• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Ermeni Tarihi

İSRA

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
1,027
Puanları
113
Konum
Konya
ERMENİ TARİHİ
Bir görüşe göre, Ermenilerin ilk olarak Mezopotamya ve Suriye’nin bir kısmında varlıkları tespit edilmiştir. Ermeni kelimesinin aslı, dağlık mıntıkada oturanlar anlamında “Armeni” kelimesinden gelmektedir. Bu hususta etimolojistler birleşmektedirler. Ermenilere Hai halkı (Haiks) da denmiştir. Asya ve İran dillerinde dağlık mıntıkada oturanlar ifade edilmek istenmiştir.
Tarihte Erivan ve Nahçıvan civarında da Ermeni çoğunluğuna rastlanmıştır. Bir görüşe göre Asya ortalarında yaşamışlar, bir kısmı Kafkasya’ya, bir kısmı İran’a, bir kısmı da Türkiye’ye göç etmişlerdir. Romalılar ile Perslerin hakimiyeti altında krallıklar kurdukları söylenir.
Ermeni tarih geleneği yalnız Türk’lerle de uğraşmamaktadır. Bizanslılar “iki yüzlü hain Rum milleti”, Araplar “Haç düşmanı”, Persler (İranlılar) “Ezeli düşmanlar” diye anılır. Bilhassa Urfa’lı Moteos adında bir köy papazının yazılarında bu terimlere çok rastlanır. Türkler için de küfürlerde bulunmuştur. Mateos, Ermeni’yi melek, diğer herkesi şeytan olarak kabul eder. Osmanlı İmparatorluğu herhangi bir bölgeyi Ermenilerden istila etmemiştir. Ermenilerin küçük Ermenistan dedikleri bölgeyi de Yavuz Sultan Selim Kölemenlerden almıştı. Daha evvel buradaki Ermeniler, Selçuklular, İran, Bizans ve Gürcülere tabi olmuşlardı. Orada bulunan Ermenileri de Bizans’ın yaptığı gibi dağıtmamışlar, her türlü yardımda bulunarak refahlarına hizmet etmişlerdir. Tarih, Osmanlı İmparatorluğunun var olan müstakil bir Ermenistan ile savaş yaptığını kaydetmiyor.
Osmanlı Devleti, Ermenilere son derece müsamahalı, Müslümanlardan daha fazla haklara sahip davranışlar içinde idi. İstanbul’un fethinden sonra Fatih, dağınık ve yabancı nüfuzu altında olan Ermenileri himayesine almış, İstanbul’da Rum Patriğine sağladığı din hürriyetini Ermenilere de tanıyarak İstanbul’da Ermeniler için de bir Patrikhane tesis etmişti. Fatih İstanbul’u almamış olsaydı Ermenilere bu imtiyazlar verilemezdi.
Örneğin verdiği imtiyazlar; ilk Ermeni matbaasının 18. yüzyılda İstanbul’da açılmasını temin etmiş ve dokuz değişik Ermeni gazetesinin de yayınlanmasını sağlamışlardı.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA ERMENİLERİN DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN TAHRİKİ
Ermenilerin ananevi Türk hoşgörüsü içinde, dillerine, dinlerine saygı gösterilmiş, bugüne kadar kiliseleri ile okulları ile tam bir hürriyet havası içinde yaşamışlardır. Ziya Gökalp’in Hıristiyan Türkler dediği Ermenilerin bir çoğu Müslüman ailelerine katılmıştır. Leydi Mary Montoque “Şark Mektupları”nda Ermenilerin Türklere ne kadar yakın olduklarını, İncil’i dahi Türkçe metinlerden okuduklarını uzun uzun anlatmıştır. Gezgin İbni Batu’da Selçuklular döneminde Anadolu’yu gezerken, Türkçe’den başka dil bilmeyen Ermenilerden bahseder.
1827 yılına kadar durum böyle iken, Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Çarlık Rusya’sının Kafkasya’ya el uzatması ve Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak arzusu sonucu Ermeniler tahrik edilmeye başlandı. Daha sonraki tarihlerde İngiltere ve Fransa’nın da devreye girmeleri ile, dışarıdaki Ermenilere boş vaatlerde bulunularak Türk düşmanlığı aşılanmaya başlandı.
Rus Çarlığının Kafkasya’yı Ruslaştırmak isterken oradaki Ermenilerin kargaşa unsuru olduklarını, kendilerini idare etmek ehliyetinden yoksun bulunmaları nedeniyle Anadolu’nun doğusuna hicret ettirilmelerinin Osmanlı için de huzursuzluk kaynağı olacaklarını belirterek, bu yolda politikalarını planlayıp uygulamaya geçerek Ermenileri emelleri uğruna kullanmışlardı. Halbuki, Osmanlı idaresi Ermenilere her türlü imkanı tanımış ve hiçbir yabancı ülke aleyhine tahrikte bulunmamıştı.
Çarlık Rusya’sı Kafkasya’daki Ermenileri bu sebeple Anadolu’nun doğusuna gönderdi. Berlin Antlaşması’nın 70’nci maddesinde yazılı “Ermenilerin Osmanlı ülkesinde diledikleri yerlerde serbestçe iskanları men edilemez” hükmünü koydurmayı başardılar. Bu şekilde gizli gayeleri de açığa çıkmış oldu.
Ve sonunda Rus Çarlığı ve İngiltere Krallığının teşviki olduğu kanaatinde bulunduğumuz kanlı hareket 1882’de bütün şiddetiyle başladı. Ermeniler çete halinde bazı köylere hücum ederek masum insanları öldürmeleri üzerine asayişin temini için Osmanlı Hamidiye Alayları kuruldu. Bu masum tedbire Rus Çarlığı ve İngiltere karşı çıkmak suretiyle maksatlarını tamamen belirtmiş oldular. Dış güçlerin teşviki ve yardımı ile binlerce insan öldürülmüş Türk köyleri ve kasabaları yakılıp yıkılmıştı.
Sonuç olarak Terörizme hizmet eden bazı Ermenilerin insanlığa karşı düşmanlık yaratmaya çalışmaları kendi zararlarına sonuçlanacaktır. Bu kabil hareketlerin devamı halinde, her kanlı olayın arkasında Ermeni parmağı aranacaktır.
Türkiye’deki Ermeniler refah ve huzur içinde Türk olmanın saygınlığını duymaktadırlar. Türkler; tarih boyunca Ermeniler ile dost olmak istemişlerdir. Bu içten duyguyu köreltme çabaları hiçbir zaman Ermeni’nin yararına gelişmez. Bu bakımdan Türk düşmanlığı propagandasına son verilmesi en mantıki temennimizdir.
 
Üst Alt