• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

25 karılı ve 43 çocuklu Abdülmecid’in renkli hayatını bir de benden okuyun

Yorgun

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
13 Mart 2009
Mesajlar
14,325
Tepkime puanı
17,926
Puanları
113
Web sitesi
www.tarihsinifi.com
Takipçiler
100

İtibar:

25 karılı ve 43 çocuklu Abdülmecid’in renkli hayatını bir de benden okuyun
Türkiye, vefatının üzerinden 150 sene geçtikten sonra Sultan Abdülmecid’işimdi yeniden tartışırken, babası İkinci Mahmud ile beraber çağdaşlaşmanınöncülüğünü yapmış olan bu hükümdarı biraz daha yakından tanımanızı istedim...İşte, aşklarından ve zevklerinden gayrıresmî torunlarına kadar uzanan ve pekbilinmeyen bir Abdülmecid portresi...
M ECLİS’e bağlı olan Millî Saraylar Dairesi’nin Dolmabahçe Sarayı’ndadüzenlediği “Sultan Abdülmecid Sempozyumu” ortalığı karıştırdı... MilletMeclisi’nin bir padişahın adını taşıyan anma programı yapıp yapamayacağıyolundaki gereksiz tartışmaları ve sempozyum için belirlenen gününisabetsizliği meselesini bir tarafa bırakıp bugün daha renkli bir konudan,ölümünden 150 sene sonra tartışmalar yaratan Sultan Abdülmecid’in özelhayatının pek bilinmeyen taraflarından bahsetmek istedim... İkinci Mahmud’unoğlu olan Sultan Abdülmecid tahta 1839’da, henüz onyedisinde iken çıktı; 25karısı ve 43 çocuğu oldu, 22 sene saltanat sürdü ve bu hızlı hayata 1861’de, 39yaşında veda etti.
Tanzimat’ın mimarlarından ve Türkiye’de bütün reformların öncülerinden kabuledilen ve devrindeki tarihçilerin yazdıklarına göre içkiye ve kadına son derecedüşkün olan Sultan Abdülmecid renkli ve hızlı bir hayat sürdü. İktidar seneleribatılılaşma çabalarının yanısıra tam bir israf ve inşaat histerisi dönemi idi.Saray kadınları maliyenin altını üstüne getirirlerken dört bir yanda yükselmeyebaşlayan yeni sarayların masrafı yüzünden Türkiye 28 Haziran 1855’te ilk defaAvrupa ülkelerinden borç almak zorunda kaldı ve böylelikle hâlâ devam eden dışborç meselemiz ortaya çıkmış oldu.
ÇAĞDAŞLIĞIN ÖNCÜSÜ
Hükümdarın ölüm döşeğinde son sözü, “Beni kadınlarımla kızlarım bitirdi”olmuştu... Bu sayfada anlattığım hadiseleri okurken Sultan Abdülmecid’in fenabir hükümdar olduğunu iddia ettiğim düşüncesine kapılmayın ve lutfen unutmayın:İdare sistemimizden üniversitelere uzanan çağdaş kurumlarımızın temeliAbdülmecid zamanında atılmış; meselâ modern tıp, mühendislik ve hukuk öğretimibile onun iktidar senelerinde başlamıştır.
Abdülmecid’in gayrıresmî torunu sosyetenin meşhur bir mensubudur
SULTAN Abdülmecid, bir ara 14 yaşında bir cariyeye gönül vermişti... Osırada 19 yaşında olan hükümdarın âşık düştüğü cariye dünya güzeliydi ve padişahartık bir başka kadını göremeyecek derecede bu kıza bağlanmıştı. Resmiyeti birtarafa atmışlar, haremde öteki kadınların gözlerinin önünde birbirlerine gayetsamimi şekilde davranmaya ve sadece sözle değil, el ile de şakalaşmayabaşlamışlardı. Sultan Abdülmecid, bir gün Dolmabahçe Sarayı’nın erkekleremahsus olan mâbeyn kısmında hükümeti topladı. Uzun uzun memleket meselelerindenbahsedildi; derken saray imamının okuduğu ezanı işittiler ve hükümdar “Vakitgelmiş, namazımızı edâ edelim de işimize öyle devam edelim.
