• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Türk tarihinde ilk para

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Türk tarihinde ilk parayı hangi devlet kullanmıştır?
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Eski Türklerde Ödeme Araçları: Kâğıt Para Çav’ın Kullanımı


Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.



A. Melek Özyetgin
Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi


ÖZET


Tarihî devirlerden itibaren Türklerin ticaret hayatında kullandıkları ödeme araçları bölgeden bölgeye değişen ve çeşitlenen bir yapıya sahip olmuştur. Türk sosyal ve iktisadî tarihinin önemli kaynakları olan Uygur sivil belgelerinde, ticaretteki ödeme araçları ile ilgili zengin bilgiler bulunmaktadır. Belgelere göre, geçerli en yaygın uygulamalardan biri mal karşılığı mal veya hizmet karşılığı mal mübadelesi şeklindeki aynî ödemelerdir. Aynî ödemelerde kullanılan malların başında tarıg, ür ~ üyür, kepez gibi önemli tarımsal ürünler gelmekteydi. Bunun dışında Uygurlarda ticarette ödeme aracı olarak kumaş cinsinden materyallerden böz, kuanpo da önemli ölçüde kullanılmıştır. Yine madeni paralar ile yapılan ödemeler içinde altın, kümüş ve bakır para birimleri dikkati çekmektedir. Uygurlarda kullanılan bir diğer önemli ödeme aracı kâğıt paradır. İlk olarak 8. yüzyılın ortalarında Tang hanedanı döneminde başlayan kâğıt para sistemi, Yüan döneminde, özellikle Kubilay Han (1260-1295) döneminde zirveye çıkmıştır Çince kökenli çav (< ch’ao) kelimesiyle adlandırılan bu para birimi Yüan döneminde genellikle 2274gr. olan yastuk ile birimlendirilmiştir. Kubilay Han zamanından itibaren, Çin’de Yüan döneminde parlamaya başlayan çav para birimi en yaygın şekilde Uygur tüccarlar tarafından kullanılmıştır. Uygur sivil belgelerinde kâğıt para sadece çav ve Kubilay dönemine işaret eden çung-tung bav çav olarak geçmektedir. Kâğıt para sistemi Uygurlarla birlikte Türk-Moğol devletlerinin ticaret hayatına büyük kolaylıklar getirmiş ve canlandırmıştır. Bunun yanında Uygur tüccarlar kâğıt paranın uluslar arası yaygınlaştırılmasında da önemli görevler üstlenmişlerdir.


ANAHTAR SÖZCÜKLER
Eski Türkler, Uygurlar, Ticaret, Ödeme Araçları, Kâğıt Para, Çav, Uygurlar, Nümizmatik


* * *
ABSTRACT


The payment devices which are used by Turks in the trade life had various components at the historical period. In the Uigur civil documents,which are important sources of the Turkish social and economic history. There is wide information about the payment devices. According to those documents, most prevalent payment systems are divided in ‘goods for goods’ and ‘goods for services’ (payment in a kind). The basic goods which are used for the ‘payment in a kind system’ were some agricultural products like tarıg, ür ~ üyür, and käpäz. Besides those products, some fabric materials like böz and kuanpo are also used as a payment device by Uigurs at trade. Altın, kümüş and bakır coins are used for the payments as well. Another payment device used by Uigurs are banknotes. The usage of banknote system begun at the middles of the 8th century, among the Tang Dynsty and became prevalent at the Yüan period, especially Khubilay Khan sovereignty (1260-1295). This banknote was called with a Chinese origined word çav (< ch’ao). At the Yüan period çav was united with (2274gr) yastuk and used widely by the Uigur traders. In the Uigur civil documents, banknote are expressed as çav and çung-tung bav çav which indicates Khubilay era. Banknote System brought easiness to the trade life of Uigurs and Turco-Mongol states. Uigur traders had also an important role to spread banknote internationally.


KEY WORDS


Old Turks, Uigurs, Trade, Payment Devices, Banknote, Çav, Numismatics


* * *


Eski çağlardan itibaren ticaret milletlerin siyasî ve iktisadî kalkınmalarının temelini teşkil etmiş, çeşitli alanlarda içte ve dışta yapılan ticarî faaliyetler milletler arasındaki sosyal ve siyasî ilişkileri de geliştirmiş ve yönlendirmiştir.


Sınırlı bilgilerle de olsa eski Hun çağından itibaren kaynaklara dayalı olarak takip edebildiğimiz Türk ticaret hayatı tüm usûl, teknik ve araçlarıyla takip eden Türk devletlerinde geliştirilerek, yayıldıkları geniş coğrafya temelinde uygulanmış, dünya ticaretinde önemli, etkin bir yere sahip olmuştur. Ticaretin evrensel boyutunda her toplum için geçerli olan uygulamaların dışında, diğer toplumlara model teşkil edebilecek ticarî teknikler ve araçlar da tarih boyunca gözlemlenmiştir.


Türklüğün de içinde bulunduğu Doğu bu anlamda Batıya da örneklik edecek birçok uygulamanın merkezî konumunda olmuştur. Özellikle 13-14. yüzyıllardaki dönemde Türk-Moğol devletleri ticarî teknikler ve bunun uluslar arası boyutta yaygınlaştırılması konusunda önemli bir görev üstlenmişlerdir. Bu çalışmanın inceleme alanını oluşturan ticarette ödeme araçları, kâğıt paranın kullanımı konusu, Çin’deki Yüan (Moğol) dönemindeki öncü uygulamalar ve bu uygulamaların en önemli merkezlerinden birini oluşturan Koço-Turfan Uygur Hanlığı çerçevesinde ele alınmaya çalışılacaktır.


1. Uygurlarda Ticarette Ödeme Araçları


Muhtemel tarihlendirmesi 13-14. yüzyıla giden eski Uygur sivil belgeleri, Türk sosyal, kültürel ve iktisadî tarihinin açık belgeleri olarak büyük bir öneme sahiptir. Kişiler arasında veya kişilerle devlet ya da yetkili mercîler arasındaki hukukî ve ticarî anlaşmaları içeren bu belgelerde ödeme araçları hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Belgelere göre yaygın olarak belirli bir ticaret veya hizmet karşılığında mal mübadelesine dayalı aynî ödemeler Uygur ticarî hukuk düzeninde geçerli uygulamalardan olmuştur.


Trampa usûlü (İzgi 1987: 56, Eröz 1977: 212) olarak adlandırılan paranın aracılığı olmadan mal karşılığı mal veya hizmet karşılığı mal mübadelesi Uygur sivil belgelerinde sıkça görülen ödeme şekillerinden biriydi. Aynî ödemelerde kullanılan malların başında, o dönemde toplumsal yaşam için en gerekli ihtiyaçlardan olan tarıg, ür ~ üyür, kepez gibi tarımsal ürünler gelmekteydi.


Özellikle Uygurlarda ekim için kiralanan arazilerin kira bedeli olarak ayniyatta tarıg, ür ~ üyür, kepez ödeme aracı olarak kullanılmıştır


1. Belgelerde söz konusu aynî ödemelerin tarihi ekinlerin hasat dönemi olan sonbahar veya sonbahar başı olarak tayin ediliyordu. “Koço Uygur devletinde Ticaret” başlıklı yazısında Peter Zieme (1976: 246-247) Uygur sivil belgelerine göre ödeme araçlarını üç gruba ayırmıştır:


1. Kumaş (böz, kuanpu),


2. Madenî para (altun, kümüş, bakır),


3. Kâğıt para (çav).


Zieme’nin listesinde birinci sırada gelen ve dönemin önemli tüketim ve ticaret malzemelerinden olan böz “pamuklu kumaş” bir tür ödeme aracı olarak özellikle arazi, gayrimenkul ve köle satış belgelerinde sıkça kullanılmıştır


2. Söz konusu bözler belirli idarî bölgelerde geçerliliği olan ve yönetimce ödeme aracı olarak kullanılmak üzere bir anlamda kalite açısından tescillenmiş, mühürlenmiş materyallerdi.


Belgelerde ödeme aracı olan böz sayısal ve ölçü bakımından değerleri yanında X kidini/kidinintä yorır3 “X bölgesinde (tarafında) geçerli” ve şuulug tamgalıg4 “damgalı, mühürlü” ibareleriyle birlikte geçmektedir. Bir Uygur sivil belgesinde arazinin satış bedeli böz olarak alınmıştır:


....lükçü. kidinintä yorır şuulug tamgalıg üç otuz bözingä käziştimiz..


“Lükçü. bölgesinde geçerli tamgalı, mühürlü 23 (top) böz için anlaştık”


[Yamada Sa065- 6, 3Kr. 39, USp. 108, Rachmann 95].


______________________________________________________


1 Bu konuyla ilgili bilgi ve metinler için bkz. Özyetgin (2004: 151-155).


2 Uygur sivil belgelerinde bözün ödeme aracı olarak kullanımı konusunda geniş bilgi için bkz. Rachmann (1995: 64-71).


3 Bkz. Rachmann (1995: 50) 4 Bkz. Rachmann (1995: 48-50). Bu ibareyle böz Uygur sivil belgeleri içinde ayrıca Yamada Sa 06 [3Kr. 39, USp. 108, Clark 39], Yamada Sa07 [3Kr. 41, USp. 107, Clark 38] belgelerinde de geçmektedir.


Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.

Bir köle satış belgesinde de para bedeli böz olarak ödenmiştir:


....kız karabaşımnı äniçük-kä toguru tomlıtu sat(d)ım. satıg bözin inçä tiştimiz kidin yorır altı sıngar şulug tamgalıg säkiz on bözkä käziştimiz


“Kız kölemi Eniçük’e doğrudan sattım. Satış bözü için şöyle sözleştik. Pazarda geçerli altı kenarlı (?) damgalı, mühürlü 80 (top) böz için anlaştık...” [Yamada Sa233-5, 3 Kr. 38, USp. 110, Rachmann 94].


Ödeme aracı olarak böz gibi kullanılan bir diğer kumaş cinsinden materyal Çince kökenli kuanpo idi.


Kelimenin Uygur sivil belgelerindeki imlâsı çeşitlilik göstermektedir: kuanpu ~ kuanpo, kunpo ~ kunpu ~ kanpo ~ kanpu. J. Hamilton (1969: 43- 44) Yar-hoto kaynaklı bir Uygur arazi satış belgesinde geçen kelimeye, kanpo < Çin. kouon-pou, *kwâ-pou “resmî formatta bez/kumaş, tüzüğe uygun bez/kumaş, değiş- tokuş yapmaya yarayan mal” anlamını vermiştir.


Söz konusu bu damgalı kumaş da arazi5 ve köle6 satış belgelerinde, ödünç alma belgelerinde7, bir arazi8 kiralama ve bir vasiyetname9 belgesinde geçmektedir.


Örnek olarak bir arazi satış belgesinde ödeme aracı olarak kuanpo ~ kunpu şu şekilde bulunmaktadır:


...üç şıg yirim atı kutlug taşka toguru tomlıtu satdım satıg kunpusın inçe sözläştimiz üç yüz biş otuz kunpuka üzüştümüz...


“Üç şıg yerimi adı Kutluk Taş’a doğrudan sattım. Satış kunpusı için şöyle sözleştik. 325 kunpu için anlaştık” [Yamada Sa02, OtRy. 1414a]


Alışverişte bir ödeme aracı olarak kuanpo da böz gibi, belirli bölgelerde geçerli ve tescilli olduğuna dair ibarelerle metinlerde geçmektedir:


...bir şıg säkiz küri urug kirür yirimin basmılka toguru tomlıtu satdım satıg kuanposın inçä sözläştimiz: koço kidini yorır iki uçı kinlig otura tamgalıg üç mi. biş yüz kuanpoka käpäzi birle käziştimiz...


“1 şıg 8 küri tohum ekilecek yerimi Basmıl’a doğrudan sattım Satış kuanposu için şöyle sözleştik: Koço tarafında geçerli iki uçlu ortada damgalı 3500 kuanpoya pamuğu ile birlikte anlaştık” [Yamada Sa04, TIII M205d]


Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.



