• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Menteşeoğulları (Menteşeoğlu, Menteşe) Beyliği

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
Menteşeoğulları (Menteşeoğlu, Menteşe) Beyliği

---------------------------------------------------------

Güneybatı Anadolu’da kurulan bir Türk beyliği Merkezi, bugünkü Muğla vilâyeti olan bu beyliğin hâkimiyeti, on üçüncü yüzyılın ortalarından on beşinci yüzyılın başlarına kadar devam etti

Anadolu’ya bütünüyle sahip olup, askerî ve siyasî hâkimiyetlerini iskân siyasetiyle de pekiştirmek isteyen Selçuklular; gazâ akınları için, Moğol zulmünden kaçan Türk boylarını batıya yerleştiriyorlardı Menteşe Beyin kumandasındaki Türkler de, Bizanslıların Karya, Osmanlılar'ın Menteşe eli dedikleri, bugün Muğla denilen bölgeye yerleştirildi Bu arada Moğol tesiriyle Selçuklu Devleti nüfuzunun günden güne azalması, uçlardaki Türk unsurlara, geniş bir hareket serbestisi vermekteydi Nitekim, Menteşe Bey idaresindeki Türkmenler de, 1261’den sonra Muğla çevresinde fetihlere girişerek, bölgeye daha sağlam bir şekilde yerleşmeye başladılar 1278 yılında, Bizans İmparatoru Mihail-VIII’in oğlu Andronikos, Muğla’yı büyük bir ordu ile kuşattı ise de alamadı Aydın ve Güzelhisar kalelerini tahkim edip geri döndü Onun dönüşü ile harekete geçen Menteşe Bey, kısa sürede Aydın ile Güzelhisar’ı zaptetti (1282) Böylece Türkler, Menderes havzasına tamamen hâkim oldular

On üçüncü yüzyılın ikinci yarısından sonra başlayan hâkimiyetleri, Antalya’nın Alakır Çayı batısından itibaren; Fenike, Kaş, bütün Muğla, Çameli, Acıpayam, Tavas, Bozdoğan ve Çine’ye kadar yayıldı Donanmaya sahip olan Beylik, Akdeniz ve Ege denizinde faaliyetlerde bulundu

1282 yılından sonra vuku bulan olaylarda, Menteşe Beyin adına rastlanmamaktadır Bu durumda onun, 1282 yılı sonunda veya 1283’te vefat ettiği sanılmaktadır Meğri yakınlarında bulunan türbesinde medfundur Menteşe Beyden sonra, yerine oğlu Mesud Bey geçti Saltanat değişikliğinden faydalanmak isteyen Bizanslılar, tekrar Karya üzerine sefere kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar Bizanslıları bozguna uğratan Mesud Bey, güçlü donanmasıyla Rodos Adasına çıkartma yaptı 1300’de yapılan çıkartma ile Rodos Adasının Türkler tarafından fethi, papalığı harekete geçirdi Papa Beşinci Kleman ile Fransa Kralı Güzel Filip’in teşvik ve yardımları üzerine, Hıristiyanlığın korsan, tarikat mensubu Sen Jan Şövalyeleri, Rodos’a hücum ettiler 1310 yılında başlayan Sen Jan Şövalyelerinin hücumu, 1314 yılında Rodos’un işgaline kadar devam etti Mesud Bey, 1320’den önce vefat edince, yerine oğlu Şücâüddin Orhan Bey geçti

Şücâüddin Bey de, 1320’de Rodos Adasına sefer tertip edip, adayı işgalden kurtarmak istedi, fakat muvaffak olamadı 1340’larda vefat ettiği tahmin edilen Şücâüddin Orhan Bey’in yerine oğlu İbrahim Bey geçti

İbrahim Bey, Latin Haçlılarının işgaline uğrayan İzmir’i kurtarmak için, 1344’te Aydınoğlu Umur Bey'e yardım etti Menteşe donanması, Latinleri devamlı taciz etti Menteşe ve Venedik donanmasının mücadelesi, 1355 antlaşmasına kadar sürdü İbrahim Beyin 1360’larda vefatıyla Menteşeoğulları Beyliği, Mûsâ, Mehmed ve Ahmed adlarındaki üç oğlu arasında taksim olunarak idare edildi

Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli’nde genişleyip büyümesiyle, Menteşeoğulları Beyliği toprakları da, Yıldırım Bayezid Hanın, 1390 Anadolu seferi sonunda Osmanlı hâkimiyetine geçti ve 1402 Ankara Savaşı'na kadar Osmanlı hâkimiyetinde kaldı

Timur Han, Anadolu beylerine eski yerlerini iade ettiğinde, İbrahim Beyin oğlu İlyas Beye de Menteşe’yi verip, emir tayin etti 1402-1413 yılları arasındaki Fetret devrinden sonra, Menteşeoğulları ailesi, 1414 yılında Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmed Hanın yüksek hâkimiyetini tanıdı Menteşe toprakları, 1424 yılında, bütünüyle Osmanlı Devletine katıldı

Anadolu’nun güneybatısında iki yüz yıla yakın hakim olan Menteşeoğullarına ait kültür ve sanat eserleri, hâlâ mevcuttur Bölgede cami, medrese, türbe ve diğer sosyal müesseseler inşa eden Menteşe Beyliğinin Milas, Muğla, Beçin ve Balat şehirlerinde, zamanına göre fakülte derecesinde, yüksek vasıflı medreseleri vardı İlyas Beyin, 1404 yılında Balat’ta yaptırdığı cami, Türk sanat eserlerinin nadide numunelerindendir İlyas Bey adına İlyâsiye fi’t-Tıb adında bir tıp kitabı, Mehmed Bey oğlu Mahmud Çelebi adına da Bâznâme adında avcılığa dâir bir kitap, Farsça’dan tercüme edildi

Menteşe beyleri, ilme, âlimlere çok değer verip, himaye ederlerdi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin torunlarından Ulu Ârif Beye hürmet gösterip; Mevlevîliğin, bölgelerinde yayılmasına müsaade ettiler

Menteşeoğullarının, devrin diğer Anadolu beyliklerinden ayrı, güçlü bir donanması vardı Mısır’daki Memlûklar, Frenklere karşı Anadolu’dan yardım isteyince, Menteşeoğulları, iki yüz kadırga gönderme vaadinde bulundular Bu durum, Menteşeoğullarının, denizlerdeki güç ve seviyelerini göstermesi bakımından önemlidir Menteşeoğulları, Akdeniz ve Ege’de, korsanlara karşı devamlı mücadele etmişlerdir
 

