• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Karasioğulları Beyliği (1303-1345) (Karesioğulları, Karasıoğulları, Karasioğlu)

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
Karasioğulları Beyliği (1303-1345) (Karesioğulları, Karasıoğulları, Karasioğlu)

----------------------------------------------------------------------------------

On dördüncü asrın başlarında, Balıkesir ve Çanakkale taraflarında kurulmuş Türk beyliği Bu aile soy itibariyle, 11 yüzyılın ikinci yarısından sonra, Orta Anadolu’da bir devlet kurmuş olan Melik Danişmend Gâzi'ye dayanır Türkiye Selçukluları, Danişmendliler'in 1175 yılında Sivas, 1178’de Malatya koluna son vererek, bu devleti ortadan kaldırdı Sonra Danişmendli ailesi mensupları, Selçukluların hizmetine girerek, Bizans hudutlarında uç beyi olarak vazife aldılar

Karasi Beyliği; Balıkesir, Aydıncık, Bergama, Edremid, Ayazmend, Bigadiç, Başkelenbe, Ezine ve Eski Truva’ya hâkim oldu Karasi Bey, 1384’te Türk fütûhatına karşı, Bizanslılara yardıma gelen Katalanlıları, Erdek’te bozguna uğratarak, geri çekilmeye mecbur bıraktı Moğollar önünden kaçan Saru Saltuk Türklerini, kendi beyliği arazisinde yerleştirmek suretiyle, bölgedeki Türk nüfusunun artmasına gayret etti

Kalem Bey ile oğlu Karasi Beyin, hangi tarihte vefat ettikleri belli değildir Fakat, bazı kayıtlardan Karasi Beyin 1328’den evvel vefat ettiği anlaşılmaktadır Karasi Beyden sonra, beyliğin büyük kısmı ile merkez Balıkesir’e, oğlu Demirhan hâkim oldu Güneydeki Bergama ve havâlisi ise, kardeşi Yahşıhan’ın idaresindeydi Karasi Beyin üçüncü oğlu Dursun Bey ise, Osmanlı Hükümdarı Orhan Gâzi'nin yanına sığındı Yahşı Bey, Bizanslılara karşı 1341 ve 1342 yıllarında, iki defa, donanma ile Gelibolu Yarımadasına asker çıkardıysa da muvaffak olamadı Bizans hükümdarı Kantakuzen ile anlaşma imzalayıp, geri çekildi Yahşıhan, 1345’ten önce vefat etti Osmanlılar'a iltica eden Dursun Bey, kardeşi Demirhan’a karşı Orhan Beyden yardım istedi 1345 yılında, Orhan Bey ile beraber Balıkesir üzerine yürüdüler Demirhan, Bergama’ya kaçtı Kardeşiyle anlaşmak üzere Bergama önüne gelen Dursun Bey, kaleden atılan bir okla vurularak öldürüldü Bu durumdan son derece üzüntü duyan Orhan Gâzi, Balıkesir ve çevresini Osmanlı ülkesine katarak, Bergama’yı kuşattı Demirhan, müdafaayı bırakıp teslim oldu Bergama’yı Osmanlı sınırları içine alan Orhan Gâzi, Demirhan’ı affederek Bursa’ya yerleştirdi Bursa’da iki sene kadar yaşayan Demirhan Bey, 1347 yılında vefat etti

Karasi Beyliğinin, Demirhan’a ait kısmının Osmanlılara geçmesi üzerine, tecrübeli Karasi ümerasından Hacı İlbeyi, Evrenos Gâzi, Ece Halil ve Gâzi Fâzıl Bey, Osmanlı Devleti hizmetine geçtiler Bu beyler, Osmanlı Beyliğinin Rumeli’de yayılmasında büyük gayret sarf ettiler

Diğer taraftan, Yahşi Beyin vefatı ile Truva taraflarına, Süleyman Bey hâkim oldu Süleyman Beyin, Yahşı Han ve Demirhan’dan hangisinin oğlu olduğu bilinmemektedir Bizans tahtı için mücadele eden Kantakuzen, düşmanlarına karşı düştüğü zor durumdan, Süleyman Beyin 1343’te gönderdiği kuvvetler sayesinde kurtulabildi Yine, 1345 yılında Kantakuzen’e yardıma giden Aydınoğlu Umur Bey'in yanında Süleyman Bey de vardı ve Rumeli sahiline Karasioğulları gemileri ile geçildi

