• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Malezya

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Best answers
0
Puanları
83
#1
MALEZYA


Güneydoğu Asya'da bir ülke.

I. Fizikî Ve Beşerî Coğrafya

II. Tarih

III. Ülkede İslâmiyet​

Malay yarımadası, Borneo adasının ku*zey bölgesi ve iki küçük ada üzerinde ku*rulmuş federal bir devlettir. Malayca ve İngilizce'de Malaysia şeklinde anılır. Tayland, Bruney ve Endonezya ile komşu*dur. Yüzölçümü toplam 329.758 kmz'dir ve bunun 131.598 km2'si, nüfusunun (2003 tahmini 24.0i4.200) % 90'danfazla*sının yaşadığı Malay yarımadasındadır. Başşehri Kuala Lumpur'dur (1.297.526). Diğer önemli şehirleri Ipoh (566.000), Klang (Kelang, 563.000), Petaling Ja-ya (438.000), Subang Jaya (423.000), Johor Bahru (384.000) ve Shah Alam'dır (319.000). Ülke çok partili laik-demok-ratik parlamenter sistemle yönetilir ve krallıkla temsil edilir. Parlamento altmış dokuz üyeli senato ile 180 üyeli temsilci*ler meclisinden meydana gelir. İdarî ba*kımdan ülke Johor, Kedah, Kelantan, Melaka, Negeri Sembilan, Penang, Perak, Perlis, Selangor, Trengganu olmak üzere onu Malay yarımadasında, Sabah ve Sa-ravak olmak üzere ikisi Borneo adasının kuzeyinde ve Penang (Pulau Pinang) adlı biri, Malaka Boğazi'ndaki Penang adası ile Malay yarımadasının bir kısmında yer alan on üç eyalete ayrılmıştır. Bu eyalet*lerden başka başşehir Kuala Lumpur ile Bruney körfezine bakan Sabah sahilleri*nin karşısındaki Labuan adası da federal bölge statüsündedir ve bunlar ayrı birer idarî birim sayılmaktadır. Malay yarıma*dası üzerindeki eyaletlerin dokuzu vera*set kurallarına göre sultanlar tarafından yönetilirken federasyona katıldıkları sı*rada sultanlık olmayan dört eyaletin ba*şında merkezî hükümet tarafından tayin edilen birer eyalet valisi bulunmaktadır. Devlet başkanlığı, sultanların oluşturdu*ğu meclisin beş yıllığına seçtiği bir kral tarafından temsil edilir. Ülke Birleşmiş Milletler, İngiliz Milletler Topluluğu, İslâm Konferansı ve Asya - Pasifik Ekonomik İş*birliği teşkilâtlarına üyedir.


1. Fizikî Ve Beşerl Coğrafya


Malay yarımadasının en belirgin fizikî özelliği kuzey-güney doğrultusunda uza*nan sıradağlardır. Bu dağ silsilesi üzerinde yer alan 261S m. yüksekliğindeki Gunong Tahon ve Gunong Korbu dağlan en yük*sek noktalarını oluşturur; ülkenin en yük*sek noktası ise Borneo adasındaki Kina-balu dağıdır (4102 m.). Ülkede doğu sahil*lerinde biraz daha az olmak üzere bol ya*ğışlı ve sıcak tropikal iklim hâkimdir. Ya*ğışlar daha çok kuzey muson rüzgârları*nın estiği kasım-ocak aylarında görülür; en kurak mevsim ise temmuz ayını kap*sar. Sıcaklıklar genellikle bütün yıl boyun*ca 22-33 derece arasında değişmektedir. Toprakların % 70"İ tropikal ormanlarla kaplıdır; bu ormanlar 3000 ağaç çeşidi içerip kaplan, panter ve pars gibi vahşi hayvanları barındırır. Ancak özel şirket*lerin devletten kiralayabildikleri orman alanlarında son zamanlarda rastlanan aşırı ağaç kesimi ve bilinçsiz avlanma ne*ticesinde vahşi hayvan ve bitki türleri nis-beten azalmıştır. Akarsu bakımından çok zengin olan ülkenin Malay yarımadasın*da başlıca Trengganu. Kelantan, Perak, Rompin ve Melaka, Borneo adasında Ra-jang, Baram ve Trusan ırmakları bulun*maktadır.

Nüfus farklı köken ve dinlere mensup topluluklardan meydana gelen karışık bir etnik yapıya sahiptir. Halkın 2000 yılında % 65,1'ini genellikle bürokraside ve ta*rımda çalışan Malaylar, % 26'sını meslekî alanlarla ticarette aktif olan ve umumi*yetle büyük şehirlerde oturan Çinliler, % 7,7'sini daha çok sahil şehirleriyle yakın*larındaki kırsal kesimlerde yaşayan ve kauçuk üretiminin yapıldığı plantasyon*larla çeşitli meslek dallarında çalışan Hintliler oluşturur. Geriye kalan % 1,2'nin içinde Cava adasından gelen göçmenler*le az sayıda Arap, Ermeni, Tay, Filipinli, Avrupalı nüfus ve Borneo'nun ormanlık alanlarında görülen animist ilkel toplu*luklar bulunmaktadır.

Resmî dil Malayca'dır. Öteden beri Ma*lay ırkına mensup çeşitli etnik gruplar arasında bir anlaşma dili (lingua franca) olan bu dil, aynı zamanda farklı etnik grupları birbirine bağlayan en önemli unsurdur. Bazı dinî yayımlar hariç yazıda kullanılan resmî alfabe Latin alfabesidir. Dünya dilleri arasında konuşan insanların sayısı açısından beşinci sırada yer alan Malayca bugün Malezya'nın yanı sıra En*donezya ve Bruney'in resmî dili, Singa*pur'un da millî dillerinden biridir. Çinliler Çince'nin Mandarin ve Güney Çin lehçe*lerini, Hintliler ise genelde Tamilce'yi ko*nuşurlar; eğitim görmüş insanlar arasın*da İngilizce yaygındır.

Dil ve etnik yapıdaki çeşitlilik dinî alan*da da görülür. Devletin resmî dini İslâm olup bütün Malaylar müslümandir; bun*dan dolayı Malay olmak müslüman ol*makla özdeş hale gelmiştir. Müslüman*ların tamamı Sünnî'dir ve Şâfıî mezhebi*ne bağlıdır. Çinliler'in bazıları İslâmiyet'i kabul etmişse de büyük bir çoğunluğu Budizm, Konfüçyanizm ve Taoizm'e men*suptur; hıristiyan olanlar da vardır. Hint*liler arasında sırasıyla Hinduizm, Hıristi*yanlık ve Müslümanlık yaygındır.

Tarıma elverişli alanlar genellikle Ma*lay yarımadasının batı ve doğu sahilleri boyunca uzanan geniş ovalarında, kuze*yindeki uç bölgelerde ve nehir kenarla*rında yer almaktadır. Ülkenin temel yiye*cek maddesi pirinç olup üretimi yarıma*danın batı sahillerinde ve yeni açılan böl*gelerinde yapılmaktadır. Diğer tarım ürünleri arasında kauçuk, hindistan cevizi, ananas, tapyoka, tatlı patates, sagu. muz, kahve, şeker kamışı, yer fıstığı, mı*sır, soya fasulyesi, baklagiller ve sebzeler bulunmaktadır. Ayrıca baharat ve özellik*le karabiber, çay, kakao, kenevir, kapok, kınakına ağacı, gütaperka (zamk), tütün ve şeker kamışı da yetiştirilmektedir.

