1. içakır Usta Üye

    Katılım:
    12 Mart 2009
    Konular:
    18
    Mesaj:
    184
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Altunköprü
    Bu köprü yaman köprü
    Ölsem namert elinden
    İsterem Altun Köprü



    "Süt çocukları beşiğini, çocuklar eğlendiği yeri, gençler geçimlerinin sağlandığı yeri, ihtiyarlar dünyadan ellerini-eteklerini çektikleri yalnızlık köşelerini, evlat anasını, baba ailesini ne türlü duygularla severse insan da vatanını öyle duygularla sever. Bu duygu, yani vatana gönülden bağlanma ve onu sevme; sebepsiz yere, sırf insanın tabiatından gelme bir istek değildir. İnsan vatanını sever. Çünkü Allah'ın insanlara bahşettiği şeylerin en azizi olan hayat, vatan havasını teneffüsle başlar. İnsan vatanını sever. Çünkü tabiatın, yani Allah'ın bağışladığı şeylerin en parlağı olan göz, dünyaya ilk baktığı zaman vatan toprağını görür. İnsan vatanını sever. Çünkü vücudunun maddesi, vatanın bir parçasıdır. İnsan vatanını sever. Çünkü etrafına baktıkça her köşesinde geçen ömrünün, hüzünlü bir hatırasını görür. İnsan vatanını sever. Çünkü hürriyeti, rahatı, hakkı, menfaati vatan sayesinde ayakta kalabilir. İnsan vatanını sever. Çünkü varlık sebebi olan atalarının sakin mezarlığı ve çocuklarının meydana geleceği yer, vatandır. İnsan vatanını sever. Çünkü vatan çocukları arasında dil birliği, menfaat birliği ve birbirine fazla alışık olduğundan, gönül yakınlığı ve düşünce kardeşliği doğmuştur. O sayede bir adama göre vatan, dünya ile mukayese edildiğinde, oturduğu şehre göre kendi evi gibi görünür. İnsan vatanını sever. Çünkü vatan mevcut olan hâkimiyetin bir kısmını, gerçek anlamda kullanma hakkına sahiptir. İnsan vatanını sever. Çünkü vatan, öyle bir galibin kılıcı veya bir kâtibin kalemiyle belirsiz hatlardan, sınırlardan ibaret değil; millet, hürriyet, menfaat, kardeşlik, hakları kullanma, hâkimiyet, atalara hürmet, aileye sevgi, çocukluk hatıraları gibi birçok yüce duygunun toplanmasından oluşmuş, mukaddes bir düşüncedir..."

    Büyük Vatan Şairimiz Namık Kemal vatan sevgisini işte bu satırlarla anlatıyordu. Bir vatanın böylesine sevilebilmesi için üzerinde barındırdığı milletle işte böylesine kaynaşması gerekir. O millet; tarihi, kültürü, folkloru, kutsal değerleri, mezarlıkları, yolları, köprüleri velhasıl her şeyi ile üzerinde yaşadığı vatanın ayrılmaz bir parçası olmuşsa zorbalıklar, bindirilmiş kıtalar, işkenceler, sürgünler, kıyımlar vız gelir.

    Irak Türkleri, tarihin bir cilvesi olarak atalarımızın yaklaşık 1400 yıl önce yerleşmeye başladıkları o vatan parçasında kalıp Türkiye'den koparıldıktan sonra sürekli horlanıp baskı altına alındılar. Bu yetmedi, işgalciler de aynı yola başvurdular. İşte, Irak Türklerine uygulanan belli başlı katliamlar:

    1920-Kaçakaç Katliamı-Telafer
    1924-Levi Katliamı-Kerkük (İngiliz paralı askerlerinin yaptığı katliam)
    1946-Gâvurbağı Katliamı-Kerkük
    1959-Kerkük Katliamı (İhtilalci General Abdülkerim Kasım'ın Cumhuriyet rejimi, kendine destek veren Türkmenleri katletmiştir. Bu vahşet, o dönemde Türk kamuoyundan özellikle gizlenmiştir.)
    1979 - Tazehurmatu Katliamı
    1980 - Türkmen Liderlerin katliamı
    1991 - Tazehurmatu Katliamı
    1991 - Altunköprü Katliamı
    1996 - Erbil Katliamı
    2003 - Tuzhurmatu Katliamı
    2004 - Telafer Katliamı
    2005 - Telafer ve Musul Katliamları
    2006 - Karatepe ve Yengice Katliamları
    2006 - Kerkük Katliamı
    2007 - Tavuk ve Amirli Katliamları


