• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Yağmalar

İSRA

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
1,030
Puanları
113
Konum
Konya
Yağmalar
Kâşgarlı Mahmud’a göre, Türk boylarından biri olan Yağmalara, “Kara Yağma” da
denmektedir. Yağmaların menşei hakkında Gerdîzî bunların başkanına “Yağma
Tuğ” unvanı verilmesinin hikayesini anlatır. Hududü’l-Âlem’e göre, Yağmaların
bulunduğu bölgenin doğusunda Toguzguzlar, güneyinde Kuça nehrine karışan
Huland nehri, batısında Karluk sınırları bulunmaktadır. Burada çok az ziraat yapılmakta,
ama, çok kürk imal edilmektedir. Avcılık yaygındır. Zenginlikleri at ve koyundur.
Halkı sert, kuvvetli, çok silaha sahip ve savaşçıdır. Melikleri Toguzguz evladındandır.
Yağmaların bir çok boyu vardır. Binyediyüz tanınmış boyu olduğu
söylenir. Kâşgar’ın başkanları Karluklardan ve Yağmalardan idi. Artuç, Yağmaların
kalabalık bir köyü iken, halkı yılanlar fazla çoğaldığı için burayı terk etti. Hîrgilî ya
da Hîrmekî, büyük bir köy olup, halkı Artuçlular idi. Burada üç çeşit Türk vardır:
Yağma, Karluk ve Toguzguz. fiu halde Yağmalar, Kâşgar ile onun kuzeyindeki Narin
ırmağı arasında yaşamaktadırlar. Mücmelü’t-Tevârîh ve’l-Kısas’da ise Yağma
padişahına “Buğr(a) Han” dendiği kaydedilmiştir. 753-756 yılları arasında dikildiği
tahmin edilen Uygurlara ait Taryat (Terhin) kitabesinde Yağmalar, bir topluluk
adı olarak yazılmıştır. Kitabede Uygur kaganı Bayan Çor’un komutanı Bilge Kutlug
Tarkan Sengün seferinde Yağma Lumçişi (vergi tahsildarı)’sinden söz edilmektedir.
981-984 yılları arasında Uygur ülkesine bir seyahat yapan Çin elçisi Wang
Yen-Te’nin Seyahatname’sinde kaydedilen boylar arasında Yang-mo (Yağma) da
bulunmaktadır.
Türk Hakanlığı hakan ailesinin menşei ve hakanlığı kuran esas unsurun kim olduğ
u meselesinde Yağmalar, bir çok araştırmacıdan özel bir ilgi görmüştür. Bilhassa,
İslam kaynaklarına dayanarak ortaya atılan Yağma tezi, ana hatları ile şöyledir:
“I- Yağmalara Kara Yağma da denilir. Kara Hanlılardan birçoklarının unvanları
nda kara sıfatı da bir unvan olarak görülür.
II- Yağmaların hükümdarı Buğra Han unvanı taşır. Kara Hanlılardan bir ço-
ğunun da Buğra Han unvanı taşıdığını biliyoruz.
III- Türk toplulukları arasında “han” unvanını taşıyan yalnız Yağmaların hükümdarı
idi. Bu da Yağma hükümdarının Uygur kaganları ailesine mensup
olmalarından ileri geliyor.
IV- Kâşgar, Yağma yurdunda bulunan veya ona komşu bir şehir idi. Kara Hanlı
hükümdarlarının aile mezarlığı da Kâşgar’da bulunuyordu.
V- Yağmalar, Batı Türk ülkesindeki yurtlarına, mensup oldukları Uygur elinden
ayrılarak gelmişlerdir. Onlar bu yeni yurtlarına ne zaman geldiler? Uygur
devletinin 840 yılında yıkılması üzerine Uygurlardan önemli toplulukları
n batıya, Karluklar ülkesine göç ettiklerini biliyoruz. Yağmaların da bu
göçler sırasında Kâşgar bölgesindeki yurtlarına gelmiş olduklarını kabul etmek
yerindedir.
