• İletilerinizde "teşekkür" ifadeleri yasaktır. Lütfen teşekkür ederim ... vb ifadeler kullanmayınız.Teşekkür etmek istiyorsanız ilgili iletinin altında yer alan "beğen"ebilirsiniz.

Eğitimde Başarılı Modeller

#1
Eğitimde başarılı modeller bu başlıkta sunulabilir.

O halde ilk modeli biz sunalım.

Güney Kore ve Finlandiya Modelleri gözümüzün önündeydi. Güney Kore modeli daha yoğun iken Finlandiya'da yoğunluk daha az. Yoğunluk ve stresin daha az olduğu ve PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavlarında en önde yer alan Finlandiya modeli ile ilgili bir derleme yaptık. Sadece genel bilgiler verildi. Bilgilerin yabancı kaynaklardan alıntılanmış olması algı yapılarak
(bizdeki ders saatleri, maaşlar, saygınlık) hazırlanan haberlerde daha doğru bilgilere ulaşılması adına yerinde oldu.


Finlandiya Modeli

Finliler ile Güney Koreliler temel bir ortak noktası bulunuyor: Öğretmenlere ve akademik başarılarına gösterilen derin saygı. Finlandiya’da eğitim programı başvurularının sadece 10′da 1′i kabul ediliyor. 1970′lerde öğretmen okullarının yüzde 80′inin kapatılmasından sonra geriye sadece en iyi üniversite eğitim programları kaldı. Bu da ülkedeki öğretmenlerin statüsünü yükseltti. Finlandiya’da öğretmenler bir yılda 600 saat ders veriyor. Kalan zamanlarını mesleki gelişime, iş arkadaşlarıyla, öğrencileriyle ve ailelerle bir araya gelmeye ayırıyorlar. Öğretmenlerin yıllık zorunlu çalışma saati Türkiye’de 1080 saat
(Finlandiyada öğretim süresi 188 gün; İÖ 677 saat-OÖ 550 saat, okulda çalışılması gereken süre ve yönetmeliklere göre toplam çalışma süresi yoktur. Türkiye'de ise öğretim süresi 180 gün; İÖ 639 saat-OÖ 567 saat, okulda çalışılması gereken süre İÖ 870- saat-OÖ 756 saat, yönetmeliklere göre toplam çalışma süresi İÖ 1880 saat-OÖ 1880 (atahoca: doğrusu 1080 olmalı) saat. (atahoca:Nöbet süreleri ve seminer çalışmaları dahil edilmemiştir) olarak hesaplanmıştır.(OECD Bir Bakışta Eğitim 2011 Raporu, sayfa: 428)


Sonuç olarak dünyanın başarılı eğitim kültürlerinde, öğrencilerin başarılarından sistem sorumludur. Yani sadece aile, sadece öğrenci ya da sadece öğretmen değil. Sistemi, o ülkenin kültürü oluşturur.


Biz tüm eğitim problemlerimizin her zaman “daha fazlası” ile çözüleceğine inanıyoruz. Her şey daha fazla sınıfla, daha uzun saatlerle, daha fazla ödevlerle, daha fazla projelerle, daha fazla baskıyla, daha fazla içerikle, daha fazla toplantılarla, daha fazla rehberlikle ve tabii ki de daha fazla sınavla çözülebilir. Tüm bunlar daha çok tutuşmuş halde koşturup duran öğretmenler ve daha fazla stresli öğrenciler ile sonuçlanıyor. Finlandiya’da eğitimi farklı kılan şey nedir? Farklılık daha az hissedilebilir ancak daha temel olan bir şey var ki Finlandiya, açıkça şuna inanıyor: “Az olan daha iyidir.” Bu Finlandiyalıların eğitim sisteminin içine yerleşmiş ve kökleşmiş bir anlayış.
“Az olan daha iyidir.”


Daha Az Okul Vakti = Daha Fazla Alternatif

Finlandiya’da öğrenciler okula 7 yaşında başlarlar. 7 yaşına kadar çocukların çocukluklarını yaşamalarına, oyun oynamalarına, keşfetmelerine olanak veriyorlar. Yani bizler gibi bir sınıfa hapsolmalarına izin vermiyorlar. Ama geride kalmazlar mı? Hepimizin aklından hemen bu soru geçiyor değil mi? Hayır, geri kalmazlar, kalmıyorlar. Çocuklar okula tamamen fiziksel ve psikolojik olarak öğrenmeye ve odaklanmaya hazır olduklarında başlarlar. İlk sene sonrasında 9 yıl zorunlu eğitim devam ediyor. 9. Sınıftan sonra her şey öğrencinin seçimine kalıyor, 16 yaşlarında öğrenciler kendi eğitimleri adına aşağıdaki seçenekleri seçebiliyorlar:

Normal lise: Bu üç yıllık program öğrencileri istedikleri üniversitede eğitim almaları için eğitiyor. Program sonunda öğrenciler sınava tabi tutuluyorlar.

