az etkilenmişlerdir. Mısır önceleri nom(nomos) denilen küçük şehir devletlerinden meydana geliyordu. Ülkedeki siyasi birlik M.Ö. 3000’lerde kral Menes tarafından sağlanmıştır.

Coğrafi konumu gereği çevre uygarlıklardan etkilenmeyen Mısırlıların yüksek bir uygarlık oluşturabilmeleri iki önemli nedene dayanmaktadır.

1.Nil Irmağı, 2.Dinsel inanış

Devletin sınırları Anadolu’dan Sudan’a kadar uzanmıştır. M.Ö. 1280 yılında Hititlerle yaptıkları 16 yıllık savaşı sona erdiren Kadeş Antlaşması, tarihin bilinen ilk yazılı antlaşmasıdır.

Devlet, firavun denilen tanrı-krallar tarafından idare edilirdi. Bu yöneticilerin yetkileri sınırsızdı.

Mısır'daki TANRI KRAL anlayışı, Mezopotamya'da ise RAHİP KRAL anlayışının egemen oluşu hem Mısır hem de Mezopotamya'da LAİK olmayan yönetim anlayışını yansıtmaktadır.

Mısırda çok tanrılı bir dini inanış vardı. Tanrılar tabiat ile ilgiliydi (gök, su, toprak, insan vs.)
En önemli tanrıları güneşi simgeleyen Amon-ra, Nil ve iyilik tanrısı Öziris (ölüler tanrısı), analık ve bereket tanrısı İsis, kuraklık ve kötülük tanrısı Set, (vs).

Mısırlılar öldükten sonra dirilmeye inandıkları için ölülerini mumyalamışlar, eşyaları ile anıt mezarlara gömmüşlerdir. Firavun mezarlarına “Piramit”, çok daha küçük olan halk mezarlarına da “mastaba” denirdi.

Bugün kullandığımız Miladi Takvim ilk kez Mısırlılar tarafından icat edilmiştir. (Güneş Takvimi). Nil nehrinin taşma zamanlarını önceden hesaplayabilmek için güneş yılı esasına dayalı (365 gün, 12 ay ve 3 mevsime göre) takvim düzenlenmiştir.

Ekonomi, tarım, ticaret ve mimarinin gelişmesine rağmen, tanrı-kral anlayışı nedeniyle hukuk gelişmemiştir.

Mumya sanatı, tıp, eczacılık, geometri bilimleri gelişmiş, “Pi sayısı” bulunmuştur.

En büyük mimari eserleri Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleri ile Amon tapınaklarıdır.

Mısır piramitleri köle çalıştırılarak inşa edilmiştir.

Mısırlılar 24 harflik hiyeroglif olarak bilinen bir yazı türü kullanmışlardır. Yazılarını papirüs adı verilen bitki liflerine yazmışlardır.

Mısır halkı memurlar, kâtipler, rahipler, askerler, şehirliler, köylüler ve köleler olarak sınıflara ayrılırdı.



İRAN UYGARLIĞI

İran’da ilk medeniyet eserleri, M.Ö. 3000’lerde görülmüştür. Arya kavimlerinden Medler, M.Ö. 550’li yıllara kadar İran’a hakim oldular. Bu tarihlerden başlayarak İran’a Medleri yıkan Persler hakim oldu. Pers Uygarlığı’na ise M.Ö. 330’LARDA Makedonyalı İskender son verdi.

Persler Hindistan’dan Tuna’ya, Karadeniz’den Kızıldeniz’e kadar olan geniş bir sahaya hakim olmuşlardır.

Bilinen ilk posta teşkilatını kurdular.

Ege’den İran’a uzanan ve “Kral Yolu” adını alan ticaret yolunu aktif hale getirdiler.

Mimaride Mezopotamya, Mısır ve Anadolu Uygarlıkları’ndan etkilenerek, kendilerine ait bir tarz geliştirdiler.

Pers Devleti krallıkla yönetildi.