Süleyman Beyin, Truva ve Çanakkale yöresindeki hâkimiyeti, 1360 yılına kadar devam etti Ancak, 1361 yılında Osmanlı tahtına geçen Birinci Murad Han, Karasioğullarına ait bu sahil bölgesini zaptetmek suretiyle, beyliğe son verdi Karasioğullarına dair, şimdiye kadar, mevcut eser, kitabe ve sikke bulunamamıştır
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,582
Puanları
83
Karası Beyliği


1300'den sonra Mizya denen Balıkesir Çanakkale tarafla*rında kurulmuş olan beyliğin adı, kurucusunun adına izafe*ten Karesi Beyliği denmiştir. Bu ailenin reisi 1001 târihinden sonra Orta Anadoluda devlet kurmuş olan Melik Danişmend Gâzi'dir. Danişmend ülkesi, Selçukîye devletine ilhak edilin*ce bu aile, Selçukî'lerîn hizmetine girmiştir. Selçukiye'nin Moğol belâsı yüzünden inhilâli üzerine Danişmend ailesinin olup, batı Anadoluda uç beyliği yapan Kalem Bey ve Karesi diğer uç beyleri gibi Bizans'ı sıkıştırmışlar, müslümanhğın daha çok tanınmasına hizmete koyulmuşlardır. Bu aradada Moğol belâsından uzak olma şansını bulmuşlardır. Cami üd Düvelde Karesi beyliğine aid olarak Balıkesir, Aydıncık, Ber*gama, Edremit, Kemer, Burhaniye, Pınarhisar, İvrindi, Ayaz-mend, Bigadiç, Mendehorya, Sındırgı, Gördes, Demirci, Ay*vacık, Başkelenbe, Susurluk beldelerini saymaktadır. Karesi Bey; Moğollardan kaçan ahaliyi ve Dobruca'dan gelen, S cin Saltık Türkmenlerini kendi arazisinde iskân etmek suretiyle mıntıkada Türk nüfusunda hayli artış sağladı. Ne Kalem Bey'in ne de Karesi Bey'in vefat ettikleri belli değildir. Bazı kayıtlar Karesi Bey'in 1328den önce öldüğü anlaşılıyor.

Karesi Bey'in vefatı sonrasındaki başa geçen Bey, Demir-han geçmiştir. Kardeşi Yahşi, Bergama Bey'i olmuş, en kü*çük olanda Orhan Gâzi'ye sığınmıştır. Sultan 1. Muradın cü*lusu peşinden, Karesi Beyliğinin sahil bölümü Osmanlının eline 763/1361'de geçmiştir.»



Karesioğülları Çizelgesi


Melik Danişmend Gazi - Arada bir kaç İsim yoktur - Yağdı Bey - Kalem Bey - Karesi Bey - Yahşi han Dursun Bey - De*mir Han - Beylerbeyi Süleyman Bey
 