Haremden ibrik ile leğen getirsinler de abdestimi tazeleyeyim” buyurdu.Böyle durumlarda haremdeki yaşı geçkince iki hanımın yüzlerini örterekgelmeleri ve birinin elindeki gümüş ibrikle padişahın abdest alacağı suyudökmesi, diğerinin de yine gümüş bir leğen tutması âdettendi. Ama bu defa gençbir cariye tek başına geldi. Bir elinde ibrik, öteki elinde leğen, kolunda daküçük havlular vardı. Cariyeyi gören hükümdarın yüzünde gülücükler açıldı, ziragelen gönlünü kaptırdığı henüz ondördündeki son gözağrısı idi...
SUYU KAFASINA BOŞALTTI
Salondaki paşalar nezaket gereği başka tarafa dönmüşlerdi... Padişahıncariyenin dökeceği su ile abdest almasını gûya görmezden geliyorlardı...Hükümdar cariyesi ile bir anlığına bakıştı, birbirlerine belki de aralarındakiişaretlerden birini verdiler, salondaki paravanlardan birinin arkasınaçekildiler ve abdest faslı başladı... Cariye ibrikle su döküyor, cihanhükümdarı abdest tazeliyordu.
Birdenbire “Kik kih kih!” diye bir kahkaha işitildi ve bir gürültüdür koptu.Paşalar gayrıihtiyarî geriye döndüler ve gördükleri manzara karşısındaşaşkınlığa düştüler! Sultan Abdülmecid’in her tarafından sular damlıyor, cariyeise kahkahalarla gülüyordu! Ondördündeki güzel salonda erkeklerin olduğunuunutuvermiş, padişahla yalnız kaldıkları zamanlardaki gibi şakalaşmak istemişve ibrikteki suyu abdest alan Abdülmecid’in kafasından aşağıya boşaltmıştı!Hükümdar böyle bir iş başına cariyesi ile yalnız kaldıkları anda gelse mutlakaeğlenir ve karşılığını da verirdi ama salon paşalarla dolu idi. Hiddetlendi,kükredi, kızı huzurundan kovdu, mabeyincilerin getirdikleri havlularlakurulandı ve toplantıyı tatil etti. Sonra haremağasını çağırdı ve kendisine buişi yapan cariyenin hemen “çerağ edilmesini” yani evlendirilerek saraydan çıkartılmasınıbuyurdu! Sultan Abdülmecid, bu emri nasıl güçlükle vermiş, nasıl ıstırapçekmişti, kimbilir! Emir hemen yerine getirildi, cariye genç paşalardan biriyleevlendirildi ve paşa yüksek bir memuriyet ve bol aylıkla Anadolu’da biryerevali olarak gönderildi! Ama bütün bunlar olup biterken hiç kimse meseleninbaşka bir tarafını düşünmemişti... Cariye, saraydan kovulduğu sırada iki veyaüç aylık hamile idi; karnında Sultan Abdülmecid’in çocuklarından birinitaşıyordu, hamile kaldığını kimselere, hattâ padişaha bile söylememişti ve altıay sonra bir erkek çocuk doğurdu! Ama rezalet çıkmaması, “Padişah gebebıraktığı kadını başkası ile evlendirdi” denmemesi için saray doğan şehzadeyigözardı etti, çocuğu genç paşanın üzerine kaydettiler ve beş-altı yaşınageldiği zaman, onu da “paşa” yaptılar.
SOYU BUGÜN DE DEVAM EDİYOR
Sarayda bilinen ama hiçbir şekilde konuşulmayan bu işi çok seneler sonra,1880’lerin başında tahtta bulunan Sultan Abdülhamid hatırladı ve endişeyedüştü. Babasının, yani Sultan Abdülmecid’in mâlûm cariyeden olan ama birbaşkasının çocuğu gibi görünen oğlu yaş itibarı ile kendisinden büyüktü, yanitahtın asıl vârisi o idi... Herhangi bir tehlikeyi bertaraf edebilmek için paşaile çocuklarını yani ağabeyi ile yeğenlerini Yıldız Sarayı’na getirtti,unvanlar verdi, altınlara garketti ama hayatlarının sonuna kadar gözününönünden ayırmadı! Tarihçi Ahmed Cevdet Paşa’nın “Tezâkîr” isimli meşhureserinde adını vermeden bahsettiği genç cariyenin Sultan Abdülmecid’den olanoğlunun soyu bugün de devam ediyor. Asıl büyük dedelerinin kim olduğunu bilentorun çocukları sosyetemizin şimdi oldukça meşhur bir ailesi ama anlayışınızasığınıyor ve isimlerini vermiyorum...
