• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Midhat Paşa

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,583
Beğeniler
399
Puanları
83
#1
MİDHAT PAŞA


(1822-1884) Osmanlı sadrazamı
.

Safer 1238'de [58] İs*tanbul'da doğdu. Asıl adı Ahmed Şefik'-tir. Babası, Evkaf Nezâreti'nde küçük bir memur olan Rusçuklu Hacı Hafız Mehmed Eşref Efendi'dir. On yaşında iken Kur'an'ı ezberledi. On bir yaşında babasının nâib tayin edildiği Vidin'e gitti ve ertesi yıl ebe-veyniyle birlikte İstanbul'a döndü. 1834'-te Reîsülküttâb Akif Paşa'nın aracılığı ile Dîvân-ı Hümâyun Kalemi'ne girdi. "Mid*hat" mahlasını aldığı bu büroda divanî ya*zısını altı ayda iyi derecede öğrenmekle kalmayıp aynı zamanda Arapça ve Fars*ça dersleri almaya başladı. 1835'te baba*sının Lofça kazası nâibliğine tayin edil*mesi üzerine İstanbul'dan ayrıldı. Ertesi yıl ailesiyle beraber İstanbul'a geldiğinde Dîvân-ı Hümâyun Kalemi'ndeki görevine döndü. Ayrıca Fâtih Camii'nde Doyranlı Mehmed Efendi ve Zağralı Şerif Efendi gibi hocaların nahiv, mantık, meânî. fıkıh ve hikmet derslerine devam etti. 1840'-ta Sadâret Mektûbî Kalemi'ne nakledildi. İlk taşra görevi olarak 1842'de Şam tah*rirat kâtibi muavinliğine gönderildi. İki yıl Şam ve Sayda'da görev yaptıktan sonra Bekir Sami Paşa'nın divan kâtibi oldu ve onunla birlikte 1845'te Konya'ya, 1847' de Kastamonu'ya gitti, ertesi yıl İstan*bul'a döndü.

1849'da dönemin en nüfuzlu kuruluşu olan MecIİs-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye'ye bağlı mazbata odasında görevlendirildi. Buradaki başarılarından dolayı ikinci yı*lında mütemayiz rütbesiyle serhalifeliğe yükseltildi. Ardından geçici görevle, Şam ve Halep gümrükleri iltizamı yüzünden doğan anlaşmazlığı gidererek hazine ala*caklarını tahsil etmek ve Arabistan or*dusu müşiri Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa hakkındaki suçlamaları araştırmak üzere Şam'a gönderildi. Altı ay süren bu göre*vindeki başarısıyla Mustafa Reşid, Âlî ve Fuad paşaların dikkatini çekti. 1853-1856 Kırım Harbi ile sonuçlanacak olan millet*lerarası ihtilâflar sebebiyle İstanbul'da sık sık toplanan, yabancı diplomatların da ka*tıldığı üst düzey meclislerde müzakere zabıtlarını tutmakla görevlendirildi. Bu dönemde Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliy-ye'nin yazı işleri Rumeli ve Anadolu diye iki kısma ayrılınca Midhat Efendi Anadolu ikinci kâtibi oldu. Eyalet idaresinde re*form konusundaki fikirleri bu sırada şe*killenmeye başladı. Mustafa Reşid, Âlî ve Fuad paşalarla İlişkileri geliştikçe Babı*âli'de yaşanan iktidar mücadelesi İçinde dostlar ve düşmanlar kazandı. Haziran 18S4'te Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın sadrazam olması üzerine mahallî yöne*tim hakkında şikâyetlerin arttığı İslimye, Cuma ve Şumnu'ya yollanarak İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Burada suçluların ya*kalanması ve muhakemelerinin sağlan*ması konusunda başarılı oldu; altı ay son*ra Reşid Paşa'nın sadrazamlığa tekrar ge*tirilmesinin ardından İstanbul'a döndü. 1855'te kendisine, Bursa'da meydana gelen büyük depremin ardından bölgeye gönderilen yardımları dağıtma ve düzeni sağlama görevi verildi. Şubat 1856'da Sa*dâret Kaymakamı Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa tarafından azledildi ve devlet niza*mına karşı hareket etmek suçuyla mah*kemeye sevkedildi. Meclis-i Vâlâ huzurun*da yapılan muhakemesinde beraat edip vazifesine döndü. 1857'de Silistre Valisi Mirza Said Paşa ve Vıdin Valisi Muammer Paşa hakkında soruşturma yapmak ve Tırnova olaylarını yatıştırmakla görevlen*dirildi. Reşid Paşa'nın ölümünden sonra Âlî ve Fuad paşaların himayesine girdi. 1858'de Avrupa'ya giderek Paris. Londra, Brüksel ve Viyana'da altı ay kaldı. Yakın za*manda öğrenmeye başladığı Fransızca'*sını ilerletti. İstanbul'a dönünce Meclis-i Vâlâ başkâtipliğine tayin edildi (1859).