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
KARESIOĞULLARI


XIII. yüzyılın sonu ile Kvızeybüiı Anadolu'da hüküm süren bir Türk beyliği.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin çökmesin­den sonra uç beyleri tarafından kurulan küçük devletlerden biri olup adını kuru­cusu Karesi (doğrusu Karası) Bey'den alır. Karesi adı Osmanlılar zamanında da ya­şamaya devam etmiş ve beyliğin merke­zi olan Balıkesir'e Cumhuriyet dönemine kadar Karesi sancağı denilmiştir. Karesi-oğullan'nın menşei hakkında kaynaklar­da herhangi bir bilgiye rastlanmamakta, ancak Tokat'taki Hamzalar Mezarlığı'nda bulunan hanedana mensup Kutlu Melek Hatun ile oğlu Mustafa Çelebi'nin mezar taşlarından şecerelerinin Dânişmendli-ler'e dayandığı anlaşılmaktadır.
VII. (XIII.) yüzyılın sonlarından, muhte­melen 696 (1296-97) yılından itibaren Selçuklu uç beyi Kalem Bey ile (Kalemşah) oğlu Karesi Bey Bizanslıların Erdek, Biga, Edremit, Bergama gibi şehirlerini fethe­dip Antikçağ'da Mysia adıyla bilinen Balı­kesir, Bergama ve Çanakkale toprakları­nın büyük bir kısmına hâkim oldular. Ka­resi Bey, Bizanslıların karşı hücumlarıyla geçirilen birkaç yıldan ve bu arada vuku bulan babasının ölümünden sonra Balı­kesir'de çöküş halindeki Selçuklu Devle-ti'ne karşı bağımsızlığını ilân ederek ken­di adını taşıyan beyliği kurdu. Kısa sürede Mysia bölgesinin tamamını ele geçiren Karesi Bey'in zamanında beyliğin gücü gi­derek arttı. Onun ölümü (728/1328'den önce) üzerine yerine oğlu Yahşi Bey geçti. 0 yıllarda güneyde Saruhan, doğuda Osmanlı beylikleriyle komşu olan Karesio-ğullan'nın topraklarını genişletme imkâ­nı daha çok Ege adalarında ve karşıdaki Rumeli sahillerinde idi. Bu sebeple Yahşi Bey idare merkezini Bergama'ya taşıdı ve kardeşi veya oğlu olduğu sanılan Demir-han Bey'i de Balıkesir'in idaresiyle görev­lendirdi. Bu arada, gelişen Osmanlı akın­larına ve ele geçirdikleri yerlerde bağım­sızlık amacı güden Latinler'e karşı önce­likle onların çevresindeki Türkmen beyliklerinin tarafsızlığını sağlamaya çalışan Bizans İmparatoru III. Andronikos'un 1328'de Biga'ya gelerek Demirhan Bey'le bir saldırmazlık anlaşması yapması, De­mirhan Bey'in müstakil bir bey gibi hare­ket ettiğini ve böylece Karesioğullan'nın biri Balıkesir, diğeri Bergama olmak üze­re iki merkezden yönetilen geniş toprak­lara sahip bir beylik haline geldiğini göstermektedir. Demirhan Bey, Çanakkale I Boğazı ve Marmara denizinden gemilerle Rumeli'ye asker çıkararak akınlar yapar­ken Bergama'da oturan, "han" ve "melik" unvanlarını kullanan Yahşi Bey de Ege adaları civarında faaliyette bulunuyordu, Ege sahillerindeki Türkmen beyliklerinin batıya doğru genişlemeye çalışmaları ve Özellikle Avrupalılar'ın deniz ticaretine en­gel teşkil etmeleri karşısında Venedikli­ler. Rodos şövalyeleri ve Bizans İmpara­torluğu bir Haçlı ittifakı kurdular. 735 Muharreminde (Eylül 1334) Edremit sularında Yahşi Bey'in kumandasındaki Türk donanmasıyla Haçlılar arasında meydana gelen şiddetli savaşta Haçlı donanması Türkler'i ağır bir yenilgiye uğrattı. Haçlılar'ın bu başarısı Ege'deki Türk yayılmasını geçici olarak durdur-duysa da tamamen önleyemedi; kısa sü­rede kendilerini toparlayan Karesioğui-ları ile diğer beylikler akınlarına tekrar başladılar. 1337'de Çanakkale sahillerin­den karşıya geçen Karesi akıncıları Trak­ya içlerine kadar yağma hareketlerinde bulundular. Fakat Yahşi Bey, Bizans İm­paratoru III. Andronikos'un 1341 'de öl­mesinin üzerinden çok geçmeden Trak­ya'ya yaptığı iki saldırıda da başarısızlığa uğradı ve Bizans'la bir daha topraklarına saldırmayacağına dair bir anlaşma yap­mak zorunda kaldı. Yahşi Bey hakkında bu tarihten sonra herhangi bir bilgiye rastlanmamakta, o sıralarda veya bir sü­re sonra vefat ettiği sanılmaktadır.