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
Menteşeoğulları Beyliği
Selçukluların uç beyliği olarak Menteşe Bey tarafından 1300'de kuruldu. Muğla, Kaş, Fenike, Bozdoğan, Çine, Tavas, Çameli, Acıpayam, ile Aydın ve Denizli illerinin güneyinde hüküm sürdü.Menteşeoğulları Beyliği'nin, Eğe Denizi'nde kuvvetli bir donanması vardı. Selçukoğullarına ve İlhanlılara tabi oldu, fakat Osmanlılarla mücadele edemeyerek 1424'de bir Osmanlı eyaleti haline geldi.
Menteşe Beyliği'ni deniz yoluyla bu havaliye gelen ve içeri doğru girerek sahil ile Denizli arasına yerleşen Türkmenler kurmuşlardı. Muğla vilayeti (Karia) 1261'den sonra sahilden itibaren Türklerin akınlarıyla karşılaştı. Menteşe idaresindeki Türkler 1282'de Güzelhisar ile Sultanhisar'ı zabtetmişlerdi. İlhanlı hüküdarı Geyhütû 1291'de Karaman, Eşref ve Menteşoğullarına karşı bir tedîb seferi düzenlemişti. Daha sonra Türkler Karia'ya tamamen hâkim oldular.
Bu beyliğin emîrlerinden Mes'ûd Bey 1300'de Rodos adasının önemli bir kısmını elde etmişse de, Hospitaliers Şövalyeleri adaya tamamen hâkim olmayı başarmışlardı (1308). Mes'ûd Bey'in adayı geri almak için giriştiği çabalar ise sonuçsuz kaldı. Şücâeddîn Orhan Bey'in 1320 yılından itibaren şövalyelerden Rodos'u almak için giriştiği mücadelelerde muvaffak olamadı.Venedikliler kendilerine karşı harekâta hazırlanın İbrâhîm Bey'i donanmaları ile tehdit etmişler ve 1352-55 yılları arasında Girid Dukası vasıtasıyla yapılan bir anlaşma sonucu silâhsızlaşmaya zorlanmışlardı.
İbrâhîm Bey'in 1360 yıllarından önce öldüğü tahmin ediliyor. Onun ölümünden sonra üç oğlu da beyliğin bir parçasında hüküm sürmeye başladılar. Gazî unvanı ile anılan Ahmed Bey'in Rodos'la Kıbrıs arasında sefer yapan gemilere karşı harekâtı üzerine (1365'de Kıbrıs) donanması Aydın ve Menteşe sahillerini tehdit etmiş, fakat Venediklilerin araya girmesiyle barış yapılmıştı.Daha sonra Sultan Yıldırım Bayezid, Menteşe sahillerini Balat'a kadar zabtetti. Diğer yerlerde hüküm sürmeğe devam ettiği anlaşılan Ahmed Gazî 793/1391 yılında öldü. Ondan sonra beyliğin başına geçen Mehmed Bey, Osmanlıların yeni bir hareketi karşısında, Candaroğlu İsfendiyar Bey'in yanına kaçmıştı. Bu suretle Menteşe toprakları Osmanlılar tarafından zabtedildi.
Menteşe Bey, Elbistan Bey'in oğlu ve Kuru (veya Kara) Bey'in torunudur. Yerine oğlu Mesud Bey geçmiştir. Kızı, Aydın Fâtihi Şaşa Bey'le evlenmiş, diğer oğlu Kirman Bey, Finike beyi olmuştur. Kirman Bey'in oğlu Zevan Bey'dir. Mesud Bey'in yerine oğlu Orhan Bey geçmiştir. Diğer oğlu İbrahim Bey'dir. Orhan Bey'in yerine oğlu İbrahim Bey tahta oturmuş, kızı, Aydınoğlu Süleyman Şâh Bey'le evlenmiştir. İbrahim Bey'den sonra büyük oğlu Mehmed Bey hükümdar olmuştur. Bu zat, başkenti Beçin'den Balat'a götürmüştür. Kardeşi Ahmed Bey, Beçin beyi olmuştur. Diğer kardeş de 1370 yıllarında ölen Musa Bey'dir. Mehmed Bey, Yıldırım tarafından tahtından mahrum edilmiş, Gazi Ahmed Bey'in ölümü üzerine Beçin de Osmanlı birliğine katılmıştır.
Ankara Savaşından sonra Mehmed Bey, tekrar hükümdar olmuş, az sonra yerine oğlu İlyas Bey geçmiştir. Kızı, Aydınoğlu II. Umur Bey'le evlenmiştir. Diğer oğlu Gıyâseddin Mahmud Bey, 1392 sıralarında ölmüş, kızı Fatma Hatun'dan Umur Paşa ve Sultan Paşa Hatunlar adlarındaki kız torunları olmuştur. İlyas Bey, Çelebi Sultan Mehmed'e tabî olduktan sonra ölmüş, yerine oğlu Leys Bey geçmiştir. Diğer çocukları 1420'de ölen Fatma Hatun, Hüseyin Paşa Hatun, Sultan Paşa Hatun, 1425 yıllarında ölen Ahmed Bey'dir. Ahmed Bey'in oğlu, 1455 yıllarında ölen İlyas Bey'dir.
1425 yılında veya bir yıl önce veya sonra devlet, tamamen Osmanlılar'a geçmiş, Menteşe Sancakbeyliğini teşkil eylemiştir.Osmanlı şehzâdeleri arasındaki saltanat kavgalarında Çelebi Mehmed aleyhine yapılan ittifaka girdi. Fakat müttefiklerin Çelebi Mehmed'e yenilmesi üzerine, İlyas Bey onun hâkimiyetini tanımak zonurda kalmıştı (1414). Aynı yıl içinde o tamamıyla Osmanlı hâkimiyetine girerek hâkimiyetini kaybetti. İlyas Bey'in ölümünden sonra bir ara iki oğlu beyliğin başına geçmeye muvaffak oldular. Sultan II. Murad 1424'de Menteşe Beyliği topraklarını zabtederek bu iki kardeşi yakaladı ve hapsetti. Böylece bu beylik sona eriyordu.
Menteşeoğulları memleketlerini câmi, medrese ve imâret gibi mimârî eserler ile süslemişler ve edebî şahsiyetleri himâye ederek kendi adlarına bazı eserleri Türkçe'ye çevirtmişlerdi. Kendi zamanlarında Milas'da Hacı İlyas Câmii ve Milas Ulu Câmii, Balat (Milet) Ulu Câmii ve Peçin'deki Ahmed Gazî medresesi bugüne kadar varlığını korumuştur.
__________________
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Menteşeoğulları Beyliği

XIII.yüzyılın sonlarına doğru güneybatı Anadolu’da beylik kuran bir Türk ailesi. Menteşeoğulları Beyliği’nin ilk zamanlan ve nereden geldikleri hakkında kesin bir bilgi yoktur. Muğla, Balat, Beçin, Milas, Bozöyük, Çine, Davas, Meğri (Fethiye) taraflarında kurulmuş olan bu beylik, bu bölgelere, diğer Türkmen aşiretleri gibi Selçuklular tarafından yerleştirilmişlerdir.
Akdeniz ve Ege Denizi sahillerine sahip olan Menteşe Beyliği, bu kıyılarda büyük bir donanma vücuda getirerek denizcilikte bir hayli ilerlemişlerdir.
Menteşeoğlu Beyliği’nin bilinen ilk beyi, Kuru Bey’dir. Kuru Bey’den sonra yerine oğlu Elbistan Bey, onun yerine de Menteşe Bey beyliğin başına geçmiştir. Menteşe Bey’in ölümünden sonra (1282′-den sonra) yerini oğlu Mesud Bey almıştır. Mesud Bey, donanmasıyla Rodos Adası’na bir saldın düzenleyerek burayı almıştır (1300). On yıl sonra da Papa V. Kleman ile Fransa Kralı Güzel Filip’in yardımı ile Sen Jan şövalyeleri Rodos Adası’nı geri almışlardır (15 Ağustos 1310). Menteşe Beyliği’nin Osmanlıların eline geçmesi: Menteşeoğlu Gıyaseddin Mahmut Bey’in (1389′-dan önce) elinde bulunan Balat ve havalisi, Osmanlı padişahı I. Bayezid tarafından işgal edilmiştir (1390). Bu bölge, Ankara Savaşı sonuna kadar (1402) Osmanlıların elinde kalmıştır.
Menteşe Beyliği’nin Beçin- Milas bölgeleri ise, buraların hakimi Gazi Ahmet Bey’in ölümünden sonra (1391 Temmuz) Osmanlıların idaresine geçmiştir.
Ankara Savaşı’ndan sonra Timur, Menteşe’yi Mehmet Bey’e vermiş; Mehmet Bey’in ölümü üzerine (1402) oğlu İlyas Bey, Menteşe beyi olmuştur.
İlyas Bey, Osmanlıların saltanat kavgaları sırasında Şehzade İsa Çelebi’ye yardım etmiş ise de başarılı olamamış; sonunda Çelebi Mehmet’in hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmıştır (1414). İlyas Bey’in 1421 yılında ölmesi üzerine, daha önce Osmanlı sarayına rehin olarak alınmış olan Ley ile Ahmet saraydan kaçarak memleketlerine gelmişler, idareyi ellerine almışlardır. 1424 yılında II. Murat tarafından Menteşe Beyliği yemden işgal edilmiş; iki kardeş de Tokat Kalesi’ne hapsedilmişlerdir. Bu kardeşlerden Ahmet’in oğlu ilyas Bey, 1451 yılında II. Mehmet’in tahta çıkması sırasında tekrar ülke sine dönmüşse de Anadolu beylerbeyi İshak Paşa’nın buraya gönderilmesi üzerine Rodos’a kaçmak zorunda kalmış ve kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanan Menteşeoğulları Beyliği bir sancak haline getirilmiştir
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Menteşeoğülları Beyliği


Müdekkik tarihçi İsmail Hakkı üzunçarşılı, kıymetli eseri*nin 54. sahifesinde Menteşeoğulları beyliği hakkında şunları söylemekte: "13. yüzyılın sonlarına doğru, mevcudiyetini gördüğümüz Menteşeoğlu Beyliğinin, uçtaki Türklerin batı'ya doğru yayılmalarıylamı yoksa güneyden Akdeniz yoluyiamı eski Karya (Muğla) kıtasına yerleştikleri, henüz sarih olarak bilinmemekte, bazı kayıtların ikinci şıkkı gösterdiği görül*mektedir. 13. asnn ortaların da, eski Karya'ya Menteşe İli dendiği malumdur. " Cami-üd Düvel'de Menteşe beyliğine aid Beçin, Milas, Muğla, Palatya, Bozöyük, Çine, Davaz, Meğri ve Köyceğiz beldeleri bağlıydı buna önce Hamidoğul-larına bağlı olan Fenike (Feke) sahilleri ve şehri de Menteşe-oğullarının olmuş, bunlar kurmuş oldukları donanma iie kor*sanlığa başlamışlardır. Menteşe Beyliğini kuran zâta, Sahil Bey'i denmesi, bunların deniz ile alakalı olduğuna ve bu Türkmenlerinde deniz yoluyla iç taraflara geçtiğine delalet eder. Menteşe oğullarını, aşağıda vereceğimiz çizelgede gö*receğiniz gibi Kuru Bey'den başlatmak kabildir.

