• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) Konu Anlatımı

Talebe

Tarih Talebesi
Yönetici
Vezir
Katılım
21 Mart 2009
Mesajlar
2,178
Tepkime puanı
5,202
Puanları
113
Yaş
39

İtibar:

3. ÜNİTE :ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914)


3.1. XVIII-XX. YÜZYIL SİYASİ GELİŞMELERİ (1774-1914)

3-1.png

3-2.png

3-3.png


3.2. OSMANLI TOPRAKLARINI PAYLAŞMA MÜCADELESİ


  • Küçük Kaynarca Antlaşması ile eski gücünü kaybeden Osmanlı Devleti’nin yerini Avrupa’da Rusya ve Avusturya almıştır.
  • Bu iki devlet, Osmanlı Devleti’ne karşı siyasi faaliyetlere girişmiştir. Daha sonra İngiltere ve Fransa da Osmanlıların siyasetine karışmaya başlamıştır. 1870’te siyasi birliğini sağlayan Almanya da Osmanlıların siyasetine karışmaya başlamıştır.


Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi (Grek ve Dakya projesi)


  • Rusya ve Avusturya arasında yapılan anlaşma ile Osmanlı toprakları ele geçirilecek, Osmanlılar Balkanlardan atılacaktı.
  • Rusya; Trakya, Makedonya, Bulgaristan ve Kuzey Yunanistan’ı topraklarına dahil edecek, İstanbul başkentli Grek devleti kurulacak, Bu devletin başına da II.Katerina’nın torunu Konstantin geçecek.
  • II. Catherine’nin (Katerina) genel olarak “Yunan (Grek) Projesi” olarak bilinen emeliyle Osmanlı topraklarının paylaşılması ve eski Bizans’ın canlandırılması amaçlanmıştır.
  • Ayrıca Eflak - Boğdan ve Besarabya’da (Dinyester ve Tuna Nehirleri arasında) Dakya adıyla Rusya ve Avusturya’ya bağlı bir devlet kurulacaktı.
  • Bu proje, Avusturya İmparatoru II. Joseph’in ölmesiyle uygulanamamıştır.


Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya Savaşları (1787- 1792)

  • Rusya, Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ı Osmanlı Devleti’nden ayırmış, daha sonra da işgal ederek kendisine bağlamış (1783) ve Avusturya ile ittifak yapmıştı.
  • 1787’de başlayan savaşta Osmanlılar, Rusları Kırım ve Kafkasya’dan çıkartmak istiyordu. Savaşta Avusturya, Rusya’nın yanında yer alırken Osmanlı Devleti ise Prusya ve İsveç ile ittifak antlaşması yaptı. Bu ittifaklar sonuç vermedi ve Osmanlı iki cephede birden savaşmak zorunda kaldı.
  • Fransız İhtilali’nden etkilenen ve zor durumda kalan Avusturya, savaştan çekildi. 1791 yılında yapılan Ziştovi Antlaşması ile Avusturya, Orsova hariç savaş öncesi sınırlarına çekildi. Bu antlaşmadan sora Osmanlı Devleti’yle Avusturya arasında savaş yaşanmadı.
  • Daha sonra Rusya ve Osmanlı Devleti arasında 1792 yılında Yaş Antlaşması yapıldı. Yaş Antlaşması’na (1792) göre;
  • Kırım’ın Rusya’ya ait olduğu kabul edildi.
  • Dinyester Nehri iki devlet arasında sınırolarak belirlendi.
  • Osmanlı Devleti’nin Kırım üzerindeki bütün haklarını kaybetmesi ile Ruslar, Karadeniz yoluyla İstanbul ve Boğazları tehdit edebilecek güce ulaşmış oldu.


Şark Meselesi (Doğu Sorunu)


  • Şark Meselesi tabiri ilk defa 1815’te Viyana Kongresi’nde Rus Çarı Alexander (Aleksandır) tarafından kullanılmıştır.
  • Türklerin Avrupa'dan atılması şeklinde tanımlanan Şark Meselesi, Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılması ve topraklarının paylaşılması kavgasıdır.
  • Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti'nin başta Avrupa’daki yerleri olmak üzere bütün topraklarını paylaşmak istemiştir.
  • Osmanlı üzerinde siyasi ve ekonomik baskı kurulmuş, gayrimüslim halkların durumları istismar edilmiş ve bağımsızlık mücadeleleri desteklenmiştir.
  • Şark Meselesi’nin ilk aşaması 1071 Malazgirt Savaşı ile başlamıştır. Bu aşamada Türkleri Anadolu’ya sokmamak için uğraş veren Avrupalı devletler, başarısız olunca savunmaya geçmiştir.
  • Bu dönem içerisinde Türklerin Anadolu’da durdurulması için Haçlı Seferleri düzenlenmiş ancak başarı sağlanamamıştır.
  • Bu aşama Batı’daki Türk ilerleyişinin durdurulduğu 1683 II.Viyana Kuşatması ile sona ermiştir.
  • Şark Meselesi’nin ikinci aşamasında saldırıya geçen Avrupa devletleri Balkanlardaki gayrimüslim unsurların bağımsızlıklarını kazanması için uğraşmış ve bunda da başarılı olarak Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını hızlandırmıştır.
  • Nihayet Anadolu’daki Türk varlığına son vermeyi hedefleyen Avrupalı devletler, bu amaçlarını Sevr Antlaşması ile gerçekleştirmek istemişlerse de Türk milleti buna izin vermemiştir.




XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Büyük Güçler
  • XIX. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti, toprak bakımından dünyanın en büyük devletlerinden biridir.
  • Bugünkü Anadolu, Trakya, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya, Arnavutluk, Karadağ, Yunanistan, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin, Hicaz, Mısır, Trablusgarp, Tunus, Cezayir isimleri altında tanınan yerlerden başka Akdeniz’in doğusundaki Girit ve Kıbrıs ile Ege Denizi’nin bütün adaları devletin sınırları içindedir.
  • Karadeniz, Marmara, Ege Denizi, Kızıldeniz birer Türk denizi olup Adriyatik Denizi ile Basra Körfezi kıyıları da Türk topraklarıdır. Akdeniz kıyılarının dörtte üçü de Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetindedir.
  • Osmanlı’da devleti kuran ve genişleten Türklerin yanında onların idaresini kabul etmiş olan Grekler, Latinler, Slavlar, Çerkezler, Gürcüler, Ermeniler, Araplar ve Yahudiler vardır.
  • Osmanlıların ılımlı siyaseti sayesinde farklı ırk, dil, din ve gelenekler bir arada yaşatılmıştır.
  • Kadim dost olarak bilinen Fransa’nın, 1798’de Mısır’ı işgali karşısında diğer Avrupalı devletler, kendi menfaatleri için Osmanlı Devleti’ni savunmuştur.
  • Osmanlı Devleti’nin dış siyasetinde, Napoleon’un 1798 Mısır Seferi’yle başlayan ve XIX. yüzyıl boyunca sürdürülen denge politikası takip edilmiştir.
  • Bu politika ile Osmanlı Devleti, Avrupa’nın büyük devletleri arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanmıştır.
  • Rusya’ya karşı İngiltere, Fransa’ya karşı Rusya; İngiltere, Fransa ve Rusya üçlüsüne karşı ise Almanya denge unsuru olarak kullanılmıştır.
  • Genel olarak Osmanlı Devleti, 1798’e kadar Fransa’ya, Fransa’nın Mısır’ı işgalinden 1878’e kadar İngiltere’ye bu tarihten sonra ise Almanya’ya yakınlaşmıştır.


Fransız ihtilali (1789)

  • Halkın sınıflara ayrıldığı, soyluların ve din adamlarının büyük ayrıcalıklara sahip olduğu, mutlakıyetin etkili olduğu Fransa’da 1789’da ihtilal yaşandı.
  • Kurucu meclis ayrıcalıklara son verdi, kral idam edildi, cumhuriyet ilan edildi, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi yayınlandı.
  • İhtilal ile birlikte milliyetçilik, İnsan hakları, demokrasi, kavramları tüm dünyada yaygınlaştı.
  • İhtilalden sonra Napoleon ülkedeki karışıklıktan istifade ederek imparator oldu(1804).
  • Fransız ihtilali ile yayılan milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti’nde, azınlıkların isyanına zemin hazırladı.
  • Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyıldan I. Dünya Savaşı’na kadarki dönemde Avrupa’nın büyük devletlerini “Düvel-i Muazzama” şeklinde isimlendirmiştir. Bu devletler; İngiltere, Rusya, Prusya, Avusturya ve Fransa’dır.

    Fransız İhtilalinin yaydığı milliyetçilik, özgürlük ve demokrasi fikirleri Avrupa’daki çok uluslu devletler ve mutlakiyet ile yönetilen devletler için de büyük problem oluşturdu. Bu sebeple 1793-1815 arasında Fransa ile Avrupalı devletlerarasında büyük savaşlar yaşandı(ihtilal savaşları).


    Viyana Kongresi ve Uluslararası Sorunlar (1814-1815)
    • Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan özgürlük ve milliyetçilik akımları Napoleon tarafından Avrupa kıtasına yayılmaya çalışılmıştır.
    • Fransa’nın bu politikasına karşı Avrupalı diğer güçler birleşerek Fransa’yla savaşmıştır.
    • Bu savaşlardan sonra Avrupa’nın siyasi haritası alt üst olmuş ve güçler dengesi değişmiştir.
    • Avrupa’nın yeni siyasi şeklini düzenlemek üzere Fransa’yla savaşan Avrupalı devletler, Viyana’da bir kongre toplamıştır.
    • Kongrede İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya galip devletler olarak etkili olmuş ve alınan kararlara yön vermiştir.
    • İngiltere, Avusturya, Rusya ve Prusya kendi çıkarları doğrultusunda hukuk tanımadan Avrupa’nın siyasi haritasını ve güçler dengesini yeniden düzenlemiştir.
    • Viyana Kongresi’nde, Aydınlanma Dönemi ve Fransız İhtilali ile oluşan pek çok büyük gelişmenin sanki hiç olmamış gibi kabul edilmesi, Avrupa’ya huzur getirmemiştir.
    • Kongrede milliyetçilik ve özgürlük akımlarını önleyebilmek için bütün kralların bu akımlar karşısında dayanışma ve fiilî yardımlaşmalarını öngören Metternich (Meternik) sistemi kurulmuştur. (Metternich Avusturya Arşidükü’dür.)
    • Metternich sistemi çerçevesinde hareket eden ve topraklarında düzeni sağlamak için gerektiğinde baskı ve şiddet uygulamaktan çekinmeyen devletler, 1830-1848 İhtilallerinin çıkmasını engelleyememiştir.
    • Metternich sistemi ile Avrupa’da çıkan isyanlara birlikte müdahale eden Avrupalı devletler Osmanlı’da çıkan azınlık ayaklanmalarını desteklemişlerdir.