Uygur sahasındaki kumaş paralardan bir diğeri, kamdu dikkat çekicidir. P. Zieme (1976: 247) kamdu kelimesini kuanpo ile ilişkilendirerek, iki kelime arasındaki ilişkinin yanlış yazımdan kaynaklanabileceğini, Arap yazısındaki imlâda kuanpo’nun imlâsının kamdu şeklinde yazılmış olabileceğini söylemektedir. Clauson ise kelimeyi hapax bir veri olarak kaydedip “bir para birimi” anlamını vererek Çince kökenli 5 Bkz. Yamada Sa01 [Y.K. 0014, Or.8212 (106)], Sa02 [Ot.Ry.1414a], Sa03 [TIII M205, U3908], Sa04 [TIII M205d, U5241]. 6 Bkz. Yamada Sa19 [U5968r.+U5971r.], Sa20 [TI 580, U5371]. 7 Bkz. Yamada Lo01 [TII Toyoq Ohne Nr.(e), U5233, USp. 85], Lo02 [TII D149a, U5232, USp. 67], Lo03 [Ot.Ry. 2733], Lo04 [U5399v+U6068v]. 8 Bkz. Yamada RH 01 [TII D149b, U5270, USp. 86]. 9 Bkz. Yamada WP 05 [3Kr.40, USp. 127]. olduğunu kabul etmiştir (ED 626b).


Uygur sivil belgelerinde geçmeyen kelime tarihî alanda sadece Kâşgarlı Mahmud’un Dîvân’ında geçmektedir:


kamdu “Dört arşın boyunda, bir karış eninde bir bez parçasıdır ki üzerinde Uygur hanının mühürü basılıp alışverişte para yerine kullanılır. Bu bez eskirse her yedi senede bir yamanır, sonra yıkanır, yeniden üzerine mühür basılır" (DLT I: 48). Kâşgarlı Mahmud’un Uygurlarda bir ödeme aracı olan kamdu ile ilgili verdiği bilgiler son derece önemlidir. 11. yüzyıl Türk dünyası hakkında zengin bilgiler bulduğumuz Dîvân’da geçen bu kelime Uygur sahasında kullanılan Çin. kökenli quanpo ~ kanpu ~ kanpo ile ilişkili olmalıdır. Kâşgarlı Mahmud’un bezlerin alışverişte ödeme aracı olarak geçerli olabilmesi için Uygur hanları tarafından mühürlendiğini söylemesi, bu kelimenin Uygur sahasındaki kuanpo ile olan ilişkisine işaret etmektedir. Kaynaklar kumaşın ve ipeğin alışverişte ödeme aracı olarak kullanımının tarihini oldukça eskilere götürmektedir10.


Kaşgârlı Mahmud’un verdiği bilgilerden Uygur sahasında alışverişte para karşılığında ödeme aracı olarak tescilli ve damgalı kumaşların 11. yüzyılda da kullanımda olduğunu anlıyoruz.


Uygur ticarî hayatında ödeme araçlarından biri de madenî paralar ile yapılan ödemelerdi. Turfan Uygurlarında sivil belgelere göre alışverişte ve ticarette kullanılan değerli madenî para birimleri altun, kümüş, bakır olarak geçmekteydi.


Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.

Söz konusu paraların değer açısından ölçümünde birim olarak yastuk11 [= Fa. baliş = Çin. ting “altın veya gümüş çubuğu, külçe”], satır ~ stır12 [= yarmak13 “sikke, para” = Çin. 1 Liang] ve bakır14 [= Çin. 1 Ts’ien (Ch’ien) = Çin. 1/10 Liang] kullanılmıştır (Gabain 1973: 64-65; Mori 1961: 115). Ölçülendirmede 1 yastuk = 50 stır, 1 stır = 10 bakır denkliği bulunmaktadır. Uygurların para sistemi ile ilgili bilgilerimiz bugün için son derece kısıtlıdır. Söz konusu paraların değersel ölçümünde kullanılan birimlerin ait oldukları dönemler için geçerli olan sayısal değerlerini kesin olarak tespit edemiyoruz. Uygur paraları için sikke ve ölçü birim ayarlarını Çince karşılıkları ile denkleştirerek tahminî olarak incelemek mümkündür.


Etraflı olarak incelenmemiş bu konu alan uzmanlarının ilgisini beklemektedir.
_______________________________________________________________


10 Kumaş ve ipek ödeme araçları yanında deriden yapılan paralar da belirli bölgelerde kullanılmaktaydı. Örneğin İdil Bulgarlarında deriden imal alatak denilen paralar ödeme aracı olarak geçerli olmuştur. Yine sincap derisinden yapılma tiyin adlı deri paralar da İdil Bulgarları arasında kullanılmıştır. Bkz. Togan (1981: 126).


11 ED 974a yastuk. Clauson kelimenin temel anlamı olan ‘yastık’a şekilce benzeyen gümüş külçe anlamını kazandığını belirtir. Kelime Uygur sahasında madenî paralarla birlikte kâğıt paranın da birimlendirilmesi için kullanılmıştır. Moğollar döneminde Tü. yastuk birimi 2274 gr. ağırlığında idi. Bkz. Togan (1981: 122).


12 Sogd st’yr < Grek. stater ‘ağırlık ölçü birimi; para birimi’ (ED 802a).


13 ED 969a yarmak ‘para; madenî para’, bkz. TMEN IV 1854.


14 Kelime Uygur sahasında satır ~ stır gibi hem ‘ağırlık ölçü birimi’ hem de ‘para birimi’ olarak kullanılmıştır. (ED 317b).
__________________________________________________________________


Uygur sivil belgelerinde en değerli para birimi olarak altun ya tek başına sayısal değeriyle ya da yastuk ölçü birimi ile karşımıza çıkmaktadır. Uygur sahasında genellikle altun ile yapılan ödemeler belirli şartlar için geçerli olmuştur. Sivil belgeler bu konuda bize önemli ipuçları vermektedir. Özellikle karşılıklı iki kişi arasında düzenlenen satış senetlerinde, borcun ödenmemesi veya borca itiraz edilmesi durumunda bir tür cezaî yaptırım olarak süü15’ye ‘ulu majesteleri (Büyük Kağan) bir altun yastuk verilmesi şartı geçmektedir. Bu cezaî ödemeye ek olarak içgerü agılık’a ‘saray hazinesine’ bir kümüş yastuk ibaresi de belgelerde yer almaktadır. Bu tür akitlerin bozulması durumunda, akiti bozan kişinin yapmakla yükümlü olduğu ödemelerin başında bunlar gelmektedir. Para ödemeleri dışında beylere binek atlarının verilme şartı da bu cezaî yaptırımlardan olarak belgelerde geçmektedir. Bir üzüm bağının satışıyla ilgili bir belgede şu ibareler dikkati çekmektedir:


...apam birök ärklig bäg işi yat yalavaç küçin tutup çam çarım kılsarlar ulug süü-kä bir altun yastuk içgäri agılıkka bir kümüş yastuk bägätlärkä birär ädärkä yaraşu at kızgut birip sözläri yorımazun....


“Eğer nüfuzlu memur, yabancı elçiye güvenip itiraz ederlerse ulu majestelerine bir altun yastuk, saray hazinesine bir kümüş yastuk, beylere birer eğere yaraşır at (vermekle) yükümlü tutup sözleri geçerli olmasın”[Yamada Sa1115-21 (İstanbul 35)].


Yine bir diğer arazi satış belgesinde de aynı uygulamalar bulunmaktadır:


...apam birök ärklig bäg işi küçin tutup çam çarım kılsarlar ulug süükä bir altun yastuk basıp il bägläringä ädärkä yaragu at birip sözläri yorımazun


“eğer nüfuzlu memura güvenip itiraz ederlerse ulu majestelerine bir altun yastuk verip il beylerine eyere yaraşır at verip sözleri geçerli olmasın” [Yamada Sa129-12, K 7711, Clark 46)].


Aynı şekilde bir vasiyetname belgesinde: ulug süükä bir altun yastuk oglan tigitlärkä birär yastuk içgärü agılıkka bir yastuk....(WP0112-14); bir diğer vasiyetname belgesinde, belgeye itiraz durumunda veya aile üyelerinden biri itiraz ettiği takdirde, bu sefer içgärü agılıkka bir altun yastuk (WP0214) ödeme şartı bulunmaktadır. Diğer belgelerden farklı olarak bu belgede bir yastuk altun, ulug süü yerine içgärü agılık’a (Hazineye) verilmiştir. Uygur arazi satış senetleri dışında, köle satış ve azat etme belgelerinde de bu 15 Uygur sivil belgelerinde sıkça geçen ulug süü ibaresi Yüan hükümdarlarına, özellikle Kubilay Han’a işaret etmektedir. Bkz. Clark (1975: 14).


Reşit R. Arat süü (< Çin. dz’uo < tsu, Mo. su ~ sü, Kalmuk su) kelimesini Tü. ‘kut’ kelimesine eş göstererek kelimenin “saadet, majeste” anlamına işaret etmiştir (1991: 389). Ulug süü ibaresi aynı anlamda Moğollarda da yeke suu ibaresi ile karşılanmıştır. Bkz. Ligeti (1973 : 3-6).


Uygur sivil belgeleri içinde en eski tarihli olan Ad 01, Clark 65 de satır 13v’de geçen ögödey süü-singe iki yürü. atan ötünüp... cümlesinde Ögedey kağanının adı zikredilmektedir. Diğer ibarelerde ise kağan adı yerine ulug sıfatı geçmiştir. Bkz. Zieme (1976: 242-243). madenî para birimleri geçmektedir. Örneğin bir azat etme belgesinde alacaklıya ödeme şekli altun ve gümüşle yapılmıştır:


bu bitig-täki söz-tin öngi bolsar biz ulug süükä bir altun yastuk aka ini tägitlärkä birär kümüş yastuk ıduk kutka bir yastuk...


“bu senetteki sözden farklı olursa biz ulu majestelerine bir altun yastuk, büyük, küçük kardeş prenslere birer gümüş yastuk, İdikut’a bir yastuk...” [Yamada Em0115, Clark 60].


Oğul satışını gösteren bir başka belgede satış bedeli olarak 60 altın ödeniyor:


altmış altun alıp müberek koç atlıg oglımnı...toguru tomlıtu sattım


“60 altın alıp Mübarek Koç adlı oğlumu doğrudan sattım” (Sa 265-8, USp. 57).


Uygur sahasında paranın kullanımı diğer madenî para birimlerinden daha fazladır. Genel olarak Türkler ve Moğollar tarafından gümüş külçeler ticarette ödeme aracı olarak geniş ölçüde kullanılmıştır. Kümüş için stır, yarmak, bakır ölçü birimleri geçerli olmuştur. Altun gibi cezaî ödemelerin dışında kümüş, arazi alım satımlarında, köle satışlarında, para ödünç alıp vermelerde, ayrıca belirli malların alım-satımı karşılığında ödeme aracı olarak kullanılmıştır. Örneğin Sa085’de arazi satış bedeli olarak sıtır alınıyor. Sa216’de erkek bir kölenin satışı karşılığında yiti elig stır yarmak kümüş alınıyor. Sa223’de kadın köle elig stır yarmak kümüş’e satılıyor. Bir başka borç alma senedinde Lo073-4’de ödünç alınan para birimi gümüş olup, geri ödemedeki faiz tutarı da gümüş olarak ödeniyor:


altı stır kümüş ay sayu birär yarım bakır kümüş asıgı birlä köni birürmän


“6 stır kümüş’ü her ay birer yarım bakır kümüş faiziyle birlikte doğrudan vereceğim”.


Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.





Lo082-3’de üç stır kümüş altım...ay sayu birär bakır kümüş asıgı birlä.. “3 stır kümüş aldım .. her ay birer bakır kümüş faizi ile...” şeklinde geçiyor. Mi145’te arpa satışı karşılığında üç stır altı bakır kümüş altımız ibaresi geçmektedir. Madenî paralardan bakır ise daha küçük tutarlar için kullanılmıştır. Uygur sivil belgelerinde bakır, kümüş için ölçü birimi olarak geçmektedir:


…birär yarım bakır kümüş asıgı bilä köni birürmän…


“birer yarım bakır kümüş faizi ile doğrudan vereceğim” [Yamada Lo07, TM 222, D51, U 5230, Usp. 18, JW 3.1]


…ay sayu birär bakır kümüş asıgı bilä köni birürmän…


“her ay birer bakır kümüşü faizi ile birlikte doğrudan vereceğim” [Yamada Lo08, Kle.-Rob.6, Usp. 52, JW 3.2]


…bir şıg iki küri arpanıng üç stır altı bakır kümüş altımız…


“bir şıg iki küri arpayı 3 stır, 6 bakır kümüşe aldık...” [Yamada Mi04, 3Kr. 31c, Usp. 126, JW 6.15]


Ayrıca sivil belgelerde bakır’ın sadece para birimi olarak geçtiği örnekler de mevcuttur:


…bulmışnıng üç satır üç yarım bakır birtim. Koz yarmış üçün’gü tört bakır birtim, nägünkä bir bakır birtim, kirişkä bir bakır birtim, bir şıkka bir bakır birtim, bir oltırıkka bir bakır birtim, yana yarım bakır birtim, kalımnıng yarım bakır birtim…


“Bulmış’un 3 satır 3 yarım bakırını verdim. Koz Yarmış üçüne 4 bakır verdim, Negün’e 1 bakır verdim, Kiriş’e 1 bakır verdim, 1 şık, bir bakır verdim, bir Oltırık’a 1 bakır verdim, yine yarım bakır verdim, Kalım’ın yarım bakırını verdim”[JW 4.10 (D), USp. 53, Clark 108]


Ana hatlarıyla yukarıda bahsettiğimiz nakit ödemelerde değerli madenlerden oluşan madenî paraların dışında Uygur sahasındaki bir diğer önemli ödeme aracı kâğıt paradır. Çince kökenli çav kelimesiyle adlandırılan ve genellikle Moğollar devrinde 2274gr. olan yastuk ile birimlendirilen bu kâğıt para birimi Uygur sivil belgelerinde yastuk çav ~ çav yastuk şeklinde ödeme aracı olarak geçmektedir.
_______________________________________________________________


2. Uygurlarda kâğıt para çav


2.1. Çav’ın kökeni


Tarihî Türk dili alanında 13.-14. yüzyıllar dönemine ait Uygur sivil belgelerinde tanıklayabildiğimiz , Çince kökenli (ch’ao) kelimesinden gelir [Bkz. TMEN I 175 çav (Chin. Vorbild nachgeahmtes) ‘kâğıt para’ wmmo. çau, Çin. çau; ED 393b çaw < Çin. ch’ao “kâğıt para” (Giles 514)].


Eski Uygur belgelerinde geçen kelime Çağatay sahasında da yer almaktadır: Çağ. (15. yy.) çav id. Sang. 209v/9. Clauson ED’de çav’ı Moğol hanlarının hüküm sürdüğü yerlerde altın yerine kullanılan dikdörtgen kâğıt parçası olarak tanımlamıştır.


2.2. Kâğıt para çav’ın tarihçesi (Kubilay Dönemi) ve Uygur sahasına girişi


Koço (Turfan) Uygur Hanlığı İdikut Barçuk’un 1209’da Cengiz’e teslim olmasıyla birlikte Moğol hâkimiyeti altına girdi. Ancak Uygurlar gerek idarî gerekse sosyal açıdan Moğollara tâbi devletler ve milletler içinde ayrıcalıklı bir yere sahip idiler. Kültürel açıdan Moğollar üzerinde büyük etkileri olan Uygurların yakın ilişkiler içinde oldukları Moğol devletinde siyasî ve idarî teşkilâtında önemli görevler aldıkları bilinmektedir (Brose 2002: 249-254). Bu yakın temaslar doğal olarak Çin’deki Moğol (Yüan) hâkimiyetinin siyasî, sosyal ve iktisadî uygulamalarının akislerinin Uygur sahasında da görülmesine sebep olmuştur. Çin’de Yüan idaresinin tarım ve serbest ticaret konusunda girişimcileri destekleyen bir politikası olmuştur. Bu dönemde özellikle ticarî faaliyetlerde Uygur tüccarlar ayrıcalıklı bir muameleye tâbi tutulmuştur. Yüan idaresi tarafından Uygur tüccarlara ‘ortak16 parası’ (Wo-t‘o ch‘ien) olarak adlandırılan dönemin faiz oranlarına 16 Tü. ortuk ~ ortok (~ ortak) “ortak, tüccar, esnaf” (ED 205a). Ortak teşkilâtı bir tür ticaret şirketi olarak Uygurlardaki uygulamaları ile Moğollara geçmiş bir kurumdur. Ortak teşkilâtının göre çok düşük bir faiz (yüzde 0,8) oranıyla bir tür kredi parası verilmiş, söz konusu parayı bu imtiyazlı Uygur ortak tüccarları iç ve dış ticarette kullanmış, Çin‘deki Moğol ekonomisine önemli katkılar sağlamıştır (Yang 1971: 97).


Ödeme vasıtası olarak kâğıt paralar ve bunun yanında bugünkü çek karşılığındaki havale belgeleri bu tüccarlar arasında kullanılmış ve bu uygulamalar ticareti büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Karahanlılar döneminde de mevcut olduğuna dair bilgiler vardır. Yüan devrinde devlet hazinesinden düşük faizle kredi alan ortak teşkilâtı devrinin en büyük ticarî kurumlarından biri olarak özellikle büyük çapta ve uluslar arası ticaret ile meşgul olmuş, öte yandan birçok yükümlülükten, vergiden muaf tutulmuş ve diğer yerli tüccar zümreleri içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Bkz. Togan (1981: 121, 125, 309-311), Togan Arıcanlı (1984: 71-90), Özyetgin (2004a) Yüan idaresi 1267‘de Uygur tüccarların ticarî faaliyetlerini idare etmek ve denetlemek üzere Wo-t‘o tsung-kuan-fu “Ortak tüccarları idare eden merkez büro” adlı bir hükûmet ofisi kurdu.


1281’de merkezî büronun adı ssu “Para düzenleme teftiş bürosu” olarak değiştirildi (Yang 1971: 97). 1283 yılında da Chiao-ch’ao-k’u adlı hazine ofisi ile Uygur bölgesindeki kâğıt paranın değişimi ve yönetimi işleri düzenlendi. Uygurlardaki para sistemi Yüan dönemiyle birlikte yeniden şekillenmişti. Koço Uygurlarında kâğıt paranın ilk görülmesi Mönge’nin hüküm sürdüğü dönemlere rastlamaktadır (Allsen 1983: 256-257). W. Rubruck imparator Mönge (1251- 1259) zamanında Karakurum’da bulunmuş imparatorluk damgasını taşıyan kâğıt paraların varlığından söz etmektedir (Yang 1971: 62-63).


Kubilay Han (1260-1295) Çin’deki ticareti geliştirmek ve kolaylaştırmak için kâğıt paranın kullanımını başlattı. Kendisinden önceki kâğıt para birimlerini hükümsüz kılarak kendi dönemine has para birimlerini ülke çapında geçerli kılan ve geliştiren ilk Moğol hükümdarı oldu. Yeni kâğıt para sisteminde halkın sahip olduğu altın, gümüş ve bakır gibi değerli madenler devlete teslim edilerek, bu metal paraların kâğıt paralarla olan değişimi kontrol altına alındı (Rossabi 1988: 122-123).


Çin’de ilk uygulamaları 8. yüzyılın ortalarına, Tang hanedanı dönemine uzanan kâğıt para sistemi Yüan döneminde, özellikle Kubilay’ın han olduğu dönemde en zirve noktasına çıkmıştır1


7. 17 Çin’de kâğıt para sistemi


Tang (618-906) döneminde Fei-ch’ien “uçan para” ile başladı. Bu uygulama bir anlamda ticarette çek karşılığında nakit para transferi için kullanılan bir belge idi. O dönemde kullanılan madenî paralar (bakır) ağırlıklarından dolayı zor şartlarda naklediliyor ve bir ölçüde bölgeler arası ticarette önemli bir zorluk teşkil ediyordu. Bu dönemde hem iç hem de dış ticaretin daha kolaylaşması için bir tür banka sistemi geliştirildi. Tüccarlar devlete ait bir yere değerli, madenî paralarını yatırarak bunun karşılığında devlet tarafından bastırılan resmî depozit makbuzunu alır ve ticarette bu makbuzu bir tür ödeme aracı (para) olarak kullanırlardı. Bunlar Sung devrinden itibaren kullanılmaya başlanan kâğıt paranın ilk şekilleridir. Bkz. Eberhard (1987: 227-228).


Sung dönemindeki Chiao[-tzu] ve Hui-tzu ve Cing dönemine ait Chiao- ch’ao (1236) Çin’deki kâğıt para sisteminin ilk banknotları olup, kaynak olarak gümüş ile değerlendirilmiş, basımlarında ipek iplikler kullanılmıştır. Daha geniş bilgi için bkz. Yang (1971: 51-61); Schurmann (1967: 138-145).


Kubilay Han döneminde 3 çeşit kâğıt para birimi basılmıştır. Bu para birimlerinden ilki bir tür ipek üzerine basılan ssu-ch’ao olup Yüan tarihine göre 1000 ipek ssu-ch’ao, 50 gümüş liang’a eşittir. İkinci para Chung-t’ung yin-huo “Çuntung devrinin gümüş parası” olup, 1, 2, 3, 5, 10 liang birimle değerlendirilmiş (1 liang = 1 gümüş), ancak Kubilay döneminde tedavüle çıkarılmamıştır. Kubilay döneminde, 1260 yıllarının başında tedavüle çıkmış, devrinin en önemli, en yaygın, güvenilir ve en uzun ömürlü parası olarak Chung-t’ung yüan-pao chiao-ch’ao gelmektedir. Yüan döneminde kâğıt paranın değeri gümüş üzerinden hesaplanıyordu. Buna göre 1 yüan pao, 50 liang gümüşe eşitti. Bu para birimi 10, 20, 30, 50, 100, 200, 300, 500 wen şeklinde onun ve yüzün katlarıyla birimlendirilmişti (Yang 1971: 62; Schurmann 1967: 138; Rossabi 1988: 122-123).


Kubilay döneminde yürütülen akılcı ve tedbirli politikalar sayesinde bu kâğıt paralar devlet hazinesinde yüzde yüz gümüş veya altından karşılığı bulunarak basımhanelerde azar azar basıldı. Ancak bir süre sonra devletin artan askerî ve idarî ihtiyaçları hazinedeki altın, gümüş rezervlerinin harcanması, ayrıca karşılığı olmadan çok sayıda kâğıt para basımı (develüasyon), tedavüldeki paranın alım gücünü azaltmış, enflasyonun artmasıyla birlikte kâğıt paranın değeri bir süre sonra düşmüştür.


Kubilay dönemindeki bu yaygın üç banknotun dışında da birçok kâğıt para basılmakla birlikte, yaklaşık 1350 yılından itibaren kâğıt paranın ticarî kullanımda değeri kalmamış, halk ödeme aracı olarak madenî paralar (bakır) ile mübadele yoluna gitmiştir (Yang 1971: 64-65).


Yüan kâğıt parası zirvede olduğu dönemlerde, sadece Çin ve Uygur bölgesinde değil, aynı zamanda Burma, Siam ve Annam bölgelerinde de kullanıldı, Moğolların uzun yıllar hâkim olduğu İran’a da girdi (Yang 1971: 65).


İlhanlılar devrinde, Geyhatu’nun hâkimiyeti dönemine rastlayan kâğıt paranın ilk çıkışı 1294 senesinde olmuştur. Burada kâğıt para Uygur sahasında olduğu gibi çav (< Çin. Ch’ao) olarak adlandırılmış ve Tü. yastuk’un Fa. karşılığı olan baliş ile 1’den 10’a değişen ölçülerle birimlendirilmiştir.


Vassaf tarihinin ikinci cildinde Geyhatu zamanında bölgenin geçerli para birimi olan çav’ın şekil ve görünüşü hakkında bilgiler bulunmaktadır. Geyhatu’nun kâğıt parası, kenarı Çince yazılı uzunlamasına bir bilet şeklindeydi. Kâğıt paranın üst tarafında Arap harfleriyle kelime-i şehadet yazılıydı. Bunun hemen altında Moğolca bir deyim olan irmeçin nurçi (Kıymetli mücevher) yer alıyordu. Banknotun ortasında bulunan bir daire içinde paranın sayıyla değeri yazılı olup, bunun hemen altında “Padişah-ı cihan bu mübarek kâğıt parayı (çav-ı mübarek) 1294 senesinde imparatorlukta tedavüle çıkardı. Bunu taklit eden veya üzerinde bir değiştirme yapan kimse, karısı ve çocuğu ile birlikte öldürülecek ve malı devlet tarafından müsadere edilecek” şeklinde uyarıcı bir ibare bulunuyordu.


İlhanlılar devrinde İran’da kâğıt para çav’ın ömrü uzun olmamış, kısa sürede halkın tepkisiyle tedavülden kalkmıştır (Jahn 1942: 298-302).


2.3. Uygur sivil belgelerine göre çav’ın kullanımı


Kubilay Han zamanından itibaren Çin’de Yüan döneminde parlamaya başlayan çav para biriminin en yaygın kullanıldığı bölgelerin başında Koço-Turfan Uygur hanlığı gelmektedir. Doğrudan Kubilay dönemine işaret eden çav’ın Uygur sivil belgelerinde geçmesi, On İki Hayvanlı Türk takviminin kullanılmasından dolayı yazılış tarihleri belirli olmayan söz konusu belgelerin muhtemel tarihlendirmesi için en önemli delillerden olmuştur. Bu para birimine bağlı olarak araştırmacılar Uygur sahasındaki bu belgelerin muhtemelen 13.-14. yüzyıllara ait olabileceği konusunda hemfikir olmuşlardır (Clark 1975: 29). Özellikle Uygur sivil belgelerinde para birimlerinin geçtiği borç ile ilgili evraklar, para ödünç belgeleri Yüan dönemine aittir (Mori 1961: 115).


Genel olarak kâğıt para çav Uygur sahasında, belirli para (çav) ihtiyacını karşılamak üzere yapılan arazi satış veya kiralama belgeleri ile köle alım satım belgelerinde bir tür ödeme aracı olarak geçmektedir. Belgelerden edindiğimiz bilgilere göre Uygurlarda arazi satışlarının belirli ihtiyaçlar için yapıldığı dikkati çekmektedir. Bu ihtiyaçların başında “pamuklu kumaş”, “pamuk”, para (çav) gelmektedir. Uygur sivil belgelerinde çav’ın değersel ölçümünde birim olarak yastuk (bkz. Yukarı 15. dn) kullanılmış, yani paranın miktarı yastuk ile hesaplanmıştır. Uygur sivil belgelerinde yastuk çav ~ çav yastuk şeklinde değişken olarak geçen kâğıt paranın kaç birim olarak değerlendirildiği konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. Bir belgede çav’ın stır ölçüsü ile birimlendirildiği dikkati çekmektedir (Bkz. aşağı).


Kâğıt paranın sayısal miktarları olarak elimizdeki metinlerden çıkardığımız tokuz, sekiz on, yüz, altı yüz, biş yüz, on iki tümen sayıları çav ile birlikte geçmektedir.


Çav kâğıt parasının Uygur sahasında metinlere dayalı olarak iki türü ile karşılaşıyoruz. Bunlardan biri sadece çav olarak geçerken, diğeri Çung-t’ung döneminin kıymetli para birimi olan çung-tung bav çav (= Yüan dönemindeki Chung- t’ung yüan-pao chiao-ch’ao) şeklindedir. Chung-t’ung terimi Kubilay’ın 1260-1263 yılları arasındaki hâkimiyet dönemine işaret etmektedir. Dolayısıyla Chung-t’ung ibaresi belirli bir tarihsel dönemi kapsadığı için bu adla geçen çav’ın (çung-tung bav çav çung- tung bav çav) olduğu belgelerin tarihlendirmesi kesin olarak 1260-1263 yılları arasını işaret etmektedir. Buna göre mevcut yayımlanmış Uygur sivil belgelerinde kâğıt para çav’ın türlerini ve belgelere göre ödeme aracı olarak kullanım alanlarını şu şekilde tasnif edebiliriz:


2.3.1. Çav (Çav Yastuk ~ Yastuk Çav)


2.3.1.1 Bir kişinin kâğıt para çav’a olan ihtiyacı için bağını satması ve karşılığında ödemenin çav olarak yapılmasıyla ilgili belge:


tonguz yıl bişinç ay on altı-ka manga tärbiş-kä yunglag-lıg çav yastuk kärgäk bolup adam-nıng manga ülüştä teggän taysang-takı on altı er kömär borluk-ta manga tegär çırkuş-tın alıp öngdün sıngarın alıp yarım borlukumnı udçı buk-a äsän ikägü-tin yüz yastuk çav alıp toguru tumlıtu sattım...bu bitigni kılmış kün üz-ä bu borluk satıg-ı çav-nı tükäl sanap altım


“Domuz yılı, beşinci ayın on altısında bana Terbiş’e kullanmak üzere çav-yastuk lâzım olup, babamdan bana kalan, Taysang’daki on altı amelelik bağın bana ait, Çırkuş’tan başlayarak ön tarafındaki yarım bağımı Udçi Buka ile Esen’e, her ikisine yüz yastuk çav karşılığında usûlüne uygun sattım...Bu senet tanzim edildiği gün bağın satış bedeli olan çavı tamamen sayıp aldım” (Yamada Sa111-12, İstanbul 35, Arat 1979: 17-28; Clark 42)


2.3.1.2 Bir arazi satışında çav olarak ödenen satış bedelini gösteren ve borçlu kişilerin taahhütlerini içeren belge:


Koyın yıl aram ay on säkiz-kä biz inç-buka arug ikägü tärbiş apam...ymä ergän-tä bitig birtimiz erdi koço-takı taysang borluk balık borluk taştın kaç bölük yir-ning satagı altı yüz yastuk çav içindin yüz yastuk birip kalgan biş yüz yastuk çav kaldı bu çavnı ogul tigin yänggämizkä yaz küz kim kälsär tegürüp birürbiz...bu bitig-däki çav-nı birginçä...bu bitig-täki çav-nı bitig yosunça nägü-kä m-ä tıldamayın çam-sız köni birür-biz


“Koyun yılının, ilk ayının 18’inde biz İnç-Buka, Arug ikimiz Terbiş apam... olduğunda senet vermiş idik. Koço’daki Taysang bağını, şehir bağını dışarıdan birkaç bölük yerin satış bedeli altı yüz yastuk çav içinden yüz yastuk verip kalanı beşyüz çav kaldı. Bu çav’ı Ogul Tigin yengemize yaz güz her kim gelse ulaştırıp veririz... Bu senetteki çav’ı verinceye....bu senetteki çav’ı senet nizamınca hiçbir suretle itiraz etmeden, karşı çıkmadan doğrudan vereceğiz” (Yamada Mi171-8, 10, 15-16, USp. 12, JW 2.17).


2.3.1.3 Çav’ın ödeme aracı olarak geçtiği bir satış belgesi:


...yastuk çav-ka birke bir koşup yiti yastuk çav-... in yanturu birip sözlärimz yorımzun..


“...yastuk çav’a ... birlikte koşup yedi yastuk çav’ı.... döndürerek verip sözlerimiz geçerli olmasın” (Yamada Sa174-5, Clark 49, Feng 1954: 126-130).


2.3.1.4 Bir kişinin para (çav) ihtiyacı için erkek kölesini belirli bir para (çav) karşılığında satmasını konu alan belge:


luu /// säkizinç ay altı otuz-ka män atay tutung-ka yunlag-lık çav krgäk bolup pintung atlg kıtay är krabaş-ım-nı şibsay tayşı-ka.... tokuz çav yastuk-ka toguru satdım bu krabaş satıgı tokuz yastuk çav-nı män şivsay tayşı bitig kılmış kün üzä tükäl sanap birtim


“Ejderha (yılı), sekizinci ayın 26’sında ben Atay Tutung’a kullanmak için çav gerek olup Pintung adlı Kıtay erkek kölemi Şivsay Tayşı’ya.... dokuz çav yastuk karşılığında doğrudan sattım. Bu köle satışı dokuz yastuk çav’ı ben Şivsay Tayşı senedi düzenlediği günde bütünüyle sayıp verdim” (Yamada Sa241-4, Tenişev-Feng 1958: 2, Clark 58, JW 1.10b).


2.3.1.5 Satış bedelinin çav ile ödendiği bir köle satın alma belgesi:


...urug-ka kadaş-ka buyan-ı tegzün tip mäning patır-ta şükün-tä kazganmış nägü kim-ni satıp yulup koço-takı atay tutung-nung pintung atlg kırk yaş-lıg kıtay oglan-ın nom bitig bilir üçün tokuz ystuk çav birip yulup altım


“...Soyuma, kardeşlerime sevabı değsin deyip benim Patır’tan, Şükün’ten kazandığımı satıp Koço’daki Atay Tutung’un Pintung adlı 40 yaşlarındaki Kıtay (Çin) oğlanını usûl erkân bilir diye dokuz yastuk çav verip satın aldım” (Yamada Em016-9, ZLB Peking Y828, Clark 60, JW 1.10c)


2.3.1.6 Yine satış bedelinin çav ile ödendiği bir başka köle satış belgesi:


/// yıl säkizinç ay altı otuz-ka män atay pintung-nıng satıgı tokuz yastuk çav-nı şivsay tayşı-tın tükäl sanap alıp bu bitig-ni birdim


“…yılı, sekizinci ayın 26’sında ben Atay, Pintung’un satışı dokuz yastuk çav’ı Şivsay Tayşı’dan bütünüyle sayıp alıp bu senedi verdim” (Yamada Mi101-3, Clark 87, Feng-Tenişev 1958 : 141-142, JW 1.10A).


2.3.1.7 Bir vasiyetname belgesi:


...üç yastuk çav birzün tip bir...


“üç yastuk çav versin deyip bir...” (Yamada WP042, [Kle-Rob.9], USp. 55, Clark 69). 2.3.1.8


Koço Hanlığı döneminden kalma bir kitabede Shimin (2001: 400-435) çav geçmektedir:


....bizning ädgümizgä on iki tümän çao yastuk birlä soyurkadıp ıdtı.. äksügsüz on iki tümän ök çao yastuk biräyin..


“...bizim iyiliğimize on iki tümen çav yastuk ile ihsan edip gönderdi.. Eksiksiz on iki tümen çav yastuk vereyim”.


2.3.1.9 Bir arazi kiralama belgesinde çav kelimenin imlâsı ço ~ çu şeklinde geçmektedir. Benzer belgelerdeki metin kontekstinden kelimenin çav ile aynı kelime olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Burada dikkati çeken bir başka nokta kâğıt para için yastuk yerine sıtır ölçü biriminin kullanılmış olmasıdır:


...yunglak-lıg ço krgäk bolup töküz-täki tarıg tarımak-ka yir-ni altmış-ak-ka apam-ka on iki sıtır ço yak-a-sın ilig-tä alıp birür-män


“kullanmak için çav gerekip Töküz’teki tarlayı ekip biçmek için yerini altmış aka (?) on iki sıtır çav faizini evvelden alıp vereceğim” (Yamada RH032-5, T II Nr. 3(Çiktim 3?), USp. 87, Clark 32, JW


2.4) 2.3.2. çung-dung bav çav 2.3.2.1 Kâğıt para çav ihtiyacı için bir arazinin satışı ve satış bedelinin çav olarak ödendiğini gösteren belge:


...kä manga turmış tigin-kä taydu-ta yunglak-lıg çav yastuk kärgäk bolup koçu-takı koçıng apam birläki küdägüm tapmış-ka ülüş-tä tegmiş kır-a südün yir-lär-im-ni....i ülüş bitigi birlä säkiz on yastuk çung-dung bav çav-ka wapsu-tu-ka toguru tomlıdu [sat]tım. bu [çav]-nı bitig kılmış kün üzä m(ä)n wapsu-tu tükäl sanap birtim


“...e bana Turmış Tigin’e Taydu’da kullanmak üzere çav yastuk gerekip Koçu’daki Koçıng ablam ile birlikte damadım Tapmış’a hisse taksiminde kalmış Kıra Südün (denen) yerlerimi... paylaşma senedi ile seksen yastuk çung-dung bav çav karşılığında Wapsu-tu’ya doğrudan sattım. Bu çavı senedin düzenlendiği günde ben Wapsu-tu bütünüyle sayıp verdim” (Yamada Sa121-7, K7711 ZLB, Clark 46, JW 2.15, Cleaves 1955: 1-49, Tihonov 1965: 259-260, Feng 1954: 120- 122)


2.3.2.2 Bir kişinin kâğıt para çav’a olan ihtiyacı için arazisini ekip biçmek üzere para (çav) karşılığında bir başkasına vermesini veya kiralamasını konu eden belge:


Mana san-lıg bu munça yir-lär-i-im-ni manga töläk temürkä yonglak-lıg çav yastuk kärgäk bolup tolmış ayag-ka tägimlig-tin yigirmi yastuk çungdung bav çav alıp taşık-ka bu yirlärimni tarıp yiz-ün tip togr-ı kılıp birtim


“...bana ait bu kadar yerlerimi, bana Tölek Temür’e kullanmak üzere para (çav yastuk) lâzım olup, saygı değer Tolmış’tan yirmi yastuk çungdung bav çav (para) alıp istifade etmek üzere, bu yerleri ekip biçsin diye kendisine verdim” (Yamada Mi286-10, TM238, D176, U5239, USp. 15, Clark 45, Arat 1964: 68-69, JW 2.14).


Sonuç


Bugünkü anlamıyla kâğıt paranın Avrupa’ya girişinin 18. yüzyılda olduğu göz önüne alınırsa, Türklerin de içinde bulunduğu Asya coğrafyasında kâğıt paranın 13-14. yüzyıllarda kullanımda olması dikkat çekicidir. Türk-Moğol devletlerinin gelişen iktisadî yapısı içinde önemli bir yeri olan kâğıt para sistemi dönemin ticaret hayatına büyük kolaylıklar getirmiş ve canlandırmıştır. Uygur sahasında kâğıt paranın kullanımının ne zaman tedavülden kalktığı konusunda kesin bilgilere sahip değiliz. Yüan döneminde 1350’li yıllardan sonra terkedilen kâğıt paranın Uygur sahası dışında diğer Türklük alanlarında kullanımına rastlanmamıştır. Türk-Cengiz devletlerinden İlhanlılarda çav bir müddet tedavülde kaldıysa da kısa sürede kullanımdan kalkmıştır. 13-14. yüzyılın güçlü Türk-Cengiz devletlerinden Altın Ordu’da çav kâğıt para kullanımına rastlanmamıştır.


Uygur sahası ile idarî ve iktisadî yapısı bakımından büyük benzerliklere sahip Altın Ordu’da bu para biriminin geçmemesi dikkat çekicidir. Özellikle dönemin sosyal şartları gözönüne alındığında, birçok bölgede karşılıklı güven ve istikrar eksikliğinden uygulama şansı bulunamayan kâğıt para sistemi Koço-Turfan Uygurları arasında benimsenmiş ve geniş ölçüde, ticarette ödeme aracı olarak kullanılmıştır. Bu durum Uygurların gerek sosyal, kültürel ve iktisadî gelişmişliklerine verilebilecek en iyi örneklerden birini teşkil eder.


Kaynaklar


ALLSEN Thomas T (1983) The Yüan Dynasty and the Uighurs of Turfan in the 13th Century. China among Equals: The Middle Kingdom and its Neighbours 10th-14th Century içinde (M. ROSSABİ, ed), ss. 243-280. ARAT Reşit Rahmeti (1964) Eski Türk Hukuk Vesikaları. Journal de la Société Fin-Ougrienne, 65, Helsinki, 11-77 (= Türk Kültürü Araştırmaları, I-1, Ankara 1964, 5-53). ARAT Reşit Rahmeti (1979) Uygurca Yazılar Arasında-II. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, XXIII, 17- 28. ARAT Reşit Rahmeti (1991) Eski Türk Şiiri. Türk Tarih Kurumu Yayınları: Ankara. ATALAY Besim (1985-1986) Divanü Lugati’t-Türk Tercümesi. C. I-IV, Türk Dil Kurumu Yayınları: Ankara. ATAN Turhan (1990) Türk Gümrük Tarihi I. Cilt, Başlangıçtan Osmanlı Devletine Kadar. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları: Ankara. BROSE Michael C (2002) Moğol Hakimiyeti Altında Uygurlar. Türkler, Cilt 2, Yeni Türkiye Yayınları: Ankara, 249-254. CLARK V. Larry (1975) Introduction to the Uyghur Civil Documents of East Turkestan (13th - 14th cc.). Dissertation of Indiana University (Bloomington), Ph.D., 1975, X+488+3p. University Microfilms International, Ann Arbor (Michigan) § London. CLAUSON Sir Gerard (1972) An Etymological Dictionary of Pre-thirteenth-Century Turkish. Oxford. DLT: Bkz. ATALAY (1985-1986). DOERFER G. (1963-75) Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen. I-IV, Wiesbaden. ED: Bkz. CLAUSON (1972). EBERHARD Wolfram (1987) Çin Tarihi. Türk Tarih Kurumu Yayınları: Ankara. ERÖZ Mehmet (1977) İktisat Sosyolojisine Başlangıç. İktisat Fakültesi Yayınları: İstanbul. GABAIN Annemarie von (1973) Das Leben im uigurischen Königreich von Qoço (850-1250). Wiesbaden. GILES H.A. (1912) Chinese-English Dictionary. London. HAMILTON J. (1969) Un acte ouigour de vente de terrain provenant de Yar-Khoto. Turcica 1, 1969, 43-44. İZGİ Özkan (1987) Uygurların Siyasî ve Kültürel Tarihi (Hukuk Vesikalarına Göre). Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: Ankara. JAHN Karl (1935) Das İranische Papiergeld. Archiv Orientálni, X, 308-340. JAHN Karl (1942) İran’da Kâğıt Para. (Çev. M.A. KÖYMEN), Belleten, VI (1942), 298-302. JINGWEI Li (1994) Tu Lu Fan Hui Gu Wen She Hui Jin Ji Wen Shu Yan Jiu. Xinjiang Ren Min chu Ban She, Wulumuqı, Ürümçi. LEESING Ferdinand D. (1995) Mongolian-English Dictionary, Bloomington: Indiana. LIGETI Louis (1966) Un Vocabulaire Sino-Ouigour Des Ming. Le Kao-tch’ang-kouan Yi-chou du bureau des traducteurs. Acta Orientalia Hungaricae, XIX, 117-199, 257-289. LIGETI Louis (1973) À Propos D’un Document Ouıgour de L’époque Mongole. Acta Orientalia Hungaricae, 28/1, 1-18. MORİ Masao (1961) A Study on Uygur document of loans for consumption. Memoirs of the Research Department of the Toyo Bunko, 20, Tokyo, 111-148. ÖZYETGİN A. Melek (2004a) Eski Türk Vergi Terimleri. KÖKSAV: Tengrim Türklük Bilgisi Araştırmaları Dizisi: 4, Ankara. ÖZYETGİN A. Melek (2004b) Eski Türklerde Ortak ‘Tüccar’ Terimi Üzerine. II. Dil ve Edebiyat Araştırmaları Sempozyumu, 24-26 Mayıs 2004, A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara (Yayımlanmamış Bildiri). PAMUK Şevket (1999) Osmanlı İmparatorluğunda Paranın Tarihi. Tarih Vakfı Yurt Yayınları: İstanbul. RASCHMANN Simone-Christiane (1995) Baumwolle im türkischen Zentralasien. Veröffentlichungen der Societas Uralo-Altaica, Band 44, Harrassowitz Verlag:•Wiesbaden. RADLOFF W (1928) Uigurische Sprachdenkmäler, Materialien nach dem Tode des Verfassers mit Ergänzungen von S. Malov herausgegeben. Leningrad, S. VIII+305, mit 3 Tfln. (Reprit: Biblio Verlag, Osnabrück 1972) (=USp.) ROSSABI M. (1988) Khubilay Khan, His Life and Times. University of California Press. SCHURMANN H. F. (1967) Economic Structure of The Yüan Dynasty, Translation of Chapter 93 and 94 of the Yüan Shih. Harvard-Yenching Institute Studies XVI, Harvard University Press: Cambridge. SHIMIN Geng (2001) A Study of the Stone Tablet in Uighur Script About the Meritorious Deeds of Princes of Qocho. Collection of the Papers on Language-Literature and History of Xinjiang içinde, ss. 400-435, Beijing. SPULER Bertold (1987) İran Moğolları, Siyaset, İdare ve Kültür İlhanlılar Devri, 1220-1350. (Çev. Cemal KÖPRÜLÜ), Türk Tarih Kurumu Yayınları: Ankara. TMEN: Bkz. DOERFER (1963-1975). TOGAN A. Zeki Velidî (1981) Umumî Türk Tarihi’ne Giriş. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 1534, Enderun Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul. TOGAN (ARICANLI) İsenbike (1984) Moğollar Devrinde Çin’de Ticaret ve «Ortak» Tüccarları. Toplum ve Bilim, 25/26 Bahar-Yaz, 71-90. VLADİMİRTSOV B.Y. (1987) Moğolların İçtimaî Teşkilâtı, Moğol Göçebe Feodalizmi. (Çev. Abdülkadir İNAN), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları IV. Dizi-Sa.2a , Ankara. YAMADA N (1993) Sammlung uigurischer Kontrakte. Hrsg. von Juten ODA, Peter ZIEME, Hiroshi UMERA und Takao MORİYASU, 1-3. Osaka. YANG Lien-sheng (1971) Money and Credit in China. A Short History. Harvard-Yenching Institute Monographs: 12, Cambridge. WITTFOGEL Karl A., Chia-Sheng FENG (1949) istory of Chinese Society: The Liao. Philadelphia. ZIEME P. (1976) Zum Handel im Uigurische Reich von Qoço, Altorientaliche Forscungen 4, 235- 249. Varlık ve Kültür Mücadeleleri. İstanbul, 1969.


A. Melek Özyetgin
Doç.Dr., Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih–Coğrafya Fak.. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Eski Türk Dili Anabilim Dalı
 

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Aslı hanım, emeğin için teşekkürler.

Lise tarih kitaplarında "Türklerde ilk madeni parayı Türgişler buldu" diyor. Yapılan son araştırmalarda ise "Türklerde ilk madeni parayı "Köktürkler" tarafında kullanıldığı" ortaya çıkarılmıştır.
Buna rağmen lise tarih kitaplarında "Türk tarihinde ilk para Türgişler tarafından kullanılmıştır" ısrar edilmesinin sebebi nedir? Ortada çok büyük bir yanlışlık var. Meslektaşlarımız bu konuda ne düşünüyor çok merak ediyorum.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
O bilgi hangi sayfada ya da bölümde ben rastlayamadım... ben de Türgişler diye biliyorum... Aklıma hemen şu sorular geldi.
Türkler ilk kez kimin parasını kulladılar? ya da hep kendi bastıkları parayı mı kullandılar? Ticaret ile uğraşan Türklerin çok erken dönemde parayı kullanması gerekmez mi?
 
Son düzenleme:

m_meltem_m

Usta Üye
Katılım
31 May 2009
Mesajlar
513
Puanları
43
ilk

Bu güne kadar Türgişler olarak biliniyordu ancak yapılan kazılarda üzerinde hükümdar ve eşinin resminin yer aldığı göktürkler dönemine ait madeni paralar bulunmuştur.Dolayısıyla Türklerde ilk parayı Göktürk Devleti'n de görmüş oluyoruz ancak ders kitaplarında kesin bir ifade verilmemiş o yüzden kafalar karışmış olabilir.Türgişleri anlatırken kendi adına ilk para bastıran Türk hükümdarından bahsediyor sanırım bu kafaları karıştırdı ancak KPSS de bu konuda bir soru çıkmış doğrudan olmasa da soruyu okuduğunuzda zaten dolaylı yoldan da olsa ilk Türk parası Göktürklerde sonucuna ulaşılıyor.Aslı arkadaşımız sanırım Uygurlar da ticaretle beraber başlayan para olayından bahseden uzun bir alıntı yapmış ama sizin sorunuzun cevabı o değil tabii ki;

Orta Asya'da Kırgizistan ve civarında yapılan kazılarda Göktürklere ait paralar bulunduğu ortaya çıktı.
Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Daloğlu, 8'inci yüzyılda Türgişlere ait paralar bulunmuştu. Ancak Göktürklere ait paralar onlardan 150-200 sene daha önceye, 576-600 yıllarına ait.''açıklamasını yaptı.Sanırım sorunun cevabı da belgeye dayalı olarak çözülmüş oldu :) Umarım yardımcı olabilmişimdir Ulak07 ve Aslı arkadaşımız.Bulunan Göktürk paralarının fotoğrafları da var ama nasıl gönderileceğini bilmediğim için yollayamıyorum.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
1500 YILLIK AYYILDIZLI TÜRK PARASI
Göktürk Sikkelerinde Ay Yıldız
You must be registered for see images

Orta Asya’da yapılan kazılarda Göktürkler’e ait sikkeler bulundu. Sikkelerdeki ay-yıldız motofi, Türkler’in ay yıldızı İslamiyetten önce de kullandığının en somut kanıtı olarak gösteriliyor.
Arkeologlar tarafından Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan toplam 104 sikke, ilk olarak geçen yıl Kırgızistan’da yapılan uluslararası bir konferansta kamuoyuna duyuruldu.
Altıncı ve yedinci yüzyılda basıldığı tahmin edilen ay yıldız motifli sikkelerin, Türk tarihindeki en eski paralar olduğu bildirildi.
Sikkelerdeki ay yıldız motifleri ise, Türkler’in ay yıldızı İslamiyetten önce de kullandığının somut kanıtı olarak gösteriliyor.
9 Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yardımcı Doçent Doktor Yavuz Daloğlu şunları söyledi:
“Bunlar Türk tarihi açısından ilk paralar ve bu paraların bizim tarihimiz açısından çok önemli bir özelliği olduğu gibi bizim uygarlık tarihimiz açısından çok önemli özellikleri var. Nedeni de Türkler’in gelişmiş bir uygarlıkları olduğunu, Türkler’in devletlerinin her türlü gereklerini yerine getiren unsurları içerdiğini görüyoruz.

Kaynak:
Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.

Orkun Anıtlarından Sonra En Önemli Keşif
Eski Türk devletlerinde kağanlığın (sonrakilerde hükümdârlığın) sembolü “tuğ” (bayrak, sancak ve davul) ve “sikke”dir. Sikke ekonomik, tuğ da siyasi bağımsızlığın göstergesi olan bayrağı ve bağımsızlık marşını (millî marşı) temsil etmektedir. Gök-Türkler tuğ’u ve sikke’siyle, bir başka söyleyişle, bayrağı, marşı ve parası ile bağımsız, başı dik bir devlet kurmuş ve büyük bir uygarlık oluşturmuştur.
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nce 4-6 Ekim 2004 tarihlerinde Bişkek’te düzenlenen II. Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi’ne Türkiye adına gittim ve kongrede bir bildiri sundum.
Bişkek’te geçirdiğim günler oldukça yoğun geçti. Bir yandan akademisyen olarak II. Türk Uygarlığı Kongresi’ni ve kongre programındaki bütün etkinlikleri hiç sektirmeden izledim, “Atatürk ve Türk Uygarlığı” başlıklı bir bildiri sundum ve oturum aralarında çok değerli meslektaşlarla tanışma ve sohbet olanağı buldum. Diğer yandan da Kırgızistan ve Bişkek’teki tarihi yerleri (Balasagun, Issık Göl, Alato dağları), müzeleri (başta Devlet Tarih Müzesi ile Devlet Resim Galerisi) gezdim ve çok sayıda fotoğraf çektim. Ayrıca Kırgız Filarmoni Orkestrası’nın bir dinletisiyle, Kırgız Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği bir ulusal Kırgız operasını (Ay Çürek=Ay Yüzlü) seyrettim.
II. Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi’ne Kırgızistan dışından katılan bütün Türkologlar, hepimiz Issık Göl Oteli’nde kaldık ve meslektaşlarımızla her gece koyu sohbetler yapıp Türk tarihini, uygarlığını irdeledik, tartıştık.

GÖK-TÜRK SİKKELERİ İLE TANIŞMA
Türk Uygarlığı Kongresi’nin ikinci akşamıydı. Otelde Özbek tarihçi Dr. Gaybullah Babayar ile sohbet ediyordum. Bu sırada Dr. Babayar çantasından bazı notlar ve fotoğraflar çıkarıp göstermeye başladı. O anda gözbebeklerimin büyüdüğünü hissettim. Fotoğraflarda Büyük Türk İmparatorluğu kurmuş Gök-Türklerin, Gök-Türk kağanlarının darp ettirdiği sikkeler vardı karşımda. Bizans, Selçuklu, Osmanlı sikkelerini biliyordum, ama Gök-Türk kağanlarının sikke darb ettirdiklerini o ana dek hiç duymamış ve hiçbir yerde de okumamıştım. Fotoğrafları tek tek ve hayranlıkla incelediğimde, sikkelerden birinin üstünde ortada kağan kabartması ve kenarlarda üç tane ay-yıldızı görünce o anda ne kerte önemli bir olayla karşılaştığımı, bunun ne kerte önemli toplumsal, tarihsel, iktisadi ve siyasi bir olay olduğunu düşündüm. Bu konuyu mutlaka Türkiye’ye taşımalıydım. Çünkü bu, tarihi altüst edecek önemde bir buluştu. Dr. Babayar’a o anda bütün bu fotoğraflardan bir kopya istediğimi ve konuyla ilgili bir yazı hazırlamasını rica ettim. Sağ olsun! Bu cin gibi genç, kanı kaynayan Özbek Türkü değerli tarihçi de seve seve bu ricâmı yerine getirdi ve Gök-Türk sikkeleriyle ilgili yazısını bana ulaştırdı.
GÖK-TÜRKLERİN UYGARLIK BİRİKİMİ
You must be registered for see images
Bir uygarlığın gelişmişlik düzeyini, o uygarlığı oluşturan toplumun üretim ve paylaşım biçimi ile ona bağlı toplumsal kurumlar: dil, aile, gelenekler, din, hukuk, askerlik, sanat, vb. belirler. Bütün bu unsurlar yüzyıllar içerisinde şekillenir ve kimlik kazanır. Ayrıca, bir toplum ya da bir ulusun, uygarlığa eriştiği veya uygarlığı yaşattığını belirten başlıca unsurlardan biri de, onların dünya tarihinde tuttuğu yer ve çeşitli halkların kültürüne kattığı etkilerdir.
“Peki, Türk toplulukları tarih boyunca bir uygarlık yaratabilmişler mi? Kesin olarak ilk Türk uygarlığı denebilecek bir uygarlık var mı? Varsa ne zaman, nerede ortaya çıkmıştı ve nasıl örnekleri var ve insanlığa ne gibi etkide bulunmuş?” sorularını cevaplamak gerekir.

İKİ BÜYÜK TÜRK DEVRİMİ
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nce 4-6 Ekim 2004’te yapılan “II. Türk Uygarlığı Kongresi”nde “Atatürk ve Türk Uygarlığı” başlıklı bir bildiri sunmuştum. Bildirimde dünya uygarlığı içinde Türklerin yerini belirlerken çok önemli gördüğüm iki konuyu vurgulamıştım. Özetle: birincisi, Türk adı tarihte ilk kez bir devrimle; Türk kavramı, Türkçe konuşan Orta Asya kavimlerinin diğer kavimleri de yönetimlerine alarak devletleşme sürecinde, dolayısıyla hukuka ve siyasal kurumlara kavuştukları aşamada ortaya çıkmıştı. Bayrağıyla, hukukuyla, askeri gücüyle, devlet hiyerarşisiyle, paranın geçerli olduğu ticaret yaşamıyla, iktisadi yapısıyla, maliyesiyle, kısacası bugün devlet dediğimiz örgütlenmeyi başaran Gök-Türkler tarihte ilk kez Türk adı taşıyan bir devlet kurarak devrim yapmıştı. İkinci olarak ise, Türk adı tarihin gündemine gene bir devrimle geldi. Gök-Türklerle birlikte siyasal bağı ifade eden bir içerikle tarih sahnesine çıkan Türk adının, bu kez Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla yeniden tarihsel kökenindeki anlamını öne çıkaran bir içerik kazanması çok anlamlıdır. İşte bu iki devrim, Türklerin dünya uygarlığı içindeki yerini belirler. Kırgızistan’da sunduğum bildiride, XX. yüzyılın başında emperyalizme ve feodalizme karşı verilen ve kazanılan savaşta, bir başka söyleyişle ikinci büyük Türk devrimiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlık hedefini incelemiş ve yorumlamıştım. Bu yazımda da, birinci büyük Türk devrimini gerçekleştiren Gök-Türklerin dünya uygarlığı içindeki yerini ve bu uygarlıkla ilgili bilimsel çalışmaları sergilemeye çalıştım.
Günümüzde hem Batı, hem de Doğu’daki tarihçilerin çeşitli yöndeki araştırmaları sayesinde İran, Çin, Hint, Yunan, Bizans ve Arap Müslüman uygarlıkları ile karşılıklı etkileşim içerisinde olan ve hattâ bunların merkezinde yer alan Türk uygarlığının temel unsurlarının geniş Orta Asya topraklarında ortaya çıktığı ve şekillendiği bir gerçektir.

İLK BÜYÜK TÜRK UYGARLIĞI
Türkoloji alanında tanınmış bilginlerin vardıkları sonuca göre, Türk uygarlığının ilk belirtisi zaman bakımından Orta Asya tarihi sahnesine Gök-Türk Devleti’nin çıkmasıyla meydana gelmiştir. Gerçi, milâttan önceki binyılın son çeyreğinde Hun Konfederasyonu’nun vücuda gelmesinden Gök-Türk Devleti’ne dek geçen zaman içinde Avrupa Hunları, Akhunlar (Eftalitler) gibi Türk konfederasyonları ortaya çıkmış olsa bile onlardan günümüze tam anlamda bir uygarlık mirâsı ulaşmamıştır.
Bugün bazılarının Gök-Türk Kağanlığı veya Gök-Türk Devleti diye adlandırdığı, gerçekte bir imparatorluk kuran Gök-Türkler kuvvetli olduğu dönemlerde doğuda Kore, güneyde Çin ve Tibet, güney-batıda Hindistan ve İran, batıda ise Bizans ve Doğu Avrupa ile sınır komşusu olmuştur. Gök-Türkler kendine özgü yönetimleri, toplumsal-kültürel yaşamları, yazıtları ve başka değerlere sahip olmakla beraber adını saydığımız komşu toplulukların kültür ve uygarlıklarıyla sıkı temaslar kurmuş ve onlar aracılığıyla kendi uygarlığının yükselmesine zemin hazırlamıştır. Ayrıca Gök-Türkler söz konusu bölgelerin hem iktisadi, hem de kültürel yönlerden gelişmesinde öncülük yapmıştır. Yani, birbirlerinden epey uzak mesafede yar alan Batı ve Doğu ülkelerinin değerleri (kültürleri) onların komşusu olan Gök-Türkler yoluyla tanışmış ve etkileşmiştir. Bazı bilginlere göre Sasanlı, Bizans, Tang (Çin) gibi o dönemin en büyük dünya imparatorlukları, Gök-Türk İmparatorluğu var oldukça yükselmiş, onun zayıflamasıyla da çökmeye başlamıştır ki, bunun nedeni de Gök-Türklerin kontrolündeki bu büyük coğrafyada, güvenle yaptıkları ve yaptırdıkları ticaretin duraklaması olmuştur.
Gök-Türk Devleti’nin kurulması hemen-hemen tüm Türk ve Orta Asya bodunlarının bir araya getirilmesi yanında, Türk uygarlığını oluşturan unsurların o dönemin anayasası diyebileceğimiz Türk Töresi, Eski Türk-Runik yazılarına dayanan ortak edebi dil, bölgesel yönetim merkezlerinin yanı sıra zanaat ve ticaretin var olduğu yerleşik tarım ve şehir kültürü, bütün Türklerin ortak mânevî kültürünün temelini oluşturan ve aynı zamanda ortak dini olan Gök-Tanrıcılığın gelişiminde de önemli rol oynamıştır. Ayrıca kağanlıkta biçimlendirilen verâset yönetim sistemi, kendi döneminin en etkin askeri-siyasi yönetim sistemlerinden biriydi. İşte bu yönetim sistemi sayesinde, devletin iç güvenliğinin yanı sıra yeni toprakların fethedilmesi ve ele geçirilmesi de sağlanırdı. Böylece Türk halkları, kendi tarihinin gelişim zirvesinde yeni kuvvetli bir askeri-siyasi örgütün yanı sıra Çin, Hint, İran (Sogd, Tohar, Pers) ve Bizans uygarlıklarının en güzel taraflarını benimseyen örnek bir uygarlığı meydana getirmiştir. Bu uygarlık sonuçta, doğuda Büyük Okyanus’tan, batıda Adriyatik Denizi’ne kadar uzanan Avrasya’nın uçsuz bucaksız topraklarını yurt kılan tüm Türk boyları ve halklarının kültürel kimliğinin başlıca işareti olmuştur.

GÖK-TÜRK TARİHİ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR
İlk Türk uygarlığını oluşturan Gök-Türk İmparatorluğu tarihimizin en parlak dönemlerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, yaklaşık son 150 yıldır bilim insanları tarafından araştırılmakta olan Gök-Türk İmparatorluğu tarihi şimdiye dek tüm yönleriyle aydınlatılmamıştır. Fransız, Çin bilimcileri ve tarihçileri S. Julien (1864, 1877), E. Chavannes (1903), R. Grousset (1949), Çinli Liu Mau*tsai (1958), Rus bilginleri A. Bernştam (1946), S. Klyaştorniy (1964), L. Gumilev (1967), Macar J. Harmatta (1996) ve daha pek çok bilim insanı Gök-Türkler üzerine araştırma yapmıştır.
Gök-Türklerin tarihiyle ilgili araştırmaların en çok sürdürüldüğü Türkiye’de de A. N. Kurat (1952), B. Ögel (1945, 1957), A. Taşağıl (1995, 1999, 2004), S. Gömeç (1997) gibi tarihçiler çalışmalarıyla Kağanlık tarihini önemli ölçüde aydınlatmıştır.

GÖK-TÜRK TARİHİYLE İLGİLİ YAPILMASI GEREKENLER
Geçen yüzyılda Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Afganistan’da sürdürülen arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen çeşitli buluntular ve kültür eşyaları, Gök-Türk tarihinin karanlık sayfalarını aydınlatmada büyük önem taşımaktadır. Bunların başında Gök-Türk kültürü ve sanatı için değerli bilgileri içeren duvar resimleri; Afrasiyab (Semerkant), Varahşa (Buhara), Acinetepe, Tavkatepe (Güney Özbekistan), Pencikent, Şehristan (Tacikistan), Bamian (Afganistan) buluntuları (sarayların kalıntıları) gelmektedir. VII-VIII.yüzyıllara ait olan bu duvar resimlerinde görülen betimlemeler; prensler ve onun çevresi, elçiler, muhafızlar ve onlarla ilgili çeşitli törenler, o dönem yaşamını canlandırmakla birlikte Gök-Türklerin kültürü hakkında önemli sonuçlar vermektedir. Daha da önemlisi söz konusu duvar resimlerindeki insan figürlerinin çoğu fiziksel olarak Türk tipinde (hafif çekik gözlü, elmacık yanak, gür olmayan sakal, arkaya uzatılmış örülmüş ya da omuza bırakılmış saç, vb.) olup, giysiler ve silâh takımlarının da eski Türklere özgü olduğu bilinmektedir. Söz konusu duvar resimlerini inceleyen araştırmacılara (L. Albaum, V. Raspopova) göre, o dönem Çin yıllıklarında betimlenen eski Türk giysileri ve saç şekilleri hakkındaki bilgiler ve Altaylar, Moğolistan gibi Gök-Türklerin yoğun merkezlerinde yer alan taş babalar, balballar, yine bu bölgelerde bulunan arkeoloji buluntular arasında çok yakınlık görülmektedir. Bu gibi arkeolojik buluntular Gök-Türk dönemi sanatı, mimarisi, toplumsal ve kültürel yaşamı konusunda önemli bilgiler içermektedir ki, bunları tüm yönleriyle araştırmak ve incelemek gerekmektedir. Ne yazık ki, söz konusu duvar resimleri bir araya getirilerek derin bir çalışma yapılmamıştır. Hattâ, birkaç çalışma dışında, onların Gök-Türklerle ilişkili olduğu bile düşünülmemiştir.
GÖK-TÜRK SİKKELERİ
Sadece Gök-Türk tarihi için değil, tüm kadim Türk tarihi için başlıca kaynak oluşturabilecek malzemeler arasında, söz konusu ülkelerde bulunan sikkeler de yer almaktadır. Gök-Türk dönemi kültürel-ekonomik yaşamı hakkında ipucu olabilecek sikkeler son yıllarda gerçekleştirilen kazılar sonucunda bulunmuş ve onların Sogd, Baktri, Pehlevi yazılarında Kağan, Hatun, Yabgu, Tegin, Tudun, Tarhan, Elteber gibi Gök-Türklere özgü unvanlarla darb olunduğu görülmüştür. Gerçi bu sikkeler üzerine O. Smirnova, E. Rtveladze ve L. Baratova’nın çalışmaları vardır, ancak toplu olarak bir çalışma şimdiye dek yapılmamış ve de bu sikkelerin Gök-Türk tarihi, genelde de Türk tarihi için değeri tam olarak ortaya konmamıştır. Bütün bu gelişmeleri şu başlık altında Türk kamuoyuna ilk kez açıklıyorum.
Türk Ulusu’na büyük açıklama:
“Gök-Türk sikkelerinin bulunuşunun kuşkusuz ki, günümüz açısından çok önemli tarihsel ve siyasal sonuçları vardır. Bunlardan en önemlisi bu sikkelerin toplumumuza dayatılan ‘Türkler barbardı, Türklerin uygarlığı yoktu, Türkler yağmacıydı, Türkler kaç-göçlü bir toplumdu, vb.’ gibi Avrupa merkezli tarih ve kültür anlayışı ile bunun siyasal sonuçlarını bir kez daha yerle bir etmesidir.
Avrupa merkezli tarih dayatmasını alt-üst eden, Türk ve dünya tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek bu çok önemli buluşu Türk Ulusu’na açıklamaktan kıvanç duyuyorum!”
Kuşkusuz ki bilim insanlarımız, Avrupa merkezli bu iddiaları çürüten pek çok bilimsel çalışma ve kanıt ortaya koymuştur. Şimdi ben de bunlara çok önemli bir katkı koyarak, Gök-Türk sikkelerini gündeme taşıyarak, Türklerin büyük uygarlık birikimini ve bunun günümüze ulaşan kanıtlarını bir kez daha Türk kamuoyuna ve dünyaya sunuyorum.
Gök-Türk sikkelerinin bulunuşu, Orhun Yazıtları’nın bulunuşu kadar önemlidir.
Türkler (Gök-Türkler ve diğer Türk kavimleri ve devletleri) tarihin derinliklerinde, dünya uygarlığına büyük katkı sunmuştur. Askeri örgütlenme, büyük ordular meydana getirme, Avrasya’nın büyük coğrafyasında bağımsız, başı dik devletler kurma, paranın geçerli olduğu ekonomik ve toplumsal bir ticaret yaşamı, şehirleşme ve yerleşik yaşam biçimi, hiçbir dönemde köleci toplumsal yapının egemen olmaması, güzel sanatları yaratma ve yaşatma ve daha pek çok unsur Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyetini göstermektedir.
Eski Türk devletlerinde kağanlığın (sonrakilerde hükümdârlığın) sembolü “tuğ” (bayrak, sancak ve davul) ve “sikke”dir. Sikke ekonomik, tuğ da siyasi bağımsızlığın göstergesi olan bayrağı ve bağımsızlık marşını (milli marşını) temsil etmektedir. Gök-Türkler tuğ’u ve sikke’siyle, yani bayrağı, marşı ve parası ile bağımsız, başı dik bir devlet kurmuş ve büyük bir uygarlık oluşturmuştur.

GÖK-TÜRK KAYNAKLARI
Uzun yıllardır Gök-Türk tarihini araştırmada temel kaynaklar olarak kullanılmakta olan Çin yıllıkları, Orhun Yazıtları, Bizans ve diğer dillerdeki kaynakların yanısıra, kazılar sonucu elde edilen Sogd ve Baktri dilinde yazılmış VI-VIII.yüzyıllara ilişkin belgelerin de değerlendirilmesi gereklidir. Sogdça belgeler arasında en başta “Mug dağı Sogd belgeleri” gelmektedir. “Mug dağı Sogd arşivi” olarak da yürütülen söz konusu belgeler 1932 yılında Tacikistan’ın Pencikent ilçesinde (Semerkant şehrinin 90 km doğusu) yer alan Mug dağı dolaylarında eski kale harabelerinde bulunmuştur. Araştırmacılar burada bir yıl kadar sürdürülen kazılar sırasında, yaklaşık 80 kadar belgeye rastlamıştır. Belgelerin 70’i Sogdça, dördü Çince, biri Arapça ve bir adedi de Türkçe (Runik) olduğu belirtilmiştir. Sogdça olanlar A. Freyman, V. A. Livşits, O. İ. Smirnova, M. N. Bogolyubov gibi Sogd dili uzmanları tarafından çözülmüş ve belgelerin Sogd bölgesinde birer hükümdarlık olan Penç (Pencikent) prensi Divaştiç (709-722) sarayı arşivi olduğu anlaşılmıştır. Bu belgelerden birinde kendisini Hun (Doğu Gök-Türk) kağanının bir naibi olarak gösteren Divaştiç aslında 709 yılında, kendisinden önce 693-*708 yılları arasında Penç vilâyetinin prensi olan Türk asıllı Çakin Çor Bilge yerine yönetime gelmiştir. Adı geçen arşiv belgeleri arasında Çakin Çor Bilge zamanında yazılmış belgelere de rastlanmaktadır. Bununla beraber, belgelerde Gök-Türk Kağanlığı tarihi için önemli bilgiler verebilecek kayıtlar da bulunmaktadır. Belgelerde Türkçe Kağan, Tudun, Elteber, Tutuk, Tarhan unvanları geçmektedir. Ancak bu belgeler hâlâ Türkçeye çevrilmemiştir. Baktri dilinde yazılmış belgeler ise son yıllarda bulunmuş ve N. Simms-Williams tarafından çözülerek İngilizce’ye çevrilmiş ve yayımlanmıştır (New-York, 2000). Çoğunluğu hukuksal belgeler olan Baktrice belgelerden de Gök-Türk tarihinin bilinmeyen yönleri aydınlanacaktır kuşkusuz. Bu belgelerde de görülen Kağan, Tegin, Tarhan, Tudun, Elteber unvanları ve Türkçe isimler, Kağanlık döneminde Afganistan, Horasan ve Kuzey Hindistan’da kurulan Gök-Türk asıllı sülâlelerin tarihi aydınlanacaktır. Zaten, adı geçen belgelerde vurgulandığına göre, bu belgelerin pek çoğu Türk asıllı vâlilerin himâyesinde düzenlenmiştir. Bu belgeler de vakit geçirilmeksizin Türkçeye çevrilmeli ve Türk tarihinin bazı karanlık noktaları da aydınlatılmalıdır.
Demek ki bugün, Gök-Türk tarihinin çalışılacak temel sorunları arasında Kağanlık-Sasanlı, Kağanlık-Bizans, Kağanlık-Çin ilişkileri, Kağanlığın Kuzey Hindistan, Afganistan, Horasan, Ceyhun ve Seyhun (Amuderya ve Siriderya) aralığı ve buraya bitişik bölgeler, Doğu Türkistan, İdil-Ural havzaları, Kafkasya, Kuzey Karadeniz kıyıları ve Uzak Doğu ülkelerindeki etkinlikleri, buraların pek çoğunda kurulan Gök-Türk asıllı sülâleler tarihi yer almaktadır.

Yrd.Doç.Dr.Yavuz DALOĞLU
(Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)

Yavuz Daloğlu (1961)
Türk müzik ve tarih araştırmacısı. 1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. Çeşitli dergilerde müzik ve tarih konularında yazılar yazdı. Müzikbilim ve tarihle ilgili ulusal ve uluslararası pek çok bilimsel toplantıda bildiri sundu. Radyo ve televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı. Türk müzik yaşamı, tarihi ve Türk tarihi konularında konferanslar verdi. Hâlen Dokuz Eylül Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.

Bu keşfin üzerinden biraz zaman geçti ama fikir meydanında tüm aramalarıma rağmen bu konuyu bulamadım ve üzüldüm. Hemen sizleri Türk Tarihindeki bu muhteşem keşifle başbaşa bırakmak isterim. Bu keşif özetle üç şeyi kanıtlıyor. Avrupalıların iddia ettiğinin aksine Gök Türklerin para bastırmasıyla, tuğuyla tam bir devlet olduğunu, Ay Yıldız'ın sanılanın aksine İslamiyet öncesinden de köklü bir Türk simgesi olduğunu ve tarihimizin kim bilir daha ne kadarının yerler altında olduğunu...
1500 Yıllık Ay Yıldızlı Türk Parası

Türklere ait ilk parayı Göktürkler bastırmış. Kazılarda ortaya çıkan ay-yıldızlı Göktürk paralarının bulunuşu ‘Orhun yazıtları kadar değerli’ diye yorumlandı
Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan arkeolojik kazılarda ilk büyük Türk uygarlığı olan Göktürklere ait paralar bulunduğu ortaya çıktı. Paralar, ‘Türk uygarlığında önemli keşif’ olarak değerlendirildi.
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nin 4-6 Ekim 2004′te Bişkek’te düzenlediği İkinci Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi’ne katılan Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Daloğlu, burada tanıştığı Özbek tarihçi Gaybullah Dr. Babayar’ın eski Türk devletleri paraları üzerinde yaptığı çalışmayı inceledi. Daloğlu, bu paralar arasında daha önce hiç duymadığı, görmediği Göktürk paralarıyla karşılaştı. Dr. Daloğlu, Dr. Babayar’la yaptığı çalışma sonunda, Göktürk paralarının bulunuşunu ‘Türk uygarlığında önemli bir keşif’ olarak açıkladı.
Sikkelerden birinde ortada kağan kabartması ve kenarlarda üç tane ay-yıldız olduğunu söyleyen Daloğlu, bu sikkenin Türk uygarlığı açısından çok büyük önemi olduğunu belirtti. Daloğlu, şöyle dedi:
“Göktürklerden sonra 8′inci yüzyılda Türgişlere ait paralar bulunmuştu. Ancak Göktürklere ait paralar onlardan 150-200 sene daha önceye, 576-600 yıllarına ait. En önemlisi, bu sikkelerin Türk toplumuna dayatılan ‘Türkler barbardı, Türklerin uygarlığı yoktu, göçerlerdi’ gibi Avrupa merkezli anlayışı çürütmesi. Göktürk sikkelerinin bulunuşu, Orhun Yazıtları’nın bulunuşu kadar önemlidir. Ayrıca ay-yıldızın bize İslam’da Semavi anlayıştan miras kaldığını biliyorduk. Ancak, yeni bulunan Göktürk paralarında da ay-yıldızlı figürler var.”

KAYNAK: Türkçe Dünya


 

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Aslı ve Nilay hanımlara teşekkür ediyorum.
Türgişler diye yazacağım halde yanlışlıkla Karluklar diye yazmışım. Özür dilerim.

TÜRKLER, Orta-Asya'da İpek Yolu üzerinde yaşadığı için ticaretten uzak kalmamışlardır. Ticaretle uğraşan Türk devlet ve boyları ticaretin bir aracı olan parayı kullanmışlardır. Kim, ne zaman, nerede ve ne şekilde kullandığını bilemiyoruz. Son yıllarda Rus Arkeologlar tarafından yapılan kazılar sonucu yeni buluntular ortaya çıktığını görüyoruz.

Orta Asya'da Kağıt para kullanılmadan önce KAMDU adı verilen "BEZ PARA" (üzerine Hakan'ın mührü basılı) kullanılıyordu. Uygurlardan itibaren KAĞIT PARA kullanılmıştır.

Orta Asya Türkler'i metal paraya YARMAK diyorlardı. Yarmak'ı ilk basan devlet KÖKTÜRK DEVLETİ'dir. Köktürk devleti yıkıldıktan sonra aynı topraklar üzerinde Türkeşler yurt tutmuştur.

Türgiş topluluğu oluşturulmadan önce Köktürk devletinin egemenliğinde yaşamaktaydı. Fakat Köktürk devleti yıkılınca,yerine yeni bir devlet olarak Türgişler kuruluyor. Türgişler'in kurucusu Baga Tarkan, kendi adına YARMAK (Metal para) bastırarak ekonomiye büyük bir katkıda bulunmuştur.

Köktürk Devletine ait YARMAK'ın bir yüzünde Hakan ve Katun resmi yer almakta, diğer yüzünde ise AY-YILDIZ yer almaktadır. Demek ki, Ay-Yıldız İslamiyetin doğuşu ile ortaya çıkmamıştır. Tam tersi İslamiyet'ten önce de Türkler arasında AY-YILDIZ kullanılmaktaydı.

Türgişler, BAGA TARKAN döneminde YARMAK (Metal para) basmışlardır. Türgişler'e ait Yarmak'ın üzerinde "ÇİN ve ARAPÇA" yazı bulunmaktadır. Bundan anlıyoruz ki, Türgizler Arap ve Çin etkisi altındadırlar.

Lise tarih kitaplarında "Türk tarihinde ilk metal parayı Türgişler Devleti kullanmıştır" yazmaktadır. Burada bir yanlışlık vardır kanaatindeyim. Türgişler, devlet değil topluluktur.

Bu yanlışlığı şöyle düzeltebiliriz:

- Türk tarihinde YARMAK (Para)'ı kullanan DEVLET: KÖKTÜRK DEVLETİ'dir.
- Türk tarihinde YARMAK (Para)'ı kullanan TOPLULUK:TÜRGİŞLER şeklinde olmalıdır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Türgişler devlet demişsiniz konu içerisinde ve de bana göre de devlettir.
 

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Türgişler, devlet değil topluluktur. Devlet ve topluluk arasında farklar vardır.
Konu içerisinde devlet demem alışkanlıktan olsa gerektir.
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Beylik nedir bilirsiniz değil mi?
Orta-Asya'da kurulan Türk Toplulukları, Anadolu'da kurulan "Türk Beylikleri" şeklinde kabul etmelisiniz.
Açıkcası, "Beylik ile Devlet" arasında ne fark varsa "Devlet ile Topluluk" arasında da o fark vardır.
 

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
14,257
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
Aslı ve Nilay hanımlara teşekkür ediyorum.
Türgişler diye yazacağım halde yanlışlıkla Karluklar diye yazmışım. Özür dilerim.

TÜRKLER, Orta-Asya'da İpek Yolu üzerinde yaşadığı için ticaretten uzak kalmamışlardır. Ticaretle uğraşan Türk devlet ve boyları ticaretin bir aracı olan parayı kullanmışlardır. Kim, ne zaman, nerede ve ne şekilde kullandığını bilemiyoruz. Son yıllarda Rus Arkeologlar tarafından yapılan kazılar sonucu yeni buluntular ortaya çıktığını görüyoruz.

Orta Asya'da Kağıt para kullanılmadan önce KAMDU adı verilen "BEZ PARA" (üzerine Hakan'ın mührü basılı) kullanılıyordu. Uygurlardan itibaren KAĞIT PARA kullanılmıştır.

Orta Asya Türkler'i metal paraya YARMAK diyorlardı. Yarmak'ı ilk basan devlet KÖKTÜRK DEVLETİ'dir. Köktürk devleti yıkıldıktan sonra aynı topraklar üzerinde Türkeşler yurt tutmuştur.

Türgiş topluluğu oluşturulmadan önce Köktürk devletinin egemenliğinde yaşamaktaydı. Fakat Köktürk devleti yıkılınca,yerine yeni bir devlet olarak Türgişler kuruluyor. Türgişler'in kurucusu Baga Tarkan, kendi adına YARMAK (Metal para) bastırarak ekonomiye büyük bir katkıda bulunmuştur.

Köktürk Devletine ait YARMAK'ın bir yüzünde Hakan ve Katun resmi yer almakta, diğer yüzünde ise AY-YILDIZ yer almaktadır. Demek ki, Ay-Yıldız İslamiyetin doğuşu ile ortaya çıkmamıştır. Tam tersi İslamiyet'ten önce de Türkler arasında AY-YILDIZ kullanılmaktaydı.

Türgişler, BAGA TARKAN döneminde YARMAK (Metal para) basmışlardır. Türgişler'e ait Yarmak'ın üzerinde "ÇİN ve ARAPÇA" yazı bulunmaktadır. Bundan anlıyoruz ki, Türgizler Arap ve Çin etkisi altındadırlar.

Lise tarih kitaplarında "Türk tarihinde ilk metal parayı Türgişler Devleti kullanmıştır" yazmaktadır. Burada bir yanlışlık vardır kanaatindeyim. Türgişler, devlet değil topluluktur.

Bu yanlışlığı şöyle düzeltebiliriz:

- Türk tarihinde YARMAK (Para)'ı kullanan DEVLET: KÖKTÜRK DEVLETİ'dir.
- Türk tarihinde YARMAK (Para)'ı kullanan TOPLULUK:TÜRGİŞLER şeklinde olmalıdır.


çorbada benim de tuzum olsun,yanlışlarımı düzeltirseniz sevinirim
Türgiş Devleti: Batı Göktürk Hakanlığının 630’da yıkılışından sonra On Boy’dan biri olan Türgişlerin kurmuş olduğu bu devlet, 750 yılına kadar devam etmiştir. Türklere, şehir hayatını benimseten bir devlettir. Başkenti Talasdır.
(Türkler Ans. c:1)

yine ösym 2006 sosyal bilimler testi

Karlukların, Arapları Talas Savaşı’nda desteklemelerinde,
I. İslam Devleti’nde saltanat sisteminin devam etmesi,
II. Çin’in Orta Asya’daki Türk egemenliğine son vermek istemesi,
III. Türgiş Devleti’nin yıkılmış olması
durumlarından hangileri etkili olmuştur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Yorgun teşekkür ediyorum...

Ulak07 dediğiniz farkları biliyorum. Türgişler evet bir topluluktur ve de devlet kurmuşlardır. Devlet olmanın bağımsız olmanın alametleri vardır. Paralarının olması da onların bu özelliklere sahip olduğunu gösterir...
 

sargon07

Acemi Üye
Katılım
17 Eyl 2010
Mesajlar
36
Puanları
8
Aslı hanım, Türgişler bağımsız bir topluluktur. Bayrağı var, ordusu var, sınırları belli bir toprak parçası var, yasaları vardır. Bu özellikler bağımsız olmanın olmazsa olmazlarıdır. Türgişler'in siyasi organizasyon (başka deyişle devletçik) kurmadılar demiyorum. Türgişler'in kurduğu bu siyasi organizasyon "Beylik" ile "Devlet" arasında yer alan bir yönetim şeklidir. Başka bir deyişle Devletçik de diyebiliriz.
Şunu unutmayınız ki, her Beyliğin de bayrağı var, kendi adına basılan parası var, kanunları var, sınırları belli bir toprak (vatan)'ları var. Bu mezkur özellikleri gösteren her topluluk veya boy bağımsız bir siyasi organizasyondur.
Tarihte çeşitli siyasi yönetimler vardır. Bunlardan üçü'nü ele alalım:

Beylik: Bir devlete veya merkeze bağlı olmayan Boy Bey'inin yönetiminin altındaki Ülke, Mirlik, Emaret, Emirlik vs.
Topluluk: Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan boyların müşterek duygu ve anlayış içinde yaşama biçimidir. Bu yönetim şekli "bir kaç boyun bir araya gelerek kurdukları müşterek bir siyasi organizasyondur".
Devlet:Bir ülkede, bir hükümet'e ve ortak kanunlara bağlı olarak yaşayan bir milletin veya milletler topluluğunun meydana getirdiği siyasi varlık. Genel ve klasik bir ifadeyle, belli bir toprak üzerinde müstakil bir teşkilat kurmuş insan topluluğuna devlet denir
Bağlantıyı görüntüleme izniniz yok Giriş yap veya üye ol.


Demek istediğim şudur; Beylik, bir boy veya aşiretten oluşur. Topluluk, bir kaç boyun birleşmesinde oluşur ve Beylik'ten daha büyük bir siyasi organizasyondur. Devlet ise, çok sayıda Topluluk ve Boylarlar'ın bir araya gelerek siyasi teşkilat kurmalarıdır.

Formülüze edersek; Aşiret => Beylik => Topluluk => Devlet => İmparatorluk karşımıza çıkar.

ÖSS sorularında Türgiş Devleti diye yazmış olması evet "DOĞRUDUR" denilemez. Hiç bir tarih kitabındaki bilgilerin %70'i bile doğru değildir. Türk'ün kim olduğunu bilmeyenlerin yazdığı tarih kitapları ne kadar doğrudur ki?
 
Üst Alt