Yer altı kaynaklan içinde kalay ve de*mir önemli bir yer tutar. Dünyadaki kalay rezervlerinin üçte biri Malezya'da olup kalay ocakları yine Malay yarımadasında Kinta ve Klang nehirleri çevresiyle doğu sahillerindeki Pahang'da yoğunlaşmış*tır; demir madeni de Trengganu, Johor, Kelantan ve Pahang'da bulunmakta*dır. Kömür, altın, alüminyum oksit ve tungsten de çıkarılmaktadır. Malezya sa*nayi alanında 1980'li ve 199O'lı yıllarda hızlı ve önemli gelişmeler kaydetmiş, sa*nayi üretimi 1988'de % 15 artarken er*tesi yıl % 13'lük bir artış gerçekleşmiştir. Halen ülkede petrol arıtma tesisleriyle otomobil, tekstil, gıda maddeleri, ağaç ürünleri, kâğıt ve kırtasiye, gübre, kau*çuk ve mekanik araç üreten çok sayıda tesis mevcuttur. 1990'daki Körfez kri*zinden ülke ekonomisinin etkilenmesine rağmen turizm geliri son yıllarda % 70 oranında artış kaydetmiştir.

Ülkede ulaşım kara, demir, deniz ve ha*va yoluyla sağlanmakta olup alt yapı im*kânları gayet iyi durumdadır. Deniz ula*şımını sağlayan başlıca limanlar Penang, Malaka, Port Dickson ve Dungun'dur. İh*raç ürünleri arasında kalay, kauçuk, canlı hayvan, pirinç, palmiye yağı, çeşitli gıda maddeleri, balık ve diğer deniz ürünleri, kereste, petrol ve doğal gaz başta gelir.

Diş ticarette ilk sırayı Japonya almakta, onu Singapur, Amerika Birleşik Devletle*ri, Güney Kore ve çeşitli Avrupa ülkeleri izlemektedir.


II. Tarih


Malay yarımadası üzerinde II ve III. yüzyıllardan itibaren Malay kökenli bazı küçük Hindu krallıklarının bulunduğu ve bunların VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar bütün bölgenin deniz ticaretini denetimi altında tutan Şrivicaya İmparatortuğu'-na (Sumatra) bağlı oldukları bilinmekte*dir. XIII. yüzyıldan sonra hâkimiyeti yavaş yavaş Cava'daki Macapahit Devleti ele ge*çirdi. Bu sırada Malay yarımadasının ku*zeyindeki Taylar'm Ayudhya Krallığı da gü*neye doğru yayılmaya başladı. XIV. yüzyı*lın sonlarında Macapahitler, Şrivicaya İmparatorluğu'nun başşehri Palembang'a saldırmaya başladıklarında buradan ka*çan hanedana mensup Paramesvara adlı bir prens Singapur adasına çıkarak bura*yı idaresi altına aldı. Fakat bir süre sonra Palembang'ı ele geçiren Macapahitler Singapur'a yöneldiler. Paramesvara bu defa da Malay yarımadasına kaçmak zo*runda kaldı (1396) ve yarımadayı Su-matra'dan ayıran boğazın en dar yerinde denize dökülen Malaka nehrinin ağzına bu adla anılacak olan yeni bir şehir kurdu.[1] Paramesvara, stratejik açıdan en elverişli yere kurduğu bu liman şehri sayesinde kısa sürede güçlendi ve burayı küçük bir devlet haline getirdi. Başlangıçta Çin imparatorunu metbû tanıyan Paramesvara'nm Megat İskender Şah (1414-1423), Sri Maharaca Sultan Mu-hammed Şah, Raca İbrahim (Sri Paramesvara Deva) Şah, Raca Kasım (Sultan Muzaf*fer) Şah, Raca Abdullah (Sultan Mansûr) Şah, Sultan Alâeddin Riâyet Şah ve Mahmûd Şah (1488-1528) adlı halefleri de bu küçük devleti sürekli biçimde genişlete*rek Sumatra'nın doğu sahillerini ve Ma*lay yarımadasının tamamını içine alan güçlü bir müslüman ticaret devletleri konfederasyonu haline getirdiler. Megat İskender Şah Dindings, Selangor, Muar, Singapur ve Bentan'ı ülke sınırlarına kat*tı. Muzaffer Şah, Sumatra'nın doğu sa*hillerindeki küçük İndragiri ve Kampar krallıklarını alarak Malaka Boğazı'nın İki yakasında hâkimiyet kuran ilk Malaka sultanı oldu; Ayudhya Krallığı'nın saldırı*larına karşı yaptığı seferler sonucunda da Selangor'u aldı. Sultan Mansûr Şah, Malay yarımadası üzerindeki Bernam ve Perak devletleriyle Sumatra'nın doğu sa*hilindeki Siak'ı Malaka'ya bağladı ve kızı*nı hükümdarıyla evlendirerek aralarında akrabalık bağı kurdu. Minangkabau hü*kümdarına verdiği kız kardeşi de kocası*nın müslüman olmasını sağladı. Pahang ve Riau-Lingga takımadaları onun oğlu Sultan Alâeddin Riâyet Şah tarafından ülke topraklarına katıldı; Pahang, Kam*par ve İndragiri kralları Malaka sarayına getirtilerek onlara dinî konularda eğitim yaptırıldı. Malaka'nın son hükümdarı Mahmûd Şah, Kelantan'ı alarak 1497'de sınırlarını kuzeydeki Ligor'a kadar geniş*letti. Bu arada Patani kralı da İslâmiyet'e girip Malaka'nm hâkimiyetini kabul etti. Bu dönemde Malaka Sultanlığı, batı doğu istikametinde Penang'dan Malay yarı*madasının batı sahillerine, kuzey-güney doğrultusunda da Perak'tan Johor, Sin*gapur, Riau-Lingga takımadaları ile Su*matra'nın doğu sahillerinin büyük bir bölümüne kadar yayılmıştı.