    28 Mart, 1991'de vuku bulan Altunköprü Katliamı'nın 18. Yıldönümü.

    Altunköprü, Irak'ın kuzeyinde, tabii güzellikleri olan bir Türk kasabası... Kerkük'e 44, Erbil'e 50 kilometre mesafedeki bu şirin kasabaya Aşağı Zap ve Küçük Zap suları ayrı bir güzellik veriyor. Üst taraflardan iki ayrı kol halinde akıp gelen bu "kardeş" sular kasabayı adeta çevreleyip geçtikten sonra Kayabaşı Mevkii'nden de geçerek tıpkı Türkiye'den iki ayrı nehir olarak gelip Basra Körfezi yakınlarında birleşen Dicle ve Fırat gibi tek bir ırmak olup akarlar. Adı üstünde; Altunköprü bir köprüler diyarıdır. Kasabaya adını veren köprünün tarihi ise eski, dolayısıyla hakkında rivayet boldur...

    Bağdat'ın yeniden fethi için 1638'de bölgeye gelen 4. Murat, kumandanlarından birini Kerkük'e gönderiyordu. Kumandan, eski köprünün yakınlarına bir köprü daha yapmaya kalkınca, bunu bir zaman kaybı olarak gören Padişah, tıpkı Bizans'ın fethi sırasında atını denize süren Fatih Sultan Mehmet gibi kızıp atını suya sürmüştü. Bu olay Türkmenler arasında hoyrat olup söylenir oldu:

    "Su seni
    Su göğertmiş, süseni
    Geçme namert köprüsünden
    Koy aparsın, su seni
    Yatma tilki yatağında
    Koy yesin aslan, seni"


    Tıpkı Kerkük, Musul, Süleymaniye, Telafer, Erbil ve çevresindeki başka yerleşim yerleri gibi Altunköprü de kültürüyle, folkloruyla bin yıldan beri Türk yurdu idi. Bu şirin kasabayı yurt tutan Türkler kendilerini suya apartmadılar, aslanlara da yem olmadılar ama Birinci Dünya Savaşı sonunda aslan payını aslan olmayanlar alınca öz vatanlarında garip kalıverdiler. Yine de bağlı bulundukları devlete baş kaldırmadan vatandaşlık görevlerini yerine getiriyorlardı. Ne yazık ki onlar da tıpkı öteki Türk şehirlerinde oturan kardeşleri gibi, İngiltere'nin Osmanlılara oynadığı oyun sonunda kurulan Irak Devleti'nin uyguladığı soykırım zincirinin bir halkası olmaktan kurtulamadılar.

    1920'de Telafer Türklerine uygulanan Kaçakaç Katliamı bu zincirin ilk halkası idi. 1924, 1946, 1959, 1979, 1980, 1991, 1996, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında Irak topraklarında yaşayan Türklere karşı 20'ye yakın katliam uygulandı ve binlerce kardeşimiz şehit edildi. Yönetimler değişiyor ama Irak Türklerinin kaderi değişmiyordu. Her biri insanlık tarihinin büyük birer ayıbı ve tarihin kara lekeleri olan bu katliamların ayrı ayrı acıları, unutulmaz hatıraları var.

    1991 yılında, Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal etmesi üzerine başlayan 1. Körfez Savaşı Irak'ın yenilgisiyle sonuçlanınca ülkede bir kargaşa yaşandı. Saddam Hüseyin, daha çok Bağdat'ı koruma telaşına düştüğü için ülkenin güneyinde ve kuzeyinde otorite boşluğu oluşmuştu. Güneyde Şiîler ayaklanırken kuzeyde de Kürt gruplar işgal hareketlerine giriştiler. 18 Mart 1991 günü Kerkük'e giren işgalciler tapu ve nüfus dairelerini talan ederek pek çok vesikayı yok ettiler. Kürtler, önlerine çıkan bir fırsatı değerlendirerek bugünkü fiilî durumun temelini işte o günlerde atmışlardı.

    Kendi halkına karşı itibarı sarsılan Saddam bir şeyler yapmalı ve güç gösterisinde bulunarak otoritesini yeniden kurmalıydı. 1991 yılının Ramazan ayında tam teçhizatlı birliklerini olay bölgelerine gönderdiği zaman işgalciler zaten işlerini bitirip gitmişlerdi. Olan, içinde yaşadıkları devlete bağlı kalıp en güçsüz zamanında bile isyan etmeyen Türklere oldu.

