• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Köprülü Mehmet Paşa

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
13,959
Beğeniler
16,086
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
#1
Köprülü Mehmet Paşa

Aslen Arnavut olup düzenlettiği vakfiyesinde Belgrat'ın Ruznik kasabasından olduğunu söylemektedir. Seyyit Yusuf adında bir zatın kızı olan zevcesi Amasya'nın, Köprü kasabasında doğmuş olup Köprülü Mehmet Paşa da azl edildiğinde zamanlarını orada geçirdiği için bundan dolayı kendisine Köprülü denilmiştir; kasabaya sonradan vezir köprüsü denilmesi Mehmet Paşa ile münasebeti dolayısıyladır.
Köprülü Mehmet Paşa'nın babasının adı Hüseyin ve onun babasının adı Ali imiş. Gençliğinde saraya alınarak saray mutfağı helvahanesinde hizmet ederken hasodalı Boşnak Hüsrev Ağa'nın (meşhur Hüsrev Paşa) IV. Murat zamanında silâhdarlığı esnasında Mehmet Ağa Enderunda büyük odaya alınıp orada hazine odasına terfi etmiş ve kendisini sevmeyen Silâhdar tarihi müellifinin kaydına göre serkeşliği ve kendisini beğenmiş olması sebebiyle süvari bölüklerinden birisine çıkarılmış ve yeniçeri ağalığıyla saraydan çıkan Enderundaki hamisi Hüsrev Ağa'ya intisap ile onun vezirliğinde hazinedarı olmuştur.
Köprülü, Hüsrev Paşa'nın katlinden sonra bazı voyvodalıklarda, ihtisap ağalığında ve tophane nazırlığı ile sipah ve silâhdar bölükleri ağalıklarında ve cebecibaşılıkta bulunup kapıcılar kethüdası veya imrahor olup Sultanzâde Mehmet Paşa, sadaretinde Beylerbeyilik ile Trabzon valiliğine tayin edilmiştir.
Bundan sonra bir müddet mâzul kalan Köprülü Mehmet Paşa, Sultan İbrahim'in yedinci hasekisine paşmaklık olarak verdiği Şam eyâletine mütesellim tayin edilmiş ve sonra Karaman beylerbeyi olmuştur. Köprülü Mehmet Paşa 1057 H.- 1647 M.'de hükümete karşı isyan eden Varvar Ali Paşa üzerine memur olmuş ise de muvaffak olamadıktan başka Varvar'ın eline esir düşüp tam öldürüleceği sırada İbşir Mustafa Paşa kuvvetleri yetişerek kendisini kurtarmışlardır.
Köprülü Mehmet Paşa'yı daha sonra Kudüs sancağıyla Trablus-Şam beylerbeyi görüyoruz; Mehmet Paşa dostu ve hemşehrisi olan Mimarbaşı Kasım Ağa'nın, Darüssaâde ağası Süleyman Ağa'ya tavsiyesi üzerine kubbe veziri tayin edilmiş ise de yalnız bir defa bayram tebriki günü divan-ı hümayuna gelebilip bayram ertesi vezir-i âzam Gürcü Mehmet Paşa'nın arzıyla vezirliği alınarak yine beylerbeyi rütbesiyle Köstendil sancağı verilip vezirliği için aracılık eden Kasım Ağa da Kıbrıs'a sürülmüştür.
İbşir Paşa vezir-i âzam olup İstanbul'a gelirken Vezirköprü kasabasında oturmakta olan Köprülü Mehmet Paşa kalkıp Kütahya yakınlarında İbşir'i karşılamış, iltifat görmüş ve İbşir Mustafa Paşa kendisine Trablus-Şam valiliğini tevcih etmiş ve Köprülü ile mahremâne görüşmüş ve bazı hususlarda fikrini almıştır; Köprülü Mehmet Paşa İznik'te İbşir Paşa'dan ayrılıp Trablus'a giderek oğulları Ahmet ve Mustafa Beyleri de ağırlıklarını getirmek üzere Vezirköprü'ye göndermiştir.
Köprülü'nün bu defaki şansı da rast gitmedi; İbşir Paşa'nın katli üzerine Trablus-Şam üzerinden alındı; oğulları yarı yoldan tekrar Vezirköprü kasabasına dönüp kendisi de Kütahya'dan İstanbul'a gelmiştir.
Köprülü, İstanbul'a gelince hemşehrisi Mimar Kasım Ağa vasıtasıyla Şamî-zâde ve diğer bazı kişilerle dostluk kurmuş ve nihayet 1066 Zilkade 25 ve 14 Eylül 1656 tarihinde Boynueğri Mehmet Paşa'nın yerine vezir-i âzam olmuştur. Köprülü cahil fakat kurnaz, hâdiselerden ders almış, vaziyete göre hareket eder, hissiyatını saklardı. Her zaman dikine gitmez, yapacağını bazen zamana bırakır ve fırsatı kaçırmazdı; Âl-i Osman'a son derecede sâdık olup pâdişâh kendisinden emindi. Vefatı 1072 Rebiulevvel 7 ve 1661 Ekim 31'de ve kabri Divanyolunda'ki medresesi yanındaki türbesindedir. Tarih olarak:
"Devlet-i Hân Muhammed'de Muhammed Paşa
Beş sene on gün üç ay oldı vezir-i âzam