VI- ...Bu mühim başarılara rağmen Karluk Yabgusu kagan unvanı alamadı ve
Karluklar Batı Türkleri ülkesinde kuvvetli bir varlık gösteremediler. Hatta
onların bir devlet kurdukları bile söylenemez ...”
Altı ana başlıkta ele alınan bu Yağma tezi görüşlerinin tenkide açık yönleri
şunlardır:
I- Bu bilgiyi veren Kâşgarlı Mahmud’un kayıtlarına göre “Kara” unvanının sadece
Yağmalara özgü kullanılmadığı görülmektedir. Mesela, sınır bölgesinde oturan
Türk boylarından Uğraklara da “Kara Yığaç” denmektedir. Ele aldığı yirmiiki
Oğuz boyundan biri de “Kara Bölük” tür. Çiğil ve Tuhsîlerin yaşadığı Kuyâs merkezinde
kalelerden birinin adı “Kara Kayâs” idi. Karlukların merkezlerinden Barshân’daki
bir yere “Kara Sengir” deniyordu. Barshân’da bahadır olan herkese “Kara
Beckem” denirdi. Yine Karlukların yaşadıkları bölgelerden Fergâna’da “Kara
Yalga” denilen sarp bir yer vardı. Demek ki, Yağmalara “Kara” da denmiş olması,
onlara özgü bir durum değil, diğer Türk boyları ve coğrafî alanları için de geçerli
olan bir durumdu. fiu halde, Türk hakanlığı ailesinin kullandığı kara unvanı ile
Yağmalar arasında bu çerçevede hiçbir ilişki yoktur.
II- Yağmaların hükümdarına “Buğra Han” dendiğini kaydeden tek kaynak
Mücmelü’t-Tevârîh ve’l-Kısas’dır. Bu eser, 1126 yılında tamamlanmıştır ki, verdiği
bilgi çok geç bir dönemi yansıtmaktadır. Zira, artık, Karluklar ve Çiğiller gibi, Yağ-
maların da yaşadığı Kâşgar bölgesindeki Türk hakanlığı yöneticilerinin Buğra Han
unvanı taşıdıkları ya da burada bu unvanla ilk meşhur olan Harun Buğra Han’ın
çocuklarının burada bulundukları bilinmektedir. Üstelik, Yağmaların 840 yılından
sonra Kâşgar bölgesine geldiği fikri kabul edilirse, bundan bir asır önce, 738’lerde
Fergâna’da Uşrûsene hakimi ve çocuklarının “Kara Buğra” unvanı taşıdıkları görülmektedir.
fiu halde, “Kara” ve “Buğra” unvanının geç dönemde doğudan gelen
Yağmalar ile ilgili değil, Türgiş ve Karluk nüfuz sahasındaki Gök-Türk ve Akhunları
n bakiyeleri olan Batı Türkleri ile ilgilidir. [hunkan11]
III- Bu durumda, Yağmalar “Buğra Han” ya da “Han” unvanı değil, “Yağma
Tuğ” unvanı taşıdılar. Nitekim onlar, sadece Uygurlara tâbi bir boy idiler ve Uygur
kagan sülalesi ile ilişkilerini ortaya koyan bir kaynağa da rastlanmamaktadır.
54 ilk Müslüman Türk Devletleri
Bu tezi savunan
araştırmacıların en önemli
dayanağı Yağma
hükümdarlarının “Buğra
Han” unvanını taşıdıkları,
Kara Hanlılardan bir
çoğunun da aynı unvanı
kullandıkları düşüncesidir.
Yağma tezinin en önemli
dayanağı olan “Buğra Han”
unvanı ile ilgili görüşün
zayıf noktası şudur:
Yağmaların 840 yılından
sonra Kâşgar bölgesine
geldiği fikri kabul edilirse,
bundan bir asır önce,
738’lerde Fergâna’da
Uşrûsene hakimi ve
çocuklarının “Kara Buğra”
unvanı taşıdıkları
görülmektedir. fiu halde,
“Kara” ve “Buğra”
unvanının geç dönemde
doğudan gelen Yağmalar ile
ilgili değil, Türgiş ve Karluk
nüfuz sahasındaki Gök-Türk
ve Akhunların bakiyeleri olan
Batı Türkleri ile ilgilidir.