    Ordu birlikleri Tuzhurmatu, Tavuk ve Tazehurmatu gibi Türk bölgelerini topa tutarak Kerkük'e doğru ilerlerken paniğe kapılan halk sağa sola dağılmaya başlamıştı. 27 Mart 1991 günü Kerkük'e giren ordu birlikleri oradan Altunköprü Kasabası'na yöneldiler. İşgalci ve talancı Kürt gruplarını bulamayınca öfkelerini suçsuz - günahsız insanlardan alma yoluna gittiler. 28 Mart günü iftar öncesi, Altunköprü'de oturan ve panik sırasında Kerkük'ten, Tavuk ve Tuzhurmatu'dan kaçarak oraya sığınan Türkmenlerden, çocuk, genç ve yaşlı demeden topladıkları tam 102 kişiyi alıp götürdüler. Kutsal ay sadist insanlar tarafından karartılmış; ağlayışlarıyla yürekleri dağlayan analar oruçlarını gözlerinden damlayıp ağızlarına tuzlu sular gibi akan gözyaşlarıyla açmışlardı!

    Oruçlu günler bitip bayram gelmişti ama bu bayram gerçekten "bayram" olacak mıydı? Olmadı... Sevinç içinde yaşanması gereken Ramazan Bayramı acılarla, kederlerle geçti. Ve bayramdan 15 gün sonra...

    Dibis Kasabası yakınlarında "Kayabaşı" diye anılan bir yer vardı ve oradaki bir çukurluktan kokular yükseliyordu. Bunu duyan Altunköprülüler merak ve endişe içinde Kayabaşı'na ulaşınca o korkunç manzarayla karşılaştılar: Kurşuna dizilerek şehit edilen tam 102 cansız beden üst üste yığılmış halde orada duruyordu!

    Altunköprülüler, şehitlerini alarak beldelerine götürdüler ve Selahi Semti'nde bulunan şehre hâkim bir tepeye defnettiler. Altunköprü Şehitliği'nde o günden beri her seher tam 102 gül açıyor ve 102 bülbül ilahiler söylüyor.

    Şehitlerimizin manevî huzurlarında saygı ile eğiliyor ve Yüce Allah'tan rahmetler diliyoruz.


    Kerkuk.net
     
  2. içakır Usta Üye

    Katılım:
    12 Mart 2009
    Konular:
    18
    Mesaj:
    184
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Irak Devletinin kuruluşundan önceleri Irak Türkleri tarihiyle, kurmuş oldukları devletler, atabeylik, İmparatorluk bu topraklarda, Türkler binlerce yılardan beri buralarda yaşayarak, büyük uygarlık gerçekleştirdikleri, bırakmış oldukları yapıtlar bir kanıttır, Türklerinin tarih boyunca kurmuş oldukları devletlerle, getirmiş oldukları huzur medeniyet insanlara vermiş oldukları sevgiden, hoşgörüden dolayı, Irak başına gelen tüm yönetimler tarafından işkence, soykırım, katliamlara maruz kalmışlardır, bunlardan 1920'de Kaç, Kaç Katliamı İngilizler eliyle başlatılmıştır. Sonradan 1946'da Gavur bağı, 12 Temmuz 1959'da Kerkük,1980'de Türkmen Liderlerinin toplu idamı,1991'de Altunköprü, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, 2004/ 2007 Telafer Katliamları, Irak topraklarında 85 yıl baskı işkence gören Irak Türkleri 35 yılda kıyıcı Saddam diktatörü döneminde görmedikleri acılar, özlemlere katılmış, soykırımlar kalmamıştır, Saddam döneminden sonra sözde Demokrasi getiren Amerika güçleri tarafından Kürt peşmergeler kullanılarak, soykırım katliamlar tüm hızıyla Türkmenelinde sürmektedir, günümüze kadar Irak Türkleri 18 katliam, soykırım uygulanmıştır, halada bu aci olaylar devam etmektedir.

    Bugün Altunköprü katliamının 18 yıl anısı vermiş olduğumuz şehitlerin ruhları Saddam rejimi düştükten sonra mezarında şad olmuştur.