Yahşi Bey'den sonra Karesi Beyliği ka­rışıklıklar içine düştü. Demirhan Bey ile Dursun Bey arasında meydana gelen olaylar, aynı zamanda beyliğin Osmanlı idaresi altına girişinin de başlangıcını teşkil etti. Demirhan Bey'in idaresinden memnun olmayan Vezir Hacı İlbey ve Ka­resi ümerâsından Evrenos Bey, Gazi Fâzıl Bey, Ece Bey gibi ileri gelenler, halk tara­fından çok sevilen Dursun Bey'i (halen adı Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde yaşamaktadır) Karesi tahtına davet ettiler ve bu hususta Orhan Bey'den yardım iste­diler; daveti kabul eden Dursun Beyde Orhan Bey'e kendisine yapacağı yardım karşılığında Bergama, Edremit ve Balı­kesir'i vermeyi önerdi. Teklifi olumlu kar­şılayan Orhan Bey onu da yanına alarak Ulubat'ı ele geçirdikten sonra Balıkesir'e geldi. Demirhan Bey karşı koyamayacağı­nı anlayarak Bergama Kalesi'ne çekildi. Orhan Bey daha sonra Bergama'yı kuşat­mak üzere harekete geçti; bu arada Dur­sun Bey'den ağabeyi ile görüşerek onu barışa ikna etmesini istedi. Fakat Demirhan Bey'le konuşmak için Karesi ayanı ile birlikte Bergama surlarının önüne gelen Dursun Bey ansızın kaleden atılan bir ok­la öldürüldü. Bunun üzerine Orhan Bey'-den korkan Bergamalılar Demirhan Bey'i tesiim olmaya zorladılar; böylece kaleden anlaşma yoluyla çıkan Demirhan Bey Bur-sa'ya gönderildi; iki yıl sonra da orada öl­dü. Böylece Karesi Beyliği Osmanlı Beyli­ği topraklarına katılmış oldu 746/1345 veya hemen sonrası. Orhan Bey ele ge­çirdiği Karesi topraklarını oğlu Süleyman Paşa'ya (Rumeli fâtihi) iktâ etti.
Kısa süren hâkimiyetine rağmen Ka­resi Beyliği, bulunduğu mevki açısından hem kara hem de deniz devleti olma özelliğinden dolayı önem taşımaktaydı. Beylik, 40.000 atlı askerden oluşan bir ka­ra ordusuna ve etkili bir donanmaya sa­hipti. Karesi Beyliği'nin denizcilikteki ileri seviyesi Osmanlı bahriye teşkilâtı için bir kaynak ve örnek teşkil etmiştir denilebi­lir. Balıkesir'de bol miktarda ipek ve ladin reçinesi üretilmekte ve Avrupa pazarla­rına gönderilmekteydi. İstanbul kumaş­ları da çoğunlukla Balıkesir ipeğinden dokunuyordu. Günümüzde Karesi Beyli-ği'nden kalan herhangi bir mimari eser yoktur; sadece Bergama'daki Güdük Minare'nin XIV. yüzyıl başlarında Karesi Bey­liği zamanında yapıldığı ileri sürülmekte­dir. Karesioğullarfndan Yahşi Bey ile oğlu Beylerbeyi'ne ait gümüş ve bakır sikkeler mevcuttur.
Karesi soyunun hemen hemen XVIII. yüzyıla kadar devam ettiği ve mensupla­rından bazılarının kendilerine Osmanlı sultanları tarafından verilen vakıfları yö­nettikleri, bazılarının da timar sahibi ve yaya müsellem sıfatıyla Osmanlı devlet teşkilâtında görev aldıkları bilinmektedir. Balıkesir'de Zağanos Paşa Camii civarın­da Karesi Dede adıyla ziyaretgâh haline getirilmiş, Karaisa adıyla da anılan bir türbe ve içinde biri büyük, altısı küçük yedi kitâbesiz sanduka bulunmaktadır.
Karesi Beyliği'nin tarih sahnesinden çekilmesi ve yerini Osmanlı Beyliği'ne bı­rakması, Osmanlılar için askerî ve siyasî genişleme açısından önemli bir merhale teşkil eder. Süleyman Paşa, Rumeli'ye ge­çişinin gerek hazırlık döneminde gerekse gerçekleşmesi sırasında Karesi ümerâsı­nın büyükyardım ve desteğini görmüş­tür. Yeni fethedilen Rumeli topraklarını Türkleştirmek maksadıyla Anadolu'dan getirilen Türk nüfusu arasında Karesi ilinden gelenler Süleyman Paşa zamanında Gelibolu yarımadası ile kuzeyine yerleşti­rildiler. Hasköy'deki Balıkesirli, Karasili, Gönenli, Dânişmendli ve Dimetoka'daki Karesiyurdu gibi yer adları o tarihten kal­madır.