Bürokratik kariyerinin ikinci aşaması, Ocak1861'de Balkanlar'da en sorunlu vi*lâyetlerden biri olan Niş'e vezâret rütbe*siyle vali tayin edilmesi üzerine başladı. İki yıl içerisinde Niş'te yollar, köprüler inşa ettirdi, vilâyet genelinde güvenliği sağla*dı. Her kesimle yakın iş birliği içinde ba*şarılı bir yönetim ortaya koydu. Bu icraatı sebebiyle iç karışıklıkların giderek arttığı Prizren de onun yönetimine verildi. Üç yıl görev yaptığı bu eyaletteki başarısı onu önce Balkanlar, ardından bütün ülke için düşünülen mahallî idarî reformun mi*marlarından biri haline getirdi.

Balkanlar'daki iç karışıklıkların dış mü*dahalelere daha fazla zemin hazırlama*sını önleme gayretinde olan Sadrazam Fuad ve Hariciye Nâzın Âlî paşalar, Mid-hat Paşa'yı 1864'te İstanbul'a çağırarak yeni oluşturulması düşünülen vilâyet usu*lünün hazırlık çalışmalarına katılmasını sağladılar. Altı aylık bir çalışma sonucun*da Kasım 1864'te ilân edilecek olan yeni vilâyet nizâmnâmesinin örnek uygulama*sı için seçilen, merkezinin Rusçuk olarak belirlendiği, Silistre, Vıdin ve Niş eyaletle*rinin birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna vilâyeti valiliği Ekim 1864'te Midhat Pa-şa'ya verildi. Bugünkü Bulgaristan'ın bü*yük bir bölümünü teşkil eden Tuna vilâ*yetinde üç buçukyıl boyunca nehir ve ka*ra ulaşımında önemli ilerlemeler sağla*ması, ziraatçılığı geliştirmesi. Ziraat Ban-kası'mn kuruluşu ile sonuçlanacak olan menâfi-i umûmiyye sandıkları kurması.

Mart 1865'te Osmanlı Devleti'nde yayım*lanan ilk vilâyet gazetesi olma özelliğini taşıyan Türkçe ve Bulgarca Tuna gaze*tesini çıkarması ve güvenlik arttırıcı ted*birlerdeki başarısı gibi hususlar sebebiy*le yeni vilâyet nizâmnâmesinin uygulana*bilirliğine kanaat getirilerek vilâyet siste*mi birkaç yıl içinde Bosna, Suriye ve Ha*lep başta olmak üzere ülkenin diğer böl*gelerine de yayıldı.

Midhat Paşa, Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye'nin ilga edilip yerine Şûrâ-yı Dev*let ve Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye'nin kurul*masının ardından Mart 1868'de Şûrâ-yı Devlefin başkanlığına getirilmesiyle bü*rokratik kariyerinin üçüncü aşaması baş*ladı. Vazifesi kanun lâyihaları hazırlayıp tartışmak olan kurumdaki kısa süreli baş*kanlığı döneminde metrik sistem, vatan*daşlık, madenler, emniyet sandığı ve sa*nayi mektebi gibi konular üzerinde çalış*tı. Merkezde ilk defa bu kadar yüksek bir görevde bulunan Midhat Paşa, kısa za*manda Sadrazam Âlî Paşa üe hem şahsî olarak hem de Şûrâ-yı Devlet'le ilgili me*seleler yüzünden anlaşmazlığa düştü. On bir ay sonra Bağdat valiliğine gönderilip İstanbul'dan uzaklaştırıldı.

Musul ve Basra'nın da dahil olduğu bu*günkü İrak'a tekabül eden Bağdat vilâ*yetini üç yıl boyunca (1869-1872) Altıncı Ordu kumandanlığı da uhdesinde olmak üzere geniş yetkilerle yönetti. Balkanlar'*da kazandığı valilik tecrübesiyle Arazi Ka-nunnâmesi'ni ve yeni vilâyet kanununu burada da uygulamaya koydu. İmar ve inşa faaliyetlerinin yanı sıra İrak toprak*larının tapu ile dağıtılmasını sağlayarak ziraatı geliştirmeye çalıştı. Aşiretleri dev*let otoritesine bağladı. Dicle ve Fırat ne*hirlerinde vapur işletmeciliğini düzenle*di. Basra tersanesini ıslah edip ticareti arttırmaya gayret etti. Kuveyt'in kaza statüsüyle, Lahsâ [59] Katîf, Katar ve Necid'in birleştirilip Necid muta*sarrıflığı adı altında Basra'ya bağlanarak Osmanlı hâkimiyetine girmesi de onun başarılarından sayıldı. Vilâyetin ilk resmî gazetesi olan ez-Zevrâ'nın Türkçe ve Arapça neşredilmesi, yeni sivil ve askerî okulların, hastahanelerin açılması da di*ğer bazı hizmetleridir.