Mesleki eğitim: Bu da öğrencileri mesleki alanda eğiten 3 yıllık bir program. Öğrenciler istedikleri mesleki alanda kendilerini geliştirebiliyorlar.

Direkt iş hayatına atılma: Bu kısmı tercih eden öğrencilerin oranı %5 den daha az…


Okulda Daha Az Saat = Daha Fazla Dinlenme

Öğrenciler derse 9.00 ile 9.45 arasında başlıyorlar. Öğrencilerin sabahları uykuya ihtiyaçları vardır. Okul saat 2.00 ile 2.45 arasında biter. Bazı günler daha erken başlayıp daha geç bitebilir. Finlandiyalı öğrencilerin programları sürekli farklı ve değişkendir, yine de günde 4 – 5 ders ve molalar ile süren bir programları mevcuttur. Bu sistem hem öğrencilere hem de öğretmenlere daha kaliteli bir zaman dilimi sağlıyor. Eğitim öğretime daha taze bir başlangıç yapmaları için fırsat tanıyor.

Türkiye’deki ders saati 8. Ama yetmediği için okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları ve özel derslerle bu sayı günde 12-14 bandını yakalıyor. Finlandiya’da ise günlük ortalama ders saati 4. Dünya eğitim ligindeki sıralamamıza baktığımızda, nitelik ve nicelik kavramlarının ne kadar önemli olduğu gün yüzüne çıkıyor. Finli öğretmenler günde en çok 4 saat derse girerken haftada zorunlu iki saat mesleki formasyon dersi alıyorlar.


Daha Az Ders Saati = Daha Fazla Plan

Öğretmenlerin daha kısa günleri de vardır. Ortalama bir Finlandiyalı öğretmen yıllık 600 saat derse giriyor. Öğretmenlerin yıllık zorunlu çalışma saati Türkiye’de 1080 saat olarak (Finlandiyada öğretim süresi 188 gün; İÖ 677 saat-OÖ 550 saat, okulda çalışılması gereken süre ve yönetmeliklere göre toplam çalışma süresi yoktur. Türkiye'de ise öğretim süresi 180 gün; İÖ 639 saat-OÖ 567 saat, okulda çalışılması gereken süre İÖ 870- saat-OÖ 756 saat, yönetmeliklere göre toplam çalışma süresi İÖ 1880 saat-OÖ 1880 (atahoca: doğrusu 1080 olmalı) saat. (atahoca:Nöbet süreleri ve seminer çalışmaları dahil edilmemiştir) olarak hesaplanmıştır.Aynı zamanda Finlandiya’da öğretmenler ve öğrenciler dersleri yok ise okulda bulunmak zorunda değiller. Örneğin, Perşembe günü öğleden sonra hiç dersleri yok ise, hem öğretmenler hem de öğrenciler okuldan rahatça çıkabiliyorlar. Ya da ilk dersleri 11’de başlıyorsa, daha öncesinde okulda bulunmalarına gerek yok. Bu sistem Finlandiyalı öğretmenin daha fazla plan yapmasına daha fazla dersine hazırlıklı gelmesine olanak sağlıyor.

Daha Az Öğretmen = Daha Fazla Tutarlılık ve Önemseme
Finlandiya’da ilkokul öğrencileri için ilk 6 senelerinde ya da 3 senelerinde
öğretmenleri asla değişmiyor. Aynı öğretmen aynı öğrenci grubu ile ilgileniyor. Ve bu uzun zaman diliminde bu öğretmen bu 15 – 20 öğrencinin her şeyini biliyor ve onların tüm öğrenme stillerine hakim duruma gelebiliyor. Bu sistem öğrenciye de çok faydalı çünkü onlara tutarlılık, önemseme, ihtiyaçları olan bireysel dikkat olanağı tanıyor. Bir sonraki sene hem öğretmenlere hem de öğrencilere büyük kolaylık sağlıyor, çünkü yeni bir öğretmenin gelmesi, ona alışmak, adapte olmak zaman alıyor. Bu sistemin uygulanması Finlandiya eğitim sisteminin neden başarılı olduğunu bir kez daha vurguluyor bence.