Bibliyografya :


BA, TD, nr. 453 (tarihsiz), vr. 162°; İbn Bîbî, et-Euâmirü'l-'Alâ'iyye, I, 109-111; İbn Battûta. Seyahatname, I, 338-339; Yazıcızâde Ali, Târîh-İ Âi-i Selçuk, TSMK, Revan Köşkü, nr. 1390, vr. 280*; Dukas, Bizans Tarihi{trc. VI. Mirmiroğlu], İstanbul 1956, s. 5; Âşıkpaşazâde, Târih, s. 43-45,47-51,62,65, 81;0ruçb. Âdil, Teuârîh-i Âi-i Osman, s. 16, 90; Kantakuzenos, Corpus Scriptorum Hlstoriae Byzantinae (ed. L. Scho-pen), Bonnae 1828-32, I, 339-340, 390, 427, 435-436; II, 475-476, 507, 529-530, 552-556; III, 65-66, 69-70, 457, 546; N. Gregoras. Corpus Scriptorum HistoriaeByzantinae {nşr. L. Sclıo-pen], Bonnae 1829-55,1, 214-215, 538; I], 741-742; III (nşr. I. Bekker), s. 562; Uzunçarşılı, Ana­dolu Beylikleri, s. 96, 99, 199; a.mlf., Karası Vilâyeti Tarihçesi, İstanbul 1341, s. 71, 76, 85; a.mlf., Kitabeler, İstanbul 1345/1927, s. 43-45; a.mlf., "Karası-oğullan", İA, VI, 331-335; D, M. Nicol, The Last Centuries of By2anlium (1261-1453), London 1972, s. 203-204, 208, 210; Os­man Turan. Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, İstanbul 1984, s. 130-131, 264-265, 272-274, 644, 645; G. Ostrogorsky, Bizans Deu-leti Tarihi {trc. Fikret. Işıltan). Ankara 1986, s. 476-477; P.Wittek, Menteşe Bey ligi [trc. Orhan ŞaikCökyay), Ankara 1986, s. 17-18; E. A. Za-chariadou, "Karesi ve Osmanlı Beylikleri: İki Rakib Devlet", Osmanlı Beyliği: 1300-1389 (trc Gül Çafialı Güven v.dğr.), İstanbul 1997, s. 240-255; Zerrin Günal Öden, Karası Beyliği, Ankara 1999; Ahmed Tevhîd, "Balıkesir'de Ra-rasiogulları", TOEM, M/9 (1327). s. 563-568; Beyhan Karamağarah, "Sivas ve Tokat'taki Fi­gürlü Mezar Taşlarının Mâhiyeti Hakkında", Selçuklu Araştırmaları Dergisi, II, Ankara 1971, s. 85-86; İbrahim Artuk, "Karasıogullan Adına Basılmış Olan İki Sikke", TD, sy. 33 (1982), s. 283-284; Halil İnalcık, "The Rise of Üıe Turco-man Maritime Principalit.es in Anatolia, Byz-aiuium and Crusades", Byzantinische Fors-chungen, sy. 9, Amsterdam 1985, s. 192, 208; Cl. Cahen. "Karasi", E!2 (İng.). IV, 628. Zerrin Günal Öden
 