Malaka hükümdarlarının İslâmiyet'i kabulüyle ilgili olarak 1409'dan 1436'ya kadar çeşitli tarihler verilmektedir. Sul*tanlığın ilk dönem tarihiyle ilgili bir Çin kaynağına göre 1409 yılında ülkenin kralı ve halkının tamamı İslâm inancına men*suptu; oruç tutuyor ve dinî merasimleri yerine getiriyorlardı. İlk hükümdar Para-mesvara'nın hayatının son yıllarında müs*lüman olduğu ve Muhammed İskender Şah adını aldığı yönünde bazı iddialar var*sa da kesin değildir. Fakat onun halefleri Megat İskender Şah ile Muhammed Şah müslümandılar. Sözlü rivayetlere dayanan mahallî kaynaklardan Sejorah Melayu, Malaka'nın kurucusu olarak ikinci hü*kümdar İskender Şah'ın ismini verir. Öte yandan 1510'da bölgeyi ziyaret eden Portekizli seyyah Tome Pires. ikinci hüküm*dar İskender'in ilkmüslüman hükümdar olduğunu söylerken Sejaroh Melayu, ilk müslüman hükümdarın Sultan Muham-med Şah olduğunu kaydeder. İslâmiyet'e girişte müslüman tüccarları limana çek*me isteği kadar daha önce ihtida eden ve kız alıp vermelerle aralarında akraba*lık kurulan Sumatra'daki Pasai haneda*nının büyük etkisi olmuştur. Tarihî kayıt*lar, XV. yüzyılda Malaka'nın gelişen bir Müslümanlık merkezi olduğunu ve İslâ*miyet'in Malay kültürünün şekillenmesi*ne katkı sağladığını göstermektedir. Pa*sai krallarının geleneksel "raca" unvanı kullanmalarına karşılık Malaka hüküm*darları bastırdıkları sikkeler dahil "sultan" ve "şah" unvanlarını tercih etmişler, ayrı*ca "nâsırü'd-dünyâ ve'd-dîn" ve "zillullah fi'l-âlem" gibi unvanlar kullanmışlardır. Yerli kültürle İslâm kültürünün Özdeşleş*mesine çalışılmasına rağmen özellikle evYıYık, boşanma ve bazı yiyeceklerle ilgili mahallî gelenekler devam etmiştir. Dinî hiyerarşi ve bürokrasi hakkında fazla bil*gi bulunmamakta, ancak kadı, imam ve hatip gibi unvanların kullanıldığı ve sa*raydaki en yüksek dinî otoritenin kadı ol*duğu, ayrıca hükümdarların özel hocalarının bulunduğu bilinmektedir. XV. yüz*yılın ikinci yansında Malaka sarayı dışarı*dan gelen âlimlerin de katkılarıyla İslâm kültürünün çevredeki bütün adalara, Fi-Iipinler'in güneyine, Borneo ve Cava'ya yayılmasında önemli bîr rol oynamıştır. Aralarındaki mahallî farklılıklara rağmen Malaka'nın idare şekli, sultanlarının kullandığı unvanlar, edebiyatı, müziği, kıya*fet ve oyunları diğer Malay grupları tara*fından bilinçli olarak taklit edilmiştir. Öte yandan Malayca'nın Malaka lehçesi, Su-matra'nın kuzeyinde Açe'den doğudaki Ternate'ye kadar uzanan geniş alandaki birçok kraliyet sarayında konuşulmaya başlanmış ve bir nevi adalar arası ticaret ve anlaşma dili haline gelmiştir.

Bölgenin baharat ve diğer değerli mal*ların toplandığı en önemli ticaret merkezi olan Malaka, XVI. yüzyılın başlarından iti*baren Portekizli sömürgecilerin dikkatini çekti ve nihayet 10 Ağustos 1511 tarihin*de Portekiz'in Asya askerî valisi Alfonso de Albuquerque burayı ele geçirdi. Por-tekizliler'in üstün askeri gücü karşısında dayanamayarak şehri teslim eden Mah-mûd Şah, hanedan mensuplarıyla bir*likte Riau-Lingga takımadalanndaki Bentan'a kaçtı. Mahmûd Şah'ın 1528'de Ölümünün ardından oğullarından Muzaffer Şah, yarımada üzerindeki Perak'ta mahallî reisler tarafından hükümdar se*çilerek Perak Sultanlığı'nı, diğer bir oğlu Alâeddin Riâyet Şah da iki yıl sonra Johor nehri üzerindeki Pekan Tua'da Johor Sul-tanhğfnı kurdu. Böylece Malaka'nın tesiri yeni kurulan bu iki küçük sultanlıkla devam etti. Malaka ve çevresi 151 l'den 1641 yılma kadar Portekizlilerin elinde kaldı.

XVI. yüzyılın sonlarında bölgeye gelen Hollandalılar, Portekizlilerle rekabete gi*rerek onların Güneydoğu Asya Avrupa deniz ticareti üzerindeki tekelini kırmaya çalıştılar. Başlangıçta Hollandalılar, Por*tekizliler gibi müslüman halkı cezalandır*ma ve onların takip ettiği ticarî düzenle*meleri değiştirme eğilimi içine girmediklerinden Malaylar tarafından hoşgörüyle karşılandılar. Özellikle Johor Sultanlığı XVII. yüzyılın başlarından itibaren onlarla temasa geçerek Açeliler ile birlikte Mala-ka'daki Portekizlilere karşj bir ittifak kurmaya çalıştılar. Nihayet Hollandalılar, Johor'un da desteğiyle Ocak 1641'de Ma-laka'yı Portekizlilerden aldılar ve Johor'a, sağladığı yardıma karşılık Malaka'da bazı ticarî imtiyazlar verdiler. Aslında Mala-ka'ya yerleşen Hollandalılar Johor'un or*tadan kalkmasını istiyorlardı; fakat Ba-tavya'daki üst düzey şirket yetkilileri bu eski müttefiklerinin bir devlet olarak kal*masını tercih ettiler.

Johor Sultanı Mahmûd Şah'ın 1699 yıhnda öldürülmesiyle başlayan sıkıntılı dönemin arkasından kuzeydeki Budist Taylar güneye doğru inerek 1709'da Pa-tani'yi aldıktan sonra Johor'a bağlı Treng-ganu'yu işgal ettiler; bunun üzerine Jo*hor, başşehrini yarımadanın güneyindeki daha güvenli Riau adasına taşımak zorunda kaldı. Ancak bu defa da Malaka'da güçlerini pekiştiren Hollandalılar, Ocak 1784'te Riau'yu almak amacıyla Johor'a saldırdılar ve artık iyice zayıflamış olan bu küçük devleti bir barış antlaşmasıyla ken*dilerine bağladılar. Ardından da Selangor Sultanlığı buraya bağlanarak bütün böl*ge Hollanda hâkimiyetine sokuldu.

XVIII. yüzyılın sonlarına doğru bugünkü Malezya toprakları İngilizlerin tesiri altına girmeye başladı. Hollandalılarla rekabet eden İngiliz Doğu Hindistan Şirketi önce Kedah Sultanlığı'nı Taylar'ın saldırısına karşı koruma karşılığında 1785'te Penang adasını aldı; arkasından da Kedah'ın di*renmesine rağmen bazı topraklarını ilhak etti. İngiltere daha sonra Napolyon Bona-part'ın eline geçeceği endişesiyle Hollan-dahlar'ın denetimindeki Malaka'yı işgal etti. Her ne kadar Malaka 1818'de Hollan*da'ya geri verildiyse de 1824 tarihli ant*laşma uyarınca yapılan toprak mübade*lesi sırasında tekrar İngiltere'ye geçti. Bu antlaşmayla İngilizler ve Hollandalılar Malay dünyasını Malaka Boğazı ile ikiye ayırdılar; ayrıca Riau-Johor Devfeti'ni de Riau'yu Hollandalılarda, Johor'u İngiliz-ler'de kalacak şekilde ikiye böldüler. Sin*gapur'un güneyinde yer alan adalarla Su-matra ve Cava Hollanda'nın hâkimiyeti*ne verildi; Hollandalılarda Malay yarıma*dası üzerinde hak iddia etmekten vazgeç*tiler. Borneo adasıyla ilgili herhangi bir karar alınmamasına rağmen burası da Hollanda ve İngiltere sömürge bölgesi olarak iki parçaya ayrıldı. 1824 tarihli ant*laşma, sömürgelerin sınırlarını çizmesi*nin yanı sıra bugünkü Malezya ve Endo*nezya devletlerinin arasındaki mevcut sınırın da temelini oluşturdu. İngilizler 1826'da Singapur, Malaka ve Penang ada*sı ile yanmada üzerindeki We esley böl*gesini Straits Settlements (boğazlar idare*si) adıyla bilinen bir İngiliz kolonisi haline getirdiler. Burası, başlangıçta Hindistan'*daki İngiliz otoritelerine bağlı iken 1867 yılında doğrudan Londra hükümetinin Sömürge Bakanlığı'na bağlandı.

