• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Kadim Dünyada İnsan İlk ve Orta Çağ'da Ordu Ders Notu

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
14,169
Best answers
0
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
#1
2.8. İLK VE ORTA ÇAĞ'DA ORDU


İlk Çağ'dan itibaren ordular, devlet olarak adlandırılan sosyal ve siyasi yapının en önemli unsurlarındandır. Ordunun temelini teşkilat, teçhizat ve doktrin oluşturmaktadır.


Teşkilat


Askerî organizasyon içindeki emir komuta zinciri, beraberinde verilen görevleri ve bu görevleri yerine getirenlerin oluşturduğu teşkilatı doğurmuştur. İlk Çağ'dan itibaren devletler, varlıklarını devam ettirebilmek, savaşlarda başarılı olabilmek, huzuru ve düzeni sağlayabilmek için güçlü askerî teşkilatlar kurmaya başlamıştır.


Sümerlerde askerlik soylulara ait bir meslek olsa da savaş zamanı bütün erkekler asker sayılırdı. Asur ordusu ücretli askerlerden, gönüllülerden ve krala ait kentte oturan ve masrafları kral tarafından karşılanan hür erkeklerden oluşurdu. İhtiyaç hâlinde bütün erkekler askere çağrılırdı.


Mısır ordusu, yerel askerî birliklerden ve paralı askerlerden oluşurdu. Sınır boylarında kendilerine arazi verilen kişiler, ihtiyaca göre kralın muhafız alayında görev alırdı. Nil'de ve denizlerde kullanılan yelkenli ve kürekli savaş gemilerine de sahip olan Mısır İmparatorluğu, güçlü donanmasıyla Kızıldeniz'de etkili olmuştur.


Hititlerde eli silah tutan her erkek savaş zamanında asker sayılırdı. Ancak kralın muhafızlığını yapan bir askerî kadro her zaman vardı ve ihtiyaç hâlinde paralı askerler de orduya alınırdı.


Urartularda ise ordu başta piyade kuvvetlerinden oluşmuşsa da siyasi yapının merkezî bir devlete dönüşmesi ile esirlerden de asker temin edilmeye başlanmıştır.


Perslerde askerlik tüm sınıflar için zorunluydu. Başkomutanlar ve rütbeliler soylulardan seçilirdi. Ordu, merkezî güçlerden ve satraplık ordularının birleşmesinden oluşur ve aynı zamanda paralı askerler de bu orduda bulunurdu.


Disiplini ile ün salmış Roma ordusunun temeli legionlardan (lejyon) oluşmaktaydı. Her Roma vatandaşı 46 yaşına kadar asker sayılırdı. Ordu devamlı olarak silah altında tutulmaz ancak savaş zamanında senatonun belirlediği sayıda kişi, silah altına alınırdı. Roma donanmasında genellikle iki sıra kürekli, dar ve hareket yeteneği fazla gemiler ile yelkenliler bulunmaktaydı ve Romalılar donanma üstlerine de sahipti.


Teçhizat

Teçhizat, savaş araç ve gereçleri demektir. Ayrıca bunların imalatını, geliştirilmesini, ulaştırılmasını ve depolanmasını da kapsar. Teçhizat; askerlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Gelişmiş teçhizatlarla donatılan askerî birlikler, diğer topluluklara karşı üstünlük sağlamıştı.


İlk Çağ medeniyetlerinin orduları genel olarak piyade, süvari ve savaş arabalı askerlerden oluşurdu. Bu askerler silah olarak ok, yay, kalkan, mızrak, topuz, balta ve kılıç gibi silahlar kullanırdı. Kuşatmalarda mancınık, kule ve koçbaşları da kullanılmıştır.


İlk atlı kavimler olan konar-göçerlerde, ordunun savaş gücünü süvari birlikler oluştururdu. Savaş arabalarına sahip olan yerleşik toplumlar, konar-göçerlerden etkilenerek süvari birlikler de oluşturmuştur.