Osmanlı - Fransız Savaşı (1798 - 1801)
  • Fransa, İngiliz sömürgelerine giden yolu kontrol altına almak ve hammadde akışını engelleyerek İngiliz ekonomisine darbe vurmak amacıyla Osmanlı toprağı olan Mısır’a saldırdı.
  • Osmanlı Devleti, İngiltere ve Rusya ile bir antlaşma yaparak Fransa’ya savaş ilan etti. İngiliz ve Rus donanmaları Akdeniz’e girdi.
  • İngilizler Ebukır (Abukır) Limanı’ndaki Fransız donanmasını yaktı.
  • Donanması yok olan Napolyon Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Suriye üzerine yürüdü. Burada Akka kalesini kuşatan Napolyon, buradaki Nizam-ı Cedid askerlerine yenildi.
  • 1801’de yapılan El- Ariş Antlaşması ile Mısır yeniden Osmanlı idaresine girdi.
  • Böylece İngiltere sömürgelerini tehdit eden Fransa’yı etkisiz hale getirerek Akdeniz’de üstünlük sağlamayı başardı.
  • Osmanlı Devleti, ilk defa topraklarını işgal eden bir ülkeye karşı Avrupalı devletlerle iş birliğine gitmiştir.(Denge politikası ilk defa kullanıldı.)
  • 1798’de Mısır’ı işgal etmesi üzerine Rus savaş gemileri ilk defa Boğazlardan serbestçe geçmiş ve Akdeniz’e açılarak Osmanlı Devleti ve İngiltere’yle beraber Fransa'ya karşı savaşmıştır. Böylece Rusya, tarihî hedeflerinden en önemlisine geçici de olsa ulaşmıştır.

Sırp İsyanı
Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti’ni de etkilemiş, Balkan topraklarında Sırp ve Yunan isyanlarına neden olmuştur.
Milliyetçilik fikrinin yayılması, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kışkırtmaları sonucu Sırplar Kara Yorgi liderliğinde ayaklanarak Belgrad’ı ele geçirdiler (1804). Osmanlı Devleti Sırp isyanını 1812’den sonra ancak bastırılabildi. Rusya ile yapılan savaş sonrasında imzalanan Bükreş Antlaşması’yla Sırplara özerklik verdi.

Sırpların Bağımsızlık Aşamaları:
1812 Bükreş Antlaşması
(Sırplara ayrıcalık)
1829 Edirne Antlaşması (Yarı bağımsızlık-özerklik)
1878 Berlin Antlaşması (Tam bağımsızlık)

Mora İsyanı ve Yunanistan’ın Kurulması

Sebepleri;
Milliyetçilik akımı
Rusya’nın kışkırtması,

  • 1814’te Rum tüccarların ve siyaset adamlarının Rusya’nın Odesa’da şehrinde Filiki Eteria (Dostluk Cemiyeti) adıyla kurdukları örgütün çalışmaları.
  • 1821’de önce Eflâk ve Boğdan’da ardından ise Mora’da, Yunan İsyanları çıkmıştır.
  • Mora İsyanı’nın yayılmaya başlaması üzerine Osmanlı Devleti, ayaklanmayı bastıramayacağını anlamıştır. Bunun üzerine 1824'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istenmiştir.
  • Mehmet Ali Paşa, Girit ve Mora valiliklerinin de kendisine verilmesi koşuluyla isyanı bastırmayı kabul etmiştir.
  • Osmanlı-Mısır kuvvetlerinin isyanı bastırması üzerine İngiltere, Rusya ve Fransa; Osmanlı Devletine karşı 1827 yılında Londra Protokolü’nü imzalamıştır. Bu üç devlet, isyancılarla ateşkes antlaşması imzalanmasını istemiş, ateşkesin hemen ardından bağımsız bir Yunan devletinin kurulacağı bildirilmiştir.
  • Osmanlı Devleti bu kararları tanımayınca 20 Ekim 1827'de Navarin’deki Osmanlı-Mısır donanması; İngiliz, Fransız ve Rus donanması tarafından bir baskınla imha edilmiştir.
  • Navarin Olayı’ndan sonra Rusya, Osmanlı Devleti’ne karşı savaş açmıştır. 1827-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Ruslar Osmanlı ordusunu mağlup ederek Edirne’ye kadar ilerlemiştir.
  • Sonuçta iki devlet arasında 1829'da Edirne Barış Antlaşması imzalanmış ve bu antlaşma ile bağımsız Yunan devleti kurulmuştur.



    Tepedelenli Ali Paşa İsyanı
    • Osmanlı Devleti’nde taşrada âyanların etkin olduğu XVIII.yy ve XIX. yüzyıl başlarında, Yunanistan’da da âyanlar ortaya çıktı.
    • Tepedelenli Ali Paşa, Âyanlık mücadeleleri neticesinde 1788’de Yanya’da kontrolü ele geçirince Yanya valiliğine tayin edildi.
    • Yunanistan’ın büyük bir kısmına ve güney Arnavutluk’a hâkim oldu ve yarı özerk bir yönetim kurdu.
    • Tepedelenli Ali Paşa, 1820’de II. Mahmud tarafından azledilince isyana meyilli Rumlar’la iş birliği yaptı.
    • Ali Paşa’nın başlattığı isyan 1822’de bastırıldı ve bu isyan yüzünden Osmanlı Devleti Mora İsyanı ile yeterince ilgilenemedi.

    MEHMET ALİ PAŞA’NIN GÜÇ KAZANMASI ve İSYANI
    • Mehmet Ali Paşa, Mısır’ı Fransız işgalinden kurtarmak için 1799 yılında Kavala’dan gönderilen seçme askerlerin başında Kahire’ye gelmiştir.
    • Mehmet Ali Paşa, hızlı bir şekilde Mısır’da kendi otoritesini kurmayı başarmış ve bu nedenle 1805’te buraya vali olarak atanmıştır.
    • Mehmet Ali Paşa, Hicaz’daki Vehhabi İsyanı’nı 1818’de bastırarak hac yolunu açmış ve İslam dünyasında saygınlık kazanmıştır. Bu nedenle Osmanlı Devleti, Mehmet Ali Paşa’ya Hicaz ve Habeş valiliklerini de vermiştir. Mehmet Ali Paşa, 1822’de Sudan’da hâkimiyet kurmuştur.
    • Sultan II. Mahmud, Mora İsyanı’nı bastıramayınca Girit ve Mora valilikleri karşılığında Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemek durumunda kalmıştır. Bu ise Mısır valisinin nüfuzunun daha da artmasına neden olmuştur.
  • 1829 Edirne Antlaşması’yla Yunanistan bağımsızlığını kazanıp Mora’nın bu ülkeye verilmesi üzerine Kavalalı, Mora valiliğine karşılık Suriye valiliğini istedi.
    II. Mahmut’un, bu isteği kabul etmemesi ile savaşlar yeniden başladı. Mısır ordusu Osmanlı kuvvetlerini peş peşe yenerek Kütahya’ya kadar ulaştı.
    • Zor durumda kalan II. Mahmud, İngiltere ve Fransa’dan istediği desteği sağlayamayınca Rusya’dan yardım istedi. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini istemedikleri için Osmanlı Devleti ile Mehmet Ali Paşa arasında Kütahya Antlaşması’nın yapılmasını sağladılar.

Kütahya Antlaşması (1833)
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Şam valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya Cidde valiliği ile Adana valiliği verildi.

Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833)
II. Mahmud kendini güvence altına almak için Rusya ile de Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzaladı.
Osmanlılar saldırıya uğrarsa, masrafları karşılanmak üzere Rusya askeri yardımda bulunacak,
Rusya saldırıya uğrarsa Osmanlı Devleti Boğazları Rusya’nın savaştığı devletlere kapatacak,
Bu antlaşma sekiz yıl boyunca yürürlükte kalacak,


Hünkâr İskelesi Antlaşmasının Önemi:

Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son antlaşmadır.
Antlaşmada Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden Boğazları kapatmasını istemesi Boğazlar Sorunu’nu ortaya çıkarmıştır.


Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838)
  • Osmanlı Devleti, Mısır Sorunu’nun çözümünde İngiltere’nin diplomatik desteğini almak için İngiltere ile Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzalamıştır (1838).
  • İngiltere’nin amacı ise; Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu kötü durumdan yararlanarak, ticari ayrıcalıklar elde etmektir.
  • Balta Limanı Ticaret Antlaşması’na göre,
    • İngiliz tüccarlar, Osmanlı ülkesinde her türlü malı hem iç hem de dış ticaret amacıyla alıp satabilecerdi.
    • İngiliz tüccarlar, için iç gümrük uygulaması kaldırıldı.
    • Yabancı mallar Boğazlardan serbestçe geçebilecekti.
    • Antlaşma sürekli olacak ve tüm Avrupa devletleri bu durumdan yararlanabilecekti.
    • Yabancı mallarla rekabet şansı olmayan Osmanlı Devleti’nin imalat sektörü çöktü. Osmanlı Devleti sanayileşmiş devletlerin “açık pazarı” konumuna geldi.
    • Kütahya Antlaşması her iki tarafı da memnun etmediğinden savaş yeniden başladı. Osmanlı kuvvetleri Nizip’te tekrar yenildi.
  • Rusya’nın Mısır sorununa karışmasını istemeyen Avrupa devletleri (İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya) sorunu çözmek için 1840 yılında Londra’da bir konferans düzenlediler.

    Londra Konferansı (1840)
    • Mısır hukuki yönden, Osmanlı Devleti’ne bağlı olacaktı.
    • Mısır valiliği babadan oğula geçmek koşulu ile Mehmet Ali Paşa ve soyundan gelen kişilere bırakılacaktı.
    • Suriye, Girit, Adana ve Cidde valilikleri Osmanlı Devleti’ne geri verilecekti.
    • Böylece Mısır sorunu çözülmüştür.
    • İngiltere, Mehmet Ali Paşa’yı zayıflatırken, Rusya’yı boğazlar bölgesinden uzaklaştırmış ve sömürge yolları üzeride güçsüz bir Osmanlı Devleti bırakmıştır.
BOGAZLAR SORUNU
  • Osmanlı Devleti, İngiltere ile 1809'da imzaladığı Kal’a-i Sultaniyye (Çanakkale) Antlaşması’yla barış zamanında Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılacağını İngiltere’ye kabul ettirmiştir.
  • Mısır sorunu sırasında imzalanan, Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya’nın Boğazlar üzerinde etkinlik kazanması, Boğazlar sorununun ortaya çıkmasına neden olmuştur.
  • Hünkar İskelesi Antlaşmasının sekiz yıllık süresinin dolmasından sonra Boğazlar konusunu görüşmek üzere Londra’da uluslararası bir konferans toplanmıştır.
  • Bu konferansa; İngiltere, Rusya, Avusturya, Prusya, Fransa ve Osmanlı Devleti ‘nin temsilcileri katılmış, yapılan görüşmeler sonunda Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. (1841).

