• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

Ali Kuşçu

kibela24

Usta Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
7,970
Puanları
48
Ali Kuşçu

Türk Dünyası'nın en büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, 15. Yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu.Babası Muhammed ünlü Türk sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla tanındı.Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomi’ye ilgi duyan Ali...
Tam içeriği görüntülemek için lütfen giriş yapın. Giriş yap veya üye ol.
 

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,572
Puanları
83
ALİ KUŞÇU(ö- 879/1474)

Timurlular devrinde Semerkant'ta yetişmiş, daha sonra Osmanlı ülkesinde büyük bir şöhret kazanmış olan Türk astronom ve matematikçisi.


Asıl adı Alaeddin Ali, babasının adı Muhammed'dir. Doğum yeri ve tarihi tam olarak bilinmemekle beraber XV. yüzyıl başlarında Semerkant'ta dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Babası, Uluğ Bey'in doğancıbaşısı olduğu için "kuşçu" lakabıyla anılmıştır. Kendisi de büyük bir âlim olan ve âlimleri koruyan Uluğ Bey. Ali Kuşçu'yu, ya doğrudan doğruya babası vasıtasıyla veya aslen Bursalı olan ve tahsil için Maveraünnehir'e giden Kadizade-i Rumi aracılığıyla tanıyarak ona ders verdi. Dolayısıyla o. matematik ve astronomi alanındaki temel bilgileri Semerkant'ta Uluğ Bey, Kadizade-i Rumi ve Gıyaseddin Cemşid'den aldı. Rivayete göre, bir türlü ilme doymayan Ali Kuşçu, Uluğ Bey ve Kadızade den izin alamama endişesiyle gizlice Kirman'a gitti. Orada birçok kitabın yanı sıra Nasirüddin-i Tusi'nin Tecridu'lkelam adlı eseriyle şerhini de okuma fırsatı buldu ve daha sonra Tusi'nin eserini Şerhu't-Tecrid adıyla şerhederek Ebu Said Han'a takdim etti. Tekrar Uluğ Bey'in yanına döndüğünde ona Kirman'da kaleme aldığı Hallu eşkali'l-kamer adlı risalesini sunarak takdirini kazandı. Bundan sonra ilmini ilerletmek üzere Uluğ Bey tarafından Çin'e gönderildiği ve dönüşünde dünyanın yüzölçümünü, ayrıca meridyeni hesap ettiği bilinmektedir.


Uluğ Bey'in öldürülmesinden (1449) sonra koruyucusuz kalan Ali Kuşçu, Timurluların sarayından ayrılarak hac maksadıyla Mekke'ye giderken Tebriz'e uğradı. Burada Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'dan büyük ilgi gördü ve elçilik göreviyle Fatih Sultan Mehmed katına gönderildi. İlmine hayran olan Fatih'in ısrarı üzerine elçilik görevini tamamladıktan sonra İstanbul'a döndü ve yol boyunca büyük törenlerle, armağanlarla karşılandı. Fatih 1473'te Uzun Hasan üzerine yaptığı sefere birlikte götürdüğü Ali Kuşçu'yu dönüşte Ayasofya Medresesi'ne müderris tayin etti. Bu tayin İstanbul'da astronomi ve matematik alanındaki çalışmalara canlılık getirmiş, hatta Ali Kuşçu'nun derslerini ilim adamları dahi takip etmişlerdir.

Ali Kuşçu'nun Fatih zamanında Molla Hüsrev'le birlikte Semaniye medreselerini programını düzenlemeye memur edildiği de rivayet edilmektedir. İstanbul'un boylamını, eskiden belirlenmiş olan 60 derecelik değeri düzeltip 59 derece, enlemini de 41 derece 14 dakika olarak tesbit ettiği bilinmektedir. Fatih Camii'nde de bir basitesi (güneş saati) vardır. Ali Kuşçu 5 Şaban 879'da (15 Aralık 1474) İstanbul'da vefat etti ve Eyüp Sultan Türbesi civarına defnedildi. Yetiştirdiği talebeler arasında torunu Mirim Çelebi ile Molla Lutfi meşhurdur.