Yanmada üzerindeki diğer küçük Ma*lay devletleri zamanla güneyden İngilizler'in, kuzeyden Taylar'ın işgaline uğradı. XIX. yüzyılın sonlarında Kedah, Perlis, Ke-lantan, Trengganu ve Patani başta olmak üzere kuzeydeki bütün KüçüK devletler Taylar'ın eline geçmiş ve bu durum yarı*madanın güneyi ile ilgilenen İngiltere ta*rafından resmen kabul edilmişti. Yarıma*danın güneyindeki Malay devletleri de zamanla İngiliz sömürge idaresinin bir parçası haline geldi. İngilizler hâneüanlıK kavgaları içine düşmüş olan Perak'a mü*dahale ederek 20 Ocak 1874 tarihinde kabile reisleriyle Pangkor Antlaşması diye bilinen bir antlaşma imzaladılar ve onla*ra Raca Abdullah'ı Perak sultanı olarak tanımalarının karşılığında eyalete bir İn*giliz hükümet temsilcisinin tayinini kabul ettirdiler; temsilci İslâm dini ve Malay ge*lenek ve görenekleri hariç diğer husus*larda yetkili idi. Bu antlaşma yarımada*nın güneyindeki Malay devletlerinin bü*tün İdari, siyasî ve askerî işlerinin zaman*la İngilizlerin denetimi altına girmesiyle ve bölgede tam bir İngiliz sömürgesinin kurulmasıyla sonuçlandı. İngilizler Perak1-tan sonra Johor, Selangor, Negeri Sem-bilan ve Penang sultanlarıyla da benzeri antlaşmalar imzaladılar. Böylece sultan*ların yetkileri sadece Malay hayatını temsil eden İslâmiyet ve gelenekleri kontrol*le sınırlı kalırken diğer işlerin tamamı İn*giliz temsilcisinin sorumluluğuna verildi. Temmuz 1896'da Kuala Lumpur başşe*hir olmak üzere dört Malay devleti "Fe*deral Malay eyaletleri" adı altında birleş*tirilerek merkezî bir idarî sisteme bağlan*dı. 1909 yılında Singapur'da oturan İngi*liz yüksek komiserinin başkanlığında bir federal konsey kuruldu. İngilizler, 1909' da Taylar'la yaptıkları bir antlaşmayla Pa*tanı hariç diğer kuzey Malay devletlerin*den Kelantan. Trengganu, Kedah ve Per-lis üzerinde egemenlik hakkı elde ettiler. Böylece bu Kuzey Malay sultanlıkları da İngiliz hâkimiyetine girerek sömürge yö*netiminin birer eyaleti haline geldiler. 1824 tarihli İngiliz-Hollanda Antlaşması gibi 1909 tarihli İngiliz-Tay Antlaşması da bugünkü Malezya ile Tayland (Siyam) arasındaki sınırı belirledi. XVII. yüzyılda en önemli Malay sultanlıklarından biri olan Patani bu antlaşmayla Budist Tay-lar'ın hâkimiyeti altında bırakılmış, böy*lece Malay kökenli Patani müslümanlan bugünkü modern Tayland sınırları içinde bir azınlık grubu olarak yaşamaya terke*dilmiştir.

Borneo adası üzerindeki Sabah ve Sa-ravak eyaletleri XIX. yüzyılın ikinci yansın*da İngiliz sömürge idaresi altına girdi. SaravakXIX. yüzyıl ortalarına kadar Bru-ney Sultanlığı'na. Sabah ise Güney Filipin-ler'deki Sulu Sultanlığfna bağlıydı. 1839'-da Singapur'a gelen James Brooke adın*daki bir İngiliz maceracı, Bruney sultanı*na karşı başlayan kabile isyanlarının bas*tırılmasında gösterdiği yararlık karşılığın*da sultandan Saravak nehri etrafındaki geniş bir arazinin idaresini aldı. Bruney sultanı, 18S3 yılında ona yıllık 1SOO Ame*rikan doları karşılığında ilkel İban toplu*luklarının yaşadığı bölgeleri verdi. Sabah eyaleti ise 1877'de Sulu sultanı tarafın*dan yıllık 5000 Amerikan doları karşılığın*da Baron von Overbeck adlı Avusturyalı bir iş adamına kiraya verildi; bu hakkın daha sonra 1881'de kurulan Kuzey Bor*neo Şirketi'ne geçmesiyle İngiliz hâkimi*yeti altına girdi.

XX. yüzyıl başlarında, İngilizler'in kalay madenlerinde ve kauçuk plantasyonların*da çalıştırmak üzere Çin'den ve Hindis*tan'dan getirdikleri göçmen işçilerin sayılarının birkaç milyonu bulması Ma*laylar arasında büyük bir rahatsızlık mey*dana getirdi ve bu toprakların gerçek sahiplerinin kendileri olduğu bilincine varmalarını sağladı. Öte yandan İngiliz sömürge yönetiminin olumsuz etkilerine karşı tepkiler yoğunlaşmaya başladı. İlk tepkiler daha çok dinî ve sosyal alanlarda yenilikçi düşüncelere sahip Malay âlimle*rinden ve liderlerinden geldi; bunlar si*yasî alanda İslâm birliği ve Malay birliği gibi kavramları gündeme getirmekteydi*ler. 1930'lu yıllardan sonra İngilizce eği*tim görmüş Malaylar'm sayısının artması ve bazı siyasî cemiyetlerin kurulmasıyla birlikte Malay milliyetçiliği ön plana çıktı. Sömürge ve aristokrasi aleyhtarı Malay aydınları ilk defa 1938'de, Kesatu Melayu Muda (genç Malay birliği) adıyla sosyalist ve milliyetçi fikirleri savunan bir cemiyet kurdular. II. Dünya Savaşı'nın patlak ver*mesinden birsüre sonra Aralık 1941'de Malay yarımadası. Şubat 1942'de Singa*pur Japonlar'ın eline geçti ve savaş bo*yunca işgal altında kaldı. Bu zaman zar*fında Japonlar, İngiliz sömürge rejiminin aksine Çinliler'e ve Hintlilerde karşı Malaylar'a daha fazla önem ve destek vere*rek onların millî bilinçlerinin gelişmesine yardımcı oldular.