Londra Boğazlar Sözleşmesi’ne göre,

  • Boğazlar, Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde olacaktı.
  • Barış zamanında Boğazlar bütün savaş gemilerine kapalı olacaktı.
  • Ticaret gemileri Boğazlardan serbestçe geçebilecekti.

    Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin (1841) Önemi
    • Boğazlar, ilk kez uluslararası bir statü kazanarak uluslararası hukuka tabi olmuştur.
    • Rusya Hünkâr İskelesi Antlaşması ile kazandığı avantajları kaybederken İngiltere ve Fransa karlı çıktı.
    • Osmanlı Devleti’nin, Boğazlar üzerindeki mutlak egemenliği sona ermiş dolayısı ile boğazlarla ilgili tek başına karar veremeyecek duruma getirilmiştir.

Vehhabilik Hareketi
  • Vehhabilik; XVIII. yüzyılın ortalarında, Suudi Arabistan’ın Necd Bölgesi’nde yeni bir dinî akım olarak ortaya çıkmıştır.
  • Vehhabilik, Muhammed b. Abdülvehhâb tarafından kurulmuş ve genel olarak tasavvufu, bidat olarak görmüştür.
  • Özellikle tevhit inancına yönelik farklı görüşleriyle bazı âlimlerin tepkisini çeken Muhammed b. Abdülvehhâb, 1745’te Suud ailesinin siyasi desteğini kazanmıştır.
  • Suud Şeyhi, Suudi hâkimiyetini desteklemesi karşılığında Vehhabi hareketini yayma hususunda her türlü yardımı yapmaya söz vermiştir.
  • Bu ittifakla Suudiler, Abdülvehhâb’ın vefat ettiği 1792 yılına kadar geçen sürede, Riyad’da hâkimiyet kurmuştur.
  • Suudi-Vehhabi kuvvetlerinin Tâif, Mekke, Medine’yi içine alan Hicaz Bölgesi’ni ele geçirmesi üzerine Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, 1813 yılında Mekke ve Medine’yi tekrar Osmanlı yönetimi altına almıştır.
  • 1824’te Suud ailesi, Riyad’ı geri alarak merkez yapmış ve Suudi Emirlik’i yeniden kurmuştur.

XX. Yüzyılın Başlarında Vehhabilik

  • İbn Suûd, 1912’den itibaren görevlendirdiği hocalarla bazı bedevi kabilelere dinî eğitim vermeye başlamıştır. Ayrıca askerî güç de oluşturularak Riyad ve çevresinde Vehhabi-Suudi hâkimiyeti artırılmıştır. Osmanlı Devleti, bu durumu kabullenerek 1914’te Necid’e vilayet statüsü vermiştir.
  • Suudiler, I. Dünya Savaşı şartlarında güçlenmeye devam ederek Şerif Hüseyin kuvvetlerine karşı verdikleri mücadelelerde başarılı olmuş ve 1920’lerde Hicaz Bölgesi’ne hükmetmiştir.
  • İbn Suûd önderliğinde 1930’lara kadar sürecek bir mücadele sonucunda, Suudi Arabistan bugünkü sınırlarına ulaşmıştır.
  • 1932’de Suudi Arabistan Krallığı’nın ilan edilmesiyle Vehhabilik bağımsız ve kalıcı devlet desteğine kavuşmuştur.

Kutsal Yerler Sorunu
  • Hristiyanlar tarafından Kudüs ve çevresi buralarda bulunan kilise, mezar gibi bazı yerler, kutsal sayılmaktaydı. Bunun için Osmanlı’da Hristiyan mezhepleri arasında, bu yerler öteden beri büyük bir rekabet konusuydu.
  • 1740 kapitülasyonu ile Fransızlara yani Katoliklere yeni ayrıcalıklar tanındı.
  • Fransız İhtilali sırasında meydana gelen gelişmeler, kutsal yerlerdeki Katolikleri koruyucusuz bıraktı ve Ortodokslar, kutsal yerlerde daha üstün bir duruma geçti.
  • Ancak Katolikler, eski durumun kurulmasını istemeye başladı ve bu durum Kutsal Yerler Sorunu’nun doğmasına neden oldu.
  • Sorun, görünüşte 1847 yılında İsa’nın doğduğu yer olan ve “Beytül-Lâhim”denilen yerdeki gümüş yıldızın kaybolması ile başladı. Bunun suçunu, Ortodokslarla Katolikler birbirlerinin üstlerine attılar. Osmanlı Devleti, mezhepler arasındaki gerginliğe son verebilmek için kendisi yeni bir yıldız yaptırıp yerine koymak istediyse de sorunun gelişmesini önleyemedi.

Kırım Savaşı (1853–1856):
Savaşın Sebepleri:

Rusya’nın Osmanlı topraklarını ele geçirip tarihi amaçlarına ulaşmak istemesi,
Rusya’nın kutsal yerler sorununu gündeme getirmesi

  • Rusya’nın Boğazlara açılma isteği ve Osmanlı Devleti’nin topraklarına göz dikmesi, İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarına dokunmuştur.
  • Avrupalı güçler, Osmanlı Devleti’nin yanında yer alarak Rusya’ya karşı bir Avrupa bloğu oluşturmuştur.
  • Rusya’nın Kutsal Yerler Sorunu’nu bahane ederek başlattığı savaşta, Rusya yenilmiş ve 1856 Paris Antlaşması imzalanmıştır.
  • 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır:
    • Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletler hukukundan yararlanmasını kabul edecekti. Ayrıca her biri ayrı ayrı Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstermeyi garanti edecekti.
    • Osmanlı padişahının ilan etmiş olduğu Islahat Fermanı diğer devletler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak bu ferman; antlaşmayı imzalayan hiçbir devlete, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma hak ve yetkisi vermeyecekti.
    • Osmanlı Devleti ve Rusya, savaş sırasında birbirlerinden aldıkları yerleri ve esirleri geri verecekti.
    • Boğazların kapalılığına dair 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi aynen yürütülecekti.
    • Karadeniz; tarafsız duruma getirilecek, bütün devletlerin ticaret gemilerine açık fakat savaş gemilerine sürekli olarak kapalı olacak, kıyılarında hiçbir tersane (Galip Osmanlı mağlup muamelesi görmüş) bulunmayacaktı.
    • Sırbistan, Eflâk ve Boğdan; Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak, ancak bunların sahip bulundukları ayrıcalıklar genişletilecek ve bunlar antlaşmayı imzalayan devletlerin garantisi altında olacaktı.
    • Paris Antlaşması’yla Osmanlı Devleti ilk kez Avrupa devletler hukukuna dâhil edilmiş ve topraklarının bütünlüğü büyük devletlerin garantisi altına alınmıştır.
    • Avrupalı devletler kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü gerekli gördükleri için böyle bir politika takip etmeye başlamıştır.
    • Balkanlarda Eflâk, Boğdan ve Sırbistan topraklarındaki yönetimler; Paris Barış Konferansı’na katılan devletlerin ortak garantisi altına alınmıştır. Bu şekilde Rusya’nın güneye inme politikası engellenmek istenmiştir. Rusya da Asya’ya doğru genişleme politikası geliştirmiştir.
    • Osmanlı Devleti ilk kez Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den borç para almıştır. Osmanlı Devleti aldığı dış borçları ödeyemez hale gelince, Avrupalı devletler alacaklarını tahsil etmek amacıyla 1881 yılında Düyunuumumiye İdaresi’nin (Genel Borçlar İdaresi) kurulmasını sağlayarak Osmanlı Devleti’nin gelir kaynaklarına el koymuşlardır.

İstanbul (Tersane) Konferansı (23 Aralık 1876)
  • Rusya, Panslavizm siyasetiyle Balkanlardaki Slav ahali üzerinde faaliyetlerini artırarak sürekli Osmanlı
  • Devleti’nin iç işlerine karışmıştır.
  • Böylece Rusya Balkanlarda, Bosna-Hersek ve Bulgar isyanlarını teşvik etmiş ve Sırbistan ile Karadağ’ı
  • Osmanlı Devleti’ne karşı savaşa kışkırtmıştır.
  • Balkanlardaki bu sorunların Osmanlı ordularının galibiyetiyle sonuçlanması üzerine olaylara diplomatik yollardan bir çözüm bulmak isteyen İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya ve İtalya; Haliç’te bulunan Bahriye Nezaretinde 23 Aralık 1876’da İstanbul (Tersane) Konferansı’nı düzenlemiştir.
  • Daha önce Rus elçiliğinde belirlenen teklifler, İstanbul Konferansı’nda alınan kararlar olarak Osmanlı Devleti’ne bildirilmiştir.
  • Konferans devam ederken Osmanlı Devleti, Meşrutiyeti ilan etti.
  • Tersane Konferansında alınan kararlar;
    • İstanbul Konferansı’nda bildirilen tekliflere göre Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ ile antlaşma yapacak ve onlara toprak verecekti.
    • Bulgaristan, beşer yıllık sürelerle tayin edilecek birer Hristiyan vali tarafından yönetilecek ve muhtariyet idaresine sahip iki eyalet hâline getirilecekti. Bulgaristan’da Bulgarca resmî dil olarak kabul edilecek, mahallî milis askeri oluşturulacak, Türk askeri yalnız büyük merkezlerde bulundurulacaktı.
    • Müslüman ahalinin elindeki silahlar toplatılacak ve bu hususların uygulanması için milletlerarası bir komisyon görevlendirilecekti.
  • Osmanlı Devleti, Tersane Konferansı kararlarını kabul etmeyince Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