Eserleri. Ali Kuşçu'nun daha çok şerh-haşiye türünden olan değişik sahalardaki eserlerini üç grupta toplamak mümkündür:

I-Astronomİ- Matematik:

1. Risale fi'1-Hey'e: Astronomi ile ilgili Farsça bir risale olup Süleymaniye, Nuruosmaniye ve Köprülü kütüphanelerinde nüshaları vardır. Bir mukaddime ve iki "makale"den oluşan risaleyi Molla Perviz Mirkatü's-sema adıyla Türkçeye çevirmiştir. Bu tercümenin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndedir. Ayrıca Muslihuddin-i Lari'nin bu risaleye yaptığı Farsça bir şerhi de bulunmaktadır.

2. Risale fi'i-hisab: Üç makaleden oluşan Farsça bir eserdir. Süleymaniye Kütüphanesi'nde müellif hattı bir nüshası bulunmaktadır.

3. Er-Risaletü'l-fetlıiyye: Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'a karşı elde ettiği zafer münasebetiyle Fatih'e ithaf edilmiş olan astronomi ile ilgili Arapça bir eserdir. Risaleyi Ali Kuşçu'nun torunu Mirim Çelebi ile talebesi Sinan Paşa ayrı ayrı şerhetmişlerdir. Eserin, Kanuni'nin emri üzerine 1548 yılında Halep'te Hulasatü'l-hey'e adıyla Ali b. Hüseyin, 1824 yılında da Mir'atü'l - alem adıyla Mühendishane-i Hümayun baş müderrisi Seyyid Ali Paşa tarafından yapılmış Türkçe tercümeleri de vardır. Bu eserin yukarıda adı geçen Farsça Risale fi'l hey'e'nin Arapça tercümesi olup olmadığı konusu tartışmalıdır. er-Risaletü'l fethiyye'nin Süleymaniye ve Nuruosmaniye kütüphanelerinde birçok nüshası mevcuttur.

4. er-Risaletü'l-Muhammediyye: Ali Kuşçu'nun Arapça olarak kaleme alıp Fatih'e ithaf ettiği hesap ilmi ile ilgili bu eseri bir mukaddime ve beş makaleden ibarettir.Eserdeki makale sayısı, Farsça Risale fi'l-hisab'dan fazladır. Bu iki risalenin birbirinin tercümesi olup olmadığı konusu da tartışmalıdır. Risalenin Süleymaniye Kütüphanesi'nde biri müellif hattı olmak üzere çeşitli yazma nüshaları vardır.

5. Şerh-i Zic-i Ulug Beg: Farsça bir şerh olup tertip açısından bir zic için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmektedir. İstanbul Kandilli Rasathanesi kütüphanelerinde birer nüshası bulunmaktadır.

6. Şerhu't- Tuhfeti'ş-şahiyye: Kutbüddin Mahmud b. Mes'ud eş-Şirazi'nin astronomiyle ilgili et-Tuhfetü 'ş-şahiyye adlı eserinin şerhidir. Süleymaniye Kütüphanesi'nde bir nüshası tesbit edilmiştir. Şerhin Ali Kuşçu'ya ait olduğuna dair metinde herhangi bir işaret yoktur. Tabakat kitaplarında da Ali Kuşçu'ya böyle bir şerh nisbet edilmemiştir. Yalnız söz konusu nüshanın ilk varağının üst tarafında Ali Kuşçu'ya ait olduğu kaydedilmiş bulunmaktadır.