Kral, ülkeler kralı ya da krallar kralı (Şehin Şah) diye anılırdı.

Kralın yanında söz sahibi olan bir danışma kurulu vardı.

Devlet, satraplıklara (eyaletlere) ayrılmış ve satraplıklar, merkezden atanan valiler tarafından yönetilmekteydi. Bu uygulama devletin merkezi otoritesini güçlendirmiştir.

İranlılar, Zerdüşt dinine inanırlardı.

Persler Ön Asya’da çivi yazısını kullanan son uygarlıktır.



HİNT UYGARLIĞI

Hindistan kıta yarımadası birçok nehir ve dağ silsilesi ile birbirinden ayrılması ve tarih boyunca pek çok istilacı kavimlerin yerleştiği bir bölge olması nedeniyle birbirinden bağımsız pek çok kültürün oluşmasına neden olmuştur. Bu yüzden sürekli ve güçlü bir Hint devleti kurulamamıştır.

Hindistan’a yerleşen ari kavimler özlerini yitirmemek için ‘Kast’ sistemini meydana getirmişlerdir. Kast sistemi, zaten aralarında din, dil, ırk bağı olmayan Hint halkı arasında kapanmaz uçurumlar meydana getirmiştir.



Kast Sistemi

Babadan oğula geçen bir meslek gruplaşmasıdır. Bu sistemde herkes babasının mesleğini devam ettirmek zorundadır. Daha aşağı kastlarla akrabalık kurulamaz ve evlenilemez.

Kastlar dört gruba ayrılır,

1.Din adamları (Brahmanlar)

2.Soylular ve askerler (Kşatriyalar)

3.Tüccar, çiftçi ve zanaatkârlar (Vaysiyalar)

4. İşçiler (Sudralar)

Kast dışı kabul edilen kölelere Paryalar denilmiştir.



Hindistan’da eski inançlar “Veda” denen kitaplarda toplanmıştır. Brahmanizm, Budizm, Taoizm vb. dinler yaygındır. Kast Sistemi Gaznelilerin Hindistan’ı fethetmesi ile son bulmuştur.

Din olarak Veda, Brahmanizm, Hinduizm, Budizm, Hristiyanlık ve Müslümanlık yaygındır.

Hint kültürü (su=Akua) merkezlidir.



ÇİN UYGARLIĞI

Çin dünyanın en uzun tarihine sahip devletlerindendir. Çin’de ilk uygarlık Çov(Chou) hanedanı tarafından kurulmuştur. M.Ö. 2000 Çin’de birlik sağlanmıştır.

Temelinde Türk, Moğol, Tunguz ve Tibetlilerin etkisi vardır.

Araba, tunç ve çömlek yapımını Türklerden öğrenmişler, Türk askerlik sisteminden etkilenmişlerdir.

Maden az olduğu için porselen sanatı oldukça ilerlemiştir.

İpek ve ipekböcekçiliği alanında ilerlemişlerdir.

M.Ö. XIV. Yüzyılda yazıyı kullanmaya başlamışlardır.

M.Ö. XI. Yüzyılda mürekkebi bulmuşlar ve yazılarını ipek üzerine yazmışlardır. M.Ö. 105 yılında kâğıdı icat eden Çinliler, M.S. 650 yılında ise tahta baskı kalıpları ile ilk matbaayı kurmuşlardır.

Barut ve pusula Çinliler tarafından icat edilmiştir.

Tao, Lao-çe, Konfüçyüs ve Budizm en yaygın dinlerdir.

Halk soylular ve köylüler olmak üzere ikiye ayrılır.

Budizm tapınakları ve Çin Seddi, Çin’e ait dünyaca ünlü eserlerdir.

Asya kıtasının Paleolitik Döneme ait en eski insan fosilleri Çin’de bulunmuştur.