Ahdiyâ oldı vefatına bu mısra tarih
Köprili mülk-i adem köprüsine basdı kadem"
tarihi söylenmiştir.

Devletin en buhranlı zamanında idareyi eline alın Köprülü'nün nasıl çalıştığı ve devleti ne hale getirdiği gözönüne alınacak olursa Silâhdar'ın bazı sebeblerden dolayı mâkul düşünmeyerek hissiyatına mağlûb olduğu görülür. Yalnız kendisine rakip saydığı Deli Hüseyin Paşa ile Seydi Ahmed Paşa gibi iki namdar veziri öldürmesi dolayısıyla sevilmemiş olabilir.
 

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Beğeniler
35
Puanları
0
#2
Köprülü Mehmed Paşa

KÖPRÜLÜ MEHMED PAŞA


(Ö. 1072/1661) Osmanlı sadrazamı.
Arnavutluk'un Berat sancağına bağlı Rudnik (Ruznik) köyünde doğdu. Devşiri-lerek İstanbul'a getirildikten sonra Ende­run'da yetişti ve matbah-ı âmirede gö­revlendirildi. IV. Murad zamanında En­derun'da büyük odalı oldu. Ardından Ha-zîne-i Âmire hademeleri arasında bulun­du. Muhtemelen geçimsizliği yüzünden kısa zamanda süvari bölüklerinden biri­ne taşra çıkarıldı. 0 dönemde Amasya'ya bağlı Köprü (Vezirköprü) kasabasına gidip Ayşe Hanım'la evlendi. Burada bulunması sebebiyle Köprülü olarak tanındı. Eskiden tanıştığı Hüsrev Paşa sadrazamlığa geti­rilince onun hazinedarı oldu. Hüsrev Pa­şa'nın katlinden sonra kısa bir müddet Amasya sancak beyliği yaptı, ardından İs­tanbul'a döndü. Çeşitli voyvodalıklarda, ihtisab ağalığında. Tophane nazırlığında, sipah ve silâhdar ağalıklarında bulundu. Çorum sancak beyi iken Bağdat seferine katıldı (1048/1638). Kemankeş Kara Mus­tafa Paşa'nın sadâretinde rikâb-ı hümâ­yun kapıcılar kethüdası ve mîrâhur oldu. Yeniden Amasya sancak beyliğine getiril­di. Bu sıralarda veziriazam olan Sultanzâ-de Mehmed Paşa tarafından vezirlik veri­lerek Trabzon valiliğine tayin edildi. 1057'-de (1647) Şam mütesellimi oldu. Varvar Ali Paşa'nın isyanı üzerine Karaman beylerbeyi olarak isyanı bastırmakla görev­lendirildi. Çankırı yöresinde Ali Paşa'ya yenilerek ve esir düştü. Bu sırada kuvvet­leriyle yetişen İpşir Mustafa Paşa tarafın­dan kurtarıldı. Ertesi yıl Celâli Katırcıoğlu Mehmed'e karşı gönderildiyse de onu af dilemeye razı edip savaşı önledi.
Köprülü Mehmed Paşa bir müddet Köprü kasabasında vakit geçirdi. İpşir Mustafa Paşa'nın sadâret makamına ge­lişi üzerine Trablusşam eyaleti kendisine verildi, fakat buraya gitmeden görev elin­den alındı ve yeniden Köprü kasabasına döndü. Bu arada Valide Turhan Sultan'ın kethüdası olan memleketlisi Mimar Ka­sım Ağa, Köprülü'yü sadârete aday gös­termekteydi. Nihayet kubbe vezirliğine tayin edilerek sadâret yolu açılmış oldu. 26 Zilkade 1067'de (5 Eylül 1657) Boynu-eğri Mehmed Paşa'nın yerine sadârete tayin edildi. Ancak Köprülü, gerek Valide Turhan Sultan'a gerek Padişah IV. Meh­med'e bazı şartlar ileri sürerek mührü öyle kabul edebileceğini ifade etti. Köprülü'nün şartları özetle şunlardır:
1. Huzura sunulacak her telhisin mutlaka uygulan­ması, aykırı emir verilmemesi.
2. En kü­çük rütbeden en büyüğüne kadar yapıla­cak tayinlere karışılmaması.
3. Devlet er­kânından birinin teşvikiyle yetkilerinin sı-nırlandırılmaması ve icraatına müdahale olunmaması.