Bağımsız ve ücretli hür savaşçı topluluklar saldırı taktiği ve manevra yeteneği bakımından yetersiz olup gerekli eğitim ve disipline de sahip değildi. Bu nedenle Orta Çağ'da devletleşme sürecine bağlı olarak bu askerî topluluklar düzenli ve disiplinli ordulara dönüştürülmüştür.


Pers Ordusu

Pers ordusunda savaş baltaları uzun, ince saplı ve keskin ağızlıdır. Hafif bir silah olduğu için süvari ve piyadeler tarafından rahatlıkla taşınabilmektedirler. Pers okları kamış ya da ince çubukların ucuna üçgen şeklinde bölmeli bronz uçların takılmasıyla yapılmıştı. Mızraklar 2,5-3 metre uzunluğundadır (Görsel 2.60). Persler göğüs göğüse savaşta mızrakların yanı sıra çok çeşitli silahlar kullanmışlardır. Bu silahların çoğu Med, Yunan, Mısır ve İskit kökenlidir. Bunlardan en karakteristik olanı 34-35 santimetre uzunluğunda düz, sıklıkla demirden yapılmış çift yüzlü kısa bir kılıçtır. Perslerde, uzun mızraklara tutturulmuş parlak renklerle boyalı bayraklar görülmektedir. Bayraklar, savaş alanında düzenin işareti olarak ya da saldırı sinyali olarak kullanılmıştır. Savaş arabaları, savaş alanında ya da destek kuvvetlerinin beslenmesi için iaşe taşımakta önemli rol oynamışlardır. Perslerin kara ordusunu yanı sıra Fenike, Mısır asker gemilerinden oluşan bir donanmaya da sahip oldukları bilinmektedir (Emecen, 2008, s.109-110'dan düzenlenmiştir).


Doktrin (Strateji ve Taktik)


Ülkenin silahlı gücü olan ordunun, kontrolü, şevki ve idaresi gereklidir. Bunun için ilk çağlardan itibaren devletler, askerî teşkilatlara verilen görevlerin nasıl yapılacağı üzerine fikir yürütmüştür. Doktrin denilen bu fikir yürütme sürecinde kültür, örf, âdet, eğitim, strateji, tatbikat-av ve kurallar etkili olmuştur.


İlk Çağ medeniyetlerinde orduların teçhizatları ve uyguladıkları taktikler hemen hemen aynıdır. Orduları farklı kılan özellikler; savaş meydanındaki hareket yeteneği, saldırı ve savunma gücüdür. Savaşlarda asıl sonuç kent kuşatmalarından ziyade meydan savaşlarında alınmaktaydı. Meydan savaşlarında piyadelerden oluşan birliklerin düşmanın savaş arabalarına direnme gücü, savaşın kazanılmasında etkiliydi.


Devletler, savaşlarda düşmanlarını alt edebilmek için farklı savaş stratejileri üretmiştir. Örneğin düzenli kentlere ve devlete sahip olmayan Kaşkalara karşı Hititler, değişik bir savaş stratejisi uygulamak zorunda kalmıştır. Çünkü Kaşkaların yaşadığı coğrafya dağlıktı ve bu bölgede Hititlerin savaş arabaları etkisiz kalıyordu. Bu nedenle Hititler, Kaşkalarla savaşırken ani baskınlara ve kuşatmalara yönelmiştir.


Pers ordularının başarılı olmasında gelişmiş bir yol ve haberleşme ağına sahip olmaları önemli bir etkendi. Savaş stratejisi olarak Persler, öncelikle okçuların ve sapancıların atışları ile savaşa başlar, ardından ağır silahlı askerler ve süvariler ile karşı tarafın ordusunu kanatlardan çökertmeye çalışırdı. Fakat bu taktik zırhlı, uzun mızraklı, geniş kalkanlı piyadelerle güçlü bir savunma oluşturan ve yakın dövüş konusunda üstünlüğü bulunan Yunan ordusuna karşı etkisiz kalmıştı.


Güçlü ve disiplinli bir orduya sahip olan Roma İmparatorluğu, büyük bir coğrafyanın hâkimiydi. Savaşa giden büyük askerî birliklerin kilometrelerce uzaklıktaki yerlere sevk ve idaresinin yapılabilmesi için iyi bir askerî organizasyona ihtiyaç duyulmuştu. Savaşılacak alanların merkezden uzakta olması sebebiyle Romalılar, emniyet amaçlı portatif ordugâhlar kurmuştur.