Neolitik devirde tarıma dayalı bir kültür oluşmuştur.(M.Ö. 4000)



DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI

FENİKELİLER


M.Ö. 1000’li yıllarda Lübnan dağları ile Akdeniz sahilleri arasında yaşadılar. Bu coğrafyanın tarıma uygun olmaması nedeniyle ticarete yöneldiler.

Şehir devletçikleri şeklinde yaşamış ve krallıklarla idare edilmişlerdir. Özellikle Afrika’nın batı sahillerine kurdukları koloniler ile Akdeniz ticaretine hakim olmuşlar, ticaret sayesinde Doğu ve Ön Asya uygarlıklarının kültürlerini Akdeniz Havzası’na taşımışlardır.

Tarihe en önemli katkıları, Mısır’dan aldıkları hiyeroglifi geliştirerek, günümüz Latin Harfleri’nin temelini oluşturan ilk alfabeyi bulmalarıdır (22 harfli).

Yalnız ticarete ağırlık veren Fenikeliler, askerliğe önem vermediler. Ticarette, İon ve Yunanlıları bir süre sonra karşılarında rakip olarak gördüler. Zamanla bu iki uygarlık karşısında tarih sahnesinden çekildiler.

İon ve Yunanlıların gittikleri yerleri vatan saymaları, Fenikelilerin ise kâr (ticaret) anlayışı ile hareket etmeleri denizcilikte kalıcılığı belirleyen en önemli etken olmuştur.

Fenikeliler cam ve fildişi sanatında oldukça ileri gitmişlerdir.

M.Ö. 1200 yıllarında tarih sahnesinden çekildiler.

En önemli koloni şehri Afrika’da Kartaca’dır.

Çok tanrılı dine inanmışlardır.



İBRANİLER

M.Ö. 1500’lerde Sina Yarımadası ve Fırat Irmağı arasına yerleşen İbraniler, Sami ırkındandır. M.Ö. XIII. Yüzyıllarda Hz.Musa’nın dinini kabul ettiler. Bu İbranilere ‘Museviler’ denmiştir. En güçlü dönemlerini Hz. Davut Dönemi’nde (tahminen M.Ö. 1024-974) yaşadılar. İbraniler, M.Ö. 587 devletsiz kaldılar. Daha sonra da Romalıların bölgeyi ele geçirmesiyle bu topraklardan uzaklaştılar. 1948 yılında İsrail Devleti’ni kurarak 2000 yıllık devletsizliklerine son verdiler.

Tarihin ilk tek tanrılı dini (Semavi Dini) Museviliği benimsediler.

En önemli eserleri Süleyman Mabedi’dir.

Yahudiler, Museviliği milliyetçilik anlayışı içinde İsrailoğullarına ait bir din, Allah’ı da Yehova anlayışı içinde kabul ettikleri için dinlerini başka toplumlara yayma ihtiyacı duymamışlardır.



ANADOLU UYGARLIKLARI

Anadolu toprakları, Asya-Avrupa arasındaki jeopolitik konumu, elverişli iklimi, tarım ve hayvancılık olanaklarının çok olması ve ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle çok sayıda uygarlığa beşiklik etmiştir. En önemli merkezleri Truva(Troy) Alişar, Çatalhöyük ve Alacahöyük’tür.

Hellenistik dönemden itibaren Anadolu, “Anatolia” (Güneşin doğduğu yer) ve Küçük Asya adlarını taşımaktadır. Bugün Türkiye adıyla özdeşleşmiştir.

Mezopotamya ve Mısır kültürünün, Anadolu Yarımadası’na taşınmasıyla, Anadolu Uygarlığı oluşmuştur.



HATTİLER

M.Ö. 3.binli yıllarda Anadolu medeniyetini Hattiler kurmuştur. Boğazköy arşivinde yalnızca Hattice veya Hattiçe ve Hititçe olmak üzere çift dille yazılmış metinler vardır.

Hattilerin dilleri Anadolu’nun yerli halkının dilidir.

Hattiler zamanla Hititler arasında erimişlerdir.

Çok tanrılı dine inanmışlardır. Yani politeist bir dindir. Ana tanrıça Annus’tur.