Bunu anlamamıza medar olanda Milas Câmiinin kitâbesin-deki 780/1378 târihine baktığımızda Menteşe Beyinin baba*sının adının Eblistan olduğunu görürüz. Eblistan'ın babası ise Kurı Bey'dir. Menteşe Bey'in vefat târihi belli olmayıp, 682/1282'den sonra olduğu vak'aları tetkik edince ortaya çıkmaktadır. Yerine 2 oğlundan Mesud adlı olanı geçmiş ve bu sırada, Bizanslıların Karya (Muğla)'yı ele geçirme saldırı*ları püskürtülmüştür. En iyi müdafaa hücumdur diyecek ol-malıdırki Mesud Bey, Rodosadasına taarruza geçmiş Rumla*rın elinden adanın 15/ağustos/1310'da merkezini almaya, tamamını ise 4 sene süren bir savaşın neticesinde fethe mu*vaffak olmuştur.

Bu başarı islâm âleminde büyük bir sevince sebeb olmuş, devrin Mevlevi Dergâhı Postnişini, Hz. Mevlânanın torunu CJÎu Arif Çelebi, Menteşe İline gelerek görüşmelerde bulunmuştur. İbni Batuta; seyahatnamesinde 1333'de merkez olan Be-çin'de Orhan Bey adlı Menteşeoğulları Bey'i ile görüştüğünü beyan ediyor. Daha sonra Beyliğin başına geçmiş bulunan İbrahim Bey, Aydınoğullannın elinde olan İzmir'in Latinlerin eline geçme tehlikesi münasebetiyle, istirdad için yardıma hazırlanırken, İzmir'in düştü haberi erişmiş, gitmesine lüzu*mu kalmamıştır.

Bu İbrahim Bey'in vefatı üzerine Beylik üçe taksim olun*muş, böylece zafiyet peşinen kabul edilmişti. Musa, Mehmed ve Ahmed adlı oğullar ayrı ayrı beylik ederlerken, İskenderi-yenin Frenkler tarafından işgaline, 766/1365 senesinde yar dım çağrısında bulunan Memluk Sultanı, bu çağrısına Musa veya Ahmed beyden haber alabilmiştir hazırım! Diye. 1390'da Yıldırım Bayezid; Menteşe Beyliğini işgali altına almış ve Ankara savaşı sonuna kadar, Osmanlı idaresinde kalmıştı Timurlenk, malum savaş sonrasında her beyliğe yaptığı gibi vârisleri buldurmuş ve beyliklerini iade ettirmiştir. Menteşelilerde bu muamelenin dışında kalmamıştır. Görüldü*ğü gibi Beylikler kendi aralarında pek geçinemezken, din düşmanlarına karşı ittihat etmekteki davranışları zamanımı*zın islâm devletlerinin, hayli dersler çıkarması gereken husu-sattandır. Menteşe Beyliği Çizelgesi aşağıya çıkarılmıştır.

Menteşeoğulları Çizelgesi


Kuru Bey - Ebiistan - Menteşe Bey - Mesud Bey - Şücaüd-din Orhan Bey - İbrahim Bey - Musa Bey Mehmed Bey Ta-ceddin Gazi Ahmed Bey -Mahmud Bey Şücaüddin İlyas Bey - Leys Bey Ahmed Bey İlyas Bey
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
MENTEŞEOĞULLARI


XIII. yüzyıl sonlarında Güneybatı Anadolu'da kurulan bir Türkmen beyliği.
Beyliğin kurucusu. Anadolu Selçuklu hükümdarlarınca atalarına Batı Anadolu uç bölgesinde iktâ verilen Menteşe Bey'-dir. Beyliği, bu yöreye deniz yoluyla gelen ve içeri doğru girerek sahille Denizli dağ*lan arasındaki bölgeye yerleşen Türkmenler'in tesis ettiği belirtilir. Ayrıca karadan sahile doğru akın yapan Türkler tarafın*dan bir siyasî birlik haline getirildiği üze*rinde de durulur. Kuruluşu ve ilk beylerin hüküm sürdükleri dönemlerin kronolojisi kaynak yetersizliği sebebiyle tesbit edi*lememektedir. Menteşe Bey'in şeceresi hakkındaki bilgiler de karışıktır. Menteşeoğullarf nın hâkim olduğu bölge Muğla, Peçin, Milas ve Balat'tan Ege sahillerine kadar uzanmaktadır. Bizans kaynakların*da Menteşe Bey'in adı, 1282'de Tralles (Aydın) ve Nyssa'yı (Sultanhisar) ele geçir*mesi dolayısıyla zikredilir. Bu dönemlerde Menteşe Bey ve emrindeki Türkmenler'in Selçuklular'ın himayesinde oldukları söyle*nebilir. Karamanoğulları'nın Konya'yı ku*şatması üzerine İlhanlı Sultanı Geyhatu 690 (1291) yılı sonlarında Anadolu'ya ge*lerek Menteşe topraklarını yağmalarruştır. Menteşe Bey'in ne zaman öldüğü bi*linmemekle birlikte bunun 692 (1293) yılından sonraya rastladığı tahmin edil*mektedir.
Menteşe Bey'den sonra beyliğin başına oğlu Mesud Bey geçti. Diğer oğlu Kirman (Kerman) belki kendisine tâbi olarak, bel*ki de muhalefet etmek suretiyle Föke'de (Finike) hüküm sürdü. Mesud Bey 1300'-de Rodos adasının önemli bir kısmını ele geçirdi. Aynı yıllarda Girit ile Menteşe Beyliği arasında ticari münasebetler baş*ladı. Daha sonra Hospitalier şövalyeleri 1308'de Rodos adasına hâkim oldular. Hospitalier şövalyelerinin 1311 yılı başlarında Ceneviz tüccarlarının mallarını mü*sadere etmeleri üzerine Cenevizliler Men-teşeoğulları ile ittifak yaptılar. Mesud Bey'in ölümü muhtemelen 719 (1319) yılından öncedir. Altı oğlundan biri olan Şücâüddin Orhan onun yerine geçti. Bu dönemde papalık tarafından Venedik, Fransa Kralı VI. Philippe ve öteki Batılı ülkeler dahil bir Haçlı seferi düzenleme çalışmaları yapıldı. İbn Battûta 733'te (1333) Batı Anadolu'yu dolaşırken Orhan Bey'i Peçin'de ziyaret etmiş ve onu "Mi*las sultanı" olarak zikretmiştir. İbn Faz-lullah el-Ömerî de Orhan Bey'in sahip ol*duğu şehirler ve asker sayısı hakkında bil*gi verdiği gibi Menteşeoğulları'nın ikinci Föke kolunun 1330"da Hamîdoğulları'na tâbi olarak hüküm sürdüğünü belirtmiş*tir. Orhan Bey'in ölüm tarihi bilinmemek*tedir.
Orhan Bey'in yerine oğlu İbrahim geçti. Diğer oğlu Hızır ise Çine'yi idare ediyordu. Bir Haçlı donanmasının 1344'te Aydıno-ğullan'ndan İzmir'i alması, Menteşeoğul-ları İle Girit arasındaki ticaretin bir süre kesilmesine sebep oldu. Menteşeoğulla-rı Aydınoğullan ile birleşerek Girit'e sal*dırdılar. İbrahim Bey İzmir'e yürümek için Balat'ta savaş hazırlıkları yaptı (751/ 1350). Venedikliler, kendilerine karşı ha*rekete geçmeye hazırlanan İbrahim Bey'i Balat Limanı'na soktukları donanmayla tehdit edip 753-756 (1352-1355) yıllan arasında yapılan bir antlaşma sonucu Menteşeoğullan'nı silâhsızlanmaya zorla*dı. Buna rağmen ticarî ve diplomatik mü*nasebetler kesilmedi. İbrahim Bey muh*temelen 7S6 (1355) yılı civarında vefat etti. Onun ölümünden sonra oğullarından Mûsâ Bey Peçin, Balat ve Milas, Mehmed Bey Muğla ve Çine, Ahmed Gazi Bey gü*neyde Makri ve Marmaris bölgesinde hü*küm sürmeye başladı. Mûsâ, "ulu beg" olarak759-760'ta (1358-i359) Kandiye Dukası Pietro Badeor ile bir antlaşma yaptı. Ahmed Bey'in de Rodos ile Kıbrıs arasındaki gemilere karşı harekâtı üzeri*ne Kıbrıs Kralı I. Peter'in donanmasının 766'da (1365) Aydın ve Menteşe sahille*rini tehdit ettiği, Venedik'in araya girme*siyle barış yapıldığı bilinmektedir.
Mûsâ Bey'in ölümünün (776/1375ten önce) ardından yerine kardeşi Ahmed Bey geçti. Ahmed Bey'in aynı zamanda beyli*ğin Milas ve Peçin koluna da hâkim oldu*ğu anlaşılmaktadır. Menteşe Beyliği bu dönemde bazı Ege adalarından haraç ala*cak Ölçüde kuvvetlenmişti. Bunlardan biri Naksos (Nakşe) adası idi. Ahmed Bey bir ara Balat'a hâkim olduysa da bu kısa sür*dü. Balat ve çevresi 791'den (1389) önce Mehmed Bey'in oğlu Gıyâseddin Mah-mud'un idaresinde bulunuyordu. Ancak Mahmud Bey, kardeşi İlyas Bey'e karşı yaptığı hâkimiyet mücadelesini kaybede*rek Osmanlılar'a sığındı. îlyas Bey ve ba*bası Mehmed Bey Karamanoğullarfnın Osmanlılar aleyhine düzenledikleri ittifa*ka katıldı. Yıldırım Bayezİd'in bu ittifaka karşı yaptığı Anadolu seferi sırasında Ba*lat ve Muğla'daki Menteşe kolunun top*rakları ele geçirildi. Ahmed Gazi Şaban 793'te [373] öldü. Onun hâki*miyeti altındaki yerler Osmanlı idaresine geçti. Kardeşi ve oğlu İlyas ise Timur'un yanına kaçtı.
Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra Ti*mur, öteki Anadolu beyliklerinde olduğu gibi Menteşeoğullan'na da ülkelerini iade etti. Bu sırada muhtemelen Mehmed Bey ulu beg durumundaydı ve daha son*ra Menderes nehri yakınında Timur'un ordugâhına giderek bağlılığını arz ile he*diyeler takdim etmişti. Onun zamanında Menteşeoğullan limanları tekrar Batılı tüccarlara açıldı. Mehmed Bey'in 805 yılı ortalarında (1403 yılı başı) vefatının ar*dından beyliğin başına geçen îlyas Bey Fetret devrinde Osmanlı şehzadeleri ara*sındaki saltanat mücadelelerinde Çelebi Mehmed aleyhine, îsâ Çelebi'nin lehine Aydın ve Saruhanoğulları ile ittifakta bulundu. Fakat müttefikler Çelebi Mehmed karşısında yenilince İlyas Bey onun hâki*miyetini tanımak zorunda kaldı (1405). Daha sonra Aydın ve Menteşeoğullan Gi*rit dahil Venedik bölgelerine karşı akınla*rını sürdürdüler. Çelebi Mehmed'in 816'-dan (1413) itibaren hâkimiyetini sağlam*laştırması üzerine İlyas Bey Osmanlılar'ın bir vasalı olarak kaldı. Venedik elçisi Pietro Cİvran, İlyas Bey'i Peçin'de ziyaret etti ve eski antlaşmayı yenilemek mecburiyetin*de bıraktı.[374] İiyasBey818'de (l4l5) Leys ve Ahmed adlarındaki iki oğlunu Osmanlı sarayına gönderdi. Onun 824'te (1421) ölümünden sonra oğulları Edirne'den kaçıp Menteşe iline giderek beyliğin başına geçtiler, il. Murad827'de (1424) Menteşe topraklarını ele geçirdiği zaman bu iki kardeş yakalanarak hapse*dildi, böylece beylik sona erdi.
Menteşe Beyliği de diğer Anadolu bey*liklerinde olduğu gibi ulu beg denilen yaş*ça büyük bir emîr tarafından idare edil*miştir. Antlaşmaları yapan, sikke kesti*ren ve hutbede adı zikredilen ulu begdir. Menteşeoğullan'nın başşehri Milas idi. Milas'ın yakınındaki Peçin muhtemelen yazlık ikametgâh durmundaydı. Balat ise Avrupalı tüccarlar için önemli bir şehir ve limandı. Ortaçağ'ın sonlarında Balat de*nize şimdi olduğundan daha yakındı ve Menderes nehri buraya ulaşıma imkân veriyordu. Balat'ta Venedikli bir tüccar topluluğu ve bunların kendi mahalleleri vardı.
Menteşeoğulları ülkelerini birçok mi*mari eserle süslemişlerdi [375]Ayrıca edebî şahsiyetleri himaye ederek kendi adlarına bazı eserleri Türkçe'ye çevirt-mişlerdir. Nitekim Gıyâseddin Mahmud adına Farsça'dan Bâznâme ismiyle bir kitap tercüme edilmiştir. Şirvanlı Meh*med b. Mehmed'in İlyâs Bey adına İlyâsiyye adı verilen muhtasar bir tıp kitabı tercümesi vardır.