II-Kelam ve Usul-i Fıkıh:

1. Eş-Şerhu'l-cedid ale't-Tecrid: Nasurüddun-i Tusi'nin kelam ilmi alanında pek meşhur olan, birçok şerh ve haşiyesi bulunan Tecridü'l-kelam adlı eserinin şerhi olup bunun üzerine de epeyce haşiye kaleme alınmıştır. Celaleddin ed-Devvani ile Sadreddin-i Şirazi söz konusu şerh üzerine yazdıkları haşiyelerle aralarında ilmi tartışmaya girmişler, bu sebeple de aynı kitaba birden fazla haşiye yazarak itiraz ve cevap mahiyetindeki tartışmalarını sürdürmüşlerdir.Şerhin Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok yazma nüshası bulunduğu gibi Köprülü, Nuruosmaniye ve Kayseri Raşid Efendi kütüphanelerinde de nüshaları mevcuttur. Kitap ayrıca basılmıştır.(Tebriz 1301)

2. Haşiye ale'tTelvih: Sadrüşşeria'nın fıkıh usulüne dair Tenkihu'l-usul'ü üzerine Taftazani tarafından yapılan et-Telvih adlı şerhin haşiyesi olup bir tek nüshası tesbit edilebilmiştir.

III-Dİl-Gramer:

1. Şerhu'r-Risaleti'l-vaz'iyye. Adudüddin el-İci'nin vaz' ilmine dair risalesinin şerhidir; Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok yazma nüshası bulunmaktadır. Ayrıca Köprülü, Ragıb Paşa, İstanbul Üniversitesi ) ve Kayseri Raşid Efendi kütüphanelerinde de nüshaları vardır. Şerh üzerine Seyyid Hafız tarafından bir de haşiye yazılmıştır. Bu haşiye, şerh ve metinle birlikte birkaç defa basılmıştır.

2. Risale fi vaz'i'l-müfredat: Müstakil küçük bir risale olup birçok yazma nüshası vardır.

3. Unkudü'z-zevahir: Lugat, sarf ve iştikakla ilgili olan bu eser Kahire ve İstanbul'da basılmıştır. Ayrıca Süleymaniye ve Nuruosmaniye kütüphanelerinde yazma nüshaları mevcuttur. Eser Müftüzade Abdurrahim tarafından şerhedilmiştir.

4. Şerhu'ş-Şafiye li'bni'l-Hacib: Farsça bir eser olup burada eş-Şafiye'nin bazı yerleri şerhedilmiştir. Köprülü Kütüphanesi'ndeki mecmuada bulunan eş-Şafiye'nin sonundaki Farsça risale muhtemelen bu şerhtir.

5. Fa'ide li-tahkiki lami't-tarif: Harf-i tarifin bazı özellikleri üzerinde duran tek varaktan ibaret bir risale olup Köprülü ve Süleymaniye kütüphanelerinde nüshaları mevcuttur.
 

kibela24

Usta Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
7,970
Puanları
48
ALİ KUŞÇU