Âlî Paşa'nın Eylül 1871'de ölümünün ardından iktidar Tanzimat karşıtlarının lideri olan Mahmud Nedim Paşa'ya geçin*ce kendisine yönelik baskılar arttı. Mayıs 1872'de Bağdat valiliğinden istifa ede*rek İstanbul'a döndü ve muhalif grupla*rın ilgi odağı oldu. İstanbul'da kalmasını tehlikeli bulan Mahmud Nedim Paşa tarafından önce Sivas'a, bu gerçekleşmeyin*ce Edirne'ye vali tayin edildi. Fakat görev yerine gitmeden önce padişah tarafından huzura kabul edilerek kendisine rakibi hakkındaki şikâyetlerin yoğunlaşmasının da etkisiyle sadrazamlık verildi.[60] Ancak sadrazamlığı uzun sür*medi; onu Niş valiliğinden beri istenme*yen adam ilân eden Rusya elçiliğinin de etkisiyle ve kısa sürede sarayla arasında baş gösteren siyasî, idarî uyuşmazlıklar ve usule aykırı davranışları yüzünden az*ledildi.[61]

Bundan sonraki dört yıl boyunca kısa süreli idarî görevler üstlendi. Birkaç ay açıkta kaldı, ardından Mart 1873te Adli*ye nâzın oldu. İdarî ve malî sıkıntıların gi*derilmesi, Meclis-i Meb'ûsan'ın açılması konularında bir lâyiha hazırladığının öğ*renilmesi üzerine eylülde padişah tara*fından görevden alındı ve Ekim 1873te Selanik valiliğine gönderildi. Şubat 1874'-te bu görevinden de azledildi ve İstanbul'a dönerek kendi arazisinde bahçe işleriyle meşgul oldu. Ardından yeni kurulan Mah*mud Nedim Paşa kabinesinde Adliye na*zırlığına getirildi.[62] Kasım 1875 te idarî buhran, malî iflâs ve Balkan*lar'da sürmekte olan isyana çare buluna*maması gibi sebeplerden dolayı sadraza*mı protesto etmek için görevinden istifa etti.

Mayıs 1876'ya kadar sürecek olan mâ-zuliyet döneminde mevcut rejimden hoş*nut olmayan ve kurtuluşu ancak meşrutî rejimde gören ulemâ, sivil ve askerî bü*rokrasiye mensup çevrelerle temas için*de oldu, anayasa ve parlamento fikrini tartıştı. 1876 ilkbaharında İstanbul ka*muoyunda hoşnutsuzluk tırmandıkça Midhat Paşa alternatif iktidar odağı hali*ne geldi. Tertibinde kendisinin de parma*ğı olduğu söylenen 10-11 Mayıs medrese öğrencilerinin gösterileri sonucu Mah*mud Nedim Paşa'nın azledilmesiyle kuru*lan Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa ka*binesinde önce Mecâlis-i Âliye üyeliğine, ardından ikinci defa Şûrâ-yı Devlet reisli*ğine getirildi. Ancak devam etmekte oîan sıkıntıların giderilmesi için sadâretteki değişikliklerin yeterli olmadığı ve devle*tin kurtarılması amacıyla yapılması gere*ken reformların önündeki en önemli en*geli bizzat padişahın teşkil ettiği düşünül*meye başlandı. Kısa bir süre içerisinde ve*liaht Murad Efendi ile temas kurulduk*tan ve meşrutî bir idare teşkiline engel olmayacağına dair söz alındıktan sonra Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa, Seras*ker Hüseyin Avni Paşa, Şeyhülislâm Hayrullah Efendi ve Midhat Paşa'nın başını çektiği "erkân-ı hal'" Sultan Abdülaziz'i tahttan indirdi.[63]

Ancak bu saray darbesi karışıklıkları ön*lemek yerine durumu daha da karmaşık hale getirdi. Öncelikle darbeyi gerçekleş*tirenler arasında Kânûn-ı Esâsî ve mecli*sin gerekliliği konusunda ihtilâf çıktı. Ar*dından Sultan Abdülaziz tahttan indirili-şinin ilk haftası dolmadan arkasında şüp*heler bırakarak öldü (4 Haziran). Seras*ker Hüseyin Avni Paşa, Abdülaziz'in inti*kamını almak isteyen bir subay olan Çer*kez Hasan tarafından Öldürüldü 15 Ha*ziran. Balkanlar'da devam etmekte olan isyanlar bastınlamadığı gibi yayılması da önlenemedi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Midhat Paşa Kânûn-ı Esâsî hazır*lık çalışmalarını sürdürdü. Psikolojik den*gesi bozulan V. Murad'ın sağlığının düzel*meyeceği anlaşılınca gayri resmî olarak Kânûn-ı Esâsî'yi ilân edeceğine söz veren veliaht Abdülhamid 31 Ağustos 1876'da tahta çıkarıldı.

