• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

İngiltere ve Fransa’nın Komplosu ‘’Süveyş Buhranı’’

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
14,202
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
İngiltere ve Fransa’nın Komplosu ‘’Süveyş Buhranı’’


İngiltere’nin II.Dünya Savaşından sonra da Mısır’dan askerlerini çekmeye yanaşmaması ve sürekli sorunlar çıkararak ağır davranması Mısır’da büyük tepkilere neden oldu.Ülkedeki farklı siyasi görüş taraftarları komünistler, milliyetçiler, Müslüman Kardeşler Örgütü ve aşırı milliyetçiler İngilizlerin defedilmesi konusunda birleştiler. İngilizlere karşı oluşan bu muhalefet saldırılara, çatışmalara ve yağmaya neden oldu ve Mısır’da bir kaos ortamı oluştu. Bu kaos ortamı içerisinde Yarbay Cemal Abdünnasr 23 Temmuz 1952’de Hür Subaylar Komitesi ile harekete geçti ve yönetimi ele geçirdi.
Cemal Abdünnasır’ın en büyük amacı Mısır’ı askeri ve ekonomik açıdan güçlü bir devlet haline getirmekti. Askeri açıdan güçlü olmak için modern silahlar edinmek, gerektiğini düşünüyor, ekonomik kalkınma için ise Asuan Barajının inşasını gerekli görüyordu. Her ikisinin de yapabilmesi için dış desteğe ihtiyac vardı. İsrail ile olan gerginlik silah konusuna öncelik verilmesini gerektirdi.
Silah almak için önce başta ABD olmak üzere batı dünyasına müracaat edildi. Fakat silahların İsrail’e karşı kullanılma ihtimali, güçlü bir Mısır istenmemesi ve silahların parasının mal ile ödenmek istenmesi gibi nedenlerle bu istek reddedildi. Halbuki SSCB daha en başında Mısır’a silah verebileceğini belirtmişti. SSCB’nin amacı hem Mısır’ı kazanmak hem de bu sayede Orta Doğu’da etkinliğini arttırmaktı. Cemal Abdunnasır’ın SSCB’ye başvurmaktan başka şansı kalmamıştı. Sonuç ta istenen silahlar bedeli mal (tarım ürünü) ödenmek şartıyla Doğu Bloku ülkesi Çekoslavakya’dan alındı.
Asuan Barajının yapılması için ihtiyaç duyulan para yine ülke dışından temin edilecekti. SSCB bu konuda da Mısır’a yeşil ışık yakmıştı. Fakat Mısır yine önce batıya yöneldi ve Dünya Bankasına kredi için başvurdu. Dünya Bankası ve ABD yönetimini bu isteğe olumlu yaklaşmalarına rağmen ABD senatosu bu isteği reddetti. Senatonun gerekçesi Mısır’ın Ürdün’ü karıştırması ve Çin ile ilişkiler kurması idi. Bu durum Cemal Abdülnasır’ı oldukça kızdırmıştı. Tepkisi sert oldu.
Cemal Abdünnasır Süveyş Kanalını işleten İngiliz-Fransız şirketini bedeli ödenmek şartıyla millileştireceğini açıkladı. Süveyş Kanalından geçişin ise 1888 anlaşmasında ki gibi yani her durum da serbest olduğunu belirtmesine rağmen başta İngiltere ve Fransa olmak üzere batı dünyasını bu karar şok etmişti. Bu konuda kesinlikle taviz vermeyen Mısır yönetimi yapılan bütün teklifleri başta kanalın uluslar arası hale getirilmesi de olmak üzere reddetti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden de bir sonuç çıkmadı. Durum İngiltere ve Fransa açısından ümitsizdi. Stratejik açıdan çok önemli bir noktayı ve kazançlı bir gelir kapısını kaybediliyordu.
İngiltere ve Fransa ortak çözüm aramaya başladılar. Görüşmeler sonun da İsrail’in baş aktör olduğu bir komplo planı hazırlandı. Hazırlanan plana göre ilk olarak İsrail Mısır’a saldıracaktı. Arkasından İngiltere ve Fransa ise savaşı durdurmak iki devlet arasında tampon bölge oluşturmak , Kanalın güvenliğini sağlamak gibi bahaneler ile Süveyş Kanalı bölgesini işgal edeceklerdi. İngiltere ve Fransa bu olaya müdahale edebilecek olan SSCB’nin o tarihlerde Polonya ve Macaristan ayaklanmaları ile meşgul olması nedeniyle kendilerine engel çıkaramayacağını düşünüyorlardı. ABD ‘nin ise kesinlikle kendilerini destekleyeceğini düşünüyorlardı. Yani planın uygulanması için ortam müsaitti.
İsrail 29 Ekim 1956’da Mısır’a ani bir saldırı başlattı. Gazze ve Sina yarımadası yönündeki İsrail harekatı oldukça başarılı oldu. Kısa sürede Sina yarımadasının kontrolünü ele geçirdi ve Süveyş Kanalına kadar ilerledi. İngiltere ve Fransa saldırı başlar başlamaz 30 Ekim 1956’da İsrail ve Mısır’a ültimatom verdiler. Ültimatomda iki devletin hemen Süveyş Kanalı’nın iki yakasından 16 km geri çekilmeleri istendi. Mısır’ın ültimatomu reddetmesi üzerine İngiltere ve Fransa Mısır hava alanlarını bombaladılar ve arkasından da Süveyş Kanalı bölgesine asker indirdiler. Fransa ve İngiltere sözde İsrail ve Mısır kuvvetlerinin arasına girerek çatışmayı engelleyeceklerdi. Ancak İsrail beklenenden hızlı hareket etmiş İngiliz ve Fransız kuvvetleri gelene kadar işgal edeceği hedeflerin hepsini ele geçirmişti. Geç kalan İngiltere ve Fransa’nın niyeti apaçık ortaya çıkmıştı. Mısır ise kanaldaki bütün gemileri batırarak Süveyş Kanalı’nı tıkadı. (Kanal savaştan sonra 1957’de temizlenerek tekrar hizmete girdi.)
Bu olanlar dünya kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. En sert tepki SSCB’den geldi ; İngiltere ve Fransa’yı savaş ile tehdit etti. Polonya ve Macaristan’daki ayaklanmalar kontrol aşamasına girmiş SSCB gözünü Mısır’daki gelişmelere çevirmişti. ABD kamuoyu da bu oldu bittiyi kabul etmemişti. SSCB’nin arkasından ABD de bu iki devleti sert bir şekilde uyararak bölgeden hemen çekilmelerini istedi. Bu baskılar neticesinde İngiltere ve Fransa hemen bölgeden çekildi. İsrail ise bir süre direndi fakat sonra aldığı yerlerin büyük bölümünü bırakarak çekilmek zorunda kaldı.
Savaşı kaybeden Mısır bu işten en karlı çıkan devlet oldu. Sonunda Mısır amacına ulaşmış Süveyş Kanalı tamamen sahip olmuştu. İki yüz yıldır Mısır’ı rahat bırakmayan İngiltere ve Fransa, görünüşte bölgeden tamamen uzaklaşmak zorunda kalmışlardı. Bu işten en karlı çıkan kişi ise şüphesiz Mısır devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’dı. Artık Arap ve İslam dünyasının liderliğine oynayabilirdi. Diğer kazançlı çıkan devlet ise şüphesiz SSCB idi. Bu olay vesilesi ile Ortadoğu’da nüfuz kazanmış ve her zaman istediği bu bölgeye ulaşma yolunda önemli bir mesafe kat etmişti.

İsmail Çal
 
Üst Alt