Ece

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
14,117
Puanları
0
KARASIOGULLARI BEYLIGI
Karasiogullari Beyligi, XIV. yüzyil baslarinda Balikesir ve Çanakkale taraflarinda kurulmus olan bir Türk beyligidir. Beyligin kurucusu olan Karasi Bey'in, XI. yüzyilin ikinci yarisindan sonra Orta Anadolu'da bir devlet kurmus olan Melik Danismend Gazi'nin soyundan geldigi söylenmektedir. Osmanli kaynaklarinda ise Karasi Bey'in Türkiye Selçuklu sultani II. Mesud'un nökerleri arasinda oldugu zikredilmektedir.
1- Karasi Bey ve Beyligin Kurulusu
Sultan Mesud'un 1308 tarihinde ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Devleti yikilmaya baslamis ve Anadolu'nun her bir yeri bu bölgelerdeki uç beylerinin kontrolüne girmisti. Bu sirada, Sultan Mesud'un nüfuzlu umerâsindan olan Karasi Bey, babasi Kalem Bey ile birlikte, öteki uç beyleri gibi, gerek Selçuklu Devleti'nin ve gerekse Bizans Imparatorlugu'nun zayif durumundan yararlanarak Çanakkale'ye kadar olan eski adiyla Misya kitasini, yani bugünkü Balikesir ve civarini ele geçirdiler. Bunlar burada baskent Karasi (Balikesir) olmak üzere bir beylik kurdular. Karasi Bey'in bu bölgeleri kesin olarak ne zaman ele geçirdigi bilinmemekle beraber Balikesir ve çevresinin 1300 yili civarinda onun idaresinde oldugu tahmin olunmaktadir.
Karasi Beyligi'nin kuruldugu sirada Bati Anadolu'da Aydin, Mentese, Hamid, Teke, Saruhan ve Germiyanogullari beylikleri hüküm sürmekteydi. Bu beylikler arasinda Germiyanogullari, Kütahya ve Denizli civarinda önemli bir güç olarak diger beyliklere üstünlüklerini kabul ettirmislerdi. Bu sebeple Karasi Beyligi'nin de diger beylikler gibi kurulusunun ilk yillarinda Germiyan-ogullari beylerine tabi olduklari düsünülebilir. Hatta onlarin Karesi ve çevresini de Germiyan kuvvetlerinin yardimi ile ele geçirdikleri anlasilmaktadir.
Karasi Bey'in Balikesir ve çevresinde hakimiyetini sürdürdügü bu devrede, Bizans Imparatorlugu oldukça zayif bir durumda idi. Bati Anadolu'da imparatorlugun elinde bulunan topraklar birer birer Türk beyliklerinin eline geçiyordu. Bunun üzerine Bizans Imparatoru II. Andronikos (1282-1328) XIV. yüzyil baslarinda kuzey-bati Anadolu'da giderek gelisen bu Türk yayilmasini önlemek için önce Alanlar ve sonra da Katalanlar ile isbirligi yapmak zorunda kaldi. Imparator ilk olarak Mogollar önünden kaçan Alanlar ile anlasti ve 1302 yilinda kalabalik bir Alan kuvvetini oglu IX. Mikhail komutasinda Bati Anadolu'yu kontrol altina almak üzere gönderdi. Müttefik Bizans-Alan kuvvetleri Manisa'daki Gediz nehri civarinda karargâh kurdular. Burada Karasi Beyligi birliklerinin de bulundugu Türklerle yapilan çarpismalarda müttefik kuvvetler basarili olamadilar. Alanlar bir süre sonra Bizans Imparatorlugu ile yapmis olduklari antlasmayi bozarak Bati Anadolu'da Türklere karsi yaptiklari mücadeleyi biraktilar.
Bizans-Alan seferinin basarisizlakla sonuçlanmasindan sonra Imparator II. Andranikos bu sefer Katalanlar ile anlasma yapti. 1303 yilinda Karasi Türkleri Kyzikos (Erdek civari)'u fethetmeye hazirlanmaktaydilar. Andronikos, bu sarada Istanbul'a gelmis olan Katalanlari Karasi Türkleri üzerine gönderdi. Katalanlar 1303 yili sonlarinda Erdek'e gelerek buraya yerlestiler. 1304 yili baharinda Karasi Türkleriyle çarpisan Katalanlar onlari buradan püskürterek güneye dogru yürüyüse geçtiler. Alasehir'e kadar inen Katalanlar oradan Gelibolu-Lapseki'ye geçerek burada yerlestiler. 1304 Katalan seferi Erdek, Edremit, Bergama ve Biga gibi yerlesim yerlerinin bir kaç yil daha Bizans Imparatorlugu'nun elinde kalmasini saglamistir. Ancak Karasi kuvvetleri muhtemelen 1306 tarihinde Erdek hariç bu Bizans kiyilarini fethettiler. Edremit ile ayni tarihlerde ele geçirildigini tahmin ettigimiz Bergama'nin Karasi topraklarina dahil olduktan sonra, beyligin Balikesir'den sonra en önemli sehri durumuna geldigi görülmektedir. Erdek ise 1304 Katalan savasindan sonra uzun bir süre daha Bizanslilarin elinde kalmistir.