Savaş sonrasında ülkeyi tekrar ele ge*çiren İngilizler, Ocak 1946'da Singapur hariç bütün Malay eyaletlerini federal sis*teme dayalı bir Malay birliği çatısı altında birleştirme planı geliştirdiler. Singapur ise İngiltere'nin Uzakdoğu'daki ana de*niz üssü niteliğinde müstakil bir kolonisi olacaktı. Malaylar'm haklarının ve sultan*ların yetkilerinin sınırlandığı bu plana sultanlar, ileri gelen aydınlar ve siyaset*çiler şiddetle karşı çıktılar. Mart 1946'da 200 dolayındaki bir Malay delege grubu, kırk bir teşkilâtı temsilen başşehir Kuala Lumpur'da Malay millî hareketini tartış*mak ve Malay birliği fikrine karşı koymak üzere organize edilen kongrede bir ara*ya geldi. Kongre, United Malays National Organisation (UMNO) adında bir teşkilât kurulmasıyla sonuçlandı ve Mayıs 1946'-da yapılan ikinci kongrede birlik planı açıkça reddedildi. Bunun üzerine İngiliz yetkilileri. Malay sultanları ve United Ma*lays National Organisation liderleriyle fe*derasyon görüşmelerine başladılar. 1 Şu*bat 1948 tarihinde varılan bir anlaşma çerçevesinde Penang ve Malaka ile yan*mada üzerindeki dokuz sultanlıktan olu*şan bir Malaya Federasyonu kurulması kararlaştırıldı. Kurulacak olan federas*yonda sultanların bağımsızlığı ve eyalete dönüştürülen devletlerinin varlığı temi*nat altına alınırken merkezde de federal bir hükümetin kurulması fikri benimsen*di. Ülkedeki yasaklanmış Malay Komünist Partisi'nin başlattığı eylemlerin olağan üstü halle tesirsiz hale getirilmesinin ardından Temmuz 1955'te ilk genel seçim*ler yapıldı, Çinli ve Hintli seçmenlerin de desteğini alan United Malays National Organisation yönetimde söz sahibi oldu; 196O'lı yıllar boyunca da ülkenin siyasî ha*yatındaki hâkimiyetini sürdürdü. Seçim*ler neticesinde oluşan meclis önce "öz*gürlük anayasası" adıyla bilinen yeni bir anayasa hazırladı. 31 Ağustos 1957'de bağımsızlık ilân edilerek Malaya Federas-yonu'nun kuruluşu gerçekleştirildi. 16 Eylül 1963 tarihinde İngiliz sömürge yö*netimine bağlı Singapur, Saravak ve Sa*bah eyaletlerinin de katılmasıyla birlikte ülkenin adı Malezya Federasyonu'na çev*rildi. Ancak Singapur iki yıl sonra fede*rasyondan ayrılarak bağımsız bir devlet halini aldı.

Malezya, bağımsızlığın ilk yıllarında hem içeriden hem dışarıdan kaynaklanan çeşitli problemlerle karşı karşıya kaldı. Dışarıda Endonezya Cumhurbaşkanı Su-karno'nun ilân ettiği çatışma politikası ve Filipinler'in Sabah eyaleti üzerinde hak iddia etmesiyle. İçte Singapur'un fede*rasyondan ayrılması ve Borneo adasında*ki eyaletlerin daha fazla özerklik taleple*riyle karşılaştı. United Malays National Organisation lideri Tunku Abdurrah-man'ın başkanlığındaki hükümet, bu so*runların çoğunu barışçı yollarla çözme*sine rağmen öteden beri Malezya toplumunda yaşanan etnik farklılıkların doğur*duğu çekişmeleri tesirsiz hale getirmede başarılı olamadı. Hükümetin meclisteki üçte iki çoğunluğunu yitirdiği 13 Mayıs 1969 seçimlerinden sonra muhalefetin tertiplediği Kuala Lumpur'daki zafer gös*terisi etnik çatışmaya dönüştü; resmî bil*gilere göre 196 kişi öldü ve 439 kişi yara*landı. Sıkıyönetim ilân edilerek parlamen*to çalışmaları 1971 yılı Şubat ayına kadar askıya alındı ve bu sürede ülkeyi Tunku Abdurrahman'ın yetkilerini devrettiği yardımcısı Tun Abdürrezzâk yönetti. Tun Abdürrezzâk, bir millî danışma konseyi kurarak resmî bir ideoloji ve yeni bir sos*yoekonomik program geliştirilmesini is*tedi. Bu konseyce hazırlanan ve Rukune-gara (Rukun Negara) denilen devletin te*mel ilkeleri 31 Ağustos 1970 Merdeka günü (bağımsızlık yıldönümü) halka ilân edildi ve aynı gün Kral Yang Di Pertuan Agong tarafından bütün dünyaya demok*ratik parlamenter hayata geçildiği bildi*rildi. Rukunegara değişik ırkların bir ara*da yaşamaları esasına göre formüle edil*miş, temelini çokırklılık, çok renklilik, değişik dil ve dinî akımlar üzerine kurulu birleştirici prensiplerin oluşturduğu bir çok seslilik manzumesiydi. Bu belge, dev*letin temelleri sayılan beş prensiple bun*ların üzerine oturtulduğu beş ana pren*sipten meydana geliyordu; bu prensipler sırasıyla şunlardı: Halkın birliği, demok*ratik hayatın sürdürülmesi, millî servetin hakça paylaşıldığı âdil bir toplumun oluş*turulması, kültürel geleneğe doğru ba*ğımsız yönelme, modern bilgi ve tekno*lojiyi hedefleyen gelişmiş bir toplumun oluşturulması:

a) Allah'a iman;

b) Krala ve ülkeye sadakat;

c) Anayasanın korun*ması;

d) Hukuka saygı;

e) İyi davranış ve güzel ahlâk.

Şubat 197l'de yapılan genel seçimle*rin ardından United Malays National Or-ganisation liderliğinde çeşitli partilerin katıldığı Tun Abdürrezzâk başkanlığında bir koalisyon hükümeti kuruldu. Hükü*met açıkladığı yeni ekonomik politikayla Malay kökenliler arasındaki fakirliği azalt*mayı ve 199O'lı yıllara kadar ekonomik seviyelerini % 30 oranında yükseltmeyi hedefliyordu. Dış politikada ise Batı yan*lısı bir çizgi izlendi ve 1967"de kurulan Gü*neydoğu Asya Uluslar Birliği'ne, 1971'de Avustralya, İngiltere, Malezya, Yeni Ze*landa ve Singapur'un kurduğu savunma paktına ve Vietnam savaşında Amerika Birleşik Devletleri'ne destek verildi. Tun Abdürrezzâk'ın politikası, 1976-1981 yıl*ları arasında başbakanlık yapan Hüseyin Onn ile Temmuz 1981 "de yönetime geçen United Malays National Organisation li*deri Muhammed Mahathir tarafından ta*kip edildi. Katıldığı her genel seçimden galip çıkan ve ülkede sağladığı ekonomik gelişme, izlediği toplumlararası denge politikası ve bazı muhafazakâr müslü-man liderleri yönetime dahil ederek İslâ-mî muhalefeti etkisizleştirmesi sayesin*de durumunu güçlendiren Mahathir, ılımlı Çinliler'in ve Hintliler'in partileriyle yaptığı ittifakla günümüze kadar iktidarda kalmayı başardı. Mahathir'İn gerek eko*nomik gerekse İslâm'la ilgili politikasının en büyük tenkitçisi, etkisizleştirilmesine rağmen genellikle kırsal kesimlerde ve kuzeydeki Malay eyaletlerinde güçlü olan Malezya İslâm Partisi'dir.[2]


