• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Cemil Meriç

Aslı

Usta Üye
Emekli
Katılım
11 Mart 2009
Mesajlar
10,458
Tepkime puanı
418
Puanları
83

İtibar:

MERİÇ, CEMİL

(1916-1987)

Fikir adamı ve edebiyatçı.

cemil_meric.jpg


Balkan savaşları sırasında 1912'deMeriç nehri yakınlarındaki Dimetoka'-dan Antakya'ya göç eden bir ailenin çocuğu olarak Reyhaniye (şimdi Reyhanlı) ilçesinde doğdu.[731] Tam adı Hüseyin Cemil'dir. Banka müdürlüğü de yapmış olan babası hâkim Mahmud Niyazi Bey'in görevi münasebetiyle yedi yaşına kadar Antakya'da kaldı. 1923'te Reyhaniye Rüşdiyesi'nde başladığı eğitimine 1928'de Antakya Sultânîsi"nde (Lycee d'Antioche) devam etti. 1935'te liseyi bitirmesi gerekirken Fransız mandası altındaki Antakya'da o yıl liseler on bir yıldan on iki yıla çıkarıldığı için mezun olamadı. Milliyetçi eğilimlerinin ağır bastığı lise son sınıfta hocalarına yönelttiği eleştirileri yüzünden bitirme imtihanlarına on beş gün kala okulu terk etmek zorunda kaldı. 1936'da İstanbul'a gitti ve on ikinci sınıfa Pertevniyal Lisesi"nde devam etti. Bu sırada Nazım Hikmet ve Kerim Sadi başta olmak üzere dönemin solcu aydınlarıyla tanıştı.

Geçim sıkıntısı yüzünden 1936 Mayıs’ında Antakya'ya döndü ve lise öğrenimini Fransız liselerine özgü programı uygulayan Antakya Sultânîsi'nde tamamladı. Dokuz ay kadar İskenderun'a bağlı bir köy okulunda öğretmenlik yaptıktan sonra İskenderun Tercüme Bürosu'nda başkan yardımcısı oldu. Kısa sürelerle Nahiye müdürlüğü, Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik ve belediyede kâtiplik gibi görevlerde bulundu. Nisan 1939'da göz altına alınarak Antakya'ya götürüldü. 1938'de kurulan ve 1939'da Türkiye'ye iltihak eden bağımsız Hatay hükümetini devirmekle suçlandı: idam talebiyle yargılandı, ancak beraat etti.

1940'ta tekrar İstanbul'a gitti ve iki yıl Yabancı Diller Yüksek Okulu'na devam ederek 1942 Haziran’ında mezun oldu. Fransızca öğretmeni olarak tayin edildiği Elâzığ Lisesi'nde iki yılı aşkın bir sure görev yaptıysa da özel hayatında ve işindeki çeşitli sıkıntılar yüzünden İstanbul'a dönmek zorunda kaldı (1945). Aralık 1946'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca okutmanı oldu. 1974'te emekli oluncaya kadar bu görevini sürdürdü. Bu arada Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne doktora öğrencisi olarak kaydoldu (1951), Işık Lisesi'nde Fransızca hocalığı yaptı (1952-1954) ve Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde dersler verdi.

Küçüklüğünden beri problemli olan görme duyusunun giderek zayıflaması üzerine 1954'te birkaç başarısız göz ameliyatı geçirdi. 1955'te gittiği Paris'te Quinze-Vingts Hastahanesi'nde geçirdiği bir dizi ameliyat da başarısızlıkla sonuçlanınca hayatının geri kalan kısmını gözlerini kaybetmiş olarak sürdürdü. Fikir hayatı ailesi, dostları ve sevenlerinin okuma ve söylediklerini dikte etme konusundaki yardımlarıyla devam etti. 1984'te beyin kanaması ve ona bağlı olarak felç geçirdi; ağır bir hastalık döneminin ardından 13 Haziran 1987'de İstanbul'da öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.