    İkinci Körfez Savaşı başlamasıyla, Irak milleti dikta rejime karşı ayaklanmıştı Saddam’ı ne kadar kıyıcı bir rejim olduğunu tüm Iraklılar sonunda iyi anmamışlardır. Ayaklanmayı durdurmak için her türlü gücünü Saddam rejimi kullanmaya başlayarak, ateşle, tank ve füzelerle ele geçirerek, her türlü silahlarla kimsesiz günahsız suçsuz insanlarımızın evlerine saldırıp, yaşlarına bakmadan çok sayıda sivil olmalarına rağmen Irak Türklerinin, evlerine girerek, genç, yaşlı, çocukları toplayıp acımasızca kurşunla vurmuştur. Böylece Türkleri kurşuna dızdıktan sonra toplu mezarlara atarak, Ramazan ayında tutuklanarak, bayramdan 15 gün sonra ailelerinin arama sonucuna bir çukur da şehitlerimizi bulmuşlardır..

    Kin ve nefret kan kusan Arap Baas partisi bu katliamlarla Irak'ta Türk varlığını Türk geleceğini sileceklerini hayal gibi düşünerek, işte sonları gelmiştir. Irak Türk milleti milli mücadelesinden davasından şehidimizin ruhundan güç alarak, görevini çalışarak başararak gelişmektedir, şanıyla, tarihiyle, efendilik, kültürlü olarak dünyayla tanınmaktadır.

    Altunköprü şehitlerimizin ve tüm Türk şehitlerimizin önünde saygı ile eğilerek, yüce Allah'tan rahmet, Cennet dileriz dökmüş oldukları temiz kanlarının vermiş oldukları şirin canlarının başarmış oldukları bu milli görevlerinizi mücadelemizle sürdüreceğiz, bizlerde bu uğurda şehit olmaya büyük milletimize milli mücadele yolumuzda söz veriyoruz..

    Sadun Köprülü/Biz Türkmeniz
     
  3. içakır Usta Üye

    Katılım:
    12 Mart 2009
    Konular:
    18
    Mesaj:
    184
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehit vurulunca değil, unutulunca ölür

    Bu anlamlı slogan altında Altunköprü katliamının 18. yıldönümünü hüzünle, özlemle ve annelerin umutsuz bekleyişiyle andık.

    1991 yılında birinci körfez savaşının ardından devrik Saddam rejimi askerlerinin gerçekleştirdiği bu menfur katliamda onlarca masum Türkmen'in canına kıyıldı.
    Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkmen Altunköprü ilçesinde bir anma töreni düzenlendi. Tören başlamadan önce şehitler mezralığını ziyaret ettik. Çok hüzünlü bir tablo var idi. Annelerin feryadı yüreğimizi parçalıyordu.

    Şehitlerin akrabalarının gözlerinden, katliamın 18. yıl önce değil sanki dün işlendiğini okuyordum.

    Şehitlerin mezarlarının başında Fatiha süresi ve dualar okurken; bir ara yetkililerimiz, bu korkunç katliama adları karışanların neden bugüne kadar mahkemeye verilmediğini gündeme getirdiklerini gördüm. Çünkü yetkililerimizin de vurguladıkları gibi Halapçe ve Düceyl katliamları zanlıları yakalanıp mahkemeye verildiler.

    Törene ilgi çok büyüktü. Türkmen toplumunun şehitlerine sahip çıkması çok anlamlı bir şey! Bu ayrıca milli bir görevdir.

    Halkımız, milli dava uğrunda canlarını seve seve veren evlatlarını unutmayacağını, hatıralarını hafızasında taze tutacağını ispatladı.

    Sonuç olarak: Türkmen Altunköprü ilçesinde bu kadar baskıya rağmen muhteşem bir kalabalık içinde anma töreni yapılması, varlık mücadelesi yolunda çok önemli bir adımdır.

    Beni sevindiren bir olay da ilçenin merkezinde Türkçe yazılmaya başlanmasıdır. Bu dikkatimi fazlasıyla çekti.

    Özdemir Hürmüzlü/Biz Türkmeniz
     
  4. Alperen Selçuklu Veziri Azam Vezir-i Azam

    Katılım:
    11 Mart 2009
    Konular:
    228
    Mesaj:
    857
    Alınan Beğeniler:
    2
    Ödül Puanları:
    16
    Cinsiyet:
    Erkek
    " Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası ?" Yunus Emre​
     

Bu Sayfayı Paylaş