XV. YÜZYILIN ÜNLÜ ASTRONOM VE MATEMATİK BİLGİNİ

Babası, Horasan ve Maveraünnehir bölgesinin hükümdarı Uluğ Bey’in kuşçubaşı (doğancıbaşı) olduğundan, daha çok bu adla meşhur olan Ali, XV. Yüzyılın başlarında dünyaya geldi. Doğum yeri ise, Maveraünnehir bölgesinin Semerkant şehri kabul edilmektedir.
Küçük yaşta astronomi ve matematiğe büyük ilgi duyan Ali KUŞÇU, ilk öğrenimini Uluğ Bey’in hükümdarlığı sırasında doğum yeri olarak kabul edilen Semerkant’ta tamamladı. Hükümdar ve çağın ünlü bilgini Uluğ Bey’den, Kadızade Rumi, Gıyasüddin Cemşid ve Muinüddin Kaşi’den astronomi ve matematik dersleri aldı. Daha sonra gizlice Kirman’a gidip orada öğrenimini tamamladı. Kirman’da Ay’ın evrelerine ilişkin yazdığı Risale-i Hallü’l-Kamer adlı incelemesini, kaçışını affettirmek için dönüşünde Uluğ Bey’e sundu. Bunun üzerine Uluğ Bey, ali KUŞÇU’ya Kadızade Rumi’nin ölümü nedeniyle boşalan Semerkant Rasathanesi (gözlemevi)’nin müdürlüğü görevini verdi. 1449’da uluğ Bey, oğlu Rüknettin’in başlattığı bir ayaklanmada öldürülünce Ali KUŞÇU Tebriz’e gidip, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a sığındı. Bir süre sonra Akkoyunlularla Osmanlılar arasındaki barış görüşmeleri için İstanbul’a gelip Fatih Sultan Mehmet’le görüşen Ali KUŞÇU, Fatih’in teklifi üzerine elçilik görevini tamamladıktan sonra ailesi ve yaklaşık yüz kişiden oluşan yakınları ile birlikte İstanbul’a geldi. Burada Fatih’in büyük ilgisini gören Ali KUŞÇU, Ayasofya Medresesi (bugünkü anlamıyla üniversite)’inde verdiği derslerle bilim tarihinde adları saygı ile anılan Mirim Çelebi. Sarı Lütfü, Sinan Paşa gibi değerli bilginler yetiştirdi. 6 aralık 1474 yılında arkasında birçok eser ve yukarıda adları bulunan birçok bilginler gibi bilginleri bırakarak dünya hayatını tamamladı. Mezarı İstanbul’da Eyyüb Sultan türbesindedir.

BİLİME KATKILARI

Ali KUŞÇU’nun bilime katkılarını sıralamadan önce, özellikle onun yalnız telif eserlerle değil, eğitim-öğretim ve yetiştirdiği bilginlerle çağını aşan bir bilgin olduğunu belirtmekte yarar var. Ayrıca Ali KUŞÇU’ya evrensel bilim adamlığı ünvanını kazandıran etkenin Semerkant Rasathanesi’nde çalışması ve Zic-i Uluğ Bey’e (Uluğ Bey’in Kataloğu) katkıda bulunması olduğunu da belirtmemiz gerekir. Bilndiği gibi Zic-i Uluğ Bey yada Zic-i Gürgani olarak adlandırılan yıldız kataloğu, başta Uluğ Bey olmak üzere Gıyaseddin Cemşid, Kadızade Rumi ve Ali KUŞÇU’nun rasathanede yaptıkları ortak çalışmanın bir ürünüdür. Eserin hazırlanması sırasında önce Gıyaseddin Cemşid’in arkasından Kadızade Rumi’nin öldürülmesi ile yarıda kalan katalog, Ali KUŞÇU tarafından tamamlandığından, özellikle onun esere büyük katkısı oldu ki, Uluğ Bey eserin ön sözünde Ali KUŞÇU için “değerli oğlumuz” sözünü kullanarak, hem bir öğrenciden çok dost ve evlat olarak yaklaştığını ve hem de esere büyük katkısını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Zic-i Uluğ Bey’e Ali KUŞÇU’nun bir eseri olarak bakılabilir. Bu düşünceden hareketle sözünü ettiğimiz eserin astronomiye katkısını belirtmeye çalışalım ki bu, aynı zamanda Ali KUŞÇU’nun da bilime yapmış olduğu katkılardır.
1018 yıldızın konumunu içeren Zic-i Uluğ Bey, dört bölümü kapsar.
Birinci bölüm, farklı kimseler tarafından kullanılan değişik kronoloji sistemlerini ,
İkinci bölüm pratik astronomi,
Üçüncü bölümyer merkezli evren sistemine göre hareket eden gök cisimlerinin görünen hareket konularını,
Dördüncü bölüm ise, astroloji konusundadır.
Astronomi ve matematik konusunda ortaya koyduğu eserlerin yanı sıra bilime yaptığı katkılardan bir diğeri ise, Fatih’in teklifi ile İstanbul’a geldikten sonra başlattığı bilimsel çalışmalardır. İstanbul’da Ayasofya Medresesi (Üniveristesi) müderrisliğine (profesörlüğüne) getirildikten sonra, Osmanlı Devleti’nin ilk matematik ve astronomi hocası unvanını kazanan Ali KUŞÇU, özellikle astronomi, ve matematik konularında çağının sınırlarını aşacak kadar önemli eğitim ve öğretim çalışmalarında bulunmuş ve üniversitesinin programlarını yeniden düzenlemiştir.