4.Kendisini sevmeyenlerin sözlerine önem verilmemesi. Padişah ile valide sultan bu şartlan yeminle benimsediler. Daha önce hemen hiç dikkat çek­memiş olan yaşlı bir vezirin sadâret ma­kamına getirilmesi, saray çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı. Fakat Köprülü da­ha ilk icraatında nasıl bir veziriazam ola­cağının işaretini verdi. IV. Murad devrin­de İstanbul'da başlayan, Kadızâde Meh­med Efendi taraftarlarıyla sûfî temayül-lü Şeyh Abdülmecid Sivâsî taraftarları arasındaki dinî tartışmalar sebebiyle or­taya çıkan karışıklığa müdahale ederek bu olayın elebaşılarını Kıbrıs'a sürgüne gönderdi. Ardından Bozcaada muhafızı iken savunmada âciz kalıp adayı Venedik-liler'e teslim eden Abaza Ahmed Paşa'yı cezalandırdı. Bundan başka dinî telkin­lerle cahil halktan para sızdıran Şeyh Sa­lim de aynı akıbete uğradı. Eflak voyvoda­sına mektup yazıp Osmanlı Devleti aley­hine birtakım tertipler düzenlediği gerek­çesiyle Patrikli!. Partenios'u idam ettirdi. İstanbul'da fesat çıkaran sipahi zorbaları da dağıtıldı. Köprülü bundan sonra Venedikliler'in eline geçmiş olan Bozcaada ve Limni'yi geri almak üzere karadan se­fere çıktı. Bozcaada ve Limni geri alına­rak Çanakkale Boğazı nın güvenliği sağ­landı.
Bir süreden beri Erdel Beyi II. Rakoczy György. Leh krallığını elde etmek için gizli bir faaliyet İçindeydi. İsveç kralı ile anlaş­mış, bu gizli faaliyete Eflak ve Boğdan beylerini de karıştırmak istemişti. Os­manlılar, Lehistan ve Erdel'den oluşan güçlü bir kuzey komşuyu siyaseti icabı uy­gun görmüyordu. Rakoczy, kendisini ita­ate davet eden üç fermanı da dinlemeyip Lehistan'a saldırdıysa da Kırım kuvvetle­rine mağlûp olup dönmek zorunda kaldı. Köprülü Mehmed Paşa Erdel beyi üzeri­ne sefere çıktı.[1][343] Osmanlı ordusuna Kırım ve Kazak kuvvetleri katıldığı gibi Leh kralı da 12.000 kişilik bir kuvvet göndermişti. Osmanlı ordusu Belgrad üzerinden Yanova'ya yü­rüyerek bu önemli şehri aldı. Ancak Ra-koczy'yi yakalamak mümkün olmadı. Köp­rülü harekâta devam etme niyetinde ol­masına rağmen Celâlî Abaza Hasan Paşa isyanı üzerine dönmek zorunda kaldı. Erdel işini Kenan Paşa'ya havale etti. Barc-say Akos da Erdel beyliğine getirildi.
Köprülü Mehmed Paşa, Abaza Hasan Paşa'nın Anadolu'da sebep olduğu karı­şıklıkların farkındaydı. Önce onu Anado­lu'dan uzaklaştırmak için Diyarbekir'den Halep valiliğine tayin ettirdi. Abaza Ha-lep'e gitmeyince kendisini Erdel seferine davet ederek ortadan kaldırmayı planladı. Fakat Abaza sefere de katılmadı. Köprü-İü'nün zulmünden kaçan birçok üst rüt­beli görevlinin Abaza'nın yanına gitmesi­nin de bunda rolü olmuştu (Nihâdî, vr I89b|. Bundan sonra Abaza ve maiyeti sadrazamı kolayca azlettirebileceklerini düşünüp çeşitli baskılarda bulundularsa da bunu başaramadılar.