Sultan Abdülhamid ve desteklerini al*dığı Cevdet Paşa gibi muhafazakâr Tan*zimatçılar ile Midhat Paşa ve taraftarları arasında Kânûn-ı Esâsî metni hakkında uzun süreli yoğun tartışmalar oldu. Kâ*nûn-ı Esâsî'ye muhalefetiyle bilinen Mü*tercim Rüşdü Paşa'nın istifası üzerine 19 Aralık 1876'da Midhat Paşa'nın sad*razamlığa tayini meşrutiyet taraftarla*rınca çok olumlu karşılandı. Midhat Paşa çalışmaların, güçlü devletlerin büyükelçilerinin Balkan krizini görüşmek ama*cıyla yakında İstanbul'da yapacakları top*lantıdan önce tamamlanması için büyük gayret sarfediyordu. Tıkanma noktaları*nın en önemlisi, hükümetin emniyetini ihlâl eden kişileri sürgüne gönderme yet*kisini yalnız padişaha veren bir fıkranın 113. maddeye ilâvesi konusuydu. Sonun*da Midhat Paşa bu hususta tâviz verince Kânûn-ı Esâsî metni Tersane Konferan-sı'nın yapıldığı gün olan 23 Aralık 1876'-da ilân edildi. Midhat Paşa'nin beklenti*si, etnik ve dinî ayırım gözetmeksizin bü*tün Osmanlı tebaasını aynı haklara sahip kılarak İç karışıklıkları sona erdirmek, böylece dış müdahalelere mazeret oluş*turan sebepleri ortadan kaldırmaktı. Bu*na göre konferansta alınacak kararlara da artık lüzum kalmamıştı. Osmanlı tem*silcileri Hariciye Nâzın Saffet Paşa ve Berlin büyükelçisi Edhem Paşa toplantıyı terketti. Rus elçisi Ignatiev'in öncülüğün*de Avrupa elçileri bu görüşe itibar etme*yerek toplantılarını sürdürdüler. İngilte*re'nin desteğini alan Rusya, konferansta ağırlığını koyup altı kalıcı ve iki geçici maddeden oluşan reform teklifinin Os*manlı Devleti'ne sunulmasını sağladı. Midhat Paşa, İngiliz başdelegesi Lord Sa-lisbury ile birkaç defa görüşüp şartları yu*muşatmaya çalıştıysa da başarılı olama*dı. Bunun üzerine teklifleri bir defa daha değerlendirmek için gayri müslim üyele*rin de katıldığı bir meclis-i umûmî topla*dı. Meclis 18 Ocak 1877'de konferansta alınan kararları oy çokluğu ile reddetti. Ardından konferansın son toplantısı 20 Ocak'ta yapıldı ve delegeler İstanbul'dan ayrıldı. Neticede Midhat Paşa'nın anayasanın İlânından beklediği çözüm, kendi*sinin de katkıda bulunduğu savaşı İste*yen bir kamuoyu ve sürekli Rusya tarafı*nı tutan Avrupalı güçler karşısında başa*rısız kaldı. Bütün merkezî yüksek görev*lerinde olduğu gibi Osmanlı seçkinlerinin geleneksel tarzına ters düşen bağımsız şahsî üslûbu, uzlaşmaz tavrı, özellikle "milis askeri [64] adıyla gönüllü asker toplaması, saltanatı lağvedip cumhuriyeti ya da kendi dikta*törlüğünü ilân edeceği şayiası ve padişa*ha karşı sorumlu bir sadrazamdan çok millete karşı sorumlu bir başbakan gibi davranmasının yanı sıra kısa sürede sa*rayla siyasî ve idari anlaşmazlıklara düş*mesi durumun iyice gerginleşmesine yol açtı. 30 Ocak 1877 tarihinde, konumuna uygun olmayan tarzda sert ve ağır bir dille kaleme alınmış ve muhtevası basına sızdırılmış olan tezkiresini saraya sunduk*tan sonra konağına çekilen ve padişahın davetlerini cevapsız bırakan Midhat Pa*şa, sadâretinin kırk dokuzuncu günü olan 5 Şubat 1877'de azledilerek yurt dı*şına sürgüne gönderildi.