Bibliyografya ;


İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik (Taeschner), s. 39, 47(trc. Yaşar Yücei, Çoban-oğulları Can-dar-oğullan Beylikleri içinde, Ankara 1980. s. 194, 200); İbn Battûta, Tuhfetü'n-nüzzâr, II, 279-280; a.e.: The Trauels of İbn Battuta (trc. H. Gibb). London 1962,11, 429-430; a.e.: Seyahat*name, i, 321-322; Şikârî, Karamanoğulları Ta*rihi, s. 11; Müneccimbaşı. Câmiü'd-düüel: Os*manlı Tarihi: 1299-1481 (trc. Ahmet Ağırakça), İstanbul 1995, s. 68, 129, 152, 157, 196; İsmail Galib, Takuîm-i Meskûkât-ı Selçukiyye, İstan*bul 1309, s. 93; Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 70-83; a.mlf., "Menteşe-oğullan", M, VII, 724-731; P. VYİttek. Menteşe Beyliği (trc. O. Ş. Cökyayl, İstanbul 1944; Himmet Akın, Aydın Oğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma, Ankara 1968, tür.yer.; Oktay Aslanapa, TürkSana-tı, İstanbul 1973, II, 226-230; W. Heyd. Yakın-Doğu Ticaret Tarihi{tıc. Enver Ziya Karal), An*kara 1975, s. 597, 599, 603, 607-609; E. A. Zac-hariadou, Tradeand Crusade Venetian Crete and the emirates of Menteshe and Aydın (1300-1450), Venice 1983; Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi, III, 367-368; Halil İnalcık, "Batı Anadolu'da Yükselen Denizci Gazi Beylikleri, Bizans ve Haçlılar", Uluslararası Haçlı Seferleri Sempozyumu, Ankara 1999, s. 173-185; Rem*zi Duran. "Menteşeoğlu Umur Bey", Celal Ba-yar üniuersitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sos*yal Bilimler Dergisi, sy. 1, Manisa 1997, s. 76-84; Erdoğan Mercii, "Menteşhe-Eli", £F(ing.]. VI, 1017-1018; a.mlf., "Menteşhe-Oghullan", a.e., VI, 1018-1019. Erdoğan Merçil


Mimari.