IV- Hudûdü’l-Âlem’de Kâşgar’ın eskiden yöneticilerinin Karluk veya Yağma oldukları
söylenmektedir. Bir başka kaynak Gerdîzî, bu ikisine Tibetlileri de dahil etmektedir.
Kâşgarlı Mahmud ise Kâşgar’ın bir takım köylerinde Çiğillerin yerleşik
olduğu, hatta bir köyün de Kıpçak adını taşıdığı belirtilir. Kâşgar yakınlarındaki Artuç’da
Yağmaların bulunduğu, ancak, onların burayı terk etmek zorunda kaldıkları
Hududü’l-Âlem’de kayıtlıdır. Gerek Kâşgarlı Mahmud’un gerekse islam coğrafyacı
larının verdiği bilgilere göre, her ne kadar Türk boylarının belirli bölgelerle sı-
nırlı sahaları var ise de bazı yerlerde iç içe yaşadıkları da bilinmektedir. Mesela,
Türk ilinin Ceyhun’u denilen ilâ deresi halkını Yağma, Tuhsî ve Çiğiller oluşturuyordu.
Yine, Karluk, Tuhsî, Çiğil ve hatta Oğuzların bulunduğu Tarâz taraşarında
bir köyün adı Yağma idi. Bu çerçevede, Afrâsyâb’ın havası iyi olduğu için oturdu-
ğu ve bu nedenle Ordu Kend denilen Kâşgar’da Yağmaların halkın çoğunluğunu
oluşturduğuna işaret eden bir kaynak bulunmadığı gibi, 920’lerden itibaren mutasavvı
f Ebû Nasr Sâmânî dolayısı ile manevî bir merkez konumunda olan Artuç’daki
Yağmaların da burayı terk ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Kâşgarlı Mahmud, (ata
mezarının bulunduğu) Artuç hakkında hiçbir bilgi vermez. Sadece, bu adı taşıyan
iki köyün bulunduğuna işaret eder. Kâşgar’daki hakanlık mezarlığı, bilhassa Mâverâünnehr’in
fethinden sonra anlamını yitirmiştir. Zira, artık hanedan mensupları
kendi bölgelerinde yaptırdıkları rıbat, medrese, türbe v.s. imaretlerde defnedilmekteydiler.
Diğer taraftan manevî merkez Artuç da bu tarihlerde önemini kaybederek,
yeni manevî merkez Buhârâ’ya kaymış olmalıdır. Nitekim, hanedanın bağlı
olduğu Nemedpuş Sâmânî gibi, mutasavvıf Sâmânî ailesi üyeleri de Buhârâ’ya defnedilmeye
başlanmıştır.
V- 840 yılında Uygur Kaganlığı’nın yıkılması ile batıya yapılan göçler ve bu göçlerin
batıdaki Türk boyları arasında etkileri söz konusudur. Ancak, bu göç hareketleri
sonucunda, muhacirlerin Karluk sahasında yeni bir devlet kurduğuna dair bir
ip ucuna rastlanmamaktadır. Zira, Seyhun boyunda 840 yılında Bilge Kadır Han’ın
Sâmânîlerle olan ilişkisi tespit edilmektedir ki, bu tarihte doğu taraşarından Yağ-
maların batı hudutlarına kadar gelerek, Karluk boylarını itaat altına almaları ve han
unvanını kullanarak Sâmânîlerle ilişkiye girmeleri kronolojik açıdan imkansızdır.
Nitekim, göç hareketlerinin ülkede yarattığı istikrarsızlık, hanedanın ve ülkenin tamamen
islam dairesine girdiği 960 yıllarına kadar devam etti.
