• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Malva

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Best answers
0
Puanları
83
#1
MALVA


Orta Hindistan'da bir bölge ve burada hüküm süren müslüman sultanlık (1392-1562).

Güneyden Vindhya dağlarına dayanan ve denizden yüksekliği 500-600 m. ara*sında değişen volkanik kökenli bir plato olan Mâlvâ günümüzde Hindistan'ın Med*ya Pradeş eyaleti sınırları içerisinde bu*lunmaktadır; en Önemli şehirleri Ücceyn (Uccain) [309] Dhâr (78.000] ve Çanderî'dir (29.000). Bölgeye Sultan îl-tutmış zamanından itibaren (1211-1236) Delhi Sultanlığı orduları tarafından se*ferler düzenlenmişse de Mâlvâ'nın fethi 130S'te Sultan Alâeddin Halacî devrinde gerçekleşmiştir. Fetihten sonra bölgeye Melik Aynülmülk Mültânî vali tayin edildi. Sultan Alâeddin Halacî, Çanderî'yi Mâlvâ'dan ayırıp başka bir idarî bölge yaptığı için Dhâr eyalet merkezi oldu ve bölgede hızlı bir müslüman İskânı ve İslâmlaşma süreci başladı. Halacî ve Tüğluklu hane*danları zamanında yerli halka müdahale edilmediği için daha önceki dönemde iç savaşlardan bunalmış olan Hintli racalar ve kabile şefleri Delhi Sultanlığı hâkimi*yetinden fazla rahatsız olmadılar. Bu se*beple eyalet uzun süre Delhi Sultanlığf-nın en huzurlu bölgesi oldu ve bu durum Mâlvâ'nın gelişmesine önemli katkı sağ*ladı. İbn Battûta, Delhi hâkimiyetinden sonra Dhâr, Ücceyn ve Çanderî'de nüfus artışı ve kültürel gelişme olduğunu kay*dederken Ebü'1-Fazl Çanderî'de büyük bir kale, 14.000 ev, 384 pazar yeri, 360 ker*vansaray ve çok sayıda cami bulunduğu*nu belirtmektedir. Dhâr bölgesi de aynı şekilde büyümüş. Sultan Muhammed b. Tuğluk burada inşa ettirdiği bir hankahı Şeyh İbrahim Maldebî adlı bir sûfinin so*rumluluğuna vererek onu hayır işleriyle görevlendirmiştir. Ücceyn de bu dönem*de önemli ölçüde gelişmiştir.