Başta Peçin, Milas ve Ba*lat olmak üzere Muğla, Fethiye, Ula, Eski Çine, Yatağan ve Turgut'ta Menteşeoğulları'na ait mimari eserler bulunmaktadır. Bu hanedandan günümüze sağlam du*rumda ulaşan en eski yapı, Şücâeddin Or*han Bey'in Şaban 730'da [376] inşa ettirdiği Milas'taki Hacı İlyas Camii'dir. Dörtgen planlı, üzeri düz bir çatı ile örtülü, harimi ve üç kubbeli son cemaat yeriyle yalın bir mimarisi olan caminin merdiven şeklindeki minaresi bölgesel bir özellik arzetmektedir.[377] Orhan Bey zamanında Milas'tan çok başşehir durumundaki Peçin'in (Perçin-Bercin) imar edildiği anlaşılmaktadır. İbn Battûta'nın, "Güzel binalar ve camiler vardır" sözü [378] o dö*nemde Peçin şehrinin bayındırlığı hakkın*da fikir vermektedir. Orhan Bey tarafın*dan 732 (1332) yılında temeli atılan Or*han Bey Camii şehrin ulucamisiydi. Gü*nümüze kadar sağlam olarak gelemeyen cami hakkında bazı seyahatnamelerde kısa notlar bulunmaktadır. 733 yılı son*larında (1333 yılı yazı) Peçin'i ziyaret eden İbn Battûta bu caminin o sırada henüz tamamlanmadığını belirtmektedir. [379]1080'de (1669-70) Peçin'i gören Evliya Çelebi ise yapının oldukça sağlam bir durumda olduğunu bildirir.[380]Onun cami hakkında anlattıklarından hareketle yapının kare planlı olduğu, çam ağacından on altı des*teğin taşıdığı düz toprak çatıyla örtüldüğü ve yüksek minaresinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre harim kısmı birtakım neflere (sahn) ayrılıyordu. Minaresi bu bölgeye özgü, alçak merdi*ven şeklindeydi. Yapı günümüzde hara*be halindedir. Moloz taştan yapılma du*varlarının kalınlığı yaklaşık 1 metredir. 1,65 m. genişliği olan cümle kapısının sö-velerinde ve binanın değişik yerlerinde Bizans yapılarından devşirilmiş ambon parçalan ve sütunlar kullanılmıştır. Evli*ya Çelebi binanın cümle kapısı üzerinde bulunduğunu belirttiği, şimdi mevcut ol*mayan kitabesini de vermektedir. Bu ki*tabe. Evliya Çelebi'nin verdiği bilgideki yanlışlık düzeltilerek İsmail Hakkı Uzun-çarşılı tarafından yayımlanmıştır. [381]970 (1562-63) tarihli Tapu-Evkaf Defteri'nden anlaşıldığına göre san*cak sınırlan dahilindeki değişik köylerde bu camiye vakıflar tahsis edilmişti.[382] Ca*minin doğusunda bir hazîre içinde kare planlı iki türbe, daha doğuda Kizılhan de*nilen çift katlı bir binanın kalıntıları gö*rülmektedir. Yapı mimari özellikleri yö*nünden aslında küçük bir saray veya köşk olmalıdır. Taş işçiliğiyle XIV. yüzyıl husu*siyeti göstermektedir. Muğla'da Mente-şeoğullan'ndan günümüze sadece bir tek yapı ulaşmış, fakat bu yapı neredeyse ta*mamen yenilenmiştir. Orhan Bey'in oğlu İbrahim Bey'in yaptırdığı bu cami Uluca-mi, Emîr Küçük Camİİ, İbrahim Bey Ca*mii, Elvan Bey Camii ve Yenicami adlarıy*la anılmaktadır. Binayı hem İbn Battûta hem Evliya Çelebi görmüştür. Evliya Çele*bi buranın, üzeri toprak örtülü eski tarzda yapılmış bir cami olduğunu söylemek*tedir (Seyahatname, IX, 201). Son cema*at yeri duvarının üstünde, cümle kapısı*nın hemen yanında bulunan nesih yazılı dört satırlık kitabeden anlaşıldığına göre 74S (1344) yılında yapılmıştır. 12S4'te (1838) Elvan Bey'in tamir ettirdiği yapı 1298 (1881) yılındaki bir yangından son*ra Hacce Nazife Hanım tarafından ihya edilmiştir. Caminin kapısı üstünde ve sol duvarında bunlarla ilgili kitabeler yer al*maktadır. XIV. yüzyıl yapısının sadece mi*naresi kagir olmak üzere ahşap ve avlu-suz bir yapı olduğu, cümle kapısına on üç basamaklı bir merdivenle varıldığı yine Evliya Çelebi'den öğrenilmektedir. Bu*gün mevcut cami ise kagir duvarlı, ahşap çatılı ve üzeri kiremit örtülü bir yapıdır. İbrahim Bey'in Ula'da inşa ettirdiği cami de (ulucami) 74S (1344) yılına aittir. İlçe*nin en eski ve en büyük camisi olan bu yapı, XIX. yüzyıl içinde geçirdiği tamirat*la özgün mimarisini tamamen yitirmiş*tir. Büyük bir hazîresi olan yapı ve mina*resi bir yıkıntı durumunda uzun süre kalmış, cami ihya edildikten sonra hazîre tasfiye edilmiştir.
Ahmed Gazi'nin Peçin'de inşa ettirdiği en büyükyapı kendi adıyla anılan medre*se olup Orhan Bey'in yaptırdığı caminin tam karşısındadır. Gotik havalı, geniş-sivri kemerli taçkapısı üzerinde yer alan. sülüs hatla yazılmış beş satırlık kitabesi*ne göre 777 (1375-76) yılında inşa edil*miştir. Ana eyvanın bulunduğu kubbeli bölüm ön kısmı açık bir türbe şeklinde düzenlenmiştir. Türbenin içindeki mer*mer sandukalardan biri Ahmed Bey'e ait*tir.[383] Ahmed Gazi'nin Peçin'de imaret ve hamam inşa ettirdiği bilinmekte [384] ve bun*lara ait harap durumdaki kalıntılar halen görülebilmektedir. Medresenin batısın*daki yamaçta medrese ile birlikte yapıl*mış olması gereken hamamın enlemesi*ne bir sıcaklığı, üzeri kubbe Örtülü iki hal*veti, tonozlu külhanı ve su deposu vardır. Harabeler arasında bulunan, kale girişi yakınındaki aynı döneme ait bir diğer ha*mamın ise üç eyvan ve İki halvetten olu*şan haçvari planlı sıcaklığı, bir kubbe al*tında toplanmış ve dört adet küçük me*kâna açılan ılıklığı bulunmaktadır. Daha doğuda Kepez mevkiinde yer alan Yelli Camii, pandantiflere oturan tek kubbeli harim ve bunun üzerinde iki çapraz to*nozla örtülü son cemaat yerine sahip, moloz taştan inşa edilmiş bir yapıdır. To*noz Örtülü odalar ve eyvanlarıyla yine ay*nı yerde bulunan bir medrese harabesi ve camisinin yaklaşık 200 m. batısındaki hamam kalıntısı da aynı döneme aittir.
Ahmed Gazi'nin Milas'ta yaptırdığı, ulu*cami diye anılan yapı kapısı üzerindeki celî hatla yazılmış iki satırlık kitabesinden anlaşıldığına göre Cemâziyelâhir 780'de [385] inşa edilmiştir. Dörtgen plan*lı, üç nef oluşturan çift sıra payelerin des*teklediği düz bir çatısı, mihrap önüne rastlayan yerde bir kubbesi bulunmakta*dır. Bölgesel karakter gösteren bir mina*reye sahip olan Ahmed Gazi Camii günü*müze ulaşmamış olan medresesiyle bir bütün oluşturuyordu.[386]
Bugünkü Çine kazasına 10 km. mesa*fede Eski Çine köyündeki Ahmed Bey Camii 1322 (1904) yılında tamir edilmiş, Menteşeoğulları'na ait bir eserdir. Kita*besi kaybolmuş olan cami kare planlıdır. Devşirme kesme taş ve moloz taştan İn*şa edilen caminin üzerini çift kademeli ve onikigen kenarlı kasnağa sahip 16,25 m. çapında bir kubbe örtmektedir. Kapı ve pencere söveleri de devşirme Bizans malzemesidir. Kuzey ve doğu cepheleri*ne açılmış birer adet kapısı bulunmakta*dır. Minberinin geometrik geçme ve yıl*dız motifleriyle bezenmiş kaliteli bir ah*şap İşçiliği vardır. Caminin yakınında bu*lunan ve Ahî İbrahim Türbesi diye anılan yapının da mimari özellikleri yönünden Menteşeoğullan dönemi eseri olması ge*rekir. Yine devşirme kesme taş bloklar ve tuğla malzeme ile inşa edilen bu türbe mescid ve mumyalık bölümlerinden mey*dana gelmektedir. Kare plan üzerine se*kizgen kasnaklı piramidal kubbe oturtul*muş, kubbeye geçişlerde Türk üçgenleri kullanılmıştır.
Bir liman şehri olan Mekri / Meğri'de de (Fethiye) Gazi Ahmed Bey devrinde çeşitli sivil ve dinî yapıların inşa edildiği bilinir. Burada Ahmed Bey kendi adına bir cami ve medrese yaptırmış.[387] bu medrese 1473 Ağustosunda Venedik donanmasının sal*dırısı sonucunda yıkılmış ve Hacı İvaz tarafından seki yaylasında yeniden inşa ettirilmiştir. [388]Ahmed Bey, Menteşe Bey'in türbesini Çakır Süleyman Bey çayırı mevkiinde yeniden yaptırmıştır. Bu türbe kare planlı, üzeri kubbe örtülü basit bir yapıdır ve içinde tek bir sanduka bulunmaktadır. Evliya Çe*lebi, Gazi Ahmed Bey'in Eskihisar'ı (Yata*ğan yakınındaki antik Stratonikeia şehri) Cenevizlilerden aldıktan sonra (?) bir ca*mi inşa ettirip şehri İmar ettiğini söyle*mektedir.[389]
Osmanlılar'm ilk fethettiği yıllarda (1390-1402) Yıldırım Bayezid'in Menteşe valisi olan Hoca Fîruz'un yaptırdığı Fîruz Bey Camii ve Medresesi 26 Safer 797 [390] tarihlidir. Zâviyeli camiler gru*buna giren bu yapı, plan itibariyle XIV. yüzyıl sonundaki erken Osmanlı mimari*sinin özelliklerini taşımasına rağmen di*ğer mimari özellikleri Beylikler dönemini işaret etmektedir. Fakat gösterişli mima*risi ve taş süslemesiyle Osmanlı hüküm*ranlığının izlerini taşımaktadır. Avlunun batısında yer alan medrese odalarıyla bir külliye şeklinde düşünülmüş olması bu etkiyi açıkça ortaya koymaktadır.[391]
Yıldırım Bayezİd'in Ankara Savaşı'ndaki yenilgisinin ardından Timur'un Menteşe Beyliği'ne topraklarını iade etmesi üzeri*ne Balat merkez olmuş, idareyi tekrar İlyas Bey ele almıştır. İlyas Bey'in bu dö*nemde Balat'ı önemli bir merkez haline getirdiği görülmektedir. Giriş cephesinin orta kemeri içinde yer alan kitabeye gö*re İlyas Bey'in ikinci beyliği sırasında Zil*kade 806'da [392] inşasına başla*nan Balat'taki caminin Anadolu Türk mi*marisinin gelişiminde özel bir yeri vardır. Bir avlunun etrafındaki medrese ve müş*temilâtı ile küçük bir külliye şeklindedir. Kare planlı kalın duvarlar üzerine de, geçişleri Türk üçgenleri ve mukarnas dol*gulu tromplarla sağlanmış olan 14 m. ça*pındaki kubbesiyle dikkati çekmektedir.[393]
İlyas Bey'in antik Lagİna (Leyne) şehri yakınında şimdiki Turgut bucağı içinde yaptırdığı cami kare planlı ve tek kubbe*lidir. Taş ve tuğladan İnşa edilmiş olan yapı günümüze çeşitli dönemlerde gör*düğü tamirler sonucunda ulaşabilmiştir. Kapısı asimetrik olarak minarenin bulun*duğu yere yakın (solda) açılmıştır. Son cemaat yeri iki payenin taşıdığı iki çap*raz tonoz ve boylamasına bir beşik tonoz*la kaplı eğimli bir çatıya sahiptir. Kubbe iri badem ve pandantiflerle kasnağa otu*rur. Çift kademeli kasnak üzerindeki kub*be merkeze doğru sivrilmiştir. Tek şere-feli bodur minaresi tuğladan yapılmıştır.
Menteşeoğullarf ndan İlyas Bey ve Or*han Bey dönemlerine ait yapılar müteva-zi, fazla özelliği olmayan binalardır. Yal*nızca bölgesel özelliklere sahip, yerli mi*mari üslûbun ürünü oldukları görülür ki bu özellik merdiven üzerinde balkon şek*lindeki minareleridir. Ahmed Gazi'nin Pe-çin'deki medresesi Selçuklu mimari geleneklerine uyan, dengeli plana sahip ol*gun bir yapıdır. Milas'taki Ahmed Gazi Camii ise sadece âbidevî görüntüsüyle Ön plana çıkmaktadır. Yapıların içi ve dışının mermer levhalarla kaplanması ve taş süslemenin belirginleşmesi, Menteşeo*ğullarf nda ancak XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyıl başına ait yapılarda görülmekte*dir. Bu yapılar zengin cephe düzenleme*siyle de önem taşımaktadırlar. Ayrıca kül*liye düşüncesinin yerleşmesi ve tek kub*be altında toplanan geniş mekân fikrini ortaya koyan örnekler (Eski Çine Ahmed Gazi ve İiyas Bey camileri) yine Menteşe*oğullarf nın sözü edilen döneme ait yapı*larında görülmektedir.
Menteşeoğullarfndan bol miktarda mezar taşı günümüze ulaşmıştır. Bun*lardan bir kısmı ilk merkez durumunda*ki Peçin'de bulunmaktadır. Ahmed Gazi Türbesi'nde olanlar dışındaki mezar taş*ları harap bir halde, birçoğu toprağa gö*mülmüş vaziyettedir. Bir kısmı medrese avlusuna taşınmıştır. Ancak diğer mezar taşlarının ortaya çıkarılması için arkeolo*jik çalışmaya ihtiyaç vardır. 793-848 (1391-1444) yıllarına ait bu mezar taşla*rı, Rudolf Meyer Riefstahl'ın çektiği fo*toğraflar yardımıyla Paul Wittek taraf ın-dan incelenmiş, Riefstahl'ın Peçin'le ilgili hazırladığı bir kitapta yayımlanması dü*şünülmüşse de bu gerçekleşmemiştir. Balat'ta bulunarak İzmir Müzesi'ne taşı*nan yetmişe yakın mezar taşı 795-894 (1393-1489) yıllarına aittir. Bunların bir kısmı Bizans döneminden kalma taşların kesilmesiyle yapılmıştır. Bazı taşların üze*rinde basit süslemeler görülse de sülüs hatla yazılmış kitabelerin bir kısmının üs*tündeki yazılar usta ellerden çıkmıştır.