İçine kapalı bir çocukluk dönemi geçiren Cemil Meric'in kitapların dünyasına yönelmesi erken yaşlarda olmuştur. Antakya'da çıkan Yeni Gün gazetesindeki "Geç Kalmış Bir Muhasebe" başlıklı yazısıyla [732] yayın hayatına atılmış, Tarık Mümtaz"ın (Göztepe) çıkardığı Karagöz'de yazılan ve "Fırsat Yoksulu" mahlasıyla şiirleri yayımlanmıştır. İstanbul'a geldikten sonra "Honore de Balzac" başlıklı ilk yazısı İnsan dergisinde neşredilmiş 19411, Ayın Bibliyografyası dergisinde tercüme tenkitleri yapmış (1942-1943), başında uzun bir Balzac incelemesinin de yer aldığı Altın Gözlü Kız çevirisi yayımlanan ilk eseri olmuştur (1943). 1944-1947 yılları arasında Yurt ve Dünya, Yücel, Gün, Amaç dergilerinde tercüme tenkitleri, Fransız edebiyat ve düşüncesi üzerine İncelemeler neşretmiş, Balzac çevirilerini de sürdürmüştür. Maarif Vekâleti'nden tercüme teklifleri almış, yarım kalan Emile çevirisinin ardından Hernani V. Hugo çevirisi "klasikler" dizisi arasında çıkmıştır 1956-1955 yılında günlük tutmaya ve "Quinze-Vingts Geceleri" adlı bir roman yazmaya başlamışsa da devam etmemiştir. Aralıklarla yirmi yıl sürdüreceği günlüklere ise 1963'te başlayacaktır. 1960-1964 yıllarında mesaisinin neredeyse tamamını Hint edebiyatına vermiştir.

1953'ten sonra ara verdiği yazılarına Dönem ve Çığır dergilerinde yeniden başlayan Cemil Meriç (1965) bir yandan tercüme çalışmalarına devam ederken bir yandan da Yeni İnsan ve Hisar dergilerinde yazılarını sürdürür; bu arada Saint-Simon İlk Sosyolog-İlk Sosyalist kitabı neşredilir (1967). Emekli olduktan sonraki on yıllık süre içinde kendisini daha geniş okuyucu kesimlerine tanıtacak olan olgunluk dönemi eserleri Bu Üi-/ce'yle(!974) başlamak üzere yayımlanır. Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademi Mecmuası, Pınar, Köprü, Gerçek, Hareket, Millî Eğitim ve Kültür gibi dergilere, Orta Doğu, Yeni Devir gazetelerine yazılar, Tanzimat'tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi ve Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi'ne maddeler yazar. Türkiye Millî Kültür Vakfı (1974, 1980), Türkiye Yazarlar Birliği (1981), Kayseri Sanatçılar Derneği (1982) gibi kuruluşlar tarafından kendisine fikir ve inceleme dallarında ödül verilen Cemil Meric'in Üsküdar Belediyesİ'nin açtığı kültür merkezine de adı konmuştur (2004).

Cemil Meric'in arayışlarla geçen fikir hayatı kendi yaptığı bir tasnife göre şu dönemlere ayrılır: 1917-1925: Koyu müs-lümanlık devri. 1925-1936: Şoven milliyetçilik devri (Meriç soyadından önce bir ara Şaman ve Yılmaz soyadlarını kullanır). 1936-1938: Sosyalistlik devri. 1938-1960: "Araf" dediği kuluçka devri. 1960-1964: Hint devri. 1964'ten sonra ise sadece Osmanlıdır.[733]