Daha Az Kabul Edilen Müracaatlar = Öğretmenlere Daha Fazla Güven

Öğrencilerin öğretmenleri değişmiyor dedik… Peki ya “kötü” bir öğretmenleri varsa? Finlandiya “kötü öğretmen” yoktur olgusunu savunmak için çok sıkı çalışıyor. Finlandiya’da ilköğretim gerçekten çok zordur. İlkokul eğitimcisi yetiştiren bölümler sadece % 10’luk bir müracaat kabul ediyor. İlkokul öğretmeni olmak için sadece en parlak ve en iyi olmak gerekmiyor, birçok görüşmeyi de geçmek gerekli. Yani en zeki olmanız bir işe yaramaz, sınıfınızda doğal bir öğretme tekniğine de sahip olmalısınız.
Finlandiya öğretme yeteneğinin sadece çalışma ile elde edileceğine inanmıyor. Bu doğal bir yetenek ve tutku. Bazılarında vardır, bazılarında ise yoktur. Dolayısıyla Finlandiya öğretmenlerini seçerken çok ama çok titiz davranıyor.
Türkiye’de, “Hiçbir şey olamazsa, bari öğretmen olsun,” mantığı devam ediyor. Ama Finlandiya’da öğretmenlik mesleği toplumun en gözde mesleklerinden bir tanesi! Öğretmenler master derecesi olanlar arasından seçiliyor. Lise mezunları arasında öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyor.
Finlandiya’da öğretmenlerin
gelir düzeyi oldukça iyi. Finlandiya’da bir öğretmenin maaşı 2011 verilerine göre senelik 32.392 ile 61.089 ABD doları arasında değişiyor. Senelik tecrübeye sahip lise öğretmenleri ortalama olarak başka üniversite mezunlarının iki katı maaş alıyorlar. (Finlandiya için verilen rakamlar: İÖ Başlangıç Maaşı: 32.692 ; 10 Yıl Sonraki Maaşı: 37.632 ; 15 yıl Sonraki Maaşı: 41.415 ; En Kıdemli Öğretmen Maaşı: 50.461 - Başlangıç Maaşı: 35.743 ; 10 yıl Sonraki Maaşı:45.444 15 Yıl Sonraki Maaşı En Kıdemli Öğretmen Maaşı Başlangıç Maaşı 10 Yıl Sonraki Maaşı 15 yıl Sonraki Maaşı: 49.237 ; En Kıdemli Öğretmen Maaşı: 61.08915) Biz de aynı raporda 25.536 ile 30.335 ABD doları denmiş ama bu rakamları o tarihte cebinde gören meslektaşımız var mı? bilmiyorum. (Rapordaki rakamlar: İÖ Başlangıç Maaşı: 25.536; 10 yıl Sonraki Maaşı: 26.374 ; 15 Yıl Sonraki Maaşı: 27.438 ; En Kıdemli Öğretmen Maaşı: 29.697 - Başlangıç Maaşı: 26.173 ; 10 Yıl Sonraki Maaşı: 27.011 ; 15 yıl Sonraki Maaşı: 28.076 En Kıdemli Öğretmen Maaşı:30.335) Kendi mesleği haricinde bir iş yaparak ek gelir elde etmeye çalışan öğretmen yok denecek kadar az. Bizde de ek gelir için bir şeyler yapmayan öğretmen yok denecek kadar az. Çünkü aldıkları maaş faturalara bile yetmiyor. Öğretmenlerin fatura ödemek için başka şeylerle uğraşması neticesinde oluşan durumun faturasını da bütün millet ödüyor.


Daha Az Sınıflar = Daha Fazla Molalar

İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika. Daha önce de bahsettiğimiz gibi Finlandiya'da öğrencilerin günde 3 ya da 4 (nadiren 5) dersleri oluyor. Aynı zamanda da çeşitli araları ve molaları var. Bu 15 – 20 dakikalık aralar onlara enerji, dinlenme, taze hava, beyinlerini daha iyi kullanma açısından çok iyi geliyor. Bu araların nörolojik faydaları oldukça çoktur. Aralardan sonra öğrencilerin beyni, öğrenmeye daha hazır oluyor.
Eğitim sistemi içindeki bu aralardan öğretmenler için de var. Finlandiya öğretmenler odası genelde birçok öğretmen ile dolu olan, hazırlanan, çalışan, kahve içen ya da sadece dinlenen, sosyalleşen ya da bir sonraki dersi için hazırlık yapan bir yerdir. Bazılarında masaj koltukları bile var!
Peki, neden
bizde böyle değil? Çünkü dersten derse koşmaktan ara vermeye zamanımız yok.


