• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Küba

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
KÜBA


Kuzey Azerbaycan'da XVIII. yüzyılda hanlık merkezi olan tarihî bir şehir.
Azerbaycan'da Baku'nun kuzeybatısın­da, Başkafkas dağlarının kuzeydoğu etek­lerinde Hazar denizine 45 km. mesafede yer alır. Şehrin adı, "türbe" anlamına ge­len ve Ortaçağ İslâm ülkelerinde yer adı olarak sık rastlanan "Kubbe"den bozma­dır. Bu adın Sâsânî şahlarından Kuvat'ın (Kubad) adıyla bağlantılı olduğu faraziyesi İnandırıcı değildir. Küba civarındaki Beşparmak dağının önünde aynı zamanda bir ziyaretgâh olan, Evliya Çelebi'nin Hı-zır-i Zende denilen birinin büyük bir kub­be altında bozulmamış cesedini gördüğü yerde yarı yıkılmış bir kervansarayın da mevcut bulunduğu göz önüne alınırsa Kubbe adının bu ziyaretgâhla ilgisi oldu­ğu ihtimali ortaya çıkar. Ayrıca Küba han­larının fermanlarında şehrin adı Kubbe şeklinde yazılmıştır. Seyyah Hacı Zeyne-lâbidîn-İ Şirvânî (XVIII. yüzyıl) Kubbe yer adının "Kubah" gibi de telaffuz edildiğini yazmaktadır.[1][512] Yine Küba kazasının Şah Süleyman Safevî devrinde (1664-1694) teşkil edildiği gö­rüşü de doğru değildir. Nitekim Osmanlı belgelerinden Küba'nın XVI. yüzyılda Derbend eyaletine bağlı sancaklardan biri ol­duğu anlaşılmaktadır.
Küba'nın bir şehir haline gelişi etrafının surla çevrilmesinin ardından olmuştur. İlk surun XVI. yüzyılın sonunda yapıldığı tahmin edilmektedir. Babası Karakay-tak hâkimleri (usmi) neslinden, anne­si Kaçar Türklerİ'nden olan ve Safevî sa­rayına yakın çevrelerde yetişen Hüseyin Han adlı bir toprak ağası XVII. yüzyılın sonlarına doğru Salyan, Küba ve Külhan dahil bölgenin idaresini eline aldı. Onun kurduğu hanlık Safevî Devleti'ne bağlıydı. Fakat Küba şehri ve ona bağlı mahallerin sakinlerinin çoğunun Hanefî mezhebi yanlısı olduğu, han ailesinin ise İmâmiyye Şîası'nı benimsemesi ve nihayet komşu Dağıstan'ın ahalisi arasında Şâfiîler'in ço­ğunluğu oluşturması, Safevî Devleti'nin parçalanmaya başladığı bir devirde böl­gedeki silâhlı çatışmaların artmasının te­mel sebeplerini oluşturdu. Öte yandan Küba Hanlığı'nın oluşması devri. Çarlık Rusyası ile Osmanlı Devleti'nin Dağıstan ve Kuzey Azerbaycan'ı kendi topraklarına katmak için giriştikleri faaliyetlerin yo­ğunlaştığı döneme rastlar. I. Petro'nun 1722-1723 İran seferi, 111. Ahmed ve I. Mahmud zamanlarında Osmanlılar'ın Do­ğu Kafkasya'da gerçekleştirdiği askerî harekât, Sünnî cemaati adına Hacı Dâvud ve Lezgi Surhay önderliğinde Safevîler'e karşı başlayan isyanlar Küba Hanlığı'nın arazisinin tahribatına yol açtı. 1734'te Nâdir Şah tarafından tahrip edilerek yağ­malanan Küba 1735'te yeniden yıkıma uğradı. Lezgi hareketlerinden olan 1735 olayları sırasında Küba hanının ikametgâ­hı Hudad Kalesi tamamıyla yıkıldığından hanlık merkezi Küba'ya nakledildi. Hu-dad'da isyancı Lezgiier'in öldürdüğü Sul­tan Ahmed Han'ın oğlu Hüseyin Ali Han, Küba hâkimi olarak hem İran Şahlığı hem de Rus Çarlığı tarafından resmen tanın­mıştı.
Bölgedeki huzursuzluğun sürmesine rağmen Hüseyin Ali Han ve özellikle 1758'-de onun yerine geçen oğlu Feth Ali Han'ın hâkimiyeti yıllarında Küba Hanlığı. Kaf­kasya ve Azerbaycan'ın gelişmekte olan en önemli yarı müstakil devletlerinden biri haline geldi. Adı geçen hanların Kü­ba Hanlığı kazalarına Derbend'le Baku arasındaki arazi Mugan ve Erdebil civa­rından birtakım yarı göçebe Türk boyları­nı getirip yerleştirmesi ekonomik bakım­dan olumlu sonuç veren bir tedbir oldu. Hazar denizi yolu ile yapılan ticareti can­landırma çabaları da Küba Hanlığı'na tâ­bi topraklarda çiftçilik ve zanaatın geliş­mesini sağladı. Feth Ali Han on yıllık bir süre içinde Küba, Salyan, Baku. Derbend ve Semahı hanlıklarını doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendi kontrolü altına aldı. Ancak Güney Dağıstan'a yönelik siya­seti başarısız oldu.