Ağustos 1878'e kadar devam eden sür*gün dönemini İtalya, İspanya, Fransa, Avusturya ve İngiltere'de geçirdi. Abdül*hamid aleyhinde faaliyette bulunmaktan kaçındığı gibi Nisan 1877'de başlayan Osmanlı-Rus Savaşfnın etkisiyle Avrupa kamuoyunda Rusya karşısında Osmanlı Devleti'ni savunan bir çaba içerisinde ol*du, bu istikamette yazılar yazdı. Ağır bir yenilginin ardından tekrar iç meselelere yönelen padişah, dışarıda kalmasını sa*kıncalı bulduğu Midhat Paşa'nın yurda dönüp ailesiyle birlikte Girit'te ikamet et*mesine izin verdi. Eylül 1878'den itibaren Girit'te oturmakta iken Kasım 1878'de Suriye valiliğine tayin edildi.

Aralık 1878 başında yeni görevine baş*layan Midhat Paşa yönetiminin ilk yılında idarî, adlî konularda, maarif ve güvenlik alanlarında önemli gelişmeler sağladı. Cebelinusayriye kazasının kurulması, zap*tiye teşkilâtının yenilenmesi, mahkeme*lerin sayısının arttırılması ve hac organi*zasyonuyla ilgili düzenlemeler ilk yılda gerçekleştirdiği hizmetlerden dikkat çe*kenleridir. Ancak 1879 sonbaharından iti*baren özellikle mahkemelerin mülkî ida*reden bağımsızlığına dair kararın uygu*lamaya konulması, Midhat Paşa'nın ise karara karşı tavrında ısrar etmesi üzeri*ne merkezî hükümetle ilişkileri giderek bozuldu. Bu tarihten itibaren vilâyet yö*netimine gereken dikkat ve önemi ver*medi. Merkezle ilişkiler 1880 yaz döne*minde kriz noktasına vardı. Ayrıca geç*mişte muhalefetini kazandığı kişiler pa*dişahı kendi aleyhine yönlendirmekteydi. Haziran-Temmuz1880'de Beyrut ve Şam sokaklarında ihtilâlci mahiyette ilânların ortaya çıkması onun hakkında esasen mevcut olan güvensizliği iyice arttırdı. Daha önce istifası iki defa reddedilmesi*ne rağmen Ağustos 1880'de Aydın Valisi Ahmed Hamdi Paşa İle yeri değiştirildi.

Bir yıldan az süren bu son valiliğinde [65] İzmir ve çev*resini sarsan Temmuz 1880 depremiyle Nisan 1881 Sakız adası depreminin do*ğurduğu olumsuzlukların giderilmesine, güvenliğin arttırılması amacıyla yeni bir jandarma ve polis gücünün oluşturulma*sına ve bayındırlık hizmetlerinin gelişti*rilmesine gayret etti. Suriye vilâyetinde olduğu gibi Aydın'da da mahkemelerin bağımsızlığı kararına karşı çıktı. Bu ara*da İstanbul'da rakipleri faaliyetlerini yo*ğunlaştırmışlardı. Dostlarının yurt dışına kaçması gerektiği tarzındaki uyarılarına rağmen sadece suçsuz olduğu yolunda padişaha arizalar sunmakla yetindi. Ma*yıs 1881 'de konağında tutuklanacağı sıra*da Fransa Konsolosluğu'na sığındı. Fran*sa hükümeti nezdinde yapılan girişimler ve İzmir'de bulunan tutuklama heyetinin başkanı Adliye Nâzın Ahmed Cevdet Pa*şa'nın verdiği güvence üzerine teslim oldu.

İstanbul'a getirildikten sonra saray dar*besine karışan asker ve sivillerle birlikte Abdülaziz'in katline İştirak suçlamasıyla Haziran 1881 'de Yıldız Sarayı içinde kuru*lan özel bir mahkemede yargılandı. Başta heyet reisi Ali Sürûrî Efendi olmak üzere hâkimler Midhat Paşa muhaliflerinden seçilmişti. Aksi yöndeki savunmasına rağ*men suçlu bulunarak idama mahkûm edildi. Eski sadrazamlar, nazırlar heyeti, müşirler ve feriklerden oluşturulan fev*kalâde meclis Yıldız Sarayı'nda toplanıp konuyu müzakere etti ve çoğunluk kara*rın icrasına hükmetti. Buna rağmen iç ve dış çevrelerden yükselen itirazları dik*kate alan II. Abdülhamid idam cezasını ömür boyu hapse çevirdi. Midhat Paşa Temmuz 1881 'de diğer hükümlülerle bir*likte Taife gönderildi.