Timur'un 1398'de Hindistan'ı istilâsı*nın ardından Delhi Sultanlığı eyaletleri birer birer bağımsız hale gelmeye baş*layınca Tuğluklular'dan Nâsirüddin Mu*hammed Şah'ın (1390-1394) Mâlvâ valisi olarak tayin ettiği Dilâver Han Gûrî de Mâlvâ Sultanlığfnın temelini attı. Dilâver Han, Çanderî bölgesini Mâlvâ toprakları*na dahil ederek idaresini büyük oğlu Ka*dir Han'a verdi. Kadir Han, Damoh ve Ni-mar gibi komşu Hindu racaliklarını fetih ya da himaye yoluyla kendine bağladı; Gu~ cerât, Handeş ve Kalpî hâkimleriyle dost*ça ilişkiler kurdu. Dilâver Han'ın 1405'te vefatından sonra yerine geçen oğlu Alp Han, Hûşeng Şah unvanını alarak kendi adına hutbe okutmaya ve sikke bastırma*ya başladı. Ancak bir müddet sonra Gu-cerât Sultanı I. Muzaffer Şah, Hûşeng'i babasını zehirletmekle itham edip Mâlvâ topraklarını ele geçirdi. Hûşeng esir alınıp Gucerât'a götürülürken Muzaffer Şah onun yerine kardeşi Nusret Han'ı vali ta*yin etti. Fakat Muzaffer Şah'ın ayrılma*sıyla Hûşeng'in yeğeni Mûsâ Han etrafına topladığı kumandanlar İle Nusret Han'a karşı çıktı. Bunun üzerine başlayan kar*gaşa döneminde Hûşeng, Muzaffer Şah'ı ikna ederek kendisini Gucerât'a tâbi bir vali olarak tayin etmesini istedi. Böylece Muzaffer Şah'm torunu Ahmed Han'ın refakatinde tekrar Mâlvâ'ya dönüp duru*ma hâkim olan Hûşeng, bir taraftan da gösterişli binaların yanı sıra bir Mescid-i Cum'a, Delhi Dervâzesi, medreseler ve sarayların planlandığı başşehir Mândû'-nun (Şâdîâbad) inşasını hızlandırdı. 1411'-de Muzaffer Şah vefat edip yerine Ahmed Şah geçince Hûşeng, daha önce zedelenen itibarından dolayı Gucerât topraklarını defalarca istilâya teşebbüs ettiyse de ba*şarılı olamadı ve zaman zaman ağıryenil-gilere uğradı. Bununla birlikte Kherla ve Gagraun topraklarının fethiyle hâkimiyet sahasını genişletti. Bir müddet sonra Çanderî hâkimi bulunan kardeşi Kadir Han vefat edince Çanderî toprakları da Mâlvâ'ya katıldı. Bu durum Hûşeng Şah'ın nüfuzunu arttırırken Mâlvâ hazinesi için de yeni imkânlar sağladı. Diğer taraftan Gucerât île ilgili emellerinden vazgeçme*yen Hûşeng Şah bu amaçla Timurlu Hü*kümdarı Şâhruh'a tâbi olarak onun des*teğini almak istedi. Şâhruh, Hûşeng'e komşu müslüman idarecilerle dostça ge*çinmesini telkin ederken Gucerât sulta*nını da Mâlvâ'ya yönelik ihtirasları konu*sunda uyardı.

1435'te vefat eden Hûşeng Şah'ın hal*ka iyi davranan, ilim adamı ve sanatkâr*ları koruyan bir yönetici olduğu kaynak*larda belirtilmektedir. Yerine Muhammed Şah Gûrî unvanıyla geçen oğlu Gaznî Han, dokuz ay sonra hanımı tarafından babası I. Mahmûd Halacî'nin teşvikiyle zehirle*nerek öldürüldü. Tahtı ele geçiren Mah*mûd Halacî, hasımlarını sindirerek 16 Ma*yıs 1436'da Mahmüd Şah unvanıyla ken*dini sultan ilân etti. 1469'a kadar hüküm süren Mahmûd Halacî'nin döneminde Mâlvâ hem yeni fetihlerle genişledi hem de mimari ve kültürel açıdan çok gelişti. Yerine geçen oğlu Sultan Gıyâseddin (Gıyâs) Şah (1469-1500) babası kadar yete*nekli olmamakla birlikte ehliyetli kuman*danlar ve valiler sayesinde sultanlık dağıl*madan devam etti. Zamanının büyük kıs*mını haremde eğlence ile geçirdiği kay*dedilen Gıyâseddin yetmiş yaşında iken rivayete göre oğlu Nâsirüddin tarafından zehirletildi. Ardından başlayan iç karışık*lıklar ve savaşlar sonunda Nâsirüddin du*ruma hâkim olmayı başardı ve saltanatı*nı ilân etti. Yetenekli bir asker olmasına rağmen zevk ve sefahat içinde geçen bir hayat sonunda Nâsirüddin (Nasır) Şah da 151 l'de öldü. Taht için savaşan oğullan Şehâbeddin ve A'zam Hümâyun arasın*daki mücadeleyi kazanan Hümâyun, II. Mahmûd Şah unvanıyla sultan oldu (2 Ma*yıs 1511). Şehâbeddin ise Çanderî'yi elin*de tutarak Delhi Sultanı İskender-i Lüdî'-ye tâbi oldu. Saltanatını korumayı büyük ölçüde Hindu müttefiki Raca Medni Rai'-ye (Madnî Ray) borçlu olan II. Mahmûd bir müddet sonra Rai'nin elinde kukla haline geldi. Gucerât Sultanı II. Muzaffer Şah'ın yardımıyla Rai'den kurtulduysa da Lûdî-ler'e ve diğer Hindu racalarına kaptırdığı topraklarını geri alamadı. Sadece Mândû ve çevresiyle sınırlı olan saltanatı, 1531 '-de Gucerât Sultanı Bahadır Şah'ın Mân-dû'yu işgali ve Mâlvâ'yı ilhakı ile son bul*du. Bu durum aynı zamanda Mâlvâ'daki Halacî hanedanının da sonu oldu. 1535'-te Bâbürlü Sultanı Hümâyun Şah, Baha*dır Şah'i mağlûp ederek Mândû'ya girdi, ancak Bengal'de çıkan huzursuzluklar üzerine geri döndü. Mâlvâ'nın Bâbürlü topraklarına nihaî olarak dahil edilmesi 1561 -1562'de Ekber Şah zamanında ger*çekleşti. Bu dönemde ziraî ve ticarî alan*da büyük gelişme kaydeden bölge, impa*ratorluğun en fazla gelir getiren eyalet*lerinden biriydi. 1741'den sonra Nâdir Şah'ın Hindistan'ı işgalinin tesiriyle Mâl*vâ'daki Bâbürlü hâkimiyeti zayıfladı ve eyalet bağımsız olmasa da fiilen Hindu kumandanların yönetimine girdi. Bu du*rum İngilizler'in bölgeyi ele geçirdiği XIX. yüzyıl başlarına kadar devam etti.