Feth Ali Han'ın ölümünden 789 son­ra Küba Hanlığı kısa bir sürede siyasî öne­mini kaybetti. Oğullan Ahmed Han ve Şeyh Ali Han, Küba Hanlığı'nı babalan dev­rinde mevcut olan sınırlar içinde tutmayı başaramadılar. Çariçe II. Katerina'nın Kaf­kasya'nın işgali için gönderdiği kalabalık ordu 1796 Mayısında Derbend'i, az sonra da Küba'yı işgal etti. Savaş sırasında esir alınan Şeyh Ali Han daha sonra kaçtı ve Ruslar'ın bölgeden çekilmesinin ardından Küba ve Derbend'de yeniden idareyi ele geçirdi. Rusya'nın İran'a karşı 1805 te ilân ettiği savaşlar döneminde Derbend ve Küba bir daha istilâ edildi (1806). 1813'te imzalanan Gülistan Antlaşması ile Küba ve Derbend hanlıkları ilga edilerek arazi­leri Rus Çarlığı'na bırakıldı.
Küba ahalisi, XIX. yüzyılda iki defa Rus Çarlığı yönetimine karşı silâhlı ayaklan­maya katıldı. 1837'de vuku bulan Küba ayaklanması Azerbaycan'da Rus müstem­lekeciliğine karşı ilk kitlesel çıkış oldu. Bu olayın Şeyh Şâmil hareketiyle doğrudan doğruya ilişkisi vardı. 1877'de Küba'da ve ona komşu kazalarda yeni bir isyan başla­dı. Ayaklanma aslında. Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne karşı başlattığı savaş dolayısıy­la Azerbaycan Türkleri ve Lezgiier'in bir nevi dayanışma hareketiydi. Her iki ayak­lanmayı Rus silâhlı kuvvetleri vahşice bas­tırdı. 1877 ayaklanması Osmanlılar'la da­yanışma karakteri taşıdığından Azerbay­can Sovyet tarihçileri bu ayaklanmayı "gerici" bir çıkış gibi nitelendirmeye çalıştı­lar.
1917 Rus İhtilâli'nin ardından Küba şehri büyük sıkıntılarla karşılaştı. Bakü'de Bolşevikler'ce oluşturulan hükümet, 1918 Nisanında Küba'ya özel müfreze göndererek yeni hâkimiyeti orada zorla kabul ettirdi. Birkaç hafta sonra şehre akın yapan Lezgiler Bolşevikler'i kovdular. Baku hükümetinin emri üzerine Taşnak partisinin çeteci grubunun başında bu­lunan Amazasp maiyetinde kalabalık si­lâhlı Ermeni birliği "ceza taburu" olarak Küba'ya girdi. Birkaç gün içinde silâhlı Taşnak ve Bolşevikler şehirde büyük bir katliam yaptılar. Bu sırada 2000'e yakın kişi hayatını kaybetti. Küba'ya bağlı 122 köy tamamıyla tahrip ve yağma edildi. Bu facia ile ilgili olağan üstü soruşturma komisyonu üyesi A. Novatski'nin hazırla­dığı bir rapor bugün de mevcuttur.[2][513] Baku'nun 27 Nisan 1920'de Onbirinci Kızılordu tarafından işgalinden sonra Azerbaycan'da başlayan Soyyetleşme Küba'da tepkilere yol açtı. Molla Ha­fız Efendiyev önderliğinde vuku bulan, 5000'e yakın kişinin katıldığı silâhlı isyan hareketi güçlükle önlenebildi.
1811'de Rus Devleti için düzenlenen bir belgede Küba şehri sakinlerinin 1069 ki­şiden ibaret olduğu yazılmaktadır. 1832 yılına ait bir rapor şehirde 3830 kişinin bulunduğunu, civarındaki yahudi kasaba­sında 2671 kişinin oturduğunu gösterir. I. Berezin, 1841'de şehrin esas kısmında oturanların sayısını 2000 kişi olarak kay­deder. Şehir sakinlerinin faal kısmının ço­ğu küçük zenaat dallarıyla uğraşıyordu. Şehirlilerin dağlık bölgede oturan kabile­lerle ticaretinde lezgi çukası, yağ, tütün, çuval bezi ve hububat önemli yer tutu­yordu. Küba XVIII-XIX. yüzyıllarda bölge­nin hububat, hayvancılık ve meyvecilik ti­careti yapılan önemli bir merkezi haline gelmişti. XIX. yüzyılın ortalarında Küba ve çevresi kök boyası istihsali ve ihracatında çok önemli rol oynamaktaydı. Halıcılık şe­hir ve kaza ahalisinin esas meşguliyetle-rindendi. Küba'da 660 ev ve 160 dükkân olduğunu yazan Berezin bunların çoğu­nun ahşaptan inşa edildiğini kaydeder. Şehirdeki nisbeten üç büyük cami ahşap­tan yapılmıştı. Muhtemelen bu sebeple Küba'da bugüne ulaşan eski mimari eserler çok azdır. Bunların en önemlileri XIX. yüzyılda inşa edilmiş damı kümbet şeklinde olan hamam, cuma camii ve Azerbaycan tarihçisi Abbas Kulu Ağa Ba-kıhanov ailesine ait evdir.
Berezin, Küba'da Dağıstan Türkçesi ko­nuşulduğunu, fakat bunun Derbend lehçesinden farklı olduğunu yazar. 1896 nü­fus sayımında Küba kazasında oturan 175.000 kişiden % 36.7'si müslüman Tat, % 25,5'i Azerbaycan Türkü, % 24'ü Küre Lezgisi ve % 8'i diğer Lezgi halk ve kabilelerinden oluşuyordu. Ahalinin % 94'ü müslümandı. bunlardan % 76,5'i Sünnî, % 17,5'i Şiî ailelerine mensuptu. 1928 yılına ait resmî bir yayından müslü­man Tatlar'ın sayısının % 25'e indiği öğre­nilmektedir.[3][514]
Sovyet hâkimiyeti döneminde Küba'da büyük çapta değişiklikler olmadı. Şeh­rin nüfusu 1959'da 15.900'e, 1970'te 19.000'e ve 1989'da 29.000'e ulaştı. Kü­ba'da 1936-1937'de yapılmış elektrik santralı, mobilya ve meyve konservesi fabrikaları, tıp. tarım ve pedagoji lisele­ri, tiyatro ve müze mevcuttur.