Tâifteki sürgün hayatı yaklaşık üç yıl devam etti. Bu sürede sıkı kontrol altın*da tutulmaya çalışıldı ve mümkün oldu*ğu kadar dış dünya ile irtibatı kesildi. Gi*derek ağırlaşan ve kötüleşen bir muame*leye mâruz kaldığı hapis hayatı sırasında Meşrutiyet'ten sonra oğlu Ali Haydar Mid*hat tarafından neşredilecek olan hâtıra*larını yazabildi. Ailesinin aktardığı bilgi*lere göre bu dönemde kendisini ibadete veren, dinî ilimlere ve tasavvufa yönelen Midhat Paşa 7-8 Mayıs 1884 gecesi hüc*resinde boğularak öldürüldü. Resmî ölüm sebebi şirpençe diye açıklanan Midhat Paşa'nın cesedi bile şüphe konusu olmuş, gerçekte ölüp ölmediğinden emin olabil*mek için Yıldız Sarayı tarafından defalar*ca soruşturma yapılmıştır. Ölüm haberi İzmir'de bulunan oğlu Ali Haydar'a, iki kızı ve iki eşine bildirildi. Midhat Paşa'nın kemikleri 1951'de Tâif'ten İstanbul'a ge*tirilip Âbideihürriyet Meydanı'nda yaptı*rılan mezara konuldu.

Midhat Paşa, Tanzimat devlet adamla*rı arasında farklı bir kuşağı temsil eder. Haricİye'den veya Tercüme Ûdası'ndan gelmez. Çok kısa bir yurt dışı tecrübesi vardır. Fransızca'yı geç yaşta ve belli bir düzeyde öğrenebilmiştir. Fikrî kaynaklan doğrudan Batı etkisi taşımaz. Elli yaşına gelinceye kadar Babıâli'de yüksek siyasî görevlerde bulunmamış, hizmet yıllarının büyük bir kısmı merkezde veya taşradaki idarî görevlerle geçmiştir. Diplomasi en zayıf tarafını oluşturur. "Pek az söylemek, söylediğini tartmak, her söze inanma*mak, her şeyde lüzumundan fazla teenni ve ihtiyat etmek, nefsine pek o kadar iti*mat etmemek, sadedilâne hareketlerden sakınmak şartlarının hiçbirine riayet etmediği belirtilir.[66] Va*lilik görevleri sırasında görüşlerinde ıs*rarcı ve uzlaşmaz tavırlarıyla dikkat çe*ken paşanın ülkenin gsnel siyasî mesele*leri karşısında bir vali bakış açısına sahip olduğu söylenebilir. Bu husus, onun yük*sek siyasî görevlerinde başarısız kalma*sının en önemli sebeplerinden birini teş*kil eder.

Yazdıkları ve uyguladığı politikalar bir*likte değerlendirildiğinde Midhat Paşa'*nın siyasî düşüncesinin üçlü bir temel üzerine oturduğunu söylemek mümkündür: Osmanlıcılık, meşveret/meşrutiyet ve genişletilmiş bir adem-İ merkeziyyet. Âlî ve Fuad paşaların çizgisinden farkı bir siyasî rejim olarak meşrutiyetin gerekli*liğine olan kuvvetli inancıdır. Ona göre Türk devlet idaresinin temel ilkesi tama*mıyla seçime dayanır ve bu aslında İslamî bir gelenektir. Yine onlardan ayrıldığı bir başka nokta, Tanzimat'ın öngördüğü kısmî adem-i merkeziyyet ve tevsî-i me'-zûniyyet uygulamasının gerekirse kısmî bir federalizme kadar götürülebileceği konusundaki görüşüdür. Bununla bera*ber mahallî muhtariyetin ayrılıkçılığa ka*dar gitmesine izin vermez. Devletin hâki*miyet hakları ve toprak bütünlüğü konu*sunda hassastır. Bu tür eğilimleri gerek*tiğinde kuvvet kullanarak bastırmaktan çekinmemiştir.

Başarılı geçen valiliklerinde Osmanlıcı*lık siyasetinin ve meşveret ilkesinin sa*mimi bir uygulayıcısı olmuştur. Şüphesiz ki bu, idaresini üstlendiği bölgelerin çe*şitli din ve milletlerden oluşan beşerî coğ*rafyasının bir sonucudur. Gayri müslim ahalinin güvenliğinin sağlanması, sosyo*ekonomik bakımdan durumlarının iyileştirilmesi ve yönetimde söz sahibi olmaları halinde karma bir genel eğitim sistemi*nin de yardımıyla Osmanlı vatan severliği fikrinin hâkim kılınabileceği ve milliyetçi*lik akımlarının böylece önlenebileceği ka*naatini taşır. Bu sebeple valiliklerinde bir yandan müslüman ya da hıristiyan bütün tebaanın eşraf vasıtasıyla yönetime katılacağı, böylece sahip çıkacağı bir idare tar*zının benimsenmesinin teminine çalışır*ken öte yandan faaliyetlerini asayiş, ba*yındırlık ve maarif olmak üzere üç alan üzerinde yoğunlaştırmıştır.