Güçlü bir ordu için eğitim ve tatbikat önemlidir. Pers ordusunda eğitime 16 yaşından itibaren başlanır ve bu eğitim 10 yıl sürerdi. Mısır ordusunda kuvvete dayalı askerî anlayışın yerini, savaş taktiklerine dayanan eğitim anlayışı almıştı. Türklerdeki sürek avları da savaş eğitiminin önemli bir parçası olmuştur.


CEVAPLAYALIM İlk Çağ'da orduları birbirinden farklı kılan özellikler nelerdir?



Yerleşik ve Konar-göçerler Arasındaki Savaşlar



Konar-göçer Ordusu

Orta Asya'nın konar-göçeri dünyanın en iyi askeridir. Çünkü bu askerler yerleşik devletlerde görülen ağır donanımlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı piyade ordularının aksine hafif silahlı ve hızlı hücum yapabilen süvarilerden oluşurdu. Konar-göçerler en iyi atlı süvarilere sahipti ve en çok atlı süvariler de onların ordularında bulunurdu. Silahlarını günün koşullarına göre sürekli mükemmelleştirirlerdi. Konar-göçer askerî, dayanıklı, disiplinli, uyumlu ve süreklidir. Konar-göçerler zırh, hançer ve mızrak kullanmış ve ayrıca oklarını daha uzağa fırlatmalarını sağlayan yayı geliştirmiştir. Konar-göçer ordusu dağınık bir kalabalık olmaktan öte herkesin, neyi ne zaman yapacağını iyi bildiği, birbirine yardım ettiği bir yapıya sahipti. Ordu ayağa kalkmış bir halk, yürüyen bir ulustur. Bu ordularda kadınlar da gerektiğinde savaşa katılırdı.

Konar-göçerlere etrafı surlarla çevrili olan güçlü şehirler zorluk çıkarmıştır (Görsel 2.63). Bu durum kuşatma sanatını bilmemelerinden değil kuşatma araçlarından yoksun olmalarıyla ilgiliydi (Roux, 2006, s.38-45'den düzenlenmiştir).



Yerleşik topluluklar üretimde, konar-göçer topluluklar ise askerlik alanında birbirlerine karşı üstünlük kurmuştu. Başlıca geçim kaynağı hayvancılık olan konar-göçer toplulukların ekonomileri, ihtiyaçlarını karşılamada yetersizdi. Bu nedenle konar-göçer topluluklar ya yerleşik topluluklarla ticaret yoluyla mal değişikliği yapmak ya da savaş yoluyla yerleşik toplulukların mallarına sahip olmak istemiştir.


Savaşlar tarih boyunca; tarafların amacı, silahları ve sosyo-ekonomik durumlarına göre birbirlerinden farklılık gösterir. Konar-göçer topluluklar dışa açık ve savaşçı bir yaşam biçimine sahipken yerleşik topluluklar bunun tam tersine dışa kapalı ve barışçı bir yaşam biçimini benimsemiştir.


Konar-göçerler ile yerleşik topluluklar arasındaki savaşlarda genellikle konar-göçerler üstünlük sağlamıştır. Yaşam tarzları askerlerin yaşam biçimlerine benzeyen bu topluluklar, kolaylıkla orduya dönüşebilecek bir yapıya sahipti. Savaş, yerleşik toplulukların zaferiyle bitmiş olsa da böyle bir zaferin onlara kazandıracağı birkaç tutsak ile silah, belki küçük bir sürü olurdu. Yenilen saldırgan konar-göçerler bunları bile vermeden kaçmayı başarabilirken yenilen yerleşikler, konar-göçerler gibi kaçamamıştır. Yerleşikler, kaçıp topraksız kalmaktansa topraklarında kalıp haraç ödemeyi kabullenmiştir.


Yerleşik ve konar-göçer toplumlar arasındaki ilişkileri belirleyen unsurlar nelerdir?
 
Üst Alt