• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Muhmmad Osman Mirgani

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,577
Puanları
83
MÎRGANÎ, MUHAMMED OSMAN


Ebû Abdillâh Muhammed Osman b. Muhammed b. Abdillâh el-Mîrganî (ö. 1268/1852) Mîrganiyye tarikatının kurucusu, müfessİr.

1208'de (1793-94) Hicaz'da Tâif şehri yakınlarındaki Selâme köyünde doğdu. Mekkeli sûfî Abdullah b. İbrahim el-Mîr-ganî'nin torunudur. Yedi yaşında annesi*ni, on yaşında babasını kaybedince Mek*ke'nin önde gelen âlimlerinden amcası Seyyid Muhammed Yâsîn'in himayesin*de büyüdü. Muhammed Yâsîn ona temel İslâm ilimlerini öğretti Ardından tasav*vufa yönelen ve çevrede yaygın olan tari*katları öğrenmeye başlayan Mîrganî önce Ahmed b. Muhammed el-Bennâ el-Mek-kî, Saîd el-Amûdî el-Mekkîve Ahmed Ab-dülkerîm el-Özbekî el-Hindî'den Nakşi-bendiyye, daha sonra yine Amûdf den Kâ-diriyye ve Şâzeliyye tarikatları hakkında bilgi aldı. Amcasından dedesi Abdullah el-Mîrganfnin tasavvuf hakkında görüşleri*ni öğrendi. Bu dönemde Mekke'de bulu-

nan Idrîsiyye tarikatının kurucusu Ahmed b. İdrîs'e intisap etti.

Seyrü sülûkünü tamamlayan Mîrganî, yirmi yaşında iken Ahmed b. İdrîs tarafın*dan İdrîsiyye'yi yaymak üzere 1228 (1813) yılında Eritre'ye (Etiyopya) gönderildi. Ön*ce Balgha bölgesinde yaşayan Ceberte müslümanları arasında tebliğ ve irşad fa*aliyetlerinde bulundu. Onun kısa zaman*da kaydettiği başarılar otoritesinin sarsıl*dığı endişesine kapılan Balgha sultanının tepkisini çekti ve kendisini zehirletmeye teşebbüs etti. Bunun üzerine Mîrganî gizlice Eritre'den ayrılıp Mekke'ye Ahmed b. İdrîs'in yanına döndü. Aynı yıl mürşi-diyle birlikte Yukarı Mısır'a (Saîd | gidip Luksor şehri yakınlarındaki Zeyniye köyü*ne yerleşti. Bir süre sonra şeyhi tarafın*dan daha güneydeki Menfelût ve Asyût'a gönderildi. Yöneticilerin olumsuz tavrıy*la karşılaştığı Eritre'de ve büyük tarikat*ların hâkimiyetinde bulunan Yukarı Mı*sır'da beklediği sonucu elde edemeyen Mîrganî 181 S'te, o sırada Zeyniye'de ika*met eden Ahmed b. İdrîs'ten izin alarak Sudan'a geçti.