Karasi Bey zamaninda Mogollar önünden kaçarak önce Dobruca'ya, oradan Anadolu'ya gelen Saru Saltuk Türkmenlerinin, Ece Halil komutasindaki emirleri ile birlikte Karasi topraklarina yerlestirildikleri bilinmektedir. Böylece bölgedeki Türk nüfusunun artmasi saglanmis oldu.
Katalan seferi ve Sari Saltuk Türkmenleri'nin Anadolu'ya geçisinden baska bu devre ve Karasi Bey'in hayati hakkinda daha fazla bilgi edinemiyoruz. Onun zamani, yeni kurulan beyligin gerek Bulgar baskisiyla Rumeli'den, gerekse Mogol baskisiyla Anadolu'dan kopup gelen göç dalgalarina son durak olabilecek, elverisli bir mekânin saglanmasiyla, dolayisiyla beyligin kurulus asamasi ile geçmis görünmektedir. Bu suretle nüfusu artan beylik, daha da güçlenmis, üstelik Bizans'in bu topraklar üzerindeki son çabalari da faydasiz kaldiktan sonra Küçük Misya ve Saruhan Beyligi sinirlarina kadar yayilmak mümkün olabilmistir.
Karasi Bey'in hangi tarihte vefat ettigi de kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Bizans Imparatoru II. Andronikos'un Karasi-oglu Demirhan Bey ile antlasma yapmak üzere 1328 yilinda Kapidagi'ndaki Kyzikos (Erdek) sehrine geldigi bilindigine göre Karasi Bey'in bu tarihten önce ölmüs olabilecegi kesinlik kazanmaktadir.
2- Demirhan Bey
Karasi Bey'den sonra beyligin tarihinde üç kisinin adinin geçtigi görülmektedir. Bunlar Demirhan, Yahsi ve Dursun Beylerdi. Bundan baska sadece Osmanli tarihlerinde zikredilen Aclan adinda bir beyden daha bahsedilmektedir. Osmanli müverrihlerinden Âsik Pasa-zâde ve Nesrî, 735/1334-35 yilinda Karasi vilâyetine Aclan Bey'in hakim oldugunu ve onun iki oglundan birisinin adinin Dursun Bey oldugunu belirtmislerdir. Aclan Bey'in sahsiyeti kesinlik kazanamamistir. Onun Karasi Bey'in oglu oldugu ve babasinin yerine geçtigi kabul edilmis. hatta Aclan Bey'in Yahsi Bey veya Demirhan Bey oldugu ileri sürülmüstür. Muhtemelen Aclan ismi Yahsi Bey'in bir lâkabi olmalidir.
Öyle anlasiliyor ki, Karasi Bey'in ölümünden sonra beyligin basina Demirhan Bey geçmis, Yahsi (Aclan) Bey ise Bergama ve havalisine hakim olmustur. Seyyah Ibn Battuta'nin bildirdigine göre 1333 yilinda Demirhan Bey Balikesir'de, Yahsi Bey de Bergama'da hüküm sürmekte idi. Yani Karasi Bey'den sonra beylik ikiye ayrilmis, Demirhan Bey ÒUlu BeyÓ sifati ile Balikesir'de oturmus, Yahsi (Aclan) Bey de Bergama ve çevresinde hüküm sürmüstür.
Karesi beyleriyle çagdas olan Bizans Imparatoru VII. Ioannes Kantakuzenos ise kaleme adigi eserinde Demirhan Bey'i Yahsi Bey'in oglu olarak göstermistir.
Demirhan Bey'in 1328 yilinda Bizans Imparatoru III. Andronikos ile bir antlasma yaptigi bilinmektedir. Demirhan Bey muhtemelen Marmara kayilarinda ve Kapidag yarimadasindaki Bizans yerlesim alanlarina akinlar yapmakta idi. III. Andronikos bu akinlara son vermek için çareyi onunla baris yapmakta bulmus ve bu amaçla Pegai (Kara Biga)'ye gelerek Demirhan Bey ile bir baris antlasmasi imzalamistir. Demirhan Bey 1328 yili sonunda Bizans Imparatorlugu ile yaptigi antlasmaya sadik kalmis ve bir daha Bizans'a karsi taarruzda bulunmamistir.
3- Yahsi Bey
Karasi Beyligi'nin kurucusu Karasi Bey'in oglu olan Yahsi Bey, babasinin ölümünden sonra kardesi Demirhan Bey Balikesir ve çevresinde hüküm sürerken kendisi Bergama'ya sahip oldu. Onun Karasi Bey'in oglu oldugu mezar kitabelerinden anlasilmaktadir.
Ibn Battuta Seyahatnâmesi'nde ÒHanÓ ünvaniyla zikredilen Yahsi Bey, adina basilmis bir sikkede ise Òel-MelikÓ ünvanini kullanmaktadir. Yine Ibn Battuta, 1333 yilinda Bergama'da sultan olarak Yahsi Han'in bulundugunu, Han kelimesinin sultan anlami tasidigini bildirmistir. Ibn Battuta'nin verdigi bu bilgilere göre 1333 yilinda Demirhan Bey'in Balikesir'de, Yahsi Bey'in de Bergama'da hüküm sürdükleri anlasilmaktadir.