Hatti kültürü ile ilgili bilgiler Konya-Karahöyük, Kayseri-Kültepe, Acemhöyük ve Horoztepe kazılarında bulunmuştur.

Hattilerde de her şehrin bir tanrısı vardır.

Hitit metinlerinde Arinna güneş tanrısının Hatti ülkesini yönettiğinden bahsedilir.

Hattiler anaerkil bir aile yapısına sahiptir.

Hattiler savaşçı bir topluluktur.



HİTİTLER

Mezopotamya ve Mısır kültürünü sentezleyerek Anadolu uygarlığını meydana getirmişlerdir.

Anadolu’ya nereden geldikleri kesin bilinmemekle birlikte Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gelip Hattiler ile birleşerek Hitit Uygarlığını kurdukları tahmin edilmektedir.(M.Ö. 2000)

Kızılırmak yayında Hattuşaş (Boğazköy-Çorum) başkent olmak üzere devletlerini kurmuşlardır. (M.Ö. 1800)

Devletin bilinen ilk kralı I.Hattuşil’dir(Labarna).

Mısırlılar ile M.Ö. 1296’da başlayan Kadeş Savaşı M.Ö. 1280’de sona erdi.

Hitit Kralı III.Hattuşili ile Mısır Firavunu II.Ramses arasında tarihin bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalandı. Anlaşma metninde, Hitit Kraliçesi Puda Hepa’nın da mührü vardır.

Hitit şehirleri başlangıçta feodal sisteme göre prensler tarafından yönetilirdi. Bu prensler verilen toprak karşılığında savaş zamanlarında merkezi orduya askeri kuvvet gönderirlerdi. Daha sonraları prenslerin yerine valiler atanarak merkeziyetçilik sağlanmıştır.

Halk, köylüler, sanatçılar, tüccarlar ve köleler olarak sınıflara ayrılırdı. Kölelerin mülkiyet hakkı vardı ve başlık parası vererek özgür kadınlarla evlenebilirdi.

Hititlerde aile hukuku gelişmiştir. Hititlerin en önemli özelliği, “İnsan Haklarına” önem vermeleridir. Özgür kadınla evlenebilirlerdi. Köleler yarım insan sayıldığı için, yasalarda yarı yarıya uygulanıyordu.
Medeni hukuk ve ceza hukuku gelişmiştir. Ceza yasası yumuşak olup, fidye esasına dayalı idi.
Ölüm cezası daha çok krala ve devlete karşı işlenen suçlar için uygulanırdı.

Tarihin ilk medeni kanunu, Hititler tarafından yapılmıştır.

Hititler çok tanrılı dinlere inanırlardı.

Sümerlerin Gılgamış Destanı, Hititçe’ye çevrilmiştir. Hititler çivi yazısını ve hiyeroglif yazısını kullanmışlardır. Yazıyı Asurlulardan öğrenmişlerdir.

Mimarlık ve heykelcilikte oldukça gelişmiş Hitit sanatından günümüze kalan en önemli eser Alacahöyük’teki Sfenksli kapıdır. Ayrıca güneş kursları ünlüdür. Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları önemli eserlerindendir.

Devlet kral(Tabarna), kraliçe(Tavananna) ve ihtiyarlar meclisi(Pankuş) tarafından idare edilirdi.

  • Tarihin ilk objektif tarih yazıcılığı olarak kabul edilen Anallar, Hititler tarafından yazılmıştır. Hitit krallarının, zaferleri ile birlikte yenilgilerini de yazdırmaları, "tarafsız (objektif) tarihçilik mesleğine önem verdikleri" yargısını doğrular.
Atlı savaş arabaları Hititlerin icadıdır.

Ege göçleri sonucu Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla 1200’lü yıllarda Geç Hitit şehir devletleri dönemi başlamıştır. Hitit kültürünün bir devamı olan bu şehir devletleri M.Ö. 700 yılında Asur hâkimiyetine girdi. Karadeniz’den gelen Gaşka ve İran’daki Perslerin etkisiyle tarih sahnesinden silindiler.