ESERLERİ

Ali KUŞÇU’nun matematik ve özellikle astronomi kitapları, Osmanlı medreselerinde Batı bilim anlayışının yerleşmesinden sonra da uzun süre okutulmuştur. Bunlardan ortak bir çalışma olarak bahsettiğimiz Zic-i Uluğ Bey’i dışarıda tutacak olursak, en önemli eserlerinden bazıları şunlardır:
1. Zic-i Uluğ Bey Şerhi : Zic-i Uluğ Bey adlı yıldız kataloğunun açıklaması olan eser, Farsça yazılmış olup, çağını en ileri kuramsal matematik bilgilerini içerir.
2. Risaltü’l-Fethiye : 19. yüzyılda İstanbul Mühendishanesi’nde (Teknik Üniversitesi) ders kitabı olarak okutulan bu eser, Ali KUŞÇU’nun Risale fi’l-Hey’e adlı eserinin Arapçasıdır. Ali KUŞÇU bu eserin sonuna gök cisimlerinin yere uzaklıklarını gösteren bir bölüm ekleyerek, Otlukbeli Zaferinin bir armağanı olarak Fatih’e sunmuştur. Bu eserde Ali KUŞÇU ekliptiğin eğimini 23o 30’ 17’’ olarak tespit etmiştir ki bu, günümüz modern astronomi verilerine de oldukça yakındır.
3. Risale-i Muhammediye : Ali KUŞÇU’nun Semerkant’ta iken Frasça olarak yazdığı Risale fi’l Hesab adlı kitabını sonradan Arapçaya çevirerek gene Fatih’e sunduğu eser, matematik konusunda yazılmıştır.
4. Risale-i Hisap (Aritmetik Risalesi)
5. Tecrid'ül Kelam (Sözün Tecridi)
6. Risale-i Adudiye
7. Unkud-üz zvehir fi Man-ül Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım)
8. Vaaz
9. İstiarad
 

Tarih Öğretmeni

Sultan
Yönetici
Sultan
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
8,994
Puanları
113
Konum
Yeryüzü
Web sitesi
www.tarihbilinci.com
ALİ KUŞÇU


Türk astronomi ve matematik bilgini (Ölümü: 1474).


Maveraünnehir'de doğdu. Semerkant şehrinde Bursalı Kadızade-i Rumî'den ve değerli bir bilgin olan Timur'un torunu Uluğ Beyden (Bak.) ders aldı. Öğrenimini tamamlamak için Kirman'a gitti. Sonra Semerkant'a döndü. Uluğ Beyin kurduğu rasathaneye müdür oldu. Uluğ Beyin öldürülmesi üzerine Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına gitti. Kendisine değer verildi. Uzun Hasan, Ali Kuşçu'yu elçilikle Fatih Sultan Mehmet'e gönderdi. Fatih, onu çok beğendi. İstanbul'da kalmasını istedi. Ali Kuşçu, Tebriz'e dönüp elçilik görevini bitirdikten sonra İstanbul'a geldi. Sahn-ı Seman medreselerinden birine müderris oldu. Osmanlı imparatorluğunda, ilk matematik okulunu kurdu ve öğrenci yetiştirdi. Ali Kuşçu'nun çeşitli bilim dallarında birçok eseri vardır. Astronomiye ait Fethiye adlı kitabını, Fatih adına yazmıştır.
 