Sultan Abdülmecid’den kızlarına ve damatlarına şefkat dolu uyarılar!
DAMADI MEHMED ALİ PAŞA’YA: “Kızımın kethudası olacak Eşrefkatırı senin adamın değil midir? Hain herif! Sen, Aziz Efendi’ye (padişahınkardeşi, veliahdı ve daha sonra tahta geçecek olan Sultan Abdülâziz) dahitaraftarsın. Sen dine, devlete ve padişaha hainsin, hem de katilsin. Avrupa’dadüello denen bir âdet var. Seninle birer tabanca alıp karşı karşıya geçelim,birbirimize tabanca atalım”.
MUSTAFA REŞİD PAŞA’NIN OĞLU OLAN DAMADI ALİ GALİP PAŞA’YA:“Bu borçlara önce bu kös te bek kı ya fet li he rif se bep ol du. Bu nu bir vakit nâ zır (ba kan) yap mış tık. O va kit ba ba sı nın fe sa dın dan kor ku yordum, o ce hen nem ol du, kurtulduk. Lâkin bu babasından beter olacak!”.
DİĞER DAMATLARINA: “Hain keratalar. Bunların cümlesinamussuzdur. Siz bunları ben kederimden öleyim diye yapıyorsunuz. Lâkin,Abdülmecid düşmanlarını gönderir de sonra gider!”.
KIZI MÜNİRE SULTAN’A: “Aklını başına toplasın. Artık aşırıptaşırdı. Tekdir şöyle dursun, vallahi dövdürürüm!”.
DİĞER KIZLARINA: “Sultanlar gece mehtaplarda geziyorlar.Benim gece mehtapta gezen kızım yoktur! Onları da reddedeceğim. Bu heriflerin(damatların) hareketleri artık namusuma dokunur oldu” (Cevdet Paşa’dan).Abdülmecid’i iflâs ettiren kızlarından biri: Refia Sultan.
Serfiraz Hanım’dan çektiğini Moskof’tan bile çekmemişti
SULTAN Abdülmecid’in önce cariyesi, sonra da eşlerinden olan Serfiraz Hanımmüsrifliğiyle ve aklına estiği zaman hükümdarı yatak odasının kapısındankovmasıyla bilinirdi. Serfiraz, 1855’te Osmanlı Tarihi’nde eşi-örneği olmayanbir rezalete sebep oldu: Beşiktaş’ta oturan ve “Küçük Fesli” denen genç birErmeni kemancıya âşık düştü. Küçük Fesli, günün birinde Beyoğlu’ndakimüzisyenler kahvesinde arkadaşlarıyla çene çalarken içeri giren bir Hırvattarafından yaylım ateşine tutuldu ama hafif yaralandı. Ailesi, işin bizzatpadişah tarafından düzenlendiğini düşünüp Fesli’yi Marmara Denizi’ndekiadalardan birine kaçırdı. Ama, Serfiraz “Fesli’mi isterim” diye tutturunca,kemancı yeniden Beşiktaş’a döndü.
Aşkları bu defa kısa sürdü ve padişaha ortaklık etmeye kalkan Ermeni gencibir gece Beşiktaş’taki Çarşıiçi’nde bıçaklandı, ertesi gün de öldü.
Asıl rezalet, işte bu cinayetten sonra yaşandı. Ermeni cemaati birkaç güniçinde katillerin kimliğini ortaya çıkarttı ve “Bizi saray kiraladı”dediklerini iddiaya başladı. Aile bunun üzerine İngiltere, Fransa ve Rusyabüyükelçiliklerine “Oğlumuzu padişah öldürttü” diye dilekçeler verdi.Dilekçelerde “Serfiraz’ın aşkını kıskanan padişah kiralık katiller tutupoğlumuzun canına kıydırdı. Aslında oğlumuz bu kadına başını çevirip bakmazdıama Serfiraz adamlarını eve gönderip Feslimizi rahatsız eder, saraya çağırırdı.Evlâdımız boş yere canından oldu. Saray bize tazminat versin” diyeyazıyorlardı. Ama, neyse ki, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa’nın üç büyükdevleti arasındaki ilişkiler günlerde iyi seyretmeydi ve elçilikler işinüzerine gitmeyince mesele kapandı.