Midhat Paşa'nın en tartışmalı yönle*rinden birini Osmanlıcılık, meşrutiyet ve ademi merkeziyyete dayalı olarak geliş*tirdiği politikaları oluşturur. Özellikle Tu*na ve Suriye vilâyetlerindeki uygulamaları Bulgar ve Arap ayrılıkçı düşüncesine / ha*reketine hizmet ettiği yönünde eleştirile*re mâruz kalmıştır. Aynı şekilde Osmanlı Devleti'nin bütün meselelerinin halli ko*nusunda büyük ümitlerle ve ısrarla ilânı*nı sağladığı meşrutiyetin, 1870'lerin kriz ortamını yatıştırmak yerine Balkanlar'da-ki ayrılıkçı hareketlerin ve bunların önemli destekçisi konumundaki Rusya'nın işine yaradığı da paşaya yöneltilen ciddi eleş*tirilerdendir. Bu görüşlerin kuvvet kazanmasında, hazırlık safhasında Midhat Pa*şa'nın da önemli sorumluluğunun bulun*duğu Doksanüç Harbi'nin Osmanlı Devle*ti'nin ağır yenilgisiyle sonuçlanması ve ardından II. Abdülhamid politikalarının katı Osmanlıcılık ve adem-i merkeziyyet yerine muslumanlann önceliğine dayalı bir çizgide seyretmesi de etkili olmuştur.

Midhat Paşa'nın "fıkrince olmaz yok*tu, her şey olurdu. Giriştiği bütün işlerde İleriyi geriyi düşünmez, bahusus zama*nın hükmünü, muhitin muktezâsını na*zarı dikkate almaz, her istediğini yapmak ve yaptırmak isterdi.[67] Bu yönü hem sarayla hem mesai arkadaşla*rı ile uyumlu çalışmasını zorlaştırmış ve onun genel olarak kendi tavrında ısrarcı, gururlu ve kibirli bir idareci ve devlet ada*mı olarak nitelendirilmesine yol açmış*tır. Paşanın bu özelliği, taşradaki görev*lerinde gösterdiği başarıyı nezâretlerde ve sadârette gösteremeyişinin sebeple*rinden sayılabilir. Bununla beraber Mid*hat Paşa, Türk siyasî hayatında anayasal ve parlamenter rejimin tarihî bir simge*si sayılır.


Bibliyografya :