Demirhan Bey, Çanakkale Bogazi ve Marmara Denizi'nden gemilerle Rumeli'ye asker çikararak yagma akinlari yaparken, Bergama Emiri Yahsi Bey de Saruhanogullari'yla birlikte Ege Denizi'nin kuzey kisimlarinda yagma, tahrip ve korsanlik faaliyetlerinde bulunuyordu. Son derece kuvvetli bir donanmaya sahip olan Yahsi Bey, Haçlilar'in meydana getirdikleri kalabalik donanmaya karsi Aydinogullari'yla birlikte cesurca mücadele etti. Edremit körfezinde toplanan Haçlilar, Yahsi Bey komutasindaki Türk donanmasi ile siddetli bir savasa giristi. Yahsi Bey'in donanmasi bu müttefik Haçli donanmasi karsisinda yenilgiye ugramis ve savastan kurtulabilenler Izmir'de bulunan Umur Bey'in yanina siginmislardir.
Haçli donanmasi Izmir'e siginan Yahsi Bey'i takip ederek Izmir önlerine geldi. 17 Eylül 1334 tarihinde burada Türk donanmasi ile Haçli donanmasi bir kez daha çarpismaya basladi. Haçli donanmasindaki kuvvetler karaya çikmak istedilerse de Türkler onlari geri püskürttü.
Yahsi Bey 1341 ve 1342 yillarinda iki defa donanma ile Gelibolu yarimadasina asker çikarmis ise de, basarili olamamis ve Bizans tahtini ele geçirmek için ugrasan Kantakuzenos ile anlasmak zorunda kalmistir.
Yahsi Bey hakkinda Bizans Imparatorlugu ile yapilan bu antlasmadan sonra, kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadir. Ölüm tarihi bilinmemekle beraber 1342 yilindan kisa bir süre sonra vefat etmis oldugu tahmin olunmaktadir.
Bizans kaynaklarina göre Yahsi Han'in vefatindan sonra bu bölgede, yani Truva taraflarinda Süleyman Bey isimli bir beyin hakim oldugunu görüyoruz. Ancak kendisinin Demirhan Bey veya Yahsi Bey'den hangisinin oglu oldugu kesinlikle anlasilamamaktadir. Onun hakkinda bildigimiz, Bizans tahti için mücadele eden Kantakuzenos'a yardim etmis olmasidir (1343).
4- Osmanlilar'in Karasi Beyligi'ne Son Vermesi
Öte taraftan Osmanlilarin yaninda bulunan Karasi-oglu Dursun Bey, Orhan Bey'e müracaat ederek Osmanlilara Balikesir, Aydincik ve Bergama'yi vermeyi taahhüd etmis ve bunun karsiliginda da kendisine beylik verilmesini istemistir. Orhan Bey, Dursun Bey'in bu teklifini kabul ederek onu yanina alip Balikesir üzerine yürüdü. Orhan Bey'in Balikesir üzerine gelisini haber alan Demirhan Bey, mukavemet edemeyecegini anlayarak derhal müstahkem Bergama kalesine kaçti. Orhan Bey Balikesir'e gelip Demirhan Bey'in Bergama'ya gittigini ögrenince, iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama'ya gönderdi. Ancak Bergama önüne gelen Dursun Bey, kaleden atilan bir okun isabet etmesi sonucu öldü. Bu duruma çok üzülen Orhan Bey Balikesir ve çevresini beyligine kattiktan sonra Bursa'ya döndü. Demirhan Bey'in beraberindeki asiler, canlari korkusundan ve ugrayacaklari zarari farkederek Demirhan Bey'i Orhan Bey'e teslim ettiler. Bergama kalesinden anlasma sonucunda çikan Demirhan Bey'in hayatini bagislayan Orhan Bey onu Bursa'ya gönderdi. Demirhan Bey iki sene kadar burada yasadiktan sonra taundan vefat etti (1347).
Osmanli tarihlerinde Karasi Beyligi'nin Osmanlilar'ca ilhaki 1334, 1336, 1345 ve 1354 olmak üzere çesitli tarihlerde gösterilmistir. Bunlar arasinda 1345 tarihi, Karesi beyliginin Osmanli topraklarina katildigi tarih olarak daha uygun görülmektedir.
Karasi Beyligi'nin Demirhan'a ait kisminin Osmanlilara geçmesi üzerine tecrübeli Karasi umerâsindan Haci Ilbeyi, Evrenos Bey, Ece Halil ve Gazi Fazil Beyler Osmanli Devleti hizmetine girerek Rumeli'nin fethinde büyük yararliliklar göstermislerdir.
Orhan Bey, Karasi vilâyetinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya vermis, I. Murad devrinde ise bölge Yakub Çelebi tarafindan idare edilmistir.
Karasi Beyligi zamaninda bölgede ipekçilik ve ipek ticareti önemli ölçüde gelismis idi. Beylik merkezi olan Balikesir ipek ticareti bakimindan önemli bir pazar yeri durumunda idi.
Karasiogullari'nin bastirmis oldugu iki sikkenin varligi bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi Yahsi Bey'e aittir. Digeri ise Yahsi Bey'in oglu Beylerbeyi adina kesilmistir. Karasi Beyligi dönemine ait günümüze kadar ulasan bir mimari eser yoktur.
Kaynak: Osmanli tarihi
 
Üst Alt