Bibliyografya :


Evliya Çelebi. Seyahatname,]], 299; Mirza Mehdi Han. Tarth-i Cihângüşâ-yt Nâdiri (nşr. S. A. Enver), Tahran 1341/1962, s. 9, 258, 263; S. G. Gmelin. Reise durch Russland... dritter Theil. Reise durch Nordtiche Perssien, in dert Jahren 1770,1771 bis im April 1772, St. Petersburg 1774, s. 35-37; Zeynelâbidîn-i Şirvânî. Bustâ-nü's-seyâha.Tahran 1315, s. 445; Tezkiretü't-mü/û/c(nşr. Minorsky],Cambrîdge 1943, s. 112; 1. Berezin. Puteshestuİe po Dagestanu i Zakaü-kazyu. Kazan 1850, N, 72-73; Alkadari Hasan Efendi, Âsâr-ı Dağıstan, Baku 1320, tür.yer.; At­las ofthe Union ofSooiet Sociaiist Republics, Moscow 1928, s. 88; Abdullayev Hasi. İz istorii Seuero- Vostoçnogo Azerbayjamı u 60-80 h go-dah XVIII u., Baku 1958, tür.yer.; M. O. Kosven, Etnografya i istoriya Kaukaza. İssledouaniya i materiah, Moskov 1961, s. 151, 153-154; Bekir Kütükoğlu. OsmanU-İran Siyasi Münasebetleri: 1578-1590, İstanbul 1962, s. 64; M. Fahrettin Kırzıoğlu. Osmanhlar'ın Kafkas-Elleri'nî Fethi: 1451-1590, Ankara 1976, s. 179,304-306,335, 361; Cemal Gökçe, Kafkasya ve Osmanlı İm­paratorluğu'nun Kafkasya Siyaseti, İstanbul 1979, tür.yer.; Azerbaycan Tarihi-Senedler ve NeşrierÜzre, Baku 1990, s. 182-187; N. A. So-tavov, Seuernıy Kavkaz u russko-iranskix i i russkoturetskix otnoşeniyaxXVIII o., Moskov 1991, bk. İndex; Mirza Bala."Küba", M, V!, 924-927; V. Minorsky, "Kubba", El2 (İng). V, 296-297.
Aliyev Salih Muhammedoğlu



[1][512] Bustânü's-seyâha, s. 445

[2][513] Azer­baycan Tarihi-Senedler ve Neşrter Özre, s- 182-187

[3][514] Atlas ofthe Union ofSouiet Sociaiist Republics, s. 88
 
Üst Alt