    1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)
    Sebepleri;
    • Sıcak denizlere inmek isteyen Rusya’nın, Osmanlı’nın Avrupa’daki topraklarını(Panslavizm) ve İstanbul’u ele geçirmek istemesi,
    • Rusya’nın, 1853 Kırım Savaşı’nın intikamını da almak istemesi,
    • Osmanlı Devleti’nin, Tersane Konferansı kararlarını kabul etmemesi
  • Rusya, 1877’de Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etmiştir.
    • Rumi takvime göre 1293 yılına rastladığı için bu savaşa 93 Harbi denmiştir.
    • Bu savaşta Yunanistan, Osmanlı Devleti’ne düşmanca bir tavır takınmış; Romanya, Sırbistan ve Karadağ prenslikleri de isyan ederek Rusya’nın yanında yer almıştır.
    • 93 Harbi’nde Osmanlılar, Kafkasya ve Tuna olmak üzere iki cephede savaşmak zorunda kalmıştır.
    • Kafkasya’da Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki sınırlı sayıda askerle uzun süre direnmişse de Doğubeyazıt, Ardahan, Kars ve Erzurum Ruslar tarafından işgal edilmiştir.
    • Nene Hatun ve diğer Erzurumlu vatandaşlar, Aziziye Tabyası’nı Ruslara karşı savunmuştur.
    • Balkanlardaki muharebeler Rusların, Tuna Nehri’ni geçerek Osmanlı topraklarına girmesiyle başlamıştır.
    • 145 gün Plevne’yi savunan Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Rus ve Romen orduları karşısında 10 Aralık 1877’de başarısız olmuştur.
    • Hızla ilerleyen Rus orduları Edirne ve Silivri’yi de alarak Ayastefanos’a (Yeşilköy) kadar ilerlemiştir. Bunun sonucunda Osmanlılar barış istemek zorunda kalmıştır.
    • 3 Mart 1878’de İstanbul’da Ayastefanos Antlaşması imzalanmıştır.
    • Panslavizm’in bir zaferi sayılan bu antlaşmayla Rusya bölgede çok avantajlı bir duruma gelmişti.
    • Bu antlaşma ile Avrupa’daki dengenin Rusya lehine bozulduğunu gören Avusturya, İngiltere, Fransa ve Almanya bu antlaşmaya karşı çıkarak Berlin’de uluslar arası bir konferans toplanmasını sağlamıştır.
    • Bu bakımdan Ayastefanos Antlaşması, Sevr Antlaşması gibi kâğıt üzerinde kalan bir antlaşma olmuştur.


Berlin Kongresi

  • Avrupalı güçlerin baskısı sonucunda Ayastefanos Antlaşması’nın yeniden düzenlenmesi için Berlin’de bir konferans toplanmıştır.
  • Osmanlı Devleti bu kongre öncesinde geçici ve şartlı olarak Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bıraktı.
  • Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan ve İtalya'nın katılımıyla toplanan konferans sonunda Berlin Antlaşması imzalanmıştır.

  • 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması
    ’nın önemli maddeleri:
    • Bulgaristan, Berlin Antlaşması ile üç bölgeye ayrılacaktır. Buna göre birinci bölge doğrudan Osmanlı Devleti’ne bağlı Bulgaristan Prensliği hâline getirilecek, ikinci bölge idari yönden bağımsız olmakla birlikte siyasi ve askerî yönden Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet olacak ve üçüncü bölge olan Makedonya ise ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktır.
    • Girit’te ıslahat yapılacak ve Avrupalı devletler destek verecektir.
    • Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak ancak Avusturya tarafından yönetilecektir.
    • Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacaktır.
    • Tuna Nehri; savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktır.
    • Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya bırakılacaktır.
    • Osmanlı Devleti, Ermenilerin bulunduğu yerlerde ıslahat yapacaktır.
    • Boğazlar, 1841 Londra ve 1856 Paris Antlaşmalarında belirtilen statüye sahip olacaktır.
    • Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecektir.

Önemi
:
  • Berlin Kongresi ile Ayastefanos Antlaşması’na yeni bir şekil verilmiştir.
  • Avrupa’da bozulan güçler dengesinin yerine yeni güçler dengesi kurulmuştur.
  • Bu yeni denge, Avrupalı büyük devletlerin Osmanlı topraklarını paylaşmasıyla ortaya çıkmıştır.
  • 1856 Paris Antlaşması’nda kabul edilmiş olan “Osmanlı topraklarının bütünlüğüne saygı ilkesi” Berlin Kongresi'nde yer almamıştır.
  • Bu ilkenin başta gelen savunucularından olan İngiltere, Berlin Antlaşması'nın imzalandığı günlerde Kıbrıs’a yerleşmiştir.
  • Osmanlı Devleti’nin, Bosna-Hersek’te ve Kıbrıs’taki egemenliği kalkmıştır.
  • Balkanlar, Doğu Anadolu, Girit gibi yerlerde ıslahat yapmayı kabul eden Osmanlı; bunları Avrupa devletlerine bildirmeyi kabul edince buralardaki egemenliğini büyük ölçüde sınırlandırmıştır.



Berlin’de Ermeni Meselesi
  • Osmanlı Devleti’nde Ermenilerin yaşadıkları toprakların stratejik değerini göz önünde bulunduran İngiltere, XIX.yüzyılın sonlarına doğru Ermenilerle ilgilenmeye başlamıştır.
  • 93 Harbi’nden sonra Ermenileri kullanma girişiminde bulunan Rusya, önce Ayastefanos ardından da Berlin Antlaşması’yla Ermeniler lehinde kazanımlar elde etmiştir. Böylece Ermeni Meselesi, uluslararası bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.
  • Doğu Anadolu’nun bir kısmının Rusya’nın eline geçmesi de bölgedeki Ermeniler üzerinde Rus etkisini artırmıştır.
  • Rusya’nın tutumundan rahatsız olan İngiltere, Ermenileri Rus nüfuzundan çıkartmak istemiş ve Berlin Antlaşması’yla Ermenilere bağımsızlık yolunu açmayı planlamıştır.
  • Bu durum, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet oluşturmayı amaçlayan Ermeni örgütlerinin ortaya çıkmasına ve bu örgütlerin her türlü kanlı eylemlerde bulunmasına yol açmıştır.

Berlin’de Makedonya Sorunu
  • 1878 Berlin Kongresi’nden sonra Bulgaristan, Makedonya Sorunu’nu uluslararası bir sorun hâline getirmeye çalışmıştır.
  • Sınırların tam çizilememesine rağmen Makedonya coğrafyasında çeşitli din, dil ve ırklar bir arada yaşamıştır. Bu nedenle Makedonya, XIX. yüzyılın ilk yıllarından itibaren milliyetçilik akımının etkisiyle pek çok sosyo-ekonomik sıkıntıya sahne olmuştur.
  • Makedonya için özellikle 1878-1910 yılları arasında Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Romanya siyasi propaganda yürüterek silahlı çatışmalara girmiştir.
  • Komite ve çetelerin bu bölgedeki eylemleri, Makedonya Sorunu olarak adlandırılmıştır.
  • 1912 yılında Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ; Osmanlı Devleti’ne karşı Balkan Birliği’ni oluşturmuştur.
  • Bu birlik Balkanlardaki Osmanlı egemenliğine son vermeyi amaçlamış ve 1912’de Osmanlı Devleti’ne karşı savaş açmıştır.

Kuzey Afrika Torakları ve Kıbrıs

Kıbrıs:
Berlin Antlaşmasının imzalanmasına katkı sağlayan İngiltere’ye Mısır topraklarının yönetimi geçici olarak bırakıldı(1878). I.Dünya Savaşı sırasında İngiltere Kıbrıs’ı topraklarına kattığını açıkladı.

Cezayir : 1830’da Fransa tarafından işgal edildi.

Tunus: 1881’de Fransa tarafından işgal edildi.

Mısır: 1869’da Suveyş Kanalı açıldı. İngiltere Uzak Doğu sömürgeleri için önemli gördüğü Mısır’ı 1182’de işgal etti.

Siyasi Birliklerini Sağlayan Almanya ve İtalya
  • Bu devletlerin XIX. yüzyılın ikinci yarısında birliklerini sağlaması, 1815 Viyana Kongresi ile Avrupa’da oluşturulan devletlerarası dengeyi bozmuştur.
  • Bu süreçte Fransa ve Avusturya ise Avrupa siyasetindeki etkinliklerini büyük ölçüde kaybetmeye başlamıştır.
  • İtalya, Avrupa’da siyasi birliğini geç tamamlayan devletlerden biri olmuştur.
  • Bir kısmı Avusturya’nın işgali altında olan İtalya’da Piyemonte, en kuvvetli devlet olarak dikkat çekmiştir. Siyasi birliğini sağlamak için dış desteğe ihtiyaç duyan Piyemonte, Kırım Savaşı’na katılmıştır.
  • Böylece Fransa’nın desteğini kazanmış olan Piyemonte, 1859 yılında Avusturya’yı mağlup ederek 1870’te İtalyan birliğini sağlamıştır.
  • Siyasi birliğini kurduktan sonra İtalya, sömürgecilik hareketlerine başlamış ve kısa zamanda Avrupa politikasında söz sahibi devletlerden birisi olmuştur.
  • Otto von Bismarck (Otto fon Bismâk) 1864’te Danimarka’ya, 1866’da Avusturya’ya ve 1870- 1871’de Fransa’ya karşı kazandığı savaşlarla Alman siyasi birliğini sağlamayı başarmıştır.
  • Prusya’nın Fransa’yı Sedan’da yenmesi ve Alsace-Lorraine’i (Alsas-Loreyn) ele geçirmesi sonrası kurulan Alman siyasi birliğine diğer Alman devletleri de siyasi ve ekonomik sebeplerle katılmıştır.
  • Prusya Kralı I.Vilhelm ise Alman imparatoru olmuş ve Almanya, Avrupa’daki siyasi dengeleri çok derinden etkilemiştir.
  • Böylece Almanya, Avrupa’nın kuvvetli devletlerinden biri olarak sömürgecilik hareketlerine girişmiş ve Avrupa’da devletlerarasında bloklaşma başlamıştır.

Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf Oluşumları
  • Avrupa’daki devletler, I. Dünya Savaşı’ndan önce çıkarları doğrultusunda birbirleri ile yakınlaşmaya ve bloklar oluşturmaya başlamıştır.
  • Avusturya-Macaristan ve İtalya, çıkarları doğrultusunda Almanya ile 1882’de yakınlaşarak anlaşmış ve bu birlikteliğe Üçlü İttifak (Bağlaşma Devletleri) adı verilmiştir.
  • Üçlü İttifak Devletleri’ne karşı İngiltere, 1904’te Fransa ile 1907’de de Rusya ile bir sözleşme yapmıştır. Böylece İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Üçlü İtilaf (Anlaşma Devletleri) meydana gelmiştir.
  • Avrupa’da ortaya çıkan bu bloklara zamanla beklentileri ve çıkarları doğrultusunda diğer ülkeler de katılmıştır.