Köprülü Edirne'ye gelip padişahın hu­zurunda ayak divanına katıldı. Şeyhülis­lâmdan fetva alınarak Diyarbekir Beyler­beyi Murtaza Paşa'nın emrinde bir kuvve­tin Celâlîler üzerine gönderilmesine karar verildi. Abaza, Köprülü'ye bir suikast dü-zenlediyse de o bunu casusları vasıtasıyla öğrenip tedbirini almıştı. Murtaza Paşa ise emrindeki ordu ile Abaza'nın peşine düştü, fakat Ilgın'da yenilgiye uğradı.[2][344] Abaza Hasan Paşa bu galibiyetten sonra kış­lamak için önce Antep'e gitti. Fakat baskı ve erzak kıtlığı yüzünden orada tutuna­mayıp Halep'e çekildi. Burada yanında Köprülü Mehmed Paşa'ya muhalif paşa­lar da bulunduğu halde bir tertip sonucu yakalandı ve Köprülü'nün emriyle hepsi idam edildi.[3][345] Böylece Köprülü önem­li muhaliflerini ortadan kaldırmış ve ikti­darı tam anlamıyla eline geçirmiş oldu. Ayrıca isyanı destekleyen Şam'daki yerli kulu teşkilâtını ağır şekilde cezalandırıp buraya yeniçeri birlikleri gönderilmesini sağladı. Bundan sonra Anadolu'da Ce-lâlîve tüfek teftişi başlattı. Teftişte bin­lerce insan katledildi. Halktan 80.000 kadar tüfek toplandı.[4][346] Bu teftişte askerî zümreden birçok kim­se cezalandırıldığı gibi müderris ve kadı gibi ilmiyeden de çok kişi aynı akıbete uğ­ramıştı. Köprülü Mehmed Paşa bu kat­liamdan dolayı çağdaş tarihçilerin ağır tenkitlerine uğramıştır.
Anadolu'da sükûnetin sağlanması üze­rine Köprülü Mehmed Paşa padişahla bir­likte Bursa seyahatine çıktı.[5][347] Rakoczy'nintekrar Erdel beyliğine tayini için Bursa'ya gelen Avus­turya elçisinin istekleri kabul edilmedi. Zira Rakoczy, Eflak Beyi Mihnea ile birlik­te isyana devam ediyordu. Sİlİstre Valisi Can Arslan Paşa, Kırım kuvvetlerinin de katılmasıyla Mihnea'yı mağlûp etti. Bu-din Beylerbeyi Şeydi Ahmed Paşa da Ra­koczy üzerine gönderildi. Rakoczy yenil­giye uğradı. Ardından Kaptanıderyâ Köse Ali Paşa Avusturya işgalinde bulunan Va-rat üzerine serdar tayin edildi. Çok müs­tahkem olan bu kale kırk beş günlük mu­hasaradan sonra alındı. Osmanlı Devleti'-nin Erdel ve Eflak işleriyle uğraşmasını fırsat bilen Venedik, bazı Avrupa devlet­lerinden topladığı 120 gemilik bir donan­ma ile Hanya önlerinde asker çıkardı. Ser­dar Katırcıoğlu Mehmed Paşa'nın sert mukavemetiyle karşılaşan Venedikliler bir müddet sonra adayı terketmek zorunda kaldılar.
Köprülü yaşının bir hayli ilerlemiş ol­masından dolayı hasta ve yorgundu. Bu sebeple padişaha, kendisine halef olarak Halep beylerbeyiliğine tayin edilen oğlu Fâzıl Ahmed Paşa'yı telkin etti. IV. Meh­med bunu kabul etti. Fâzıl Ahmed Paşa hemen çağrılıp sadâret kaymakamı oldu. Köprülü Mehmed Paşa padişahla birlikte bulunduğu Edirne'de vefat etti.[6][348] Bazı Osmanlı kaynaklarında öldüğü sırada seksen altı yaşında olduğu belirtilir.[7][349] Cenazesi İstanbul'a getirilerek Çember-litaş'ta yaptırdığı külliyede defnedildi.
Köprülü Mehmed Paşa, beş yılı aşan sa­dâretinde siyasî ve askerî disiplinin tesi­sinde büyük bir dirayet gösterdi. Sadâreti bazı şartlar ileri sürerek kabul etmesin­deki maksat devleti içine düştüğü durum­dan kurtarmaktı. Köprülü'nün sadâreti­ne kadar geçen sekiz yıllık zaman içinde on üç sadrazam değişmiş olmasına rağ­men muktedir bir sadrazam bulunama­mıştı. Bunların arasındaki iş bilir sadra­zamlar ise etrafın baskısı yüzünden azle­dilmişlerdi. Burada padişah ve valide sul­tanla sadrazam arasındaki karşılıklı gü­vene işaret etmek gerekir. Bu sayede Köprülü durumunu sağlamlaştırıp ken­disine rakip olabilecek devlet erkânını sin­dirdi. Rakiplerini ortadan kaldırmakta te­reddüt etmedi. Köprülü, kendisine halef olarak düşündüğü