İSRA

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mar 2009
Mesajlar
1,033
Puanları
113
Konum
Konya
ALİ KUŞÇU


Fatih ’ in günlüğüne bir akçe verdiği alim
Asıl adı Ali Alaaddin bin Muhammed AL_Kuşci ’ dir . Nerede doğduğunu bilmediğimiz , doğu ve batı Türk illerinin tanınmış astronu , tahminen on beşinci ( 15. ) yüzyılın ilk yarısında doğmuştur . Semerkand ’ da ilk öğrenimini yaptıktan sonra , Bursalı Kadızade Rumi ve Uluğ Bey ’ in kendisinden matematik ve astronomi dersleri almıştır . Daha sonra Semerkand ’ dan gizlice Kirman ’ a gitmiş ve orada öğrenimini tamamlamıştır . Semerkand ’ dan geri dönüşte ‘ Risalat hall al- aşkal – kamar ’ ismi ile yazdığı eseri Uluğ Bey ‘ in bize ne hediye getirdin ? sorusuna cevaben takdim ederek izinsiz Semerkand ’ dan ayrılmak kusurunu affetmiştir . Sonra Uluğ Bey ’ in rasathanesine müdür olmuştur . Uluğ Bey ‘ in ölümü üzerine Uzun Hasan ‘ ın yanında çalışmıştır.
Akkoyunlular ile Osmanlılar arasında barış temini için Fatih ‘ in huzuruna çıkmış . Batı ve Doğu’nun alimlerini İstanbul ‘da toplamayı prensip edinen Fatih , Ali Kuşçu ‘ ya da yanında kalmayı söylemiştir . Daha sonra elçilik görevi sona eren Ali Kuşçu takrar İstanbul ‘ a dönmüştür .
Fatih’ in Ali Kuşçu’yu sarayına dönmeye ikna edişini Hoca Saadettin Efendi şu cümlelerle açıklar ‘ Kurduğu ikbal tuzağına Ali Kuşçu’yu da düşürmüş , ihsan ipliği ile onu bağlayıvermiştir . Ol gerçeklilik ve gereklilik göğünü gözleyen , inceleme ve araştırma yolunu bekleyen , geçmiş alimlerin bilgilerinde düzeltmeler yapan , matematik ilimlerinde kurallar koyan , bilginin gelişinde her konak için bin akçe yolluk vermişti .
Fatih tarafından Ayasofya medresesi müderrislerine 200 akça maaşla görevlendirilen Ali Kuşçu ‘ nun İstanbul ‘ a gelmesi ile astronomi öğrenimi canlanmış ve Fatih ‘ in çevresindeki alimlerden Hoca Sinan Paşa , öğrencisi Molla Lütfü vasıtasıyla Ali Kuşçu ‘ dan istifade etmiştir .
Ali Kuşçu ‘ nun ilmi faaliyetlerini iki kısıma ayırmak gerekir . Birinci kısımda kelam ve dil , ikinci kısımdaki çalışmaları matematik ve astronomidir . Birinci bölümde mütalaa adilecek eserleri şunlardır .
Nasireddin Tusi ‘ nin Tacrid al – kalam ‘ ına yazdığı açıklama şerh – i cedid , Unkud al – zavahir , Şarh al – Azudiya veya Şarh – i risale – i vaz ‘ iya , al – Risalat al muradiye .
Risale Fi’ l – hay ‘ a ; 1457 yılında yazdığı farsça bir eseridir . Bir önsöz ve iki makale üzerine tertip edilen bu eser Ali Kuşçu‘ nun astronomiye ait yazdığı başlıca kitaptır . Ali Kuşçu bu eseri Arapça’ ya çevirip , sonuna gök cisimlerinin Dünyamızdan uzaklıklarına dair bir bölüm koyarak – Uzun Hasan seferi sırasında , zafer günü bitmiş olduğundan – Risalat al – Fatihe adıyla Fatife sunmuştur .
Ali Kuşçu ‘ nun Zic – i Uluğ Bey ‘ in ; eserine yazdığı açıklamasında başka değerli birçok eserler için yazdığı açıklamalar vardır . Eserlerinin çoğunluğu kütüphanelerimizde mevcuttur.
Ali Kuşçu 16 Aralık 1474’de vefat ederek , Eyüp türbesi civarına defnedilmiştir.
 
Üst Alt