3.4. OSMANLI-RUSYA REKABETİ (1768-1914)
  • Osmanlı Devleti’nin XVI. yüzyıldan itibaren çatıştığı Habsburglar ve Safevilerin yerini, XVIII. yüzyılın başından itibaren Rusya almıştır.
  • Rusya’nın sıcak denizlere inmek istemesi, Balkanlarda(Panslavizm) ve Kafkasya’da yayılmak istemesi Osmanlı Rus Savaşlarının nedenlerini oluşturmuştur.
  • Bu nedenle iki devlet arasında uzun yıllar sürecek bir rekabet yaşanmıştır.

Reval Görüşmeleri ve Balkanlar
  • İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II.Nikola (Nikola) 1908’de Reval Limanı’nda bir araya gelmiştir.
  • Bu buluşmada Makedonya ve Boğazlar Sorunu ele alınmıştır.
  • Ancak görüşme sonucunda sadece Makedonya’ya ait ıslahat işi açığa vurulmuştur.
  • İngiltere bu görüşmelerde Rusya’yı Boğazlar ve Balkanlar’da rahat bırakacak, Rusya’da İngiltere’nin Uzak Doğu’da çıkarlarına zarar vermeyecekti.
  • Osmanlı Devleti’nin meşrutiyeti ikinci defa ilan etmesindeki en büyük dış etken Reval Görüşmeleri olmuştur.
  • Meşrutiyetin yeniden ilanı, Balkan topraklarının elde tutulması için önemli bir adım olarak görülmüşse de yapılan bu karşı hamle, sonuçları itibariyle başarılı olamamıştır.
  • II. Meşrutiyet’in ilanından sonra çıkan karışıklıklardan istifade eden Bulgaristan, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinden çıkmıştır.
  • Böylece Balkanlarda Osmanlı Devleti egemenliğinde sadece Arnavutluk ve Makedonya kalmıştır.
  • Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki bu son toprakları da Balkan devletlerinin hedefi hâline gelmiştir.
  • Rusya’nın Panslavizm politikasına karşı Avusturya-Macaristan’ın da takip ettiği yayılmacı politika(Pangermenizm) I. Balkan Savaşı’nın çıkmasında etkili olmuştur.
  • Balkan Savaşları
    • Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ta İtalya ile savaştığı sırada Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek 1912 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir.
    • Balkan Savaşı’na hazırlıksız bir şekilde giren Osmanlı ordusu, Balkan devletleri karşısında bütün cephelerde yenilgiye uğramıştır.
    • Bu gelişmelerden yararlanan Arnavutluk da bağımsızlığını ilan etmiştir.
    • Avrupalı devletlerin araya girmesiyle 30 Mayıs 1913’te imzalanan Londra Antlaşması’yla sona ermiştir.
  • Londra Antlaşması’na göre
    • Midye-Enez hattı Osmanlı-Bulgar sınırı olmuştur.
    • Trakya ve Edirne Bulgaristan’a bırakılmıştır.
    • Güney Makedonya, Selanik ve Girit Yunanistan’a verilmiştir.
    • Sırbistan, Kuzey ve Orta Makedonya’yı almıştır.
    • Silistre ise Romanya’ya bırakılmıştır.
    • Arnavutluk’un bağımsızlığı kabul edilmiştir.
    • Londra Antlaşması ile Özellikle Bulgaristan’ın savaştan büyüyerek çıkması diğer Balkan devletlerini endişeye düşürmüş ve II. Balkan Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur.( 29 Haziran 1913)
    • Bulgar kuvvetlerinin zor duruma düşmesinden istifade eden Osmanlı Devleti de Bulgaristan ile savaşmış Bulgaristan barış istemiş ve 1913’te Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır.
    • Bu antlaşmayla Edirne, Osmanlı Devleti’ne geri verilmiş ve Türk-Bulgar sınırı olarak Meriç Nehri kabul edilmiştir.
    • Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında 1913’te Atina Antlaşması imzalanmış ve buna göre Osmanlı Devleti Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu resmen kabul etmiştir.

I.Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti’nin İttifak Arayışları
  • Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı öncesinde ilk olarak İngiltere’ye ittifak teklifinde bulunmuştur.
  • Ancak İngiltere, Yakın Doğu’daki çıkarları için Rusya ile ortak hareket etmeye başlamıştır. (Reval Görüşmeleri)
  • İngiltere Osmanlı Devleti’nin tarafsız kalmasını istemiştir.
  • 1913’te Rusya da ittifak çağrısına olumsuz yanıt vermiştir.
  • 1914’de Fransa’ya yapılan ittifak teklifi de netice vermemiştir.
  • Abdülhamid Dönemi’nden itibaren iyi ilişkiler kurulan Almanya ile 2 Ağustos 1914’te ittifak antlaşması imzalanmış ve aynı gün Osmanlı Devleti genel seferberlik ilan etmiştir.

word olarak ekten indirebilirsiniz
 

Ekli dosyalar

Talebe

Tarih Talebesi
Yönetici
Vezir
Konuyu Başlatan
Katılım
21 Mart 2009
Mesajlar
2,178
Tepkime puanı
5,202
Puanları
113
Yaş
39

İtibar:

3. ÜNİTE:ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DENGE STRATEJİSİ (1774-1914)



3.1. XVIII-XX. YÜZYIL SİYASİ GELİŞMELERİ (1774-1914)


1779 Aynalıkavak Tenkihnamesi

1783 Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı

1789 Fransız İhtilali

1791 Ziştovi Antlaşması

1792 Yaş Antlaşması

1798 Fransa tarafından Mısır’ın işgali

1801 El-Ariş Antlaşması

1804 Sırp İsyanı

1808 Senedi İttifak

1812 Bükreş Antlaşması

1815 Viyana Kongresi

1821 Rum İsyanı

1821-1881 Sudan’da, Mısır-Osmanlı hâkimiyetinin kurulması

1827 Navarin Olayı

1829 Edirne Antlaşması

1830 Fransızların Cezayir’i alması

1833 Kütahya Antlaşması

1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması

1838 Balta Limanı Antlaşması

1839 Nizip Muharebesi

1839 Tanzimat Fermanı

1840 Londra Antlaşması

1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi

1853-1856 Kırım Savaşı

1856 Islahat Fermanı

1856 Paris Antlaşması

1869 Süveyş Kanalı’nın açılması

1876 Kanun-i Esasi’nin ilanı

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)

1878 Ayastefanos Antlaşması

1878 İngilizler’in Kıbrıs’ı işgali

1878 Berlin Antlaşması

1881 Fransızlar’ın Tunus’u işgali

1881 Düyûn-ı Umûmiye idaresinin kurulması

1882 Üçlü İttifak’ın kurulması

1882 İngilizler’in Mısır’ı işgali

1907 Üçlü İtilaf’ın kurulması

1908 II. Meşrutiyet’in ilanı

1908 Bulgaristan’ın bağımsız olması

1908 Girit’in, Yunanistan tarafından işgali

1908 Avusturya Macaristan’ın, Bosna-Hersek’i ilhakı

1909 31 Mart Olayı

1911 Trablusgarp Savaşı

1912 Uşi Antlaşması

1912 I. Balkan Savaşı

1913 Londra Antlaşması

1913 Bâbıâli Baskını

1913 II. Balkan Savaşı

1913 Atina Antlaşması

1913 İstanbul Antlaşması

1913 Bükreş Antlaşması



3.2. OSMANLI TOPRAKLARINI PAYLAŞMA MÜCADELESİ

Avrupalı güçlerin, 1699 Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Devleti’ne söz geçirmesi ancak 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla olmuştur.

Küçük Kaynarca Antlaşması ile eski gücünü kaybeden Osmanlı Devleti’nin yerini Avrupa’da Rusya ve Avusturya almıştır.



Osmanlı Devleti’ni Paylaşma Projesi

“Yunan (Grek) Projesi”

Şark Meselesi (Doğu Sorunu)



“Yunan (Grek) Projesi”

Rus çariçesi II. Catherine’nin (Katerina), Osmanlı topraklarının paylaşılmasını ve eski Bizans’ın canlandırılmasını amaçladığı emeli.

Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını sadece II. Katerina değil Avusturya İmparatoru II. Joseph (Jozıf) de istemiştir.

İki lider 1780’de Avusturya’da bir araya gelerek bir ittifak anlaşması imzalamışlardır.


Bu planın genel amacı;

Osmanlıların Avrupa’dan atılması,

Osmanlı topraklarının kendi aralarında paylaşılmasıdır.

NOT: II. Katerina bu planla Yunanistan’la birleşerek yeni bir Bizans İmparatorluğu kurmayı istemiştir. Balkanlarda birçok bölgenin ise Avusturya’ya verilmesi öngörülmüştür. Osmanlı topraklarını paylaşmayı öngören bu proje, Avusturya İmparatoru II. Joseph’in ölmesiyle uygulanamamıştır.

Şark Meselesi (Doğu Sorunu)

Türklerin Avrupa'dan atılması şeklinde tanımlanan Şark Meselesi, Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılması ve topraklarının paylaşılması kavgasıdır.



Şark Meselesi tabiri ilk defa 1815’te Viyana Kongresi’nde Rus Çarı Alexander (Aleksandır) tarafından kullanılmıştır.
Bu mesele I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı Devleti’nin topraklarına sahip olmak isteyen emperyalist güçlerin politikası olmuş ve bu güçler Sevr Antlaşması ile amaçlarına ulaşmak istemiştir.


Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti'nin başta Avrupa’daki yerleri olmak üzere bütün topraklarını paylaşmak istemiştir.



Şark Meselesi’nin ilk aşaması;

1071 Malazgirt Savaşı ile başlamıştır.

Bu aşamada Türkleri Anadolu’ya sokmamak için uğraş veren Avrupalı devletler, başarısız olunca savunmaya geçmiştir.

Bu dönem içerisinde Türklerin Anadolu’da durdurulması için Haçlı Seferleri düzenlenmiş ancak başarı sağlanamamıştır.

Bu aşama Batı’daki Türk ilerleyişinin durdurulduğu 1683 II. Viyana Kuşatması ile sona ermiştir.



Şark Meselesi’nin ikinci aşamasında;

Saldırıya geçen Avrupa devletleri Balkanlardaki gayrimüslim unsurların bağımsızlıklarını kazanması için uğraşmış ve bunda da başarılı olarak Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını hızlandırmıştır.

Anadolu’daki Türk varlığına son vermeyi hedefleyen Avrupalı devletler, bu amaçlarını Sevr Antlaşması ile gerçekleştirmek istemişlerse de Türk milleti buna izin vermemiştir.



XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Büyük Güçler


XIX. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti, toprak bakımından dünyanın en büyük devletlerinden biridir.

Devlet içinde Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Musevilik gibi çeşitli dinler bir arada bulunmuştur.

Osmanlıların ılımlı siyaseti sayesinde farklı ırk, dil, din ve gelenekler bir arada yaşatılmıştır.