oğlu Fâzıl Ahmed Pa­şa'ya daha güvenli bir ortam bırakmayı düşünmüş olmalıdır. Abaza Hasan Paşa isyanının bastırılmasından sonra Anado­lu'da uygulanan teftişte öldürülenler için kaynaklarda verilen büyük rakamlar abar­tılıdır. Bazı kaynaklarda çok kan döktüğü gerekçesiyle ağır bir şekilde itham edilir. Nitekim Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa onu "hunhar" diye niteler ve öldürttüğü insanların mallarını gasbederek elde et­tiği servetle hayrat yapan bir vezir olarak gösterir.[8][350] Bazı kaynaklarda ise memleketi hainlerden temizleyen ha­yırlı bir idareci şeklinde nitelendirilmiştir.[9][351] Özellikle Naîmâ onu devleti içinde bulunduğu zor durum­dan çıkaran, refah ve huzuru sağlayan büyük bir devlet adamı olarak görür.
Vezîriâzamlığı sırasında Yeniçeri Oca-ğı'nı disiplin altına alan Köprülü Mehmed Paşa ulufe tevziindeki yolsuzluklara el koymuş ve iktidarını sağlamlaştırmak için daha sadâretinin başlarında kendisine bağlı bir casus teşkilâtı kurmuştu. Gemi­lerdeki kürekçilerin mağduriyetini önle­mek üzere kürekçi akçesi adı altında bir ödenek ihdas etmiş, her cuma divan top­lantısından sonra mevâlî ve müderrisle­rin sadrazamı Arz Odasi'nda ziyaretlerini lüzumsuz bulup kaldırmış, kubbe vezir­lerinin sayısını da azaltmıştı. Bozcaada ve Limni'nin istirdadından sonra Çanakkale Boğazı'ndaki istihkâmları tamir ve yeni­den inşa ettirdiği gibi Kazak eşkıyasına karşı Karadeniz'e çıkış yolu üzerinde ted­birler almıştı. Köprülü Mehmed Paşa ay­rıca Turhan Valide Sultan'a çok büyük bir hürmet göstererek padişah üzerinde et­kili olmuştur. Müellifler onu devlet ida­resinde tecrübeli, kurnaz ve şiddetli bir mizaca sahip olduğunu belirtirken icra­atlarını daima ön plana çıkarırlar. Köprü­lü Mehmed Paşa, kendisinden sonra sa­dâret makamına geçecek olan oğulları, akrabaları ve damatlarıyla XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren devlet idaresin­de ön safta yer almış Köprülüler ailesinin de kurucusu olmuştur.
Köprülü Mehmed Paşa hayır eserleri­nin çokluğu ile dikkati çekmektedir. Boz­caada Venediklilerden kurtarıldıktan son­ra tahribata uğramış olan Mıhçı Camii ve Muallimhânesi Köprülü tarafından yeni­den inşa edilmiştir. Ayrıca adada mescid ve mektep de yaptıran Köprülü bunlar için hamam, dükkânlar, yel değirmenleri ve han vakfetmiştir. Bunlardan başka Yanova'da, Rudnik'te, Turhal'da, Vezirköp­rü'de, Lefke'de, Şam eyaletinde Cisrişu-gur'da, Gümüşhacıköy'de, Bolu sancağın­da Taraklı kasabasında, Erdel'de Arad kasabasında hanlar, camiler, mescidler, mektepler, çeşmeler gibi hayır eserleriyle Macaristan'da Körös nehri üzerinde de­ğirmen yaptırmıştır. Bunlara gelir sağla­mak üzere Limni, Yanova, Köprü. Osman­cık. Merzifon. Akhisar, Bilecik ve başka yerlerdeki mülk köylerinin bütün resim-leriyle hâsılatını vakfetmiştir. Vezirköp­rü'de su yolu, Hendek ile Sapanca arasın­da uzun bir köprü ile Hakim Hanı ve An­talya'da vakıfları da bulunmaktadır. Zev­cesi Ayşe Hanım adına Vezirköprü'de bir de çeşme inşa ettirmiştir. İstanbul'da in­şasını başlattığı külliyenin bazı bölümleri daha sonra oğlu Fâzıl Ahmed Paşa tara­fından yaptırılmıştır.[10][352]