Bibliyografya :


BA. Tapu-EukafDefteri,nr. 338, s. 10,41vd., 64, 126, 135; İbn Battûta. Seyahatname, II, 321-322; Evliya Çelebi, Seyahatname, IX, 201-203, 207-210; K. Wulzinger. "Die Piruz Moschee zu Milas", Festsctırift der technischen Hochs-chule, Karlsruhe 1925, s. 161-185; a.mlf. v.dğr., Das İsiamische Milet, Berlin-Leipzig 1935, s. 12-40, 60-68, 89-93, iv., 1-7, 11-13, 35; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kitabeler, İstanbul 1929, II, 150-179, rs. 41-54; a.mlf., "Menteşe-oğullan", İA, VII, 728-730; P. Wittek, Das Fürstentum Mentesche, İstanbul 1934, s. 128,138-143,152; a.e.: Menteşe Beyliği (trc. Orhan Saik Gökyay), Ankara 1994, s. 110-153; Asaf Gökbel - Hikmet Şölen, Aydın İti Tarihi, İstanbul 1936, I, 94-97; Zekâi Eroğlu, Muğla Tarihi, İzmir 1939, tür.yer.; Aşkidi! Akarca - Turhan Akarca, Milas: Coğraf*yası, Tarihi ue Arkeolojisi, İstanbul 1954, s. 95-102, 117-121; Ayverdi, Osmanlı Mi'mârîsi I, s. 514-523; L. A. Mayer, Islamic Architects and Their Works, Geneve 1956, s. 64; G. Kleİner, Die Riiİnen von Milet, Berlin 1968, s. 142-152, şekil 112-114; Suut Kemal Yetkin. Türk Mima*risi, Ankara 1970, s. 162-163; Metin Sözen, Anadolu Medreseleri, İstanbul 1970, I, 179-182; Oktay Aslanapa, Yüzyıllar Boyunca Türk Sanatı: XIV. Yüzyıl, İstanbul 1977, s. 42-44; a.mlf.. Türk Sanatı, İstanbul 1984, II, 226-230; a.mlf., "Beylikler Devri Mimari Sanatı", Baş-langıcırtdan Bugüne Türk Sanatı, Ankara 1993, s. 178-179; Türkiye'de Vakıf Abideler ue Eski Eserler, Ankara 1983, I, 697-701; K. Ekrem Uykucu, Muğla Tarihi, İstanbul 1983, s. 74-96; Zeki Sönmez, Başlangıcından XVI. Yüzyıla Kadar Anadolu Türk-lslâm Mimari*sinde Sanatçılar, Ankara 1989, s. 356-359, rs. 192-193, plan 748b; Orhan Cezmi Tuncer, Ana*dolu Kümbetleri: II. Beylikler ne Osmanlı Dö*nemi, Ankara Î991, s. 53-55; Ömer Bakırer, "Ortaçağda Muğla", Tarih İçinde Muğla (haz. İlhan Tekeli], Ankara 1993, s. 13-14; Ahmed Tevhid, "Menteşe Beyliği Âsâr-ı Kadîmesi", TOEM, 11/12 (1330), s. 761-768; a.mlf., "Men-teşeoğullan'ndan Ahined Gazi Bey'in Hayratı Kitabeleri", a.e., III/18 (1331), s. 1146-1152; Ha*fız Kadri, "Menteşeoğullan'ndan İbrahim Bey'in Muğla'da Kâin Camii Kitabesi", a.e., İV/21 (1331), s. 1352; a.mlf., "Menteşe İmaretine Dair Asâr-ı Kadîme", a.e.,V(I330), s. 57-60; Mübarek Galib. "Menteşeoğulları Devrine Ait Bazı Kabir Taşlan", TM, II (1926-27). s. 347-363; Ayda Arel, "Menteşe Beyliği Devrinde Pe-çin Şehri", Anadolu Sanatı Araştırmaları, I, İs*tanbul 1968, s. 69-101 (72 adet resimle birlikte); Semavi Eyice. "İlyas Bey Camii", TA, XX, 102; Besim Darkot, "Milas", M, VIII, 313. Enis Karakaya
 