Daha Az Sınav = Daha Fazla Öğrenme

Sınavsız bir eğitim sistemi düşünün… Öğrencilerin başarılarının test sonuçlarına bakılarak ölçülmediği bir sistem ve derslerin nasıl daha zevkli ve katılımlı olacağını bir an olsun hayal edin.
Hala olmasına rağmen,
Finlandiya’da öğretmenlerin üzerinde müfredata uymaları için daha az baskı var diyebiliriz. Öğretmen sadece işini iyi bir şekilde yapar. Daha fazla risk alabilir, yeni şeyler deneyebilir. Öğrencinin sınıfta belli bir müfredata bağlı kalmaksızın daha etkin olmasını sağlayabilir.


Daha Az Başlık = Daha Fazla Derinlik

Finlandiya’da öğretmenler konulara daha derinlemesine bakıyorlar ve geride kaldıkları zaman panik yapmıyorlar ve birçok konu yüklemesi yapmıyorlar öğrencilerine. Çok fazla başlık yok ve bunun yerine daha derinlemesine bir eğitim var. Öğrenciler yeni konuya geçmeden önceki konuyu iyi bir şekilde özümsemiş oluyorlar.

Daha Az Ödev = Daha Fazla Katılım

Türkiye’de en başarılı öğretmen en çok ödev verendir anlayışı hala devam ediyor. Ama Finlandiya’da öğrencilere ödev verilmiyor. Öğrenmenin yeri okul olarak görülüyor. Bu yüzden Finlandiya’da akşamları çocuğunun proje ödevi için kartona boncuk dizen veli yok.
Yapılan bir araştırmaya göre Finlandiyalı öğrenciler dünyada en az ödev verilen öğrencilermiş. Yapacakları ne varsa okulda, derste yapıyorlar ve öğretmenler de okulda yaptıklarının yeterli olduğunu düşünüyor. Onlara daha fazla ödev vermek, görevler yüklemek adına bir baskı yok. Genellikle yapılan çalışmalar açık uçlu. Yine de öğrenciler bunu sınıfta özenle yapıyorlar. Onlara bunu yaptırmak gerçekten ilginç geliyor olabilir. Fakat dersi dinlemeyenler bile telefonlarını bir kenara bırakıp çalışmaya başlıyorlar ve bunu tüm dikkatlerini vererek yapıyorlar. Öğretmen ile öğrenci arasında sanki “Eğer bunu burada şu an yaparsan sana ev ödevi vermeyeceğim.” gibi sözsüz bir anlaşma var.


Daha Az Öğrenci = Daha Çok Bireysel Dikkat

Eğer daha az öğrenciniz var ise tabi ki de onlarla tek tek ilgilenebilir ve hepsine ayrı özen gösterebilirsiniz. Fen bölümlerini seçen öğrenciler en fazla 16 kişilik sınıflarda eğitim-öğretim görüyorlar ve böylece laboratuvar olanaklarından en iyi düzeyde yararlanabiliyorlar. Finlandiyalı bir öğretmen günde 60 – 80 arası öğrenci görüyor. Bizde bu sayı genelde 100'ün üzerinde. Ve bizim sınıflarımız 34 kişilik…

Daha Az Kural = Daha Fazla Güven

Bu sistemin anahtarı güvendir! Kurallar, nizam veya yapı değil. Birbirine şüphe ile bakmak, kurallar üretmek, sınavlar yapmak yerine bu sistemi uygulayın. Toplum, okulların eğitimi iyi öğretmenlerle yürüttüğüne güveniyor. Okul, öğretmenlerine iyi öğrenciler yetiştirdikleri için güveniyor. Aileler öğretmenlere doğru kararlar verdikleri için güveniyor. Öğretmenler öğrencilere çalışmalarını zamanında ve titiz yaptıkları için güveniyor. Öğrenciler öğretmenlere kendilerine faydalı olanı verdikleri için güveniyor. Toplum sisteme güveniyor ve eğitime hak ettiği saygıyı veriyor. Sistem bu şekilde işliyor ve karmaşık olmaktan çıkıyor. Finlandiya bize bunu gösterdi.

Kaynaklar:
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
( ideas.ted.com/2014/09/04/what-the-best-education-systems-are-doing-right/ alıntılamış)
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
(
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
alıntılamış)
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.

Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.

Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
 
Moderatörün son düzenlenenleri:

Benzer Konular