• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Kahve, lokum, su ve şerbet

Tarih Öğretmeni

Sultan
Yönetici
Sultan
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
7,947
Puanları
113
Konum
Yeryüzü
Web sitesi
www.tarihbilinci.com
#1
Bugün çok farklı bir konu işleyeceğim. Kahve, lokum, su ve şerbet üzerine kısa bir “kültür yazısı” yazacağım. “Bunca sorunumuz varken, bu konu yazılır mı?” diye itiraz edecek gayrimemnun zümreye çok basit bir cevabım var: Önemli konulardan sıkıldım… Siz, “Kılıçdaroğlu’nun haybeden yürüyüşü daha önemlidir” diyorsanız, bir zahmet o tür yazılardan birini okuyun!”

İmdi: Osmanlı saraylarında ve konaklarında, misafire kahve sunumu başlı başına bir merasim, daha da önemlisi tamamen bize özgü bir kültürdür…

Bu sunumda nezaket, nezafet, nezahet, saygı, sevgi, değer verme vardır. Özü misafiri rahatlatmak, bulunduğu mekândan hoşnut olmasını ve bulunduğu müddetçe keyf almasını sağlamaktır. Aldığı keyfin karşılığı ise duadır.

Misafir önce “Soygun Odası” denilen bir dinlenme odasına alınır, yapılacak ikramların, özellikle de kahvenin tadına varabilmesi için, dinlenip rahatlaması sağlanır.

Aç ise doyurulur. Ama misafire aç olup olmadığını sormak nezaketsizlik sayıldığından, önce bir bardak su ikram edilir. Su içmenin de kaynağı sünnet olan bir adabı vardır: Şimdiki gibi bir solukta lıkır lıkır içilmez, iki kez ara verilir, üçüncüsünde bitirilir, suyu getirene “Su gibi aziz ol” diye dua edilir. Misafir uygun kelimelerle teşekkür ederek suyu geri çevirmişse, aç olduğu anlaşılır, sofra odasına alınır.

Nasreddin Hoca bir gün misafirliğe gitmiş. Ev sahibi, cimriliğiyle meşhur kaba-saba biri olduğu için, yemek bahsini açmadan, su ve uyku bahsine girmiş:

“Efendi susuz musun, uykusuz musun?”

Hoca, karnının aç olduğunu son derece nazik bir şekilde şöyle ifade etmiş:

“Yolda bir çeşme başında kestirmiştim.”

Bazen de su yerine misafire zemzem ikram edilir. O takdirde mutlaka ayağa kalkılır, kıbleye dönülür, üç solukta içilir, her solukta henüz duyulacak şekilde besmele çekilir, sonunda “elhamdülillah” denir. Bardak boşaldıktan sonra da, “Cenab-ı Allah hepimize menbaından içmeyi nasip etsin” şeklinde dua edilir.

Bazen de su misafire kahve ile birlikte sunulur. Misafir suyu içmişse aç olduğunu, kahveyi içmişse, tok olduğunu belirtmiş olur.

Kahve ile suyun kadim kültürümüzde muhteşem bir birlikteliği var. Aslında bunlar birbirini tamamlayan üç kardeştir: Kahve, su ve lokum (veya çeşitli reçeller)...

Misafire, kahve ve su ile birlikte, “Gülbahar sahan” adı verilen tabakta lokum da ikram edilir. Önce lokum yenir, tadı ağızda iken, kahve içilir.

Eskiden lokuma, “boğa rahatlatan” anlamında “rahat-ül hulkum”, denirdi. “Hulkum” sonradan lokuma dönüştü ve dünyaca meşhur oldu. O kadar ki, Avrupalı tüccarlar yıllarca lokumun peşinde koştular. Tarifini alabilmek için casuslar bile görevlendirdiler.

Hatta Yunan Kralı I. Otto, bu iş için sarayın şekercibaşını İstanbul’a gönderdi. Kralın şekercibaşısı, sağa-sola para dökerek, nihayet Türk lokumunun formülünü öğrendi. 1838’de yayınladığı kitabında bunu yayınladı. Adam bu yüzden bütün Avrupa’da meşhur oldu.

Sarayda kahve sunumu iki ya da üç cariye tarafından yapılır. Misafir kalabalıksa, kahve, üç zincirli bir tas içine konmuş “sitil” denilen güğümle getirilir. Birinci cariye bunu taşırken, ikinci cariye üzerinde kahve fincanları olan başka bir tepsi taşır. Servisi ise üçüncü cariye yapar.

Kulpsuz fincanlar “Fincan zarfı” denilen son derece zarif, bakırdan, porselenden, gümüşten, altından mamul kulplu zarflara konur, öyle servis edilir.

Sunum esnasında kahve sunulanın gözlerine asla bakılmaz, gözler devamlı şekilde yere dönük olur.

Çocuklara kahve verilmez, tercihlerine göre şerbet ikram edilir (çok çeşitli şerbetlerimiz vardı. Maalesef çoğunun formülü kayıp). Kahve içmekte ısrar eden çocuklar, “içersen kararırsın” diye korkutulur.

Kahvenin makbul olanı evde kavrulup çekilen ve mangal külünde pişirilen kahvedir. Buna “kül kahvesi” derler.

Kahve fincanları, kahvenin daha geç soğuması, köpüğü daha uzun süre tutması için, alt kısmı geniş, üst kısmı dar şekilde olur.


Yavuz Bahadıroğlu
 
Üst Alt