Eserlerinde Türkçe'nin hızla kan kaybetmesi ve mazi ile aradaki çatlağın her geçen gün biraz daha büyümesi, bunun Türk toplumunun bugünü ve yarını üzerinde icra edeceği yıkıcı tesirler üzerinde durmuştur. Bir düşünce geleneğinden mahrum olmaları yüzünden Eflâtun'un ünlü istiaresinde geçtiği gibi "mağara"-ya kapatılmış olan Türk aydınlarının kısa zaman aralıklarında hızla burçtan burca savrulmalarına işaret etmiştir. Gerçeğin kimsenin tekelinde bulunmadığını, dolayısıyla ona ancak ortak bir gayret ve açık bir zihinle ulaşılabileceğini, sağ- sol çatışması gibi Avrupa'dan ithal edilen suni kamplaşmaların Türk insanı ve aydınının zaten zayıf ve mecalsiz bırakılmış dinamiğini iyice körelteceğini, aydınların kendi kültür köklerini olduğu kadar dünya kültürünü, içine girmek için Tanzimat'tan beri çırpındığımız Avrupa'yı bile son derece yetersiz ve sığ bir şekilde tanıdığını belirtmiştir. Türk aydınının Batı karşısında içerisine düştüğü aşağılık kompleksinin zararlı neticelerini, insan beyninin iki yarım küresi olan Doğu ve Batı'nın gerçekte bir bütün oluşturduğunu, dar ve ön yargılı düşünmeyi bir kenara bırakmanın fikir hayatımıza zenginlik kazandıracağını ifade etmiştir. Avrupa medeniyetine istihalenin ham bir hayal olduğu ve bir medeniyetin diğerine istihale edemeyeceği, ancak malzeme alabileceği, Türkiye'de kendi köklerine sahip yeni bir neslin yetişmesinin Osmanlıca, Arapça ve Farsça öğrenerek irfan hazinelerini, öte yandan bir Avrupa dili öğrenerek hür bir şekilde Batı'yı tanımakla mümkün olacağı vurgu yaptığı diğer görüşleri arasındadır.

Cumhuriyet dönemi aydınları içinde farklı bir yer tutmasında dürüstlük ve samimiyeti, kendi fikir ve kültür geleneklerini hakkıyla özümlemesi, farklı fikri kanallara açık bağımsız bir zihin yapışma sahip olması ve Antakya gibi özel şartları bulunan bir ortamda Fransız mandası altında kısmen bir sömürge tecrübesi yaşamış bulunmasının ayrı ayrı payı vardır. O yıllarda Fransız eğitim sistemine göre öğretim yapmakta olan Antakya Sultânîsi'nde Tercüme eserleri basılmış Antuvan Efendi adlı bir Ermeni, Dârülmuallimîn-i Âliye mezunu Lâmi Bey ve "şair, muhibb-i cemâl, kalender bir Osmanlı" dediği Ali İlmî Fânî, Mülkiye Mektebi mezunu Memduh Selim, Sorbonne doktoralı Mesud Fânî (Bilgili), Damad Ferid Paşa'nın başyaverliğini yapmış olan Tarık Mümtaz gibi isimlerin bulunuşu da bunlara eklenebilir. Mesud Fânî o yıllan anlatırken tâlim ve terbiye kadrosunun milliyetlerindeki çeşitlilik sebebiyle Antakya Sultanîsi koridorlarını bir nevi "Cem'iy-yet-i Akvam" salonuna çevirdiğini söyler. [734] Kendini "hakikat arayıcısı" ve "hakikat âşığı" olarak nitelendiren, siyasî görüşlere ve düşünceyi daraltan ideolojilere mesafeli durmaya çalışan Cemil Meric'e çeşitli fikir, siyaset ve ideoloji çevreleri kendilerine yakın buldukları görüşlerini öne çıkararak sahip çıkmışlardır.



Eserleri.

Hind Edebiyatı [735] Saint-Simon: İlk Sosyolog-İlk Sosyalist Ümrandan Uygarlığa [736] Mağa-radakiler [737] Kırk Ambar İstanbul 1980, İletişim Yayinlan'nın bastığı külliyat içinde iki cilde bölünmüş ve I. cildi 1998'de Kırk Ambar: Rümuz-üt Edeh başlığıyla bazı ekleme ve çıkarmalarla yayımlanmıştır); Bir Facianın Hikâyesi [738] Işık Doğudan Gelir [739] Kültürden İrfana [740] Jurnal [741] Sosyoloji Notları ve Konferanslar.[742]