FRİGYALILAR

Hititlerin yıkılmasından sonra Orta Anadolu’da ve Batı Anadolu’da merkezleri Gordion olmak üzere kurulmuştur.

Kendilerine ait bir alfabeleri vardır.

Ticaret yolları üzerinde olmalarına rağmen tarımla uğraşmışlar ve tarımı korumak için ağır cezalar koymuşlardır. (Saban kırmak ve öküz öldürmek idamla cezalandırılırdı.)

Kuyumculuk ve kaya oymacılığında ilerlemişlerdir.

Devletin ilk kralı Gordios’tur.

Devlet, kral Midas döneminde (M.Ö. 676) Kırım’dan gelen Kimmerler tarafından yıkılmıştır.

Frigler “Kybele” (Büyük ana tanrıça) kültürüne inanırlardı. En büyük tapınakları Passinusta idi. (Balahisarı)

Bugüne kadar en önemli eserleri 17 metre yüksekliğindeki Midas Mezar’ıdır.

Kendilerine ait bir dilleri vardı. Fenike alfabesini kullanmışlardır. Frig dil ve alfabesi henüz çözülmemiştir.

Friglerin dokuduğu ve Tapates adını taşıyan halı ve kilimler önemlidir.

Megaron tipi ev mimarisi yaygındır.(Bir giriş holü ve bunu izleyen büyük salondan oluşan ev tipi)

Tümülüs tipi mezarlar yapmışlardır.

Yaya askerlerden oluşan ordular kurmuşlardır.



LİDYALILAR


Kral Giges tarafından M.Ö. 687’de kurulmuştur.

Gediz ve Küçük Menderes nehirleri arasında bulunan Sard merkezli kurulmuşlardır.

Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan ve “Kral Yolu” olarak bilinen ticaret yolunu yapmışlardır.

En önemli buluşları paradır. Böylece ticarette takasa son vermişlerdir.

Sürekli ordu yerine paralı ordu bulundurmaları erken yıkılmalarına neden olmuştur.

Gediz ve Menderes nehirleri arasında kalan bölgeye Lidya denir. Friglerin yıkılmasından sonra, Frig egemenliğinden kurtulur.

M.Ö. 546 yılında, Sard şehrini ele geçiren Pers kralı Keyhüsrev, Lidyalıların siyasi varlığına son verdi.

Ana geçim kaynağı ticarettir. Tüccarların mallarını korumak için devlet güvencesi verildi. Böylece tarihte ilk kez sigortacılığı başlattılar.

Dünyanın bilinen ilk serbest pazarı Sard şehridir. Küçük dükkân ve halka açık gazinoların ilk kurucularıdır.

Çok tanrılı dine inanmışlardır. (Kybele, Kuvana, Artemis, Artimu vb.)

Fenike alfabesini kullanmışlardır (26 harfli). Lidce henüz tam olarak çözülememiştir.

Tümülüs tipi taş-mermer işlemeli mezarlar yapmışlardır.

Altın işlemeciliği gelişmiş düzeydedir.



İYONLAR(İON)

Dor istilası sonucu Yunanistan’dan kaçan Akalar tarafından kurulmuştur. Egemenlik alanları Milet, Efes, Bergama, Foça ve İzmir yöresidir.

Akdeniz ve Karadeniz’de ticaret kolonileri kurmuşlar, Fenikelilerden etkilenmişlerdir.

İyonyalılar kolonilerini kendilerine yurt edinmişler ve orayı vatan olarak görmüşlerdir.

Ticaret yolları üzerinde bulundukları için kültür alanında gelişmişlerdir. Matematikte; Tales, Pisagor, Felsefede; Diyojen, Tıpta; Hipokrat, tarihte; Heredot gibi bilim adamları bu dönemde yetişmiştir.