Siyasî istikrarsızlığın hüküm sürdüğü ve iç savaşların devam ettiği Func idare*sinin son yıllarında Sudan'a gelen Mîrganî önce Nûbe bölgesine gitti. Kunüz. Suk-kût ve Mehas'ta birçok mürid edindikten sonra yerine bölgenin önemli şahsiyetle*rinden Şerîf İdrîs b. Muhammed'i bıraka*rak güneyde Dongola şehrine geçti. Bu*rada, aralarında Sivârü'z-Zeheb şerif aile*sine mensup Salih Sivârü'z-Zeheb'in de bulunduğu pek çok kişi onun müridi oldu. Ardından Dâbbe'ye geçti. Şaykıye'ye git*memekle birlikte orada zühd ve takvâsıyla tanınan Muhammed Hayr b. Muhammed Salih el-Irâki, Muhammed Hayr en-Nazîf ve Muhammed Hammâd gibi şahsiyetle*re icazetnameler göndermek suretiyle halkın önemli bir kesimini kendisine bağ*ladı. Dâbbe'den Sudan'ın batısında Kor-dofan bölgesindeki Bâre şehrine gitti.[750] Üç yıl ikamet ettiği Bâre'de Sudan'ın şerif ailelerinden birine mensup Rukıyye bint Cellâb ile ev*lendi. Bu evlilikten, daha sonra kuracağı Hatmiyye tarikatının Sudan kolunun temsilciliğini yapacak olan oğlu Muham*med Hasan dünyaya geldi. Bu bölgelerde önemli başarılar elde eden Mîrganî'ye, aralarında Hammâd el-Beytî ve Mısır-Türk idaresi tarafından Kordofan'a kadı tayin edilen Arabîel-Hatîb el-Hevvârî'nin de bulunduğu 200 kadar kişi mürid oldu. 1816'da Kordofan'ın başşehri Ubeyyid'de kendisine intisap edip daha sonra kendi adına nisbetle İsmâiliyye tarikatını kuran İsmail el-Velî ile tanıştı. Yine Kordofan'da, Hatmiyye tarikatının Şaykiye bölgesinde yayılmasında önemli görevler üstlenecek olan Muhammed b. Mâlik, Muhammed b. Abdülhalim ve Mâlik Cinayd adlı üç şe*rifi kendisine bağladı. Ancak Dârfûr Sul-tanlığı'nın Kordofan valisi Mahdum Mü*sellem, müntesiplerînin bir kısmını tu*tukladı.

Mîrganî 1232'de (1817) Func Sultan-lığfnın başşehri Sinnâr'a gitti. Burada ulemâ ve idarecilerin şiddetli muhalefe*tiyle karşılaşmasına rağmen aralarında Ahmed îsâ gibi Önemli şahsiyetlerin de bulunduğu yöre halkından pek çok kim*seyi kendi tarafına çekmeyi başardı.

1820'de Sudan'ın kuzeyinde önemli bir ticaret merkezi olan Metemme'ye geçen Mîrganî orada yaklaşık bir yıl kaldı ve bu sırada bir cami inşa ettirdi. Burada ken*disine intisap eden Şerif Şeyh Reyyâh da halkı Mîrganfye bağlanmaya teşvik etti. Ardından Şindi'ye geçip bir yılı aşkın bir süre orada oturdu. Daha sonra gittiği Dâmer'depekçokmürid edindi. Berber ve kuzey bölgelerini de ziyaret etmek iste*yen Mîrganî, Mısır- Türk ordusunun 1821 '-de Ebûhamd'e ulaştığı haberini alınca ka*rarını değiştirip doğuda dağlık bir bölge olan Tâkâ'ya gitti. Keselâ yakınında kendi adına bugün Hatmiye ismiyle tanınan Se~ niye köyünü kurdu. Bu köyde bir süre ka*lıp Mekke'ye Ahmed b. İdrîs'in yanına dön*meye karar verdi. Ancak hareketinden önce dönemin Mısır valisi Hurşid Ahmed Paşa'ya iletilmek üzere köylülere bir mek*tup bıraktı. Mîrganî'nin mektubunu oku*yan Hurşid Paşa bölge halkına iyi davran*mış, onlara özel statü tanımış ve Seniye köylüleri, 188S'te Sudan'da Mısır-Türk hâkimiyetinin sona ermesine kadar bu statülerini korumuşlardır. Mîrganfnin ilk Sudan seyahati başarılı geçmiş, Func sul-tanlığı'nın tam hâkimiyet kuramadığı ku*zey ve doğu bölgelerinde gerek halk ge*rekse ulemâ kesiminde pek çok taraftar bulmuştur. Mîrganî'nin özellikle halk ve yöneticiler üzerinde büyük etkileri olan Kur'an kursu (halvet) hocalarını kendisine çekebilmesi İdrîsiyye tarikatının o bölge*lerde yayılmasında önemli rol oynamış*tır.