Bibliyografya :


Nevzat Kaya. Karaçelebizâde Abdülaziz Efen-di'nin Zeyl-i Rauzatü'l-ebrâr'ı (doktora tezi. 1990), İÜ Ed. Fak., Genel Kitaplık, nr.TE 81, s. 397, 400, 408, 416, 417, 423, 425; Mehmed Halîfe. Târîh-i Gılmânî(haz. Ahmed Refik), İstan­bul 1340 [TOEM ilâvesi), s. 44,47, 51,52, 53, 55;Nihâdî, Târih, TSMK, Bağdat Köşkü, nr. 219, vr. 189b, 190a, 191"-192', 193"; Vecîhî Hasan. Târih, Süieymaniye Ktp., Hamidİye, nr. 917, vr. 59b, 60ab, 62b-63", 66"b, 67\ 69"-70"; Behce-tî, Târîh-i Sülâle-İ Köprülü, Köprülü Ktp., Ah­med Paşa, nr. 212; Fahri Çetin Derin. Abdurrah-man Abdi Paşa Vekâyİ'nâme'si (doktora tezi, 1993), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 83, 102, 103, 104, 117,123, 124, 130; Anonim Osman/ı Tarihi: 1099-1116/1688-1704 (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 2000, s. 28, 133, 263; Naîmâ. Târih, IV, 453-454; V, 200; VI, 22, 246, 247, 261-262, 330, 331, 332, 334, 336, 339, 344, 348, 359, 361-362, 365, 372-378, 379, 380, 381, 383, 398, 401-406; Defterdar Sarı Meh­med Paşa. Zübde-i Vekâyiat (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 1995, s. 3-4, 6. 7, 34. 110, 256, 364, 554; Silâhdar. Târih, I, 12, 57-59, 64, 67, 69-72, 145, 147-148, 220, 221, 225-226, 228; Hadikatıt't-üüzerâ, s. 104-106; Şeyhî. Vekâ-ylu't-fuzatâ,l, 339, 347,464, 518. 588, 590, 603, 604,659, 711; 11-111,61,64,80, 101,218. 605;Râşid. Târih, I, 6, 11. 13, 14, 16-19; feâzâ-de Târihi (haz. Ziya Yılmazer), İstanbul 1996, s. 34, 43.44,47, 52.56, 69, 71,87; Hammer(Atâ Bey). X, 98, 99, 102, 155, 160,195, 196,201, 211,237, 251,265, 266, 267; Tayyarzâde Atâ Bey. Târih, İstanbul 1292,11,68-71; Hüseyin Hü-sameddin [Yasar], Amasya Tarihi, İstanbul 1928, s. 81, 88, 89. 98, 99, 100, 101, 102, 106-109, 110, 120, 121, 124, 125, 127, 130, 135, 140, 141, 142; SictU-i Osmânl, IV, 173-174; Ahmed Refik [Altınay], Köprülüler, İstanbul 1331, I; Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye, s. 48, 116, 121, 129, 130, 131,140, 160, 191, 250, 496; a.mlf.. Kapukulu Ocakları, I, 511-512; II, 55, 171, 180,185, 187,208-209; a.mlf.. Osmanlı Tarihi, IH/1, bk. İndeks; a.mlf.. "Barcsay Akos'un Er­del Krallığına Ait Bazı Orijinal Vesikalar", TD, sy. 7 (1953), s. 51-68; Mücteba İlgürel. Abaza Hasan Paşa isyanı (doçentlik tezi, 1976). İÜ Ed. Fak., Genel Kitaplık, nr. TE 34, tür.yer.; Musta­fa Ali Mehmet, "Romen Vakayinamelerine Gö­re Köprülü Sadnazamlar ve Bazı Olaylar", Be­şinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi: Tebliğ­ler, İstanbul 1985, II, 449-458; M. Münir Akte-pe, "İpşir Mustafa Paşa ve Kendisiyle İlgili Bazı Belgeler", TD, sy. 24 (1970), s. 45-58; Cengiz Or-honlu." 1657 Tarihli Bozcaada Tahriri ve Ada­daki Türk Eserlerine Ait Bazı Notlar", a.e., sy. 26 (1972), s. 67-74; Yasemin Demircan - Hamza Keleş. "Köprülü Mehmed Paşa'nın 1068 (1658) Tarihli Bozcaada Vakfiyesi", Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Dergisi, VİI/2, Kastamonu 1999, s. 127-142; M. Tayyib Gökbilgin, "Köp­rülüler". İA, VI, 892-897; a.mlf. - R. C. Repp, "Köprülü Mehmed Paşa", El2 (Ing), V, 256- Mücteba İlgürel
 

İSRA

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
1,020
Beğeniler
703
Puanları
113
Konum
Konya
#3
KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA (1575-1661)

Köprülüler ailesine adını veren Mehmet Paşa, 18.asır Osmanlı sadrazamlarındandır.Arnavut asıllı olup, kendisinin Edirne’de düzenlettirdiği vakfiyesinde Arnavut Belgrat’ının (Berat) Ruznik kasabasından olduğunu söylemektedir.