Ayrıca Balzac'tan Altın Gözlü Kız (1943), Otuzunda Kadın (1945), Onüç-lerin Romanı (1945), Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti Victor Hugo'dan Hernani (1956); Uriel Heyd'den Ziya Gökalp: Türk Milliyetçiliğinin Temelleri (1980); Maxime Rodinson'dan Batıyı Büyüleyen İslam (1983) adlı kitapları çevirmiş. Berke Vardar'la birlikte Antoine Meİllet'den (kapakta belirtilmemesine rağmen iki bölümden oluşan kitabın 2. bölümü Mİchel Lejeune'e aittir) Dillerin Yapısı ve Gelişmesi'ni (1967) çevirip ilâvelerde bulunmuştur. Thornton VVilder'dan Köprüden Düşenler [743] Victor Hugo'-dan Marion de Lorme [744] yaptığı diğer çevirilerdir. Ferit Hakkı Saymen ve Louat ile beraber üniversite öğrencileri için hazırladığı Fransızca Yardımcı Metinler adlı kitapçığıyla (1951) Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon [745] İdeoloji {1970) gibi yazılarının basımıyla ortaya çıkan risaleleri ve 1959'da Fransızca hocaları için hazırladığı basılmamış bir Fransızca grameri bulunmaktadır.

Cemil Meriç hakkında çıkan yayınlar: Mehmet Tekin, Cemil Meriç: Şair, Filozof, Yazar [746] Ümit Meriç Yazan, Cemil Meriç [747]Ahmet Turan Alkan, Doğu ve Batı Arasında Cemil Meriç [748] Halil Açıkgöz, Cemil Meriç'le Sohbetler [749] Necmettin Şahiner, Cemil Meriç'le Nur Sohbetleri [750] Cemil Meriç ve Bu Ülkenin Çocukları [751] Mustafa Armağan, Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç [752] Cafer Vayni. Cemil Meriç [753] Mehmet Tekin, Cemil Meric'in Konuşmaları.[754] Bunlardan başka Türk Edebiyatı dergisi Ağustos 1987 sayısını Cemil Meric'e ayırmış. Gösteri dergisi Eylül 1989 tarihinde bir "Cemil Meriç eki" yayımlamış ve son olarak Kitap Haber dergisi Haziran-Temmuz 2004 tarihli 21. sayısında kapsamlı bir Cemii Meriç dosyasına yer vermiştir.





Bibliyografya :

Cemil Meriç, Bu Ülke, İstanbul 1999 (haz. Mahmut Ali Meriç), hazırlayanın girişi, s. 7-70; Mesud Fânî Bilgili, Manda İdaresinde Hatay Kültür Hayatı, Antakya 1939, s. 15; Ergun Göze. İçimizden 30 Kişi, İstanbul 1975, s. 7-12; Mehmet Çınarlı, Sanatçı Dostlarım, İstanbul 1979, s. 172-189; Kemal Sülker, Saüaş Yıllarında Bir Sürgün, İstanbul 1986, s. 92-100; Ümit Meriç Yazan. Babam Cemil Meriç, İstanbul 1998; Mustafa Armağan. Düşüncenin Gökkuşağı: CemiLMeriç, İstanbul 2001. Mustafa Armağan
 
En Çok Görüntülenen Konular
  • Mizancı Murat
  • Mehmedkuluzâde Celil
  • Ziya Gökalp
  • Farabi
  • Emir Şekib Arslan
  • Mehmet İzzet
  • Aynı Kategoriden Son Konular
  • Mizancı Murat
  • Mirza Melkum Han
  • Miras Kamil
  • Mîr Said Sultan Galiyev
  • Talebe

    Tarih Talebesi
    Yönetici
    Vezir
    Katılım
    21 Mart 2009
    Mesajlar
    1,790
    Tepkime puanı
    3,489
    Puanları
    113
    Yaş
    39

    İtibar:

    “Havarilerini yaratamayan İsa’nın yeri tımarhanedir, tarih değil.” Cemil Meriç,

    Vefatının otuz üçüncü yılı, Allah rahmet eylesin.
     
    Önceki konu
    Sonraki konu
    Üst Alt