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
MENTESEOGULLARI BEYLIGI
1- SIYASI TARIH
XIII. asrin ikinci yarisinda Güneybati Anadolu'da, merkezi Fethiye (Megri) olmak üzere Mugla, Balat, Milas, Beçin, Çine, Tavas ve Köycegiz kasabalarini içine alan bölgede kurulmustur. Beyligin kurucusu Mentese Bey maiyyetindeki Türkmenlerle birlikte, Akdeniz kiyilarindaki Finike ve Megri taraflarinda denizden gelmisler ve kuzeye dogru yayilarak karadan gelen Türk kuvvetleriyle birlesip eski Karya bölgesini (Mugla) ele geçirerek burada yerlesmislerdir.
Mentese beyligini kuran Türkmenler, Anadolu Selçuklulari'nin idaresinde bulunan Antalya ve Likya (Antalya'nin bati taraflari) kiyilarindan deniz yoluyla bu havaliye geldiler ve yikilmaya yüz tutan Bizans donanmasina mensup gemicileri de alarak kurduklari donanma ile korsanlik yapmaya basladilar. Beyligin kurucusu Mentese Bey hakkinda Bizans kaynaklarinda görülen Salpakis Mentese (yani Sahil beyi Mentese) ifadesi Menteseogullarinin sahilde söz sahibi oldugunu göstermektedir.
Bölgeye yerlesen Türkmenleri buradan çikarmak için Bizans Imparatoru VIII. Mihail, oglu Andronikos kumandasinda bir ordu gönderdi ise de muvaffak olamadi ve Mentese Bey idaresindeki Türk kuvvetleri Aydin ve Güzelhisar mevkilerini zaptettiler.
Beylige adini vermis olan Mentese Bey, 1282'den sonra vefat etmis ve Fethiye'deki türbesine defnedilmistir.
Mentese Bey'in ölümünden sonra oglu Mesud Bey beyligin idaresini ele almis, diger kardesi Kirman ise Fenike taraflarinda hakimiyetini sürdürmüstür.
a- Mesud Bey
Mesud Bey zamaninda düzenlenen deniz seferlerinde bazi basarilar elde edildi ve Rodos adasinin önemli bir kismi ele geçirildi (1300). Ancak on yil sonra Sen Jan Sövalyelerinin saldirisina ugrayan Rodos adasi Papa ve Fransa Krali Güzel Filip'in yardimiyla sövalyeler tarafindan zaptedildi (1310).
Mesud Bey, Rodos'u geri almak için çok ugrasmis, hatta sövalyeler tarafindan ticaret gemileri gaspedilen Cenevizlilerden de yardim almis fakat Papa V. Clemens'in Cenevizlileri yardimdan men etmesi üzerine (1312), sonuç alamamistir.
Mesud Bey, Mevlâna'nin torunu Arif Çelebi tarafindan muhtemelen Milas'ta 1312-1314 yillari arasinda ziyaret edilmistir. Onun verdigi bilgiden Mesud Bey'in Mentese Bey'i olarak bölgeyi idare ettigi anlasilmaktadir.
Mesud Bey, 1319'dan önce Milas'ta vefat etmis ve buraya gömülmüstür. Mesud Bey'in Orhan ve Ibrahim adinda iki oglu bulunuyordu. O'nun ölümünden sonra iki kardes birbiriyle mücadele etmisler ve sonunda Orhan kardesini yenerek Mentese beyi olmustur.
b- Orhan Bey
Sücaeddin sifatiyla bilinen Orhan By, 1320'den itibaren Rodos'u geri almak için donanma ile mücadeleye giristi ise de basarili olamadi.
1333 yili yazinda bölgeyi ziyaret eden Ibn-i Battuta, Milas'a gelmis ve Menteseoglu Orhan Bey'le görüsmüstür. Seyyah, Milas sultani hakkinda su bilgileri vermektedir:
"Sultân-i mükerrem Sucâuddin Orhan Bey bin Mentese Bey'dir. Mümâileyh hiyâr-i mülûkdan olup süret ve sireti güzeldir. Hemdemleri olan fukahâ yaninda mazhar-i ta'zîm ve ihtirâmdir. Sarayinda fukahadan bir cemaat bulunur. Sultân-i mümâileyh bize ihsan etti ve hayvan ile zâd-i râh verdi. Ikametgahi Milas kurbünde Bercin beldesi olup aralari iki mildir. Bercin orada kâin bir tepe üzerinde müceddeden te'sis edilmistir. Güzel binalar ve mescidler ile müzeyyendir. Sultan, Bercin'de bir cami insasina baslamis olup henüz binasi hitâm bulmamis idi".
Yine ayni yüzyilda Anadolu'yu ziyaret eden seyyah el-Ömerî, Orhan Bey'in 50 sehir ve 200 kalesi oldugunu, donanmasi ve yüzbin askeri bulundugunu, karada ve denizde gaza ile mesgul oldugunu bildirir. Orhan Bey'in ne zaman öldügü kesin olarak belli degildir.
c- Ibrahim Bey
Ibn-i Battuta'nin Mentese Beyligi'ni ziyareti sirasinda, babasi Orhan Bey'in Mugla valisi olarak gördügünü anlattigi Ibrahim Bey'in ne zaman beylik tahtina oturdugu tam olarak bilinmemektedir. Ancak Mugla'da yaptirdigi Ulu Cami'nin kitabesinden 1344'de Mentese beyi olarak beyligin basinda bulundugu anlasilmaktadir.
Ibrahim Bey, Aydinoglu Umur Bey'in Izmir frenklerine karsi giristigi sefere katilmak için hazirlik yapmis, ancak Umur Bey'in 1348 yilinda ölmesi üzerine bu sefer yarim kalmistir. Aydinogullari'nin Venedik ile bir anlasma yapmalarindan sonra yalniz kalan Mentese Beyligi, Venedikliler'in baskisi karsisinda agir bir anlasma yapmaya mecbur olmustur (1352-1355). Bunun geregi olarak Venedikliler, Balat'ta bir kilise insa ettikleri gibi bir de konsolos ikame etmislerdir.
Ibrahim Bey'in, Musa, Mehmed ve Ahmed Gazi adli üç oglu bulunuyordu. 1360'da Ibrahim Bey'in ölümüyle ogullarindan Mentese Beyliginin askerleri Murad Hüdavendigâr'in Kosova'da yaptigi savasda (1389) Osmanli ordusuyla birlikte bulundu. Mehmed, Mugla ve Çine'de, Musa Milas, Pecun ve Balat'ta ve Ahmed Gazi Marmaris ve Megri (Fethiye) ile güney kiyi bölgelerinde hakimiyetlerini sürdürdüler.
Haçlilarin Iskenderiye'yi zapti üzerine Memluk Sultani tarafindan bazi Anadolu Beylerine gönderilen ittifak teklifi (1366) sirasinda Musa Bey ile de muhabere yapilmisti.
Musa Bey'den sonra Balat Mentese beyi olan Mehmed Bey ve oglu Mahmud zamaninda Osmanlilar'la bazi münasebetler olmustur. Mentese Beyligi'nin askerleri Murad Hüdavendigâr'in Kosova'da yaptigi savasta (1389) Osmanli ordusuyla birlikte bulundu. I. Murad'in sehid olmasi üzerine Yildirim Bayezid Karamanogullari'nin öncülügünde Saruhan, Aydin ve Germiyan Beylerinden olusan ittifaki bozmak için Bati Anadolu'ya geldiginde Mentese Beyligi'nin de merkezini almisti. Bunun üzerine Ibrahim Bey'in oglu Mehmed Bey ülkesini terk ederek Sinop emiri Çandaroglu Isfendiyar Bey'e siginmistir (1389-1390). Ancak, Bayezid bu istila hareketine karsilik Mehmed Bey'in oglu Mahmud Bey'e Bergama'dan mülk arazi vererek helallasmak istemistir. Böylece, Balat ve Mugla'daki Mentese Beyligi son bularak Osmanlilar'in idaresine girmistir.
Megri (Fethiye) ve Marmaris bölgesinin hükümdari olan Ahmed Gazi ise, sahillerde bulunan donanmasiyla kiyilarin korunmasina çalismistir. Denizdeki bu faaliyetleri sebebiyle "sultanü's-sevâhil" ünvanini tasiyan Ahmed Gazi, ayrica "emir-i kebir", "sultan-i mülûkü'l-arab ve'l-acem" gibi ünvanlar da kullanmisti. Ahmed Gazi, Rodos sövalyeleri ve Kibris krali ile de savasmisti.
Saban 793 (Temmuz 1391)'de vefat eden Ahmed Gazi, Beçin'deki türbesine defnedilmistir. O'ndan sonra Mentese Beyligi'nin bu topraklarinda Yildirim Bayezid'in kumandanlarindan Hoca Firuz Bey görev yapmistir.