1798’de Fransızların Mısır’ı işgali karşısında diğer Avrupalı devletler, kendi menfaatleri için Osmanlı Devleti’ni savunmuştur.

Osmanlı Devleti’nin dış siyasetinde, Napoleon’un 1798 Mısır Seferi’yle başlayan ve XIX. yüzyıl boyunca sürdürülen denge politikası takip edilmiştir.

Bu politika ile Osmanlı Devleti, Avrupa’nın büyük devletleri arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanmıştır.

Rusya’ya karşı İngiltere, Fransa’ya karşı Rusya; İngiltere, Fransa ve Rusya üçlüsüne karşı ise Almanya denge unsuru olarak kullanılmıştır.

Genel olarak Osmanlı Devleti, 1878’e kadar İngiltere’ye bu tarihten sonra ise Almanya’ya yakınlaşmıştır.



Düvel-i Muazzama:
Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyıldan I. Dünya Savaşı’na kadarki dönemde Avrupa’nın büyük devletlerini “Düvel-i Muazzama” şeklinde isimlendirmiştir.
Bu devletler; İngiltere, Rusya, Prusya, Avusturya ve Fransa’dır.


Viyana Kongresi ve Uluslararası Sorunlar

Fransız İhtilalinden sonra başlayan Napolyon savaşları ile Avrupa’nın siyasi haritası alt üst olmuş ve güçler dengesi değişmiştir.

Avrupa’nın yeni siyasi şeklini düzenlemek üzere Fransa’yla savaşan Avrupalı devletler, Viyana’da bir kongre toplamıştır.

1814’te toplanan Viyana Kongresi , o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir toplantı olmuştur.

Kongrede İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya galip devletler olarak etkili olmuş ve alınan kararlara yön vermiştir.

Kongrede alınan kararlar, 1815’te imzalanmış ve Avrupa’da yeni bir statü meydana gelmiştir.

İngiltere, Avusturya, Rusya ve Prusya kendi çıkarları doğrultusunda Avrupa’nın siyasi haritasını ve güçler dengesini yeniden düzenlemiştir.

Bu güçler hukuk tanımadan ülke sınırlarının nasıl olacağını kararlaştırmış ve aldıkları kararları baskıyla diğer devletlere de kabul ettirmiştir.

Kongrede milliyetçilik ve özgürlük akımlarını önleyebilmek için bütün kralların bu akımlar karşısında dayanışma ve fiilî yardımlaşmalarını öngören Metternich (Meternik) sistemi kurulmuştur.





Mora İsyanı ve Yunanistan’ın Kurulması


Yunan bağımsızlık hareketi, Fransız İhtilali ile yayılan ulusçuluk akımı sonucunda ortaya çıkmıştır.

1821’de önce Eflâk ve Boğdan’da ardından ise Mora’da, Yunan İsyanları çıkmıştır.

İsyanda özellikle Rusya etkin bir rol oynamış, Fener Rum Patrikanesi ve diğer Avrupalı devletler de kendi çıkarları doğrultusunda Rumlara her türlü maddi ve manevi yardımda bulunmuştur.

Osmanlı Devleti, ayaklanmayı bastıramayacağını anlamış ve 1824'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istenmiştir.

Mehmet Ali Paşa, Girit ve Mora valiliklerinin de kendisine verilmesi koşuluyla isyanı bastırmayı kabul etmiştir.

Osmanlı-Mısır kuvvetlerinin isyanı bastırması üzerine İngiltere, Rusya ve Fransa; Osmanlı Devletine karşı 1827 yılında Londra Protokolü’nü imzalamıştır.



1827 Londra Protokolü ile;

İsyancılarla Osmanlı Devleti arasında bir ateşkes antlaşmasının imzalanması istenmiştir.

Bağımsız bir Yunan devletinin kurulacağı bildirilmiştir.

Osmanlı Devleti bu kararları tanımayınca 20 Ekim 1827'de Navarin’deki Osmanlı-Mısır donanması; İngiliz, Fransız ve Rus donanması tarafından bir baskınla imha edilmiştir.

Bunun üzerine Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu olan İbrahim Paşa 1828’de Mora’dan çekilmiş ve Rusya, Osmanlı Devleti’ne karşı savaş açmıştır.

1827-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Ruslar Osmanlı ordusunu mağlup edince iki devlet arasında 1829'da Edirne Barış Antlaşması imzalanmıştır.



1829'da Edirne Barış Antlaşması

Bu antlaşma ile bağımsız Yunan devleti kurulmuştur.

Mora İsyanı, Balkanlarda yaşayan diğer milletlerin ayaklanmalarına örnek olmuştur.



Kırım Savaşı (1853-1856) ve Paris Konferansı (1856)

Rusya
’nın güneye inme politikasının bir sonucu olarak Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Kırım Savaşı yaşanmıştır.

Avrupalı güçler, Osmanlı Devleti’nin yanında yer alarak Rusya’ya karşı bir Avrupa bloğu oluşturmuştur.

Rusya’nın Kutsal Yerler Sorunu’nu bahane ederek başlattığı savaşta, Rusya yenilmiş ve 1856 Paris Antlaşması imzalanmıştır.



Kutsal Yerler Sorunu
Hristiyanlar tarafından Kudüs ve çevresi buralarda bulunan kilise, mezar gibi bazı yerler, kutsal sayılmaktaydı. Fransız İhtilali sırasında meydana gelen gelişmeler, kutsal yerlerdeki Katolikleri koruyucusuz bıraktı ve Ortodokslar, kutsal yerlerde daha üstün bir duruma geçti. Ancak Katolikler, eski durumun kurulmasını istemeye başladı ve bu durum Kutsal Yerler Sorunu’nun doğmasına neden oldu. Sorun, görünüşte 1847 yılında İsa’nın doğduğu yer olan ve “Beytül-Lâhim”denilen yerdeki gümüş yıldızın kaybolması ile başladı. Bunun suçunu, Ortodokslarla Katolikler birbirlerinin üstlerine attılar. Osmanlı Devleti, mezhepler arasındaki gerginliğe son verebilmek için kendisi yeni bir yıldız yaptırıp yerine koymak istediyse de sorunun gelişmesini önleyemedi.


Kırım Savaşı, Avrupalı devletlerin müdahalesi ile uluslararası bir boyut kazanmıştır.



30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır:

Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletler hukukundan yararlanmasını kabul edecekti. Ayrıca her biri ayrı ayrı Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstermeyi garanti edecekti.
Osmanlı padişahının ilan etmiş olduğu Islahat Fermanı diğer devletler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak bu ferman; antlaşmayı imzalayan hiçbir devlete, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma hak ve yetkisi vermeyecekti.
Osmanlı Devleti ve Rusya, savaş sırasında birbirlerinden aldıkları yerleri ve esirleri geri verecekti.
Boğazların kapalılığına dair 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi aynen yürütülecekti.
Karadeniz; tarafsız duruma getirilecek, bütün devletlerin ticaret gemilerine açık fakat savaş gemilerine sürekli olarak kapalı olacak, kıyılarında hiçbir tersane bulunmayacaktı.
Sırbistan, Eflâk ve Boğdan; Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak, ancak bunların sahip bulundukları ayrıcalıklar genişletilecek ve bunlar antlaşmayı imzalayan devletlerin garantisi altında olacaktı.


Paris Antlaşması’yla Osmanlı Devleti ilk kez Avrupa devletler hukukuna dâhil edilmiş ve topraklarının bütünlüğü büyük devletlerin garantisi altına alınmıştır.

Böylece Osmanlı Devleti’nin bir Avrupa devleti olduğu belirtilmiştir.

Paris Antlaşması’yla Balkanlardaki Rus nüfuzunu kırmak için Karadeniz’in tarafsızlığı ve Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılması sağlanmıştır.

Osmanlı Devleti, Paris Antlaşması ile savaştan önceki sınırlarına dönmüş ve Rus tehlikesinden bir müddet kurtulmuştur.

Osmanlılar; Paris Barış Konferansı’na savaşı kazanmış olarak katılmasına rağmen antlaşmanın Karadeniz ile ilgili maddesi, yenilmiş olan Rusya ile birlikte kendisine de uygulanmıştır.

Islahat Fermanı'nın antlaşmada yer alması da Osmanlı Devleti’nin aleyhine olmuştur.

Büyük Avrupa devletleri, bu fermanla Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahâle etme fırsatı elde etmiştir.

Kırım Savaşı’nın, Osmanlı Devleti açısından bir diğer önemli sonucu da ilk defa yabancı devletlerden(İngiltere) borç para alınması olmuştur.


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)


Sebebi:

Rusya’nın;


Sıcak denizlere inmek istemesi,

Osmanlı’nın Avrupa’daki topraklarını ve İstanbul’u ele geçirmek istemesi,

1853 Kırım Savaşı’nın intikamını da almak istemesi,

Panslavizm siyasetiyle Balkanlardaki Slavları Osmanlı’ya karşı kışkırtması,

Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışması,

Balkanlardaki bu sorunların Osmanlı ordularının galibiyetiyle sonuçlanması üzerine olaylara diplomatik yollardan bir çözüm bulmak isteyen İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Avusturya ve İtalya; Haliç’te bulunan Bahriye Nezaretinde 23 Aralık 1876’da İstanbul (Tersane) Konferansı’nı düzenlemiştir.


İstanbul Konferansı
İstanbul Konferansı’nda bildirilen tekliflere göre Osmanlı Devleti Sırbistan ve Karadağ ile antlaşma yapacak ve onlara toprak verecekti.
Bulgaristan, beşer yıllık sürelerle tayin edilecek birer Hristiyan vali tarafından yönetilecek ve muhtariyet idaresine sahip iki eyalet hâline getirilecekti.
Bulgaristan’da Bulgarca resmî dil olarak kabul edilecek, mahallî milis askeri oluşturulacak, Türk askeri yalnız büyük merkezlerde bulundurulacaktı.
Ayrıca Bulgarlar için genel af ilan edilecek, Müslüman ahalinin elindeki silahlar toplatılacak ve bu hususların uygulanması için milletlerarası bir komisyon görevlendirilecekti.


İstanbul Konferansı’nda alınan kararların Osmanlı Devleti tarafından reddedilmesi üzerine Rusya, 1877’de Osmanlı Devleti'ne karşı savaş ilan etmiştir.

Rûmî takvime göre 1293 yılına rastladığı için bu savaşa 93 Harbi denmiştir.

93 Harbi’nde Osmanlılar, Kafkasya ve Tuna olmak üzere iki cephede savaşmak zorunda kalmıştır.



Kafkasya Cephesi’nde;

Ahmed Muhtar Paşa
, Ruslara karşı uzun süre direnmişse de Doğubeyazıt, Ardahan, Kars ve Erzurum Ruslar tarafından işgal edilmiştir.