Kod:
[URL="http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/689658-25-karili-ve-43-cocuklu-abdulmecidin-renkli-hayatini-bir-de-benden-okuyun"]Murat Bardakçı - 25 karılı ve 43 çocuklu Abdülmecid’in renkli hayatını bir de benden okuyun - HABERTÜRK[/URL]
 
En Çok Görüntülenen Konular

atahoca

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
30 Mart 2009
Mesajlar
619
Tepkime puanı
243
Puanları
43
Takipçiler
3

İtibar:

Bardakçı'dan boş laflar... Abdulhamid olmadı bari batıcı bilinen Abdulmecid'e sarmış.
Ebubekir İbn Arabi "el-Avasım mine'l-Kavasım" isimli eserinde geçmişteki halifeleri tahfif edici rivayetlerin, zamanın idarecelerinin yaşamını ve uygulamalarını meşru gösterme gayretiyle çıkarıldığını söyler.
Evet, bu yazıda öyle bir yazı...
 

halkapınar

Usta Üye
Üye
Katılım
2 Ekim 2009
Mesajlar
114
Tepkime puanı
3
Puanları
18
Yaş
59
Takipçiler
0

İtibar:

Padişahların neyi, nasıl beğenilir anlayan beri gelsin!
Hele de Abdülmecit'in!
Bugünkü siyasilerin beğenmesi kadar doğal bir şey olamaz, çünkü kendileri de tıpatıp aynısını yapıyorlar. Peki ya Tarih öğretmenleri neyini beğenir Abdülmecit'in?
Bardakçı uçkur düşkünlüğünü yazmış.
Boğazları peşkeş çekmesi midir iyi yönü, yoksa gayrımüslimleri müslümanlardan üstün hale getiren fermanı mı?
Osmanlıyı borçlandırması mıdır iyi yönü, yoksa Kuleli ayaklanmasını kanlı bastırtması mı?

Nedir yahu sözde tarihçiler, yazın bakalım iyi bir yönünü de biz de öğrenelim!..
 

Furkan

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
20 Mart 2009
Mesajlar
689
Tepkime puanı
249
Puanları
43
Takipçiler
0

İtibar:

....... yoksa gayrımüslimleri müslümanlardan üstün hale getiren fermanı mı?

Kişiler dokunulmaz değildir, her insanın hatası da yanlışı da olabilir ve uygun bir üslupla elbette eleştirilebilirler. Gerçekleri çarpıtmadan, hakkaniyetten ayrılmadan..

Sayın halkapınar;

Yeri geldiğinde inkılaplar sözkonusu olduğunda mangalda kül bırakmıyorsunuz, her zaman resmi ideolojiyi burada pervasızca savunuyorsunuz. Madem hakkaniyet adına konuşuyorsunuz, