• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Tarih'in Faydası

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
14,236
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
Tarih'in Faydası

Tarih ilmi pratik, beşerî, milli ve bütün ilimler açısından faydalı bir ilimdir. Tarih ilmi pratik bakımdan geçmiş olayları bize öğrettiği, bizim kendimizi tanımamıza yardım ettiği fay-dalıdır. Zira insanın gayesi, bir bakıma kendini bilmek tanımaktır. Tarih, geçmiş olaylardan dersler alıp geleceği düzenlemek için faydalı olur. Gelecek için birtakım sezgilerle bulunmak tarih için daha kolaydır. Hatta bu açıdan meseleyi ele alanlar, tarihin geçmiş olaylardan istik-bal için dersler, neticeler çıkarmak ilmi olduğunu söylerler. Tarih, insanları idare edeceklerin mutlaka bilmeleri icap eden bir ilimdir. Hükümdarlar daima tarihle meşgul olmuşlardır. Gazneli Mahmud'un yanında Ortaçağların en büyük âlimini, maruf tarihçi El Biruni bulunurdu. Timur-'un da yanında daima tarihçiler bulunur, kendisi yarattığı tarihi olayları da doğru şekilde tarihe geçirtirdi. Atatürk de çok iyi tarih bilirdi ve tarihle çok yakından ilgilenmiştir.
Tarih ilmi beşeri bakımdan, yâni insanî yönden de faydalıdır. İnsanlığın gerçeklerini, iyi ve kötü hallerini açıkça belirtir. Gerçekleri ortaya koyarak insanlığa iyilik ve kötülüğün ne olduğunu öğretir; beşeri ahlakın yükselmesini sağlar. Tarih milletlerin ahlakını aydınlatır, takviye eder ve toplumda ahlak şuurunu uyandırır, insanlığın gelişmesinde tarihin büyük önemi vardır. Tarih insanlarda manevi kıymetleri artırır, ahlaki şuuru uyandırır.
Tarih milli bakımdan çok faydalı ve zaruridir. Milli tarihler o millet mensubunun vatan sevgisini besler, milli duyguyu kuvvetlendirir. Milli duygu ve vatan sevgisi tarihle çiçeklenir. Zaten her fertte yakın çevreden başlayarak aile, mahalle, köy, şehir, vilâyet nihayet millete varan bir sevgi bağı mevcuttur. İnsan çocukluk yerini yâni doğduğu yeri çok sever. Vatan, insanın maddi manevi gıdasını aldığı topraktır ve toprak da varandır. İşte tarih, o vatan topraklarının mazide geçirdiği tehlikeli günleri, mesut anları araştırır ve toprak sevgisini artırır.
Tarih ilmi vatan tarihini incelerken, o toprakları yalnız üzerin-de yaşayanların geçimini sağla-yan toprak olarak değil, o toplumun devamını hedef tutan manevi bir kuvvet kaynağı olarak ele alır. Bazıları bu bağı silmek, yerine sadece iktisâdi menfaatten doğan bir vatan anlayışı yaratmak isterler. Lakin Adana pamuk yetiştirdiği, İzmir de incir ve üzümü için değil, bizatihi vatan toprakları olduğu için sevilir. Binlerce Türk, İzmir için, vatan olduğundan şehit oldu, yoksa beş on ton inciri için değil, Toprak çorak da olsa, üzerinde bir ot dahi bitmese vatan toprağı olduğu için kutsaldır. Türk tarihi çok kuvvetli bir toprak sevgisi gösterir. M'o-tun çorak bir arazî parçası için savaşır. Ötüken, vatan toprağı olduğu için kutsaldır ve oraya hiçbir yabancı ayak basamaz. Uygurlar, vatanın kutsiyetini taşıyan Kutdağı'nı kaybedince göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır.
Tarih bütün ilimler bakımından faydalıdır, gelişmesini öğrenmek isteyen bütün ilim-ler için tarih, araştırıcı metotlarını kullanır. Sosyal ilimler gibi, özel metotları olan tabii ilimler de inkişaflarını tarihin metotlarıyla öğrenebilirler. Bilhassa sosyal ve siyâsi ilimlerin tarihe olan ihtiyaçları büyüktür; zaten aralarında sıkı bir işbirliği vardır. Bu ilimler insanların icraatını araştırır ki, tarih de hemen aynı işi yakmaktadır. Hem ilmin tarihi, ayrı bir araştırma konusu-dur. Edebiyatla Edebiyat Tarihi, felsefe ile Felsefe Tarihi beraber gider. Beşeri ilimlerin tarihleri olduğu gibi, tabiat ilimlerinde de durum aynıdır. Meselâ en abstre ilim olan Matematik’in Pisagor'dan Einstein'e kadar olan gelişmesi de Tarih ilmi metotlarıyla anlaşılabilir. Antik felsefe ile günümüz felsefesinin mukayesesi de tarih sayesinde aydınlatılabilir. Diğer tarihler, kültür tarihleri, medeniyet tarihi, tarihi coğrafya, hatta tarihin de tarihi vardır.Şu halde her ilim dalı uzaktan yakından tarihe el uzatmak mecburiyetindedir.
İlimlerin tarihe olan ihtiyacı ve ehemmiyeti devrimimizde de layıkı ile anlaşılmış, hat-ta "ilimler tarihi" müstakil bir ilim şubesi olmuştur. Ancak bu, şimdilik sadece müspet ilimlerin tarihini tetkik edebilmektedir, ilerde beşeri ilimlerinde tarihleri tetkik edilebilecektir. Şu halde her ilim şubesi, belirli bir tarih mefhumunda birleşmiştir. Bu mefhum yani tarih olmaksızın bu ilimlerin ne özünü, ne gelişmesini, ne de ulaştığı merhaleyi bilmek mümkün olmaz. Yenilik peşinde koşan ilimler için tarih, en büyük yardımcıdır. Zira mazi bilinmedikçe istikbal bilinmez. Hatta bazı tarihçiler bütün ilimler tarihin malıdır derler. Bunlar yavaş yavaş gelişmişler ve tarihten ayrılıp müstakil ilimler olmuşlardır. Hakikatte ise tarih dahil bütün ilimler felsefeden çıkmışlar dır. Tarih diğer ilimlerin sıkı münâsebetli ve diğer ilimlerin ihtiyaç duydukları bir ilim koludur. Tarihe verilen önem diğer ilimlere verilen ehemmiyetle muvazidir. Tarih ilimlerin gelişmesiyle orantılı olarak yükselen bir ilim dalıdır. İlimlerin gelişmesi ise, milletlerin manevi olgunluğu ile orantılı olarak yükselen bir ilim dalıdır. İlimlerin gelişmesi ise, milletlerin kültürleşmesi, medenileşmesi ve olgunlaşması demektir. Tarih ilmi, milletlerin manevi olgunluğu ile orantılı olarak gelişen bir ilim dalıdır. Yani bir millet veya toplum, tarihe verdiği önem nispetin-de medeni ve kültürlüdür. Bütün medeniyet, kültür ve olgunluğun başı insanlığın tanınması, insanın kendisini tanımasıdır. Her toplum ve cemiyet, kendisini ve beşeriyeti tanımak istediği anda tarihe önem vermek mecburiyetindedir. Tarihe ehemmiyet vermeyen millet veya toplumlar, ilimlere, kültüre karşı nasipsiz insanlar ve toplumlardır. Tarih, önce milli topluluklara, sonra beşeriyete büyük hizmetleri olan değerli ve azametli bir ilim şubesidir.

TARİH METODOLOJOSİ DERS NOTLARI

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu
 
Üst Alt