VI- Karlukların tarih sahnesine çıkmalarından sonraki siyâsî süreçleri, Çin ve islam
kaynaklarının izin verdiği ölçüde izlenebilmektedir. Halbuki, Yağmalara dair
bilgiler yok denecek kadar azdır. Karluklar, batıda güçlü komşuları Abbasîler ve
onlara tâbi Sâmânîlere, doğuda ise Uygurlara karşı başarı ile mücadele ettiler. Bu
sırada bazı yenilgiler de aldılar, ancak, her defasında yeniden toparlanabildiler.
Hatta, islam kaynaklarının kayıtlarına göre, onların siyasî sahnede oynadıkları askerî
rolleri hakanlığın kuruluşundan yıkılış devirlerine kadar sürdü. Bilhassa, Mâverâünnehr’in
fethinden sonra, bir kısım Karluk, Çiğil, Ezgiş boyları bu yeni sahalara
göç ederek, batıda Ceyhun boylarından doğuda Emil boylarına kadar geniş bir
sahada önemli siyâsî olaylara karıştılar. Ancak, vakayinamelerde Yağmalardan hiç
söz edilmemesine bakılırsa, sönük bir hayat yaşadılar ve yerlerini muhafaza edebildiler.
Zira, Doğu Türk Hakanlığı’na son veren Kara Hıtây Gür Han’ın Selçuklu
vakayinamelerinde Hıtây, Hoten ve Yağma hanı diye tavsif edilmesi, Avfî’nin kaydettiğ
i şiirlerde Yağmaların doğuda, Türkistan taraşarında olduklarına işaret edilmesi,
bunu doğrulamaktadır. Atlı çoban Karlukların aldığı yenilgiler, esasen onları
n gücünden ve güçlü olmasının komşularında yarattığı endişeden kaynaklanmaktadı
r. Bu bakımdan Karlukların yenilgileri onların hakanlığı kurmalarına engel teş-
3. Ünite - Karahanlılar (Türk Hakanlığı): Kuruluş Dönemi 55
kil etmemektedir. Tıpkı, Oğuzların sadece Tuğrul ve Çağrı Beyler’e bağlı boyları-
nın, önce Mâverâünnehr’de, sonra Hârizm’de ve nihayet Horasan’da on yıldan daha
az bir süre içinde peşi sıra en az üç kez katliama maruz kalmalarına rağmen,
Selçuklu imparatorluğunu kurarak, kısa sürede iznik’e kadar dayanmalarına engel
olunamadığı gibi.
Çin kayıtlarını esas alan bazı araştırmacılar, Yağma-Toguzguz-Uygur tek bir köken
faraziyesi temelinde Türk hakanlığı hakan ailesinin menşeinin ve hakanlığı
kuran esas unsurun Uygurlar olduğunu ileri sürmüştür. Bu konudaki temel dayanaklar,
Eski ve Yeni T’ang shu’lardaki Uygurlar Tezkiresi’nde yer alan Uygurların
840’dan sonra batıya göçleri ile ilgili kayıtlardır. Yeni T’ang shu’da yer alan bilgi
şöyledir: “Sengün Külüg Baga Kırgızların yüzbin kişilik süvarisi ile Uygur şehirlerine
saldırarak, Uygur kaganı Kürebir’i öldürdü. Başkenti ateşe verdi. Halkları
kaçtı. Vezir Savcı ile Menglig Tegin (Pan Tegin), onbeş boy ile Karluklar tarafına
kaçtı. Kalanlar Tibetlilere ve An-hsi’ye gelip yerleşti. Dolayısı ile kagan soyundan
13 boy Üke Tegin’i kagan seçti.” Bunun bir başka versiyonu da Eski T’ang shu Uygurlar
Tezkiresi’nde yer almaktadır: “Külüg Baga adında bir yöneticinin Kürebir
ile husumeti olduğundan Kırgızlara gidip, yüzbin süvari ile gelerek Uygur şehirlerine
saldırdı. Kürebir ve Kuşuvu şadı öldürdü. fiehri ateşe verdi. Uygur vezir Savcı,
yeğeni Menglig Tegin (Pan Tegin) ile beş kardeş ve onbeş boy batıya doğru Karluklara
kaçtı. Onlardan bir grup Tibetliler ve bir grup da Kusen (Kuça) tarafına gitti.