Bibliyografya :


Ali b. Mahmûd el-Kirmânî, Meiâştr4 Mahmûd Şâhl (nşr. Nûrü'l-Hasan Ensârî), Delhi 1968; Abdürrezzâk es-Semerkandî, Matla'u's-sa'deyn (nşr Muhammed Safî}. Lahor 1941, M, 782-783; M. Bİhamed Hânî, Târîh-İ Muhammedi, British Library, Or., nr. 137, vr. 312", 428"; Yahya Sir-hindî, Târîh-i Mübarek Şâh t, Kalküta 1931, s. 169, 176; Târîh-i Mahmûd Şâhl (nşr. S. C. Mis-ra): Baroda 1988, s. 30-43, 155; Rızkulİâh Müşta*kı. Vâfei'ât-j Muştaki (nşr. ve trc. I. H. Siddiqui|, Delhi 1993, s. 213-239; U. N. Day, "The Indepen-dent Kingdoms of Mahva", A Comprehensiue History of India (ed. M. Habib - K. A. Nizami), New Delhi 1982, s. 898-937; T. W. Haİg - [Ria-zul islam]. "Mahva", El2 (lng.|. VI, 309-310. Husaın Sıddıquı

Bibliyografya :


Ali b. Mahmûd el-Kirmânî, Meiâştr4 Mahmûd Şâhl (nşr. Nûrü'l-Hasan Ensârî), Delhi 1968; Abdürrezzâk es-Semerkandî, Matla'u's-sa'deyn (nşr Muhammed Safî}. Lahor 1941, M, 782-783; M. Bİhamed Hânî, Târîh-İ Muhammedi, British Library, Or., nr. 137, vr. 312", 428"; Yahya Sir-hindî, Târîh-i Mübarek Şâh t, Kalküta 1931, s. 169, 176; Târîh-i Mahmûd Şâhl (nşr. S. C. Mis-ra): Baroda 1988, s. 30-43, 155; Rızkulİâh Müşta*kı. Vâfei'ât-j Muştaki (nşr. ve trc. I. H. Siddiqui|, Delhi 1993, s. 213-239; U. N. Day, "The Indepen-dent Kingdoms of Mahva", A Comprehensiue History of India (ed. M. Habib - K. A. Nizami), New Delhi 1982, s. 898-937; T. W. Haİg - [Ria-zul islam]. "Mahva", El2 (lng.|. VI, 309-310. Husaın Sıddıquı
 
Üst Alt