III. Ülkede İslâmiyet


Malezya'ya İslâmiyet'in girişi büyük öl*çüde ticarî faaliyetlerle ilgilidir. VIII. yüz*yıldan itibaren Arap, İran ve Hint asıllı müslüman tüccarların Çin ile Ortadoğu arasındaki deniz ticareti güzergâhında bulunan bölgedeki merkezleri ziyaret et*tiği ve X. yüzyılda Malay yarımadasının kuzeybatı sahilindeki Kalah'ta yabancı tüccarlardan meydana gelen bir müslü*man kolonisinin varlığı bilinmektedir. Ni*tekim eski bir müslüman ticaret kolonisi olan Çin'in güneyindeki Khanfu'da (Can-ton) çıkan bir ayaklanmadan sonra çok sayıda müslüman tüccar katliamdan ka*çarak Çinhindi ve Malay yarımadaların-daki liman şehirlerine sığınmış, bunun sonucunda özellikle Kalah ile Uman ara*sındaki ticaret seferleri önem kazanmış*tır. Ancak o dönemlerde müslüman tüc*carlar vasıtasıyla İslâmiyet'le tanışan ma*hallî halkın İslâmlaşma sürecine girip gir*mediği hakkında bilgi yoktur. İslâmiyet'in halk arasında yayılışını gösteren deliller zaman itibariyle daha sonraki dönemle*re aittir. Kesin olarak bilinen husus. İslâ*miyet'in ilk defa deniz ticaret yolunu ta*kiben Kuzey Sumatra'daki Pasaİ'den Ma*lay yarımadasının batı sahilindeki Mala-ka'ya girdiği ve yarımadadaki diğer Ma*lay krallıklarının da Malaka'dan sonra müslüman olduğudur. Ancak Malay yarı*madasında müslümanların varlığına dair daha eski dönemlere ait bazı deliller de

Malezya'da Perlis Kangar Alvi Camii mevcuttur. Meselâ 1965 yılında Kedah'ta 291 (903-904) tarihini taşıyan ve oraya yerleşmiş yabancı kökenli bir müslümana ait olduğu sanılan bir mezar taşı bulun*muştur. Kelantan'da 1914'te altın bir İs-lâmî sikke bulunmuş ve mahallî araştır*macılar, bunun XII. yüzyıla ait bölgedeki müslüman bir devletin parası olduğunu ileri sürmüştür. Malay yarımadasının ku*zeydoğusunda yer alan Trengganu'daki Kuala Berang yakınında 1922'de bulunan bir kitabe de burada Malaka'dan önce ku*rulmuş olması muhtemel bir müslüman yerleşim merkezinin varlığına dikkat çek*mektedir. Üzerine Arap harfleriyle ve Ma*layca olarak bazı fıkıh kurallarının yazıl*dığı kitabe Receb 702 (Mart 1303) tari*hini taşımaktadır. Her ne kadar metinde "Siri Paduka Tuhan" ismi geçmekteyse de bu ismin aslında gerçek şahıs adı olma*yıp eski Malay hükümdarlarının bir un*vanı olması sebebiyle kitabenin sahibini tesbit etmek mümkün değildir.

Gerek Malaka Sultanlığı gerekse Por*tekiz ve Hollanda sömürge yönetimleri döneminde İslâmiyet'in durumu ve din işlerinin işleyişi hakkında çok az bilgi bu*lunmakta, ancak sultanların hem siyasî hem dinî otoriteyi temsil ettikleri gibi bazı önemli hususlar bilinmektedir. Hü*kümdarların gerekli gördükleri yerlere din görevlileri gönderdikleri, kırsal kesimler*de din işlerinin daha çok mahallî hoca ve tarikat şeyhleri tarafından yürütüldüğü tahmin edilmektedir. Mevcut kaynaklar*dan Malay devletlerinde en yüksek din görevlisinin kadı olduğu öğrenilmektedir. Özellikle Johor Sultanlığı'nda en İtibarlı ve saraya yakın olan âlimler arasından tayin edilen kadılar temel bakanlıklardan sonra en üst düzey yetkili sayılmaktaydı. Dinî mahkemelerin başkanı olan kadılar ayrıca dinî konularda sultana danışmanlık ya*par ve merkezdeki müftü ve cami görevlilerinin tayininde ona yardım ederlerdi. Kırsal kesimlerde ise çocukların okutul*duğu, dinî merasim ve toplantıların ya*pıldığı köy camilerinde görevli imam, hatip ve "bilâl" adı verilen müezzinler İs*lâmiyet'in temsilcisiydiler.

İngiliz sömürge idaresi döneminde sul*tanlar siyasî yetkileri bakımından İngiliz yöneticilerine bağlanırken İslâm dini ve Malay gelenekleriyle ilgili hususlarda ser*best bırakılmışlardı. Dolayısıyla eyaletler*deki din işlerinin idaresi, kadıların tayini, dinî konsey ve komitelerin oluşturulması, dinî hukuk, din eğitimi ve ibadetle ilgili işlerin idaresi tamamen onların deneti*mi altındaydı. Sultanlar. İngilizler'in mer*keziyetçi idarî sistemini örnek alarak din işlerinin idaresiyle ilgili bazı düzenleme*ler yaptılar ve en başta üyelerini bizzat tayin ettikleri, kendilerine dinî işlerde da*nışmanlık görevi yapan konseyler oluş*turdular. Bu konseyler ayrıca vakıfların idaresi ve din eğitimi gibi hususlara da bakmaktaydı; bazıları hem dinî derslerin hem kültür derslerinin okutulduğu med*reseler de açmışlardı. Konseylerin kuru*luşu, aynı zamanda yenilikçi dinî fikir ve düşüncelerin eyaletlerde taraftar bul*masını önlemeye yönelikti.