Pisagor ilk kez dünyanın yuvarlak olduğunu ileri sürmüş, matematik ve geometriye bilimsellik kazandırmıştır.



Not: İyonya’da bilimin gelişmesinde;

Denizcilikle uğraşan İyon şehirlerinin zenginleşmesi

Uygarlıkların kesişme noktasında olması

Bilimle uğraşanların zenginler tarafından desteklenmesi

Ön Asya’dan gelen ticaret yollarının bitiş noktasında bulunması

Düşünce özgürlüğünün gelişmesi etkili olmuştur.



Her birisi bağımsız bir devlet olan İyon şehirleri önceleri krallıktı. M.Ö. 800’lü yıllardan itibaren asillerin kurduğu oligarşik hükümetler son olarak da demokratik hükümetler şeklinde devam etmiştir.

Karadeniz’de kendilerine bağlı koloni şehirleri olan Sinop, Samsun ve Trabzon’u kurmuşlardır.

Fenike alfabesini kullanmışlardır. En önemli edebiyatçıları İzmirli Homeros’tur. En önemli eseri İlyada ve Odyseia’dır.

Mimaride İyon nizamı adı verilen yapı tarzını oluşturdular. Dünyanın yedi harikası arasında gösterilen Efes Artemis Tapınağı’nı inşa ettiler.

Şehir devletleri halinde yaşayan İyonlar, Persler tarafından yıkılmışlardır.



URARTULAR

Başkentleri Van yakınlarındaki Tuşpa’dır. Tarım, maden işlemeciliği, kabartma, kaya oymacılığı, resimli eşya yapımı ve mimaride ilerlemişlerdir.

Hurriler tarafından kurulan devletin kurucusu I.Sardur’dur.

Urartular, Medler ve İskitler tarafından yıkılmıştır.

Krallıkla yönetilen Urartularda ülke eyaletlere ayrılmıştı. Eyaletlere En-nam denilen valiler yönetiliyordu.

  • Çok tanrılı dine inanmışlardır. Ahiret inançları güçlüdür. Urartularda, mezarların ev biçiminde yapılması ve ölüye ait bazı eşyaların mezarlara konması, hayatın ölümden sonra da devam edeceği inancının mimari ve sanat anlayışı üzerinde etkili olduğunu kanıtlar.
Yazı olarak Asurlulardan aldıkları çivi yazısını ve az da olsa resim yazısını kullanmışlardır. Dilleri Türkçe’yi andırır.

Eski Ön Asya’nın gerçek maden ustalarıdır.

Kaya oymacılığı sanatında ilerlediler. Su mimarisi gelişmiştir.(Suni göller, su kanalları açmışlardır.= Van’a 80 km. uzaklıktan kanallarla su getirmişlerdir.) Urartulardan günümüze Van kalesi, Çavuştepe, Erzincan’da ise Altıntepe harabeleri kalmıştır.



EGE UYGARLIKLARI

Bugünkü Ege ve Batı Anadolu Bölgesi, Mora Yarımadası Yunanistan ve Girit çevresinde kurulmuş uygarlıklardır. Ege Uygarlıkları’nın ilk aşamasını Girit Uygarlığı oluşturur. Daha sonra Miken ve Yunan Uygarlıkları doğmuştur.



GİRİT UYGARLIĞI



M.Ö. 3000-1200 yılları arasında, Girit’te kurulmuştur. Ege’de bilinen en eski uygarlıktır.

Gemicilik ve ticarette ilerledikleri için Mısır, Kıbrıs ve Suriye ile ticari ilişkilerini geliştirdiler.

Ön Asya ve Mısır Uygarlığından etkilenmişlerdir.

Akalar tarafından yıkılmıştır.

En önemli mimari eserleri Knossos Sarayı’dır.



MİKEN UYGARLIĞI(AKALAR)

M.Ö. 2000’li yıllarda Girit Uygarlığı’na son veren Akalar tarafından kurulmuştur.

Siyasi tarihlerini ilgilendiren en önemli olay Truva Savaşları’dır.