Kagan soyundan onüç boy Üke Tegin’i kagan yaptılar ve güneye gelip, Çinlilere
baş eğdiler.” Bu bilgilerin bir benzeri, Halkı idare Etmenin Genel Örnekleri adını
taşıyan bir başka vakayinamede de kaydedilmiştir.
Bu çerçevede oluşan genel görüş, dağılan bir çok Türk boyunu çatısı altında
toplayan Menglig Tegin yani Pan Tegin, islam kaynaklarında yer alan Bilge Kadır
Han ile aynı kişi idi. 866 yılından sonra Pan Tegin’in varisleri merkezlerini Kuça’ya
alarak devletlerini dokuz vezir ile yönetmeye başladılar. IX. asrın sonları ve X. asrı
n başlarında batıya göç eden Uygurların katılması ile Yağmalar güçlendiler ve tâbi
olan Karlukların bölgesine tamamen hakim oldular. Devletin merkez, sağ ve sol
yönetim tarzı gereğince, merkez Kuça’da Uygur kaganı “Arslan Han”, batıda “Buğ-
ra Han” ve güney doğuda Kansu’da daha bağımsız olan Kan-chou Uygur tudunu
bulunmakta idi. Böylece ülkenin sınırı doğuda Sarı Nehir’e, batıda Hindukuş dağ-
larına kadar uzanıyordu. Ancak merkezî yönetim bir süre sonra zayışadı. Merkezden,
önce T’ung-Kuang saltanat devrinin ikinci yılı 924’de Kan-chou Uygur hükümdarı
kendini kagan ilan ederek ayrıldı. Ardından, batıda Yağma boyundan Satuk
Buğra Han da, “Kara Han” unvanı aldı. Sonra, ülkede İslamı yaygınlaştıran oğ-
lu Baytaş Musa, 960 yılında Balasagun’da “Hanlar Hanı” unvanını alarak bağımsız
Karahanlı (Türk Hakanlığı) devletini kurdu.
Çin kayıtlarını esas alan araştırmacıların, ayrıntıda başka kayıtlarla desteklediği
bu tarihî kompozisyonun da tenkide açık yönleri bulunmaktadır: Bilhassa, kronolojik
ve jeopolitik açıdan tezatlar içermektedir. Mesela, en erken 848 yılında Anhsi’de
kagan ilan edilen ve Yağlakar soyundan olduğu tahmin edilen Menglig Tegin
(Pan Tegin)’in, islam kaynaklarına göre 840 yılında Seyhun boyunda Sâmânîlerle
doğrudan ilişkileri tespit edilen Bilge Kadır Han ile aynı kişi ve onun Sâmânîler
ile ilişkileri doğrudan yönetiyor olması, kronolojik ve jeopolitik açıdan mümkün
görünmemektedir. Bundan başka, islam kaynaklarının da doğruladığı batıya
göçen Uygur boyları ile Karluklar arasında Yedisu ve Kâşgar taraşarında cereyan
eden çatışmaların seyri ve sonucu hakkındaki bilgiler, kaynaklarda yok denecek
kadar azdır. fiayet, Menglig Tegin ile Bilge Kadır Han aynı kişi ise, İslam kaynaklarında
Bilge Kadır Han’ın adı geçen çocuklarının, Çin kayıtlarında da geçmesi, ya
da en azından onların An-hsi taraşarında kardeşlerinin olması gerekirdi. Diğer taraftan
Yağma-Toguzguz-Uygur’un tek köken olduğu faraziyesinden hareketle kaynaklarda
bu üç unsura ait farklı ve kısa ayrıntı bilgileri, devletin Yağmalar ya da
daha genel anlamda, Uygurlar tarafından kurulduğuna kanıt olarak getirmek, sorunu
daha karmaşık hale getirmektedir.
 
Üst Alt