İngiliz sömürge yönetiminin tam olarak yerleşmesi ve sömürge ekonomisinin ge*lişmesiyle birlikte XX. yüzyılın başlarından itibaren ülkede dinî kaynaklı yenilikçi fikir ve hareketler hız kazandı. Yenilikçi dinî düşüncenin geliştiği en önemli yer Malaka, Penang ve Singapur'dan meyda*na gelen Boğazlar bölgesiydi. Kalabalık Malay toplumunun yanı sıra Arap, Hint, Çin ve Endonezya asıllı göçmenlerin ya*şadığı kozmopolit bir toplum yapısına sa*hip olan bu bölge, işçi ve sermaye akımı*nın yanı sıra modern fikir ve düşüncele*rin Malay yarımadasına girmesinde bir kapı vazifesi görmekteydi. Bazı Arap ay*dınları, Ortadoğu menşeli fikir ve düşün*celerin gelmesinde ve Arapça dergi ve kitapların Malayca'ya tercümesinde ara*cılık yaparken Malay toplumu nazarında üstün bir sosyal statüye sahip bulunan Hadramutlu şeyh ve seyyidler dinî işlerde daha aktifti. Sultanlar bu tür dergi, ga*zete ve kitapların yayımlanmasına gele*neksel din anlayışına zarar vereceği dü*şüncesiyle pek olumlu bakmıyor, Boğazlar bölgesindeki İngiliz otoriteleri ise kendi politikalarına ters düşmediği sürece bun*lara göz yumuyorlardı.

Malezya'da yenilikçi dinî düşüncenin öncüleri arasında aslen Sumatralı olan Şeyh Muhammed Tâhir Celâleddin el-Ezherî başta gelmekteydi. 1900 yılında Mekke'de tahsilini tamamladıktan sonra ülkesine dönen Şeyh Muhammed Tâhir, Hollandalıların baskısına dayanamayarak Singapur'a yerleşmiş, orada 1906-1908 yıllarında Malay dilinde müslüman toplu*mun geleneksel İslâm anlayışını sorgula*yan ve güncel dinî meseleleri konu edi*nen el-İmâm adlı bir dergi çıkarmıştır. Singapur'da 1908'de Raca Hacı Ali b. Ahmed adındaki Arap asıllı bir müslüman liderle birlikte el-İkbâlü'1-İslâmiyye adıy*la bir de okul açtı, böylece ilk defa ülkede modern dinî okulların kuruluşunu baş*lattı. Yenilikçi dinî düşüncelere sahip di*ğer bir müslüman âlim de el-îmâm der*gisinin yazarlarından olan Seyyid Ahmed el-Hâdî'dir. Penanglı Arap asıllı bir aileden gelen Ahmed el-Hâdî 1926'da el-İhvân adlı. çağdaş dinî fikirleri savunan Malayca bir dergi çıkarmaya başladı. Muhammed Abduh ve Cemâleddîn-İ Efgânî'ye karşı büyük bir hayranlık duyan Ahmed el-Hâ*dî siyasî olarak İslâm birliği, Malay birliği ve sömürge aleyhtarlığı gibi konulan iş-iemekteydi. Yenilikçi dinî düşünceleri sa*vunan dergiler, özellikle Boğazlar bölge*sinde ve şehirlerdeki bazı medreselerde etkisini hissettirirken geleneksel dinî an*layışın güçlü olduğu sultanlıklarda fazla destek bulamadı. Hatta sıkça seyahat eden müslüman tüccar ve davetçilerin kendi köy ve eyaletlerine gittikleri zaman mahallî âlimlerin, sûfîierin ve din görev*lilerinin nüfuz ve yetkisini kırmaya çalışmalarından rahatsızlık duyan bazı sultan*lar, modern düşüncelerin savunulduğu dinî muhtevalı dergi ve gazetelerin ken*di yönetimleri altındaki eyaletlere gir*mesini Önlemek amacıyla bazı tedbirler aldılar.

Malaylar, önceleri dinî eğitimlerini ca*milerin yanı sıra "pondok" adı verilen geleneksel yatılı okullarda almaktaydılar.

Daha sonra ilk defa yenilikçi müslüman aydınların açtığı, müfredat programla*rında klasik din derslerinden başka İngi*lizce, tarih, coğrafya, matematik gibi kültür derslerinin de yer aldığı ve sömür*ge okullarındaki gibi modern araç ve ge*reçlerin kullanıldığı medreseler ortaya çıktı; bunlar zamanla yaygıniaşarak me*zunları daha yüksek seviyede İngilizce eğitim veren sömürge okullarına gitmeye başladı. Federal hükümet. İslâm diniyle ilgili işlerin idaresini düzenlemek üzere 1968 yılında başbakanlığa bağlı Malezya İslâm İşleri Millî Konseyi adıyla bir mües*sese kurdu; arkasından bu konseye bağlı İslâm Araştırma Merkezi ile İslâm Davet Teşkilâtı adlı kuruluşlar faaliyete geçiril*di. Federal hükümetin 1970'li yıllardan İtibaren din işlerine gittikçe daha fazla önem vermesi Eğitim Bakanlığı'na bağlı Din Eğitimi Genel Müdürlüğü, Federal Topraklar İslâm İşleri Konseyi, Malezya Davet Teşkilâtı. Müslüman Öğretmenler Eğitim Koleji gibi dinî bürokratik yapıyı genişleten kurumların oluşturulmasıyla devam etti. Ayrıca yeni dinî okullar açıla*rak ve hacca gidecekler için çeşitli kolay*lıklar sağlanarak müslüman halkın eği*tim ve sosyal içerikli taleplerinin gideril*mesine çalışıldı. Ekim 1979'da, daha önce seçmeli olarak okutulan din dersleri bü*tün devlet okullarındaki müslüman öğ*renciler için zorunlu hale getirildi. Sosyal ağırlıklı üniversite ve yüksek okulların yanı sıra Yüksek Teknoloji Üniversitesi'ne de İslâmiyet'le ilgili dersler konuldu. Kı*zılhaç teşkilâtının amblemi kızılaya çev*rildi. Dış politikada diğer İslâm ülkeleriy*le, özellikle Ortadoğu'daki müslüman ül*kelerle İlişkiler geliştirilirken İslâm Kon*feransı Teşkilâtı içinde ve diğer miiletSe-rarası İslâmî kuruluşlarda etkin rol alma*ya çalışıldı. Mahathir döneminde hükümet dinî değerlerin ve entelektüel biriki*min yönetimde daha fazla teşvik edilmesi, yüksek öğrenim kurumlarına din dersleri konulması, eğitim sistemine dinî ve ah*lâkî değerlerin dahil edilmesi, faizsiz kre*di verilmesi, faize dayanmayan sigorta şirketlerinin kurulması, hukuk sistemin*de şeriata uygun bazı değişikliklerin ya*pılması gibi somut programları uygula*maya koydu. 1983'te Uluslararası İslâm Üniversitesi, 1987'de Uluslararası İslâm Düşüncesi ve Medeniyeti Enstitüsü ku*ruldu. Ayrıca hükümet 1992'de İslâmî Anlayış Enstitüsü ile Malay Üniversitesi (1962) ve Millî Üniversite'de (1970] İslâmî araştırma bölümlerinin açılmasını ger*çekleştirdi.