Köprü voyvodası (ağa, reis, yönetici, tahsil memuru) Yusuf Ağa’nın kızı olan eşi Ayşe hanım Amasya’nın Köprü kasabasında doğmuş olup, Mehmet Paşa da görevsiz zamanlarını orada geçirdiği için kendisine Köprülü denilmiştir. Kasabaya sonradan Vezirköprü denilmesi Mehmet Paşa ile bu münasebeti dolayısıyladır.
Genç yaşta gittiği İstanbul’da saray hizmetine girdi.Buradaki ilk görevi hassa aşçıları neferliği oldu.Daha sonra büyük odalı zümresine (saray adap ve erkanının öğrenildiği yer) daha sonra hazine-i amire (devlet hazinesi) hademeliğine geçti.Geçimsizliği ve itaatsizliği yüzünden sipahilik görevi ile saraydan çıkarıldığında 40 yaşını geçmişti.

Sadrazamlığa getirilen koruyucusu Boşnak Hüsrev Paşa’nın hazinedarlığını yaptı, onun katlinden sonra (1632) da bazı voyvodalıklarda, sekiz ay kadar da Amasya’da sancak beyliğinde bulundu. İstanbul’a dönüşünde ihtisap ağalığı (belediye işleriyle görevli memur) tophane nazırlığı, sipahiler ağalığı, cebecibaşılık (harp aletleri levazımı yapan sınıfın amiri) gibi çeşitli görevler üstlendi. Çorum sancakbeyi olarak katıldığı Bağdat seferinde (1638-1639) yaralandı, bu sırada Serdar-ı Ekrem (başkomutan) ve sadrazam Kemankeş Mustafa Paşa’nın hizmetine girdi.Kara Mustafa Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirilen Sultan-zade Semin Mehmet Paşa tarafından Trabzon beylerbeyliğine atandı. Azlinden sonra (görevden alınma) bir süre boşta kaldı, yedinci hasekiye (padişahın gözdesi,eşi) paşmaklık olarak verilen (padişah eşlerine verilen toprak) Şam eyaletinin mütesellimliğine (yönetici) getirildi.(1647) O sırada isyan eden Sivas valisi Varvar Ali Paşa üzerine Karaman valisi sıfatıyla gönderildi, tutsak düştüyse de İpşir Mustafa Paşa tarafından kurtarıldı.1648-1656 tarihleri arasında Köstendil, iki kez de Trablusşam valiliği yaptı. Mehmet Paşa’nın görevde geç yükselmesinin sebebi, tahsili olmaması ve sarayın “Birun” denen dış hizmetlerinde kullanılması idi.

Sultan İbrahim’in tahttan indirilerek (1648) yerine 7 yaşındaki oğlu IV.Mehmet’in (avcı Mehmet) padişah olması, Çanakkale Boğazı önlerinde Osmanlı donanmasının bozguna uğraması sonucu Bozcaada, Semadirek, Limni adalarının Venedikliler tarafından ele geçirilmesi gibi olaylarla geçen bu dönem, Osmanlı devletinin en karışık ve huzursuz dönemlerinden biridir. Anarşi, rüşvet, zorbalık, kısa aralıklarla yapılan sadrazam değişiklikleri valide Hatice Turhan Sultan’ın (padişahın annesi) saltanat naibi (padişah vekili) sıfatıyla gösterdiği çabalara karşın devleti zayıflatmış bulunuyordu. Bu dönemde Osmanlı devletinin en çok ihtiyaç duyduğu şey huzur ve istikrardı.

Tecrübeli danışmanların şiddetli tavsiyeleri ile, devleti tek başına idare etmek ve valide Turhan Sultan’ın işe karışmaması şartıyla, tecrübeli ve yaşlı vezir Köprülü Mehmet Paşa Eylül 1656’da sadrazamlık makamına getirildi.Böylece Turhan Sultan devleti Köprülü ailesine teslim etmekle, kendisiyle birlikte Osmanlı tarihindeki kadınlar saltanatına da son vermiştir.

Sadrazamlığa getirildiğinde yaklaşık 80 yaşında olan Köprülü bu görevi kabul etmek için, o güne değin hiçbir vezirin aklından bile geçirmediği ölçüde geniş yetkiler istedi.(1652-1656 tarihleri arasında 10’a yakın sadrazam değişikliği olmuştur) Yaptıklarına asla müdahale edilmeyecek, hakkındaki şikayetler kendisi dinlenmeden değerlendirilmeyecek, atamalara ve azillere karışılmayacaktı. Bu şartların hepsini kabul eden Turhan Sultan Boynueğri Mehmet Paşa’dan aldığı mührü hümayunu (padişah mührü) Köprülü’ye verdi(1656). Bu tarih Osmanlı tarihinin dönüm noktalarındandır, çünkü en az 8 yıldan beri devam eden iktidar krizi bitmiş oluyordu.