Nene Hatun ve diğer Erzurumlu vatandaşlar, Aziziye Tabyası’nı Ruslara karşı büyük bir cesaretle savunmuştur.

Tuna Cephesi’nde;

145 gün Plevne’yi savunan Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 10 Aralık 1877’de başarısız olmuştur.

Osmanlılar barış istemek zorunda kalmıştır.

3 Mart 1878’de İstanbul’da Ayastefanos Antlaşması imzalanmıştır.

Panslavizm’in bir zaferi sayılan bu antlaşmayla Rusya bölgede çok avantajlı bir duruma gelmişti.

Bu antlaşma ile Avrupa’daki dengenin Rusya lehine bozulduğunu gören Avusturya, İngiltere, Fransa ve Almanya bu antlaşmaya karşı çıkarak Berlin’de uluslararası bir konferans toplanmasını sağlamıştır.

Bu bakımdan Ayastefanos Antlaşması, Sevr Antlaşması gibi kâğıt üzerinde kalan bir antlaşma olmuştur.


NOT:
93 Harbi sonunda Türk tarihinin en büyük göç dalgası yaşanmıştır.



Berlin Kongresi


Sebebi:

Ayastefanos Antlaşması’nın yeniden düzenlenmesi.

NOT: Bu kongre öncesinde geçici ve şartlı olarak Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bırakan Osmanlı Devleti, Rusya’yı yola getirmek için İngiltere’ye güvenmiştir.

Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan ve İtalya'nın katılımıyla toplanan konferans sonunda Berlin Antlaşması imzalanmıştır.

13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır:

Ayastefanos Antlaşması ile sınırları çizilen Bulgaristan, Berlin Antlaşması ile üç bölgeye ayrılacaktır. Buna göre;
birinci bölge
doğrudan Osmanlı Devleti’ne bağlı Bulgaristan Prensliği hâline getirilecek,
ikinci bölge
idari yönden bağımsız olmakla birlikte siyasi ve askerî yönden Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet olacak,
üçüncü bölge olan Makedonya ise ıslahat yapılmak şartıyla Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktır.
Girit’te ıslahat yapılacak ve Avrupalı devletler destek verecektir.
Bosna-Hersek, Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak ancak Avusturya tarafından yönetilecektir.
Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olacaktır.
Tuna Nehri; savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktır.
Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya bırakılacaktır.
Osmanlı Devleti, Ermenilerin bulunduğu yerlerde ıslahat yapacaktır.
Boğazlar, 1841 Londra ve 1856 Paris Antlaşmalarında belirtilen statüye sahip olacaktır.
Osmanlı Devleti, Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecektir.


Berlin Kongresi’nde sadece Ayastefanos Antlaşması’na yeni bir şekil verilmekle kalınmamış, bozulan Avrupa güçler dengesinin yerine yeni güçler dengesi kurulmuştur.

Ayastefanos Antlaşması ile karşısında sadece Rusya’yı bulan Osmanlı Devleti, Berlin Kongresi’nde altı büyük devletin hedefi hâline gelmiştir.

1856 Paris Antlaşması’nda kabul edilmiş olan “Osmanlı topraklarının bütünlüğüne saygı ilkesi” Berlin Kongresi'nde yer almamıştır.

Bu ilkenin başta gelen savunucularından olan İngiltere, Berlin Antlaşması'nın imzalandığı günlerde Kıbrıs’a yerleşmiştir.



Berlin’de Ermeni Meselesi

İngiltere,
XIX. yüzyılın sonlarına doğru Ermenilerle ilgilenmeye başlamıştır.

93 Harbi’nden sonra Ermenileri kullanma girişiminde bulunan Rusya, önce Ayastefanos ardından da Berlin Antlaşması’yla Ermeniler lehinde kazanımlar elde etmiştir.

Böylece Ermeni Meselesi, uluslararası bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.

Rusya’nın bu tutumundan rahatsız olan İngiltere, Ermenileri Rus nüfuzundan çıkartmak istemiş ve Berlin Antlaşması’yla Ermeniler’e bağımsızlık yolunu açmayı planlamıştır.

Bu durum, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet oluşturmayı amaçlayan Ermeni örgütlerinin ortaya çıkmasına ve bu örgütlerin her türlü kanlı eylemlerde bulunmasına yol açmıştır.



Berlin’de Makedonya Sorunu
1878 Berlin Kongresi’nden sonra Bulgaristan, Makedonya Sorunu’nu uluslararası bir sorun hâline getirmeye çalışmıştır.

Avrupalı devletler de bu sorunu, Şark Meselesi’nin bir parçası olarak görmüştür.

Komite ve çetelerin bu bölgedeki eylemleri, Makedonya Sorunu olarak adlandırılmıştır.



Siyasi Birliklerini Sağlayan Almanya ve İtalya

1853 ile 1871 yılları arasında Avrupa diplomasisi üç büyük olay etrafında şekillenmiştir.

Bunlar; Kırım Savaşı, İtalya ve Almanya’nın siyasi birliklerini kurmaları olmuştur.

İtalya:

İtalya
, Avrupa’da siyasi birliğini geç tamamlayan devletlerden biri olmuştur.

Bir kısmı Avusturya’nın işgali altında olan İtalya’da Piyemonte, en kuvvetli devlet olarak dikkat çekmiştir.

Fransa’nın desteğini kazanmış olan Piyemonte, 1859 yılında Avusturya’yı mağlup ederek 1870’te İtalyan birliğini sağlamıştır.

Siyasi birliğini kurduktan sonra İtalya, sömürgecilik hareketlerine başlamış ve kısa zamanda Avrupa politikasında söz sahibi devletlerden birisi olmuştur.



Almanya:

Otto von Bismarck (Otto fon Bismâk)
Alman siyasi birliğini sağlamayı başarmıştır.

Prusya’nın Fransa’yı Sedan’da yenmesi (Görsel 3.18) ve Alsace-Lorraine’i (Alsas-Loreyn) ele geçirmesi sonrası kurulan Alman siyasi birliğine diğer Alman devletleri de siyasi ve ekonomik sebeplerle katılmıştır.

Prusya Kralı I. Vilhelm ise Alman imparatoru olmuştur.

Almanya, Avrupa’nın kuvvetli devletlerinden biri olarak sömürgecilik hareketlerine girişmiş ve Avrupa’da devletlerarasında bloklaşma başlamıştır.



Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf Oluşumları

Avrupa’daki devletler, I. Dünya Savaşı’ndan önce çıkarları doğrultusunda birbirleri ile yakınlaşmaya ve bloklar oluşturmaya başlamıştır.

Sömürgecilik faaliyetleriyle çok güçlenen İngiltere bir grubun; siyasi birliğini geç tamamlayan ve sömürgecilik yarışına katılan Almanya ise diğer grubun öncülüğünü yapmıştır.


Üçlü İttifak (Bağlaşma Devletleri)(1882): Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya

Üçlü İtilaf (Anlaşma Devletleri)(1907): İngiltere, Fransa ve Rusya


Avrupa’da ortaya çıkan bu bloklara zamanla beklentileri ve çıkarları doğrultusunda diğer ülkeler de katılmıştır.

I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile İtalya, Üçlü İttifak grubundan ayrılarak karşı tarafa geçmiştir.
İttifak grubu, önce Osmanlı Devleti ve daha sonra da Bulgaristan’ın katılımıyla bu ayrılığı telafi etmeye çalışmıştır.
İtilaf Devletleri’ne zamanla Sırbistan, Japonya, Romanya, Belçika, ABD, Brezilya, Portekiz ve Yunanistan da katılmıştır.


3.3. MEHMET ALİ PAŞA’NIN GÜÇ KAZANMASI

Fransa
, İngiltere ile giriştiği rekabette 1798’de İngiliz güçlerini Hindistan’da yok etmeyi amaçlamış ve bunun için önce Mısır’ın işgal planını yürürlüğe koymuştur.

Mısır’ı alarak Süveyş Kanalı üzerinden Hindistan’a ticaret yapmayı hedefleyen Fransa, Yedi Yıl Savaşlarıyla kaybettiği sömürgeleri de Mısır’ı işgal ederek telafi etmek istemiştir.

Fransız ordusu, Mısır’ı işgal etmiştir.

Napoleon’un Mısır’ı işgal etmesi, Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletlerin büyük tepkisine neden olmuştur.
Bu sorunu tek başına çözemeyeceğini düşünen Osmanlı Devleti, İngiltere ve Rusya’nın desteğini alarak Fransa’ya 1798’de savaş ilan etmiştir.
Böylece Osmanlı Devleti, ilk defa topraklarını işgal eden bir ülkeye karşı Avrupalı devletlerle iş birliğine gitmiştir


Mısır üzerinden Filistin’e ilerleyen Fransız kara ordusu, Akka önlerine gelmiştir .

Burada Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri karşısında başarısız olan Napoleon, Mısır’a dönmek zorunda kalmıştır.

Osmanlı ordusu, Mısır’a girdiyse de başarısız olmuş ve Filistin’e geri çekilmiştir.

İngilizlerin Süveyş’e çıkması üzerine Fransızlar Mısır’ı boşaltmak zorunda kalmıştır.

Mehmet Ali Paşa, Mısır’ı Fransız işgalinden kurtarmak için 1799 yılında Kavala’dan gönderilen seçme askerlerin başında Kahire’ye gelmiştir.

Mehmet Ali Paşa, hızlı bir şekilde Mısır’da kendi otoritesini kurmayı başarmış ve bu nedenle 1805’te buraya vali olarak atanmıştır.

Mehmet Ali Paşa, Osmanlı Devleti’nin bir türlü sonuçlandıramadığı Hicaz’daki Vehhabi İsyanı’nı 1818’de bastırarak hac yolunu açmış ve İslam dünyasında saygınlık kazanmıştır.

Sultan II. Mahmud, Mora İsyanı’nı bastıramayınca Girit ve Mora valilikleri karşılığında Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemek durumunda kalmıştır.

Bu ise Mısır valisinin nüfuzunun daha da artmasına neden olmuştur.



Vehhabilik Hareketi


Vehhabilik;
XVIII. yüzyılın ortalarında, Suudi Arabistan’ın Necd Bölgesi’nde yeni bir dinî akım olarak ortaya çıkmıştır.

Vehhabilik, Muhammed b. Abdülvehhâb tarafından kurulmuş ve genel olarak tasavvufu, bidat olarak görmüştür.

Suud Şeyhi, Suudi hâkimiyetini desteklemesi karşılığında Vehhabi hareketini yayma hususunda her türlü yardımı yapmaya söz vermiştir.