123O'dan (1815) 1237 (1822) yılına ka*dar Sudan'da kalan Mîrganî Mekke'*ye döndükten sonra şeyhine hizmet et*meyi sürdürdü. Onun üç defa daha Su*dan'a gittiği bilinmektedir. Bunlardan ilkinde eşi ve oğlu Muhammed Hasan ile birlikte Tâkâ'ya, ikincisinde 1832'de Sevâkin'e giden Mîrganî burada önem*li sayıda mürid edindi, birkaç zaviye kur*du ve oradaki mensupları arasında en bilgili ve yaşlısı olan Muhammed eş-Şafiî'yi zaviyeleri idare etmek üzere gö*revlendirdi. Onun Sevâkin'de üç mes-cid ve kadınların eğitimi için bir okul yap*tırdığı kaydedilmektedir. Mîrganî'nin bu faaliyetlerini Sevâkin'e ikinci gidişinde ve*ya yine oğlu Muhammed Hasan ile birlik*te geldiği üçüncü ziyaretinde gerçekleş*tirdiği, sonuncu ziyarette Muhammed Hasan'ı Mîrganiyye'nin Sudan temsilcisi olarak tayin ettiği belirtilmektedir. Mîr*ganî, 1243te (1827-28) şeyhiyle birlikte zorunlu ikamete tâbi tutulduğu Asîr böl*gesindeki Sabyâ şehrine gitti. Ahmed b. İdrîs'in 21 Receb 1253'te [751] vefatının ardından Mekke'ye dönüp irşad faaliyetine başladı. Ancak Mekke'de ta-savvufî görüşleri sebebiyle ulemânın şid*detli muhalefetiyle karşılaştı ve daha önce şeyhinin de mâruz kaldığı baskılara dayanamayıp Taife gitmek zorunda kal*dı. 22 Şevval 1268 [752] tari*hinde burada vefat etti. Naaşı Mekke'ye götürüldü ve Muallâ Mezarlığfna defne*dildi.

Müridlerine Kur'an ve Sünnet'ten ayrıl*mamalarını tavsiye eden Mîrganî, Ehl-i sünnet anlayışına bağlı kalmakla birlikte nûr-ı Muhammedi ve mehdî fikirlerini önemle savunmuştur. Onun kurduğu, adını "hatmü'i-evliyâ" ifadesinin kısaltıl*mış şekli "Hatm" lakabından alan ve Mîr-ganiyye diye de tanınan Hatmiyye tarikatı temelde vahdet-i vücûd ve nûr-ı Muham*medi fikrine dayanmaktadır.[753] Aynı zamanda bir ilim adamı olan Mîrganî'nin Tâcü't-teîâsîr adlı tefsirinde namaz bahsini ele alırken Hanefî fıkhın*dan ziyade daha serbest bir yaklaşımla hadislere dayanması, onun fıkıhta belli bir mezhebe bağlı kalmak yerine Kur'an ve Sünnet'i esas alan bir anlayışa sahip bulunduğunu göstermektedir. Mehas'ta Şeyh İdrîs, Sudan'da Hamed es-Sâdık, Mekke'de Şeyh Ahmed Kattan ve Mısır'*da Şeyh Ahmed Ebû Hüreybe sayıları bi*ni aştığı söylenen halifeleri içerisinde en meşhur olanlarıdır.



Eserleri.


Elliye yakın eser kaleme alan Mîrganî'nin başlıca çalışmaları şunlardır:

1. Tâcü't-tefâsîr. Müellif mukaddimede, eserini yazarken rivayete dayanan tefsir geleneğine bağlı kaldığını, herkesin an*layabileceği kolay bir üslûp kullandığını, sünnetten de yararlandığını söyler. Hz. Peygamber'in, önceki âlimlerden nakledi*len görüşlerden ziyade Allah'tan kalbine doğan keşif ve sezgiye dayanmasını ken*disine emrettiğini belirtmesi [754] Ahmed b. İdrîs'in âyetleri bâ-tınî bir yöntemle tefsir etme kudretinden övgüyle bahsetmesi Mîrganî'nin tefsirde işârî yöntemi yücelttiğini gösterir. Ağır*lıklı olarak garîb kelimelerin açıklandığı Tefsîrü'l-Celâleyn'ı andıran Tâcü't-te*fâsîr Mîrganî'nin tasavvuf! kişiliğinden çok onun geleneğe hâkim âlim kişiliğini yansıtmaktadır. Bununla birlikte Resû-lullah'tan vasıtasız rivayette bulunma*sı [755] zaman zaman işârî yo*rum yapması tasavvufî yönünü yansıtan hususlardır. Eserin çeşitli baskılan yapıl*mıştır. [756]