Köprülü Mehmet Paşa sadrazamlığının ilk aylarında sert önlemlerle iç kargaşayı bastırdıktan sonra 1657 Haziran ortalarında donanmayla Çanakkale’ye geldi ve boğazı kapatan Venedik donanmasına saldırdı.Türklerin “kör kaptan” dedikleri amiralleri Mocegino’nun öldürülmesi üzerine Venedikliler Çanakkale Boğazı’nı açmak zorunda kaldılar. Bozcaada ve Limni geri alındı.

İsyan eden Erdel prensinin üzerine yürüdü ve Balkanlarda önemli başarılara imza attı. Uyvar fethedildi ve Erdel yeniden Osmanlı Devletine bağlandı.Arkasından Anadolu Beylerbeyilerin de desteklediği ve tamamen sadrazamı hedef alan Celali isyanı başladı. 31 paşanın idamıyla sonuçlanan bu isyanı bastırdı ve Anadolu’da Celali isyanlarının sonunu getirdi.1659’da Kırım Tatarları ile birlikte Rus ordusunu dağıttı.

Köprülü Mehmet Paşa’nın sadaretinde, devletin bünyesinde görülen çalkantılar ve isyanlardan ümide kapılan Fener Rum Patriği III.Partemies, Eflak voyvodası Konstantin’e halkı isyana hazırlamasını isteyen bir mektup göndermiş ancak mektubu götüren ulak yakalanmıştı. Köprülü tahkik için Patrik’i huzuruna çağırıp mektubunu göstermiş ve ne yapmak niyetinde olduğunu sormuştur. Patriğin niyeti anlaşılmakla birlikte Patrik Parmakkapı’da asılmıştır.Köprülü gösterdiği şiddet ile hem rakipleri arasında şiddet salmış, hem de Patriğin asılmasıyla halk arasında sevgi kazanmıştır.

Sadarete geldiği zaman, etrafındakilere devletin kendisinden, gösteriş değil hizmet beklediğini ifade eden Köprülü, hayatının sonuna kadar bu düstura sadık kalmıştır. Köprülü, devleti içine düştüğü kötü durumdan kurtarmış olmakla beraber, tarihçiler tarafından merhametsizliği dolayısıyla tenkit de edilmiştir.Rakiplerini ezmiş, isyan ruhunu Anadolu’da yok ederek en büyük Celali isyanına son vermiştir. IV.Murat’ın ölümünden sonra her bakımdan bozulan idareyi derleyip toparlamış, iç ve dış düşmanları sindirmiş, devlet otoritesini ve itibarını yeniden tesis ederek şan ve şöhret kazanmıştır. Kendisinden önce peş peşe gelen sadrazamların hiç biri bu önemli işlerin üstesinden gelebilecek kapasitede değildi.Köprülü bu boşluğu kapatarak devlete büyük hizmetlerde bulunmuştur. Köprülü Mehmet Paşa icraatlarında IV:Murat’ı kendisine model alarak, Osmanlı Devleti’ne Kanuni devrini adeta yeniden yaşatmıştır.

Hayatının sonlarına doğru patlak veren ve İstanbul’un hemen hemen üçte birini kül eden yangın felaketini (24 Temmuz 1660) izleyen kıtlığın ve salgın hastalıkların yeni felaketlere yol açmasını önlemiştir.

Köprülü Mehmet Paşa 5 yıldan biraz fazla sadrazamlık yaptıktan sonra 30 Ekim 1661 günü Edirne’de öldü.Cenazesi İstanbul’a getirilip Divanyolu’nda yaptırmış olduğu külliyedeki türbesine gömüldü. Yerine vasiyeti üzerine büyük oğlu Fazıl Ahmet Paşa sadrazamlığa getirildi.

Devlet-i Han Mehemmedde Mehemmed Paşa
Beş sene on gün üç ay oldı vezir-i azam
Ahdiya oldı vefatına bu mısra, tarih
Köprili mülk-i adem köprisine basdı kadem 1072 H
kıtasıyla sadaret müddeti ve vefat tarihi türbesinde gösterilmiştir.


Köprülü hayır işlerine de büyük önem vermiştir. Anadolu’da ve Rumeli’de cami, mescit, mektep, hamam ve dükkanlar yaptırıp; bunlar için mülk köylerinin bütün hasılatını vakfetmiştir. Döneminde yaptırılan bazı eserler şunlardır:
Yanova: Cami, mektep, dükkanlar, Körös nehri üzerinde değirmen.
Turhal: Han
Vezirköprü: Çeşme, namazgah, su yolu.
Lefke: Karaoğlan-Beli denilen yerde cami, mektep, han.
Şam: Cisr Şugur’da cami, mescit, mektep, han.
Gümüşhacıköy: Cami, mektep, han.
Bolu sancağı: Taraklı kasabasında cami ve mektep.
Hendek ile Sapanca arasında uzun bir köprü.
 
Üst Alt