1932’de Suudi Arabistan Krallığı’nın ilan edilmesiyle Vehhabilik bağımsız ve kalıcı devlet desteğine kavuşmuştur.



3.4. OSMANLI-RUSYA REKABETİ (1768-1914)

Osmanlı Devleti’nin XVI. yüzyıldan itibaren çatıştığı Habsburglar ve Safevilerin yerini, XVIII. yüzyılın başından itibaren Rusya almıştır.

Osmanlı ve Rusya Arasında Yapılan Savaşlar ve Antlaşmalar

Savaş Antlaşma
1768-1774 SavaşıKüçük Kaynarca Antlaşmas
1787-1792 SavaşıYaş Antlaşması
1807-1812 SavaşıBükreş Antlaşması
1828-1829 SavaşıEdirne Antlaşması
1853-1856 SavaşıParis Antlaşması
1877-1878 Savaşı (93 Harbi)Ayastefanos Antlaşması
1877-1878 Savaşı (93 Harbi)Berlin Antlaşması


XVIII. yüzyıldan itibaren Rusya, sıcak denizlere inme politikasını uygulamıştır.

Bu politika gereği Karadeniz’e inerek Boğazları ele geçirmek isteyen Rusya böylece sıcak denizlere açılmayı amaçlamıştır.

Ayrıca Balkanlarda nüfuzunu genişletmek için de milliyetçilik akımından faydalanarak Panslavizm politikasını uygulamıştır.

Rusya, hedeflediği politikalar doğrultusunda gerçekleştirdiği mücadelelerle Osmanlı Devleti aleyhinde kazanımlar sağlamıştır.



Boğazlar Sorunu

Osmanlı Devleti, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Rusya’ya ve diğer Avrupalı devletlere Boğazlardan ticari geçiş hakkı vermek zorunda kalmıştır.

Böylece Rusya, ilk defa Karadeniz’e çıkma ve serbestçe ticaret yapma hakkı elde etmişti.

Rusya’ya verilen bu haklar nedeniyle Karadeniz “Türk Gölü” olma özelliğini kaybetmiş ve Boğazlar artık devletlerarası hukukun konusu olmaya başlamıştır.

Napoleon’un 1798’de Mısır’ı işgal etmesi üzerine Rus savaş gemileri ilk defa Boğazlardan serbestçe geçmiş ve Akdeniz’e açılarak Osmanlı Devleti ve İngiltere’yle beraber Fransa'ya karşı savaşmıştır.

Osmanlı Devleti, İngiltere ile 1809'da imzaladığı Kal’a-i Sultaniyye (Çanakkale) Antlaşması’yla barış zamanında Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılacağını İngiltere’ye kabul ettirmiştir.

Mehmet Ali Paşa İsyanı’nda Rusya’nın İstanbul Boğazı’ndan geçerek Osmanlı Devleti'ne yardım etmesi ve Mehmet Ali Paşa’nın durdurulması nedeniyle İngiltere, Mısır Sorunu’yla ilgilenmeye başlamıştır.



1833 Kütahya Antlaşması

II. Mahmud Dönemi’nde Mehmet Ali Paşa ile imzalanmış ve devleti tehdit eden tehlike geçici olarak önlenmiştir.



1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanmıştır.

Sekiz yıl geçerli olacak bu antlaşma ile taraflar tehlike anında birbirlerine yardım etmeyi kabul etmiştir.

Böylece Rusya, Boğazlardan gelecek bir tehlikeye karşı korunmuş ve Boğazların kontrolünde söz sahibi olmuştur.

Bu yüzden Avrupa devletleri, Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı büyük bir tepkiyle karşılamıştır.

1839’da Mısır Meselesi tekrar silahlı bir hesaplaşmaya dönüşmüş ve Osmanlı ordusu Nizip Savaşı’nda Mısır kuvvetlerine mağlup olmuştur.

Hünkâr İskelesi Antlaşması gereği Rusya’nın Boğazlara inerek Osmanlı Devleti’ni koruma hakkını kullanmaya kalkışmasını engellemek için İngiltere harekete geçerek Londra’da bir konferans toplanmasını sağlamıştır.



1840 Londra Konferansı ve Londra Antlaşması

Sebebi:


Rusya’nın boğazlara inmesine engel olmak.

Bu konferansa;

İngiltere, Osmanlı, Avusturya, Fransa, Rusya ve Prusya katılmıştır.

NOT: Konferans sonunda imzalanan 1840 Londra Antlaşması’yla Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliği verilmiş ve Mısır Meselesi çözülmüştür.

1841 Londra’da Boğazlar Konferansı ve Londra Boğazlar Antlaşması

Sebebi:

1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın süresinin de dolması.


Bu konferansa:

İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya ve Prusya temsilcileri katılmıştır.

NOT: Konferans sonunda 1841 Londra Boğazlar Antlaşması imzalanmıştır.


Bu antlaşmayla;

Osmanlı Devleti’nin barış zamanında Boğazları yabancı savaş gemilerine kapalı tutması kabul edilmiştir.

Böylece Boğazlardan geçiş sadece Osmanlı hukuk kuralları veya Osmanlı Devleti ile diğer devletlerarasında yapılan ikili antlaşmalarla düzenlenmesi aşamasından çıkmıştır.

Artık Boğazlardan geçiş uygulaması, uluslararası bir statü kazanmıştır.



Reval Görüşmeleri ve Balkanlar

Reval Görüşmeleri:


İngiltere Kralı VII. Edward (Edvırd) ile Rus Çarı II. Nikola’nın (Nikola) 1908’de Reval Limanı’nda bir araya gelerek Osmanlı’yı paylaştığı görüşmelere verilen isim.

Osmanlı Devleti’nin meşrutiyeti ikinci defa ilan etmesindeki en büyük dış etken Reval Görüşmeleri olmuştur.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Bulgaristan, Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinden çıkmıştır.

Böylece Balkanlarda Osmanlı Devleti egemenliğinde sadece Arnavutluk ve Makedonya kalmıştır.



I.Balkan Savaşı(1912)

I. Balkan Savaşı’nın çıkmasında Rusya’nın takip ettiği Panslavizm politikası ve Balkanları paylaşma konusunda Rusya ile Avusturya arasında yaşanan rekabet de etkili olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ta İtalya ile savaştığı sırada Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek 1912 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir.

I. Balkan Savaşı öncesinde Rumeli’deki kuvvetlerinin bir kısmını terhis eden Osmanlı Devleti, zayıf duruma düşmüştür.

I. Balkan Savaşı’na hazırlıksız bir şekilde giren Osmanlı ordusu, Balkan devletleri karşısında bütün cephelerde yenilgiye uğramıştır.

Arnavutluk da bağımsızlığını ilan etmiştir.

Avrupalı devletlerin araya girmesiyle Londra Barış Konferansı toplanmıştır.

Konferans sürecinde Osmanlı Devleti Edirne, Yanya ve İşkodra’yı kaybetmiştir.

I. Balkan Savaşı, 30 Mayıs 1913’te imzalanan Londra Antlaşması’yla sona ermiştir.



Londra Antlaşması’na göre;
Midye-Enez hattı Osmanlı-Bulgar sınırı olmuştur.
Trakya ve Edirne Bulgaristan’a bırakılmıştır.
Güney Makedonya, Selanik ve Girit Yunanistan’a verilmiştir.
Sırbistan, Kuzey ve Orta Makedonya’yı almıştır.
Silistre ise Romanya’ya bırakılmıştır.
Arnavutluk’un bağımsızlığı kabul edilmiştir.


II.Balkan Savaşı (1913)

Sebebi:


Londra Antlaşması’nın, Balkan devletlerini tatmin etmemesi,

Özellikle Bulgaristan’ın savaştan büyüyerek çıkması,

Yunanistan ve Sırbistan’ın ittifak yapması üzerine Bulgaristan, 29 Haziran 1913’te Yunanistan ve Sırbistan’a savaş açmıştır.

Bulgaristan’dan Dobruca’yı isteyen Romanya da savaşa girmiştir.

Bu durumdan istifade eden Osmanlı Devleti de Edirne’yi kurtarmak üzere harekete geçmiştir.

Tüm cephelerde mağlup olan Bulgaristan barış istemiş ve 1913’te Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır.


1)İstanbul Antlaşması(1913)

II.Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.


Bu antlaşmayla;

Edirne, Osmanlı Devleti’ne geri verilmiş,

Türk-Bulgar sınırı olarak Meriç Nehri kabul edilmiştir.


2)Atina Antlaşması (1913)

II.Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalanmıştır.


Bu antlaşmayla;

Osmanlı Devleti Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu resmen kabul etmiştir.



I.Dünya Savaşı Öncesi Osmanlı Devleti’nin İttifak Arayışları

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı öncesinde ilk olarak İngiltere’ye ittifak teklifinde bulunmuştur.

Ancak İngiltere, Yakın Doğu’daki çıkarları için Rusya ile ortak hareket etmeye başlamıştır.

Gerek Reval Görüşmeleri’nde alınan kararlar gerekse Rusya’nın uygulamak istediği politikaların Osmanlı topraklarından geçmesi, İngiltere’nin Osmanlı Devleti ile ittifakını zora sokmuştur.

İngiliz Büyükelçisi Sir Louis Mallet (Sör Lui Melıt), en iyi yolun Osmanlı Devleti’nin tarafsız bir tutum izlemesi gerektiğini ifade etmiştir.

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı öncesinde Rusya’ya da ittifak teklifinde bulunmuş fakat olumsuz yanıt almıştır.

Osmanlı Devleti; Rusya ve İngiltere’ye karşı Fransa’nın desteğini almaya çalışmıştır.

Fransa, ittifak konusunda tek başına bir şey yapamayacağını ve bu konuyu müttefikleriyle de müzakere etmeleri gerektiğini belirterek olumsuz yanıt vermiştir.

Almanya ile Osmanlı Devleti arasında II. Abdülhamid Dönemi’nden itibaren iyi ilişkiler kurulmuştur.

Sadrazam Said Halim Paşa, 28 Temmuz 1914’te Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi Wangenheim’ı (Vangenhaym)çağırarak Rusya’ya karşı Almanya’yla gizli bir ittifak yapmak istediklerini ve bununla Üçlü İttifak’a dâhil edilmeyi beklediklerini bildirmiştir.

Almanya ile Osmanlı Devleti arasında 2 Ağustos 1914’te ittifak antlaşması imzalanmış ve aynı gün Osmanlı Devleti genel seferberlik ilan etmiştir.




word olarak ekten indirebilirsiniz
 

Ekli dosyalar

Üst Alt