En önemli mimari eserleri Kuyu Mezarları’dır.

Dorlar tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Uygarlık tarihinin en önemli olayı, Homeros ‘un İlyada adlı destanına konu olan Truva Savaşlarıdır. Savaşın temel nedeni deniz yolu ticaretinde üstünlük sağlama çabasıdır. Truva savaşları kral Agamemnon zamanında yapılmıştır.

Çok tanrılı dine inanmışlar ve krallıkla yönetilmişlerdir.

En önemli merkezleri Miken ve Trins’tir.



YUNAN UYGARLIĞI

M.Ö. 1200’lü yıllarda Yunanistan’a göçen Dorlar tarafından kurulmuştur. Önceleri krallık ile yönetilirken sonraları demokrasi ve tiranlık yönetimleriyle idare edilmişlerdir. Krallık döneminde başlayan halk sınıflaşması sınıflar arası çekişmeyi de beraberinde getirmiştir.

İlk defa Drakon tarafından kanunlar yapıldı. Soyluları koruyan ve alt tabakaya ağır cezalar getiren bu kanunlar uzun süre uygulanamadan yenilendi. Solon tarafından yapılan kanunlar biraz daha ılımlıdır. Köylü borçlarını affeden Solon, borçlarından dolayı köleliğe düşenleri kurtaran yasalar çıkardı. Dörtyüzler ve Halk Meclisi adında iki meclis kurdu. Klestenes Dönemi’nde Halk Meclisi’nin yanında soylulara ait Beşyüzler Meclisi kuruldu.

Deniz ticareti ve koloniciliği ile uğraştılar. Akdeniz ve Karadeniz’de ticaret koloniler kurdular.

Yunan şehir devletleri siyasi birliği tam olarak sağlayamadılar. Perslerin Yunanistan’a saldırıları karşısında birleşerek Persleri yenilgiye uğrattılar. Perslerin yenilmesi üzerine Atina ve Sparta liderliğinde (Pelaponnesos Savaşları) iç savaş yapıldı. Savaşı Sparta kazandı.

Yunanlılar; Atina ile Isparta arasındaki savaşlar nedeniyle zayıf düştüklerinden, M.Ö. 337’de Makedonyalı İskender’in egemenliğine girdiler.

Çok tanrılı dine inanmışlar, Dini inanışlarının kaynağı Anadolu, Mezopotamya ve Girit’tir. tanrıları ölümsüz insanlar şeklinde düşünmüşlerdir. Tanrılar evlenirler, savaşırlar, yerler ve içerlerdi. Yunan mitolojisi bu konuları işler. Tanrılar, Olimpus’da, tanrı Zeus’un çevresinde toplanmışlardır.

Tarihte bilinen ilk demokrasi örneklerini vermişlerdir.

Tanrıları adına dört yılda bir olimpiyat oyunları düzenlemişlerdir. Bu etkinlikler, Yunan şehir devletleri arasında kültürel birlikteliğe yol açtı.

Tarıma elverişli toprakların azlığından halk geçimini zeytin, balıkçılık, hayvancılık ve ticaret ile sağlıyordu.

Ticaretin gelişmesi ile Fenikelilere yakınlık duymuşlar. Fenike Alfabesini kullanmışlardır.



İSKENDER ve HELLENİZM UYGARLIĞI

M.Ö. 337’de tahta geçen İskender, Yunanistan’dan başlayarak Anadolu, İran, Irak, Suriye, Mısır ve Pers topraklarını yaptığı seferle kendine bağlayarak büyük bir imparatorluk kurdu. Doğu ve batı kültürünü kaynaştırmaya çalıştı. Yunan kültürü ile doğu kültürünün birleştiği bu 300 yıllık döneme Hellenizm Dönemi denir. İskender’in genç yaşta ölmesi ile devlet parçalanmıştır (M.Ö. 330).