Timur'un Ankara savasindaki (1402) galibiyetinden sonra, Anadolu Beyleri içinde topraklari geri verilenler arasinda Isfendiyar beyi'ne siginan Mehmed Bey ile oglu Ilyas Bey de vardi. Timur'un hakimiyetini tanimak sartiyla Mentese Beyligi'ne sahip olan Mehmed Bey, memleketinden tahsil ettigi vergileri ve bazi hediyeleri Timur'un ordugahina giderek takdim etmistir. Böylece ikinci defa beyligi ele geçiren Mehmed Bey çok yasamamis ve 1403 senesinde vefat etmistir.
d- Ilyas Bey
Sücaeddin lakabiyla anilan Ilyas Bey, Mentese beyi oldugunda (1403), Osmanli Devleti Ankara Savasi sonrasindaki fetret devrini yasiyordu. Önceleri, Çelebi Mehmed'in aleyhine olarak Aydin ve Saruhan Beyleri'yle anlasmis, ancak yenildiklerinden Aydinoglu Cüneyd Bey, Çelebi Mehmed'e siginmistir. Çelebi Mehmed'in Saruhanoglu Hizir Sah Bey'i öldürmesinden sonra, Ilyas Bey de onun hakimiyetini tanimak zorunda kalmistir (1405). Bir ara Anadolu'ya geçen Süleyman Çelebi'ye tabi olmussa da sonra tekrar Çelebi Mehmed'in hakimiyetine girmistir. Çelebi Mehmed'in Osmanli padisahi olmasindan sonra, müsterek olarak para bastirmistir. Ayrica iki oglu Leys (Osmanli kaynaklarinda Üveys) ve Ahmed'i Osmanli sarayina rehin olarak göndermeye mecbur oldu. Ancak gerek Mentese Beyi Ilyas Bey'in ve gerek Çelebi Mehmed'in ayni tarihte ölmesi üzerine (1421) her iki Mentese sehzadesi ülkelerine geri döndüler ve ülkeyi birlikte idare ettiler.
Osmanli padisahi II. Murad; Mentese ülkesini isgal ettigi sirada (1424) Leys ile Ahmed'i yakalatarak Tokat kalesine hapsettirmistir. Iki sene sonra buradan kaçmayi basaran Ahmed Akkoyunlu hükümdari Kara Osman'in yanina gitmis, oradan Misir'a, sonra Iran'a geçmistir. Kardesi Leys ise bu olay üzerine öldürülmüstür.
II. Murad'in vefati üzerine Osmanlilar'da rehin bulunan Ahmed'in Ilyas adindaki oglu memleketi olan Mentese'ye dönerek idareyi ele aldi. Bu sirada Aydin ve Karaman Beylikleri de Osmanlilar'a karsi harekete geçmisti. Sultan II. Mehmed, Karaman üzerine bizzat sefere çikarken, Anadolu beylerbeyi Ishak Pasa'yi da Mentese'deki isyani bastirmakla görevlendirdi. Buna karsi koyamayan Ilyas Bey, Rodos'a kaçti (1451). Böylece tamamen Osmanli idaresine giren Mentese bir sancak olarak teskil edilerek Anadolu Eyaletine baglandi. Mentese sancaginin merkezi Mugla oldu.
2- Sosyal ve Ekonomik Durum
Mentese Beyligi topraklari, cografî bakimdan bati ve güney taraflarinda denizle çevrilmistir. Sahil kesimi körfezler ve çikintilarla kusatilmis oldugundan pekçok tabii çikmasi bulunuyordu. Ancak, hinterlandla baglantilari olmadigindan bu limanlar yeteri kadar ise yaramiyordu. Ülkenin iç kesimleri esas olarak daglik olup, bazi kolay yol veren nehir vadileri vasitasiyla bölgedeki meyva bahçeleri Menderes'in genis vadi ovalariyla birlesir.
Menteseogullari Beyligi'nin ekonomik hayati önemli ölçüde ticarete dayaniyordu. Sahip olduklari ticaret gemileri sayesinde Frenk ülkeleri, civar adalari ve Iskenderiye ile ticaret yapiyorlardi. XIV. yüzyilda ülkenin en önemli ticaret limani Balat idi. Buradan ihraç edilen mallar arasinda bugday, safran, susam, bal, balmumu, palamut, deri, hali, köle ve cariye bulunuyordu. Balat limaninda ithal ve ihraç edilen mallardan alinan gümrük resimleri ve transit ticaretten alinan vergiler beyligin en önemli gelir kaynaklarini teskil ediyordu. Buradaki mallar daha çok frenk tüccarlara satiliyordu. Bu tüccarlarin Balat'ta ticarethane ve depolari vardi ve gemileriyle Rodos, Kibris gibi yakin adalar yaninda Misir ve Avrupa'ya ihracat yapiyorlardi. Buna karsilik da Avrupa'dan kumas, sabun, kalay, kursun ve diger mallar getiriyorlardi. Bölgenin ticarî bakimdan önemi Venedik'in Mentese Beyleri ile devamli ticaret antlasmalari yapmasindan ve bir ihtilaf çikarmaktan dikkatle kaçinmasindan anlasilmaktadir. Mentese Beyleri ile Venedik arasinda 1403 ve 1414 tarihlerinde imzalanan ticaret antlasmalari önemli bir yer tutmaktadir. Mentese Beyligi'nin diger önemli liman ve sehirleri Megri, Marmaris, Milas ve Baçin idi. Menteseogullari Avrupa ile yaptiklari ticarî faaliyetleri sirasinda latin harfleriyle Gigliati tezyinatini havi gümüs sikkeler kullanmislardi. Mentese beyleri içinde Orhan, Muhammed, Musa, Ahmed, Gazi, Ilyas, Leys ve Ahmed Beyler adina gümüs veya bakir paralar bastirildigi tesbit edilmistir.
3- Ordu ve Donanma
Diger Anadolu Beylikleri'nde oldugu gibi Mentese Beyligi de bir kara ordusuna ve sahilde oldugu için güçlü bir donanmaya sahipti. Ömerî'nin Mesâlikü'l-ebsâr'daki rivayetine göre beligin yüz bin süvarisi bulunuyordu ve karada, denizde gaza ile mesgul idi. Sahip oldugu mükemmel donanmasi sayesinde ise etrafa akinlar yapiyorlardi. Rodos'a ve civarindaki adalara yapilan seferlerle beyligin denizlerdeki üstünlügü gerçeklesti. Bunlar, kuvvetli donanmalariyla gerektiginde Misir'daki Memlûk Sultanligi'na ve Aydinogullari'na yardim ediyorlardi. Nitekim, 1364'te Menteseoglu'nun ikiyüz kadirgasiyla Misir'in Kibris üzerine düzenledigi sefere katildigi bilinmektedir.
Mentese Beyligi'nin kurucusu Mentese Bey'in babasi "emirü's-sevâhil", Mentese beylerinden Ahmed Gazi "sultanü's-sevâhil" ünvaniyla anilmaktaydi.
4- Ilmî ve Kültürel Faaliyetler
Mentese Beyligi'nin Milas, Mugla, Beçin ve Balat gibi sehirlerinde devrine göre ileri seviyede medreseler bulunuyordu. Beçin'deki Ahmed Gazi medresesi, bunun örneklerindendir.
Mentese Beyligi döneminde bu bölgede bazi eserlerin telif ve tercüme edildigi bilinmektedir. Mentese beyleri, ilmî ve edebî ilgilerine ragmen Arapça ve Farsça bilmiyorlardi. Bu sebeple kaleme alinan eserler Türkçe idi. Mentese beyi Ibrahim Bey'in torunlarindan Mehmed Bey adina, Sirvanli Mehmed tarafindan avciliga dair Baznâme adiyla Farsça'dan Türkçe'ye bir kitap tercüme edilmistir. Yine ayni zat Sücaeddin Ilyas Bey adina da Ilyâsiye ismini verdigi kisa bir tip kitabi yazmistir. Edebî faaliyetler bakimindan Mentese sarayi Aydinogullari'nin seviyesine ulasamamistir.
5- Imar Faaliyetleri
Mentese beyleri, bulunduklari bölgelerde cami, medrese, türbe, imaret gibi eserleri insa ettirerek ülkenin kültürünün gelismesini sagladiklari gibi, devri için güzel örnekler ihtiva eden mimarî eserler vücuda getirmislerdir. Nitekim seyyah Ibn-i Battuta, Beçin'de Orhan Bey'in tesis ettigi güzel binalar ve mescidler oldugunu bildirmistir.
Orhan Bey'in Mugla'daki Ulu Camii (1344), Ahmed Gazi'nin Beçin'deki medresesi (1375), Milas'taki Camii (1478), Mugla ve Milas arasindaki Eskihisar Camii v Megri (Fethiye)'deki medresesi, Ilyas Bey'in Balat'taki Cami (1404), imaret ve medresesi, Mugla'nin Turgut nahiyesindeki Camii, Beçin'deki medresesi, Mazun kazasinin Hisarköyü'ndeki Camii bu mimarî eserler arasindadir.
Kaynak: Osmanli tarihi
 
Üst Alt