2. el-Esrârü'r-rabbâniyye fîmev*lidi eşrefi'l-halâ'ikı'l-insârüyye. ei-Mev-lidü Oşmânî adıyla da anılan eser es-Sırrü'r-rabbânî ismiyle birçok defa ba*sılmıştır. [757]

3. en-Nefehâtü'1-Mek-kiyye ve'1-lemehâtü'î-hakkıyye fi şer*hi esâsi't-tarîkati'1-Hatmiyye. Üç bölüm*den meydana gelen hacimli bir eser olup [758] adı bilinmeyen bir kişi tara*fından Şerhu'n-nazm ve düren'I-le7âl fî 'iddeti ricali şeyhinâ zi'1-kemâl el-müsemmâ bi'n-Nefehâti'1-Mekkiyye adıyla şerhedilmiştir.

4. en-Nûrü'1-ber-râk fî medhi'n-nebiyyi'l-mişdâk. Her biri Arap alfabesindeki bir harfle başla*yan yirmi sekiz şiirden oluşmaktadır.[759] Müellifin oğ*lu Muhammed Hasan eseri Fethu'1-hal-lâk bi-şerhi'n-Nûri'J-berrâk fî medhi'r-resûli'l-mişdâk adıyla şerhetmiştir. [760]

5. en-JVe/e/iâtü7-Medeniyye fi'1-medâ'ihi'l'Muştafaviyye. Kırk do*kuz şiirden oluşmaktadır.[761] Eser ayrıca en-Nûrü'1-berrâk ile birlikte basılmıştır. [762]

6. eş-Füyûzd-tü'l-ilâhiyyetül-müteiammmeli'î-es-râri'l-hikemiyye. Mîrganî, bu eseri daha sonra el-İmdâdâtü's-seruyye nün haza-râti'1-kemâtiyye hctlli'Î-Füyûzâü'1-ilâ-hiyye adıyla şerhetmiştir.

7. Rahmetü'l-ahad fî iktifai eşeri'r-resûli'ş~şamed. İbadetlere dair hadisleri ihtiva eden eser İbnü'l-Esîr'in Câmi'u'1-uşûl li-ehâdîşi'r-resûl adlı kitabından derlenmiştir. Bir nüshası Londra Üniversitesi Kütüphane-si'nde bulunmaktadır. [763]

8. Mişbahu'î-esrâr fi'l-kelâmcalâ Miş-kâti'l-envâr [764] Abdullah b. İbrahim el-Mîrganî'nin Mişkâtü '1-envâr fî evşâti'l-muhtâr [765] adlı ese*rinin şerhidir. Ahmed b. İdrîs'in ölüm yıl dönümünde yapılan törenlerde okunma*sı âdet haline gelen Menâkıbü'l-kutbi'l-ev/iad'ın [766] ilk otuz üç sayfa*sı Mîrganfye aittir.

Mîrganî'nin tasavvuf ve tarikata dair çok sayıda risalesi bulunmaktadır. Bazı*ları müstakil olarak da basılan risalelerin bir kısmı Mecma'iı'î-ğarâ'ibi'l-müferre-kât [767] Mecmû :aiü Fet*hi'r-resûl [768] ve er-Resâ'ilü'l-Mîrğaniyye adlı üç eserde toplanmıştır. İlk derleme, on beş yaşın*da iken yazdığı kırk yedi kasideyle İbnü'I-Fânz'ın "Tâiyye" kasidesinin şerhi olan Hemziyyetü'l-mdcrûfe ve es-Sırrü'z-zâ-hir ve'n-nûrü'1-bâhir isimli iki manzum risaleyi ihtiva eder. İkinci derlemede Bâ-bü'î-feyz ve'1-meded, Fethu'r-resûl ve miftâhu'd-duhûî, Habîü'l-vişâl el-En-uârü'l-müterâkime adıyla da bilinen risale er-Râtib ve't-teuessül adıyla müstakil ola*rak yayımlanmıştır [769] el-Cevâhirü'1-müstahzara mine'1-kü-nûzi'l-''âliye, Nûrü'l-envâr, Şalâtü'ş-şü-hûdi'l-M.uhammedî,M.ünciyetü'î-''abîd ayrıca Ahmed Salih b. Muhammed'infîu-tûğu'l-mürîdadlı şerhiyle birlikte basıl*mıştır [770] adlı risaleleri bulunmaktadır. Mîrganîyye tarikatına dair on iki risaleden oluşan son derlemede müellifin el-Fethu'1-mebiûk fî keşîrin min âdâbi's-sülûk, el-Hibâtü'1-mukte-beşe li-izhâri'1-me şâmili'1-hamse ve'J-catâya'd'dokîka fî esrâri't-larîka, el-Huzûr fi'ş-şaîât Ii's~süadâi min ehli hazreti Allah, ez-Zuhûrü'l~fâ%a fî tef*riti hukuki't-tarikaü'ş-şâdıka, Risâle-tü'1-Hatm fî bcfii'l-mübeşşirât adlı ri*saleleri de yer almaktadır.


Bibliyografya :


M. Osman el-Mîrganî, Tâcü't-tefâsîr{n$r. Mu*hammed el-Hüseynî], Beyrut 1399/1979,1, 57, 263; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 2-8; Ah*med b. İdrîs, el-lbânetü'n-nûriyyefîşe'nişâ-hibi't-tarîkati'I-Hatmiyye (nşr. M. İbrahim Ebû Selîm), Beyrut 1991; SerKîs, Mu'cem, II, 1828-1829; BrocKelmann, GAL, ]], 475; SuppL, II, Ö09-810; Fihrisü'l-Hizâneti't-Teymûriyye, Ka*hire 1367-69/1948-50,1, 14, 164; III, 298; He-diyyetü'l-cârifin,\l373;kâhu'l-meknûn,], 120, 121,208, 209, 379; II, 102, 149,166, 171, 177, 217, 484, 575, 684, 713,716; J. S. Trimingham, islam in the Sudan, Oxford 1965, s. 23İ-235; a.mlf., The Sup Ordeıs in islam, Oxford 1971, s. 114-118; H. D. Nelson v.dğr., Area Handbook for the Democratic Republic of Sudan, Wash*ington 1973, s. 117; Abdülhayel-Kettânî, Fihrİ-sü't-fehâris, II, 556,1092; G. R. Warburg. Egypt and the Sudan, London 1985, s. 13, 15, 136; Abdullah Abdürrâzık İbrahim, Eduâ' cate't-turukı'Ş'ŞÛfıyyefı'l-karreti'l'îfrtkıyye, Kahire 1410/ 1989, s. 143-145; Nebhânî, Kerâmâtü'l-eulİyâ', I, 365-366; el-Fihrisü'ş-şâmil: Mahtûtâtü't-tef-sfr(nşr. el-Mecmau'l-melekî), Amman 1989, II, 811; R. S. O'Fahey, Enigmatic Sainl Ahmed Ibn Idris and the Idrisi Tradition, Evanston 1990, 142-153; a.mlf. v.dğr, "The Khatmiyya Tradi*tion", Arabic Literatüre ofAfrica The Writings ofEastern Sudanic Africa (ed. ]. O. Hunwick-R. S. OTahey), Leiden 1994,1, 187-198, 212; A1İ Salih Kerrâr, et-Tarîkatü'l-İdrîsiyye fi's-Südân, Beyrut 1411/1991, s. 45-51, 113-120; a.mlf.. Sufi Brotherhoods in the Sudan, London 1992, s. 55-72; M. İbrahim Ebû Selîm, Üdebâ' oe 'ule*mâ3 ue mü'errihûn fî tarîhi's-Sûdân, Beyrut 1411/1991, s. 119-128; a.mlf., Buhûş fi târî-hİ's-Sûdân, Beyrut 1412/1992, s. 131-135,170; Abdüimün'im el-Hifnî, ei-Meüsîfatü'ş-şûfıyye, Kahire 1412/1992, s.381-383; C.Flueh-Lobban v.dğr., Historical Dictionary of the Sudan, Lon*don 1992, s. 113, 141-143; M. Habîb el-Hîle. ei-Târîh ue'l-mü'errihûn bi-Mekke, Mekke 1994, s. 416-417; Sâlihiyye, el-Muccemü'ş-şâmil,V',199
 
Üst Alt