BA, İrade Dahiliye, nr. 31336, 40308,45264, 45479, 65437; BA, Y.EE, nr. 14/125, 16/33, 16/ 34,21/38,42/249,75/17,79/92,79/105, 141/ 28; BA, A.MKT. MHM, nr. 208/73, 437/52; BA. İrade -Meclis-i Mahsûs, nr. 924, 21 B 1277; Mid*hat Paşa, Tebsıra-iİbret{nşr. Ali Haydar Midhat), İstanbul 1325; a.mlf., Mir'ât-ı Hayret (nş:. Ali Haydar Midhat), İstanbul 1325; Cevdet, Tezâkir, IV, tür.yer.; L. Leouzon le Duc, Midhat Pacha, Paris 1877; Mir'ât-ı Hakikat {Miroglu), tür.yer.; R Bamberg, Geschichte der orientalîschen An-gelegenheiten im Zeitraume des Pariser und Berliner Friedens, Berlin 1892, s. 444,452-457, 460-463, 472, 479-481, 485; Ali Haydar Mid*hat, The Life of Midhat Pasha, London 1903; a.mlf., Midhat Pacha, Paris 1908; a.mlf.. Hatı*ralarım: 1872-1946, İstanbul 1946, tür.yer.; C. R. von Sax, Geschichte des Machtuerfall der Türkeİ bis Ende des 19. Jahrhunderts und die Phasen der "orientatischen Frage" bis aufdie Gegenivart, Wien 1908, s. 409-413, 416-417, 420-425, 426-427; Abdurrahman Şeref, Tarih Musahabeleri (İstanbul 1339) (haz. Enver Ko-ray], Ankara 1985, s. 149-168; A. Clician Vassif Effendi, Son Altesse Midhat-Pacha, Paris 1909; İbnülemin. Son Sadrıazamtar, s. 315-414; Mehmet Zeki Pakalın, Son Sadrazam*lar ve Başvekiller, İstanbul 1940,1, 189-445; Kadri Kal'acî, Midhat Bâşâ, Beyrut 1958; R. Devereux, The First Ottoman Constitutional Period: A Study of the Midhat Constitution and Parliament, Baltimore 1963, s. 21-108; Bekir Sıtkı Baykal, Mithat Paşa: Siyasi ue İda*ri Şahsiyeti, Ankara 1964; İsmail Hakkı Uzun-çarşılı, Midhat Paşa ue Yıldız Mahkemesi, Ankara 1967; a.mlf., Midhat Paşa ue Tâif Mahkûmları, Ankara 1985; a.mlf., Midhat ue Rüştü Paşaların Tevkiflerine Dair Vesika*lar, Ankara 1987; Yuluğ Tekin Kurat, Henry Layard'ın İstanbul Elçiliği: 1877-1880, Anka*ra 1968, tür.yer.; G. Hünigen. Nİkolaj Pavlovii Ignat'ev und die russische Balkanpoütİk, 1875-1878, Göttingen 1968, s. 32-34, 68, 95-97, 139, 148,153, 160, 166, 169 vd., 173-175, 185, 193, 204; Bilâl N. Şimşir, Fransız Belgeleri*ne Göre Midhat Paşa'nın Sonu, Ankara 1970; R. H. Davison, Reform İn the Ottoman Empire: 1856-1876, New York 1973, tür.yer.; a.mlf.. "The Begİnning of Published Biographies of Ot*toman Statesmen: The Case of Midhat Pasha", Tûrkische Wirtschafts und Sozialgçschichte (1071-1920): Akten des IV. Internationalen Kongresses, München J986(ed. G. Majer-R. Motika), Wiesbaden 1995, s. 59-79; a.mlf., "Midhat Paşa and Ottoman Foreign Relations", Osm.Ar.,sy. 5(1986), s. 161-173; a.mlf., "Mid*hat Paşha", EF(İng.), VI, 1031-1035; Uluslara*rası Midhat Paşa Semineri, Bildiriler ue Tartış*malar (Edirne 8-10 Mayıs 1984), Ankara 1986; M. Hüdai Şentürk, Osmanlı Devleli'nde Bulgar Mesçtesi. 1850-1875, Ankara 1992, tür.yer.; M. Todorova. "Midhat Paşa's Govemorship of the Danube Provînce", Decishn Making and Change in the Ottoman Empire (ed. C. E. Fa-rah), Missouri 1993, s. 115-128; F. F. Anscom-be, The Ottoman Gulf, New York 1997, s. 34-53; B. Abu-Manneh, "The Genesis of Midhat Pasha's Governorship in Syria: 1878-1880", The Syrian Land: Processes oflntegraüon and Fragmentation in Bilad al-Sham {rom the 18"' to the20'h Century (ed. T. Philipp-B. Schaebler], Stuttgart 1998, s. 251-267; Zekeriya Kurşun, Necid oe Ahsa'da Osmanlı Hakimiyeti, inka*ra 1998, s. 79-122; A. D. Mordtmann, İstanbul ue Yeni Osmanlılar(trc, C. Habermann-Songu), İstanbul 1999, s. 83-87, 237-253; Nazan Daniş-mend, "Eğinli Sait Paşa Hatıratı", Türklük, I, İstanbul 1939, s. 249-261, 263-269, 400-403, 472-476; II (1939), s. 70-72, 138-139, 186-189, 256-263, 320-325, 362-366; A. Jwaideh, "Mid*hat Pasha and the Land System of Lower Iraq", St. Antony 's Papers, XVI, London 1963, s. 106-136; Yusuf Halaçoğlu, "Midhat Paşa'nın Necid ve Havalisi ile İlgili Birkaç Layihası", TED, sy. 3(1972), s. 149-176;S. Shamir. "Midhat Pasha and the Anti-Turkish Agitation in Syria", M£S,X/2(1974),s. 115-141; N. E. Saliba, "The Achievements of Midhat Pasha as Governor of the Province of Syria, 1878-1830", UMES, IX (1978], s. 307-323; Nejat Göyünç, "Midhat Paşa'nın Niş Valiliği Hakkında Notlar ve Bel*geler", TED,sy. 12(1982], s. 279-316; Ş. Tufan Buzpınar, "Osmanlı Surİyesi'nde Türk Aleyh*tarı İlânlar ve Bunlara Karşı Tepkiler, 1878-1881", islâm Araştırmaları Dergisi, sy. 2, İs*tanbul 1998, s. 73-89; Fethi Gedikli, "Midhat Paşa'nın Suriye Layihası", Dîvân: İlmî Araştır*malar, sy. 7, İstanbul 1999, s. 169-189; Musta*fa Özel, "Midhat Paşa'nın Besmele ve Fatiha Tefsiri", Marife, 1II/2, Konya 2003, s. 269-272; M. Tayyib Gökbilgin. "Midhat Paşa", İA, Vlil, 270-282.



 
Üst Alt