Bağımsızlıktan sonra yaşanan en önem*li dinî gelişmelerden biri de ülkedeki da*vet faaliyetlerinin giderek artmasıdır. Özellikle i 96O'lı ve 1970'li yıllarda bazıları özel, bazıları resmî olmak üzere çok sayı*da davet teşkilâtı kuruldu. Merkezî hükü*met, başlangıçta bu tür hareketlerin si*yasî ve etnik dengeler açısından ülkeye zarar verebileceğini düşünmekle birlikte daha sonra teşvik etmeye başladı ve 1978 yılında aralık ayını "davet ayı" ilân etti. Davet hareketleri geleneksel dinî anlayı*şın hâkim olduğu kırsal kesimlerden çok şehirlerde ve bilhassa şehirleşmenin be*raberinde getirdiği karışık sosyal değer*lere sahip kesimler arasında daha fazla taraftar bulmaktadır. Özel davet teşki*lâtları ülkede İslâmî bir toplum oluştur*maya çalışırken resmî davet teşkilâtları daha çok devletin resmî politikaları doğ*rultusunda faaliyet göstermekte ve İslâ*miyet'in ahlâkî ve manevî özelliklerine ağırlık vermektedir.


Bibliyografya :


F. A. Swettenham, Briüsh Malaya, London 1907, s. 5-7, 12-33, 56-62; R. 0. VVinstedt, The Malays: A Cultural History, London 1961; S. Q. Fatımi, telam Comes to Malaysia, Singapore 1963; S. M. Naquib al-Attas. Some Aspects of Süfısm as ünderstood and Practİsed among the Malays, Singapore 1963; Malaysia: A Sur-uey (ed. W. Gungwu), Melbourne 1964; M. A. Rauf, A BriefHİsLory of İslam, With Special Re-ference to Malaya, Kuala Lumpur 3964; W. R. Roff. The Origiort of Malay Naüonalism, Kuala Lumpur 1967; a.mlf., "Soulh-East Asian islam in the Nineteenth Century", CHIs., II-A, s. 155-181;a.m!f., "Patterns of Islamization in Malay*sia, 1890s-1990s:Exemplars, Institutions and Vectors", Journal oflstamic Studıes,IX/2, Ox-ford 1988, s. 210-228; Sejarah Melayu orMalay Annals (trc. C. C. Brown), Kuala Lumpur 1970; H. J. Benda. "South-East Asian islam in the Twentieth Century", CH/s.,ll-A, s. 182-206; R. R. Di Meglio. "Arab Trade with Indonesia and the Malay Peninsula from the 8lh to 16th Century", islamand the Trade ofAsia(ed. D. S. Ri-chards),Oxford-Pennsylvania 1970,5. 105-135; M. A. P. Meilink-Roelofsz. "Trade and islam in the Malay-Indonesian Anchipelago Prior to the Arrivalof Europeans", a.e., s. 137-157; Hj. Buyong Adil, The History ofMalacca, Kuala Lumpur 1974; L. Y. Andaya, History ofJohor: J 64;-] 728, Kuala Lumpur 1975; a.mlf.. "Malay Peninsula", El2 (İng ), VI, 232-239; R. Jones, "The Conversİon Myths from Indonesia", Con-uersion to İslam (ed. N. Levtzîon), New York-London 1979, s. 129-158; C. R. Tibbets, A Study of the Arabic Texis Contalnİng Material on South EastAsia, Leiden -London 1979, s. 218-220, 225-227, 238-241; a.mlf., "Early Müslim Trades in South-East Asia", Journal of the Malayan Branch of the Royal Asiatic So-ciety, XXX/1, Singapore 1957, s. î-45; C. M. Turnbull. A Short. History of Malaysia, Singa*pore and Brunei, Melbourne 1980; J. Funston, Malay Politics in Malaysia: A Study of United Malays National Organisation and Party islam, Kuala Lumpur 1980; a.mlf., "Malaysia", The Poliücs of Islamic Reassertion{eö. Mohammed Ayoob), London 1981, s. 165-189; F. R. von der Mehden, "Islamic Resurgence in Malaysia", İslam and Deüelopment (ed. |. L. Esposito|, New York 1980, s. 163-180;a.mlf.. "Malaysia: islam and Multiethnîc Politics", İslam in Asia: Reli-gion, Politics and Society (ed. |. L. Esposito), New York 1987, s. 177-201; J. Gullick, Malay*sia : Economic Espansİon and National ünity, London 1981; T. W. Arnold, İntişar-ı İslam Tari-hi(trc. Hasan Gündüzler), Ankara 1982, s. 363-405; R. Provencher. "islam in Malaysia and Tailand", The Crescent in the East: islam in Asia Majör (ed.R.israeli], London 1982, s. 140-155; M. Yegar, "The Development of Islamic Institutional Structure in Malaya, 18 74-1941: The Impact of British Administrative Reforms", İslam in Asia (ed. R. !sraeli-A.H. Johns), Colo*rado 1984, II, 189-205; K. J. Ratnam. "Religion and Politics in Malaysia", Readings on islam in Southeast Asİa(ed. Ahmad İbrahim v.dgr.), Singapore 1985, s. 143-150; Ahmad ibrahim, "The Position of islam in the Constitution of Malaysia", a.e., s. 213-220; Ghazali Shafie, Rukunegara a Testament ofHope, Kuala Lum*pur 1985, s. 68-70; Muhammad Kamal Hassan, "The Response of Müslim Youth Organizations to Political Change: HMI in Indonesia and ABIM in Malaysia", İslam and the Political Economy ofMeaning: Comparaüüe Studies of Müslim D/scourse(ed.W. R. Roff), London 1987, s. 181-196; D. G. E. Hali. A History of South East Asia, London 1987, tür.yer; B. W. Andaya ~ L Y. Andaya. A History of Malaysia, Hong Kong 1987, s. 31-63; Muhammad Yusuff Hashİm, Kesultanan Melayu Melaka, Kuala Lumpur 1989; S. Zeleha Syed Hassan, "Islamic Resur*gence in Malaysia: The Arguments of Non-Governmental and Governmental Organiza*tions", Journal for Islamic Sludies, sy. 13, Mel-ville 1993, s. 101-120; İsmail Hakkı Göksoy, İs*lam'ın Güneydoğu Asya'ya Girişi ve Yayılışı, istanbul 1998, s. 84-88, 203-209; a.mlf.. "Ma*lezya'da İslamiyet", Süleyman Demirel üni*versitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sy. 2, İs*parta 1995, s. 193-252; R. J. VVilkİnson. "The MalaccaSuitanate", Journal of Malayan Branch of the Royal Asiatic Society, XXI/2 (1935}, s. 22-67; C. H. Wake, "Malacca's Early Kings and the Reception of İslam", Journal of Southeast Asian History, V/2(1964), s. 104-128; W. Gung-wu, "The First Three Rulers ofMalacca", Jour*nal of Malayan Branch of the Royal Asiatic Society, XLl/î (1968), s. 11 -22; A. H. Johns, "is*lam in Southeast Asia: Reflections and New Directions", /ndonesia,X1X(1975), s. 33-55; A. C. Milner, "islam and Malay Kingship", JRAS (1981), s. 46-70; Besim Darkot, "Malaka", İA, VII, 221 -225; Ph. S. van Ronkel, "Malezyalılar", a.e., Vil, 249-251; B. W. Andaya, "Malacca", El2 (ing.), VI, 208-214; J. Siegel. "Malays", a.e., VI, 239-240; A. J. Stockwell, "Malaysia", a.e., VI, 240-242. İsmail Hakkı Göksoy
 
Üst Alt