Makedonya’da Antigonit Krallığı,

Türkiye’den Hindistan’a kadar uzanan topraklarda Selevkos Krallığı,

Mısır’da Ptollemeler Krallığı kuruldu.

İskender’den sonra Hellenistik kültür, Anadolu’da 300 yıl daha yaşamıştır. Bu dönemin en önemli merkezi Bergama’dır. Bergamalılar, kendi adını taşıyan parşömen kağıdını icat ettiler. Asklepion Sağlık Merkezi ve zengin bir kütüphanesi vardır.

En önemli mimari eser olan İskenderiye Feneri bu dönemde yapılmıştır. Ayrıca Zeus Heykeli de en önemli eserlerdendir.

Pozitif bilimlere yani tarih, felsefe, matematik, astronomi ve coğrafyaya önem verilmiştir.

Hellenistik Kültür; Büyük İskender’in yeni ülkeler ele geçirmesiyle Hindistan’a kadar uzanan Yunan kültürünün Doğu kültürü ile sentezinden ortaya çıkmıştır.



ROMA UYGARLIĞI

Roma Uygarlığı bugünkü İtalya’da Etrüksler tarafından kurulmuştur. Uygarlığı oluşturan kavimler, Latinler’dir. Romalılar kurdukları çok güçlü ve düzenli ordulara dayanarak kısa zamanda hızlı bir gelişme sağladılar. Kuzeyde Bitinya’dan güneyde bugünkü Somali, doğuda Hazar’dan, batıda Portekiz’e kadar olan bölgeler İmparatorluğun egemenliğine alınmıştır.

Roma siyasi tarihi sırayla krallık, cumhuriyet ve imparatorluk dönemlerine ayrılır.

Roma’da kölecilik yaygındı ve halk sınıflara ayrılmış olup en üst sınıf Patriciler’di. Bunlar Roma’nın yönetici zümresidir. Plebler ise orta sınıfı oluştururdu. Cumhuriyet Dönemi’nde Patrici-Plep mücadelesi önemli bir iç sorun haline gelmiştir.

Kralın yanında ona işlerinde yardımcı olan bir Senato vardı. Cumhuriyet devrinde aynı görevi Konsüller üstlenmiştir. Konsüller her yıl Senato tarafından seçilirdi.

Roma ile Kartacalılar arasında Batı Akdeniz egemenliği için 100 yıldan fazla süren Pön Savaşları Roma’nın galibiyeti ile bitmiştir. Kartaca Roma’nın siyasi egemenliği altına girmiştir.

Bu yüzyılda Roma egemenliğindeki Filistin topraklarındaki Hristiyanlık ortaya çıktı. Önceleri bu dine karşı olan Roma yönetimi, 313 yılında Milano Fermanı ile Hristiyanlığı serbest bıraktı. Augustus döneminde ise Hristiyanlık Roma’nın resmi dini olmuştur.

Kavimler göçü (375)’nden sonra Doğu Roma-Batı Roma olmak üzere ikiye ayrıldı.

395

Batı Roma Doğu Roma

Batı ve güney Avrupa Balkanlar ve Anadolu

Mezhep Katolik Mezhep Ortdoks

Dini lider Papa Dini lider Patrik

476’da yıkıldı. 1453’te yıkıldı.

Bozdoğan Kemeri(İstanbul), Çemberlitaş(İstanbul), Ogüst Mabedi ve Roma Hamamı (Ankara), Aspendos tiyatrosu (Antalya) Romalılardan kalan ünlü eserlerdir.



Özellikleri


Roma’da Pleb-Patrici mücadelesini bitirmek için hazırlanan 12 Levha Kanunları bugünkü Avrupa hukukunun temelini oluşturmuştur.

İlkçağ’ın en büyük köleci devletidir.

Yunan ve Helen Uygarlığı’nı Avrupa’ya yaymıştır.

Latin Alfabesi’ni meydana getirmiş güneş takvimini Jülyen Takvimi olarak yeniden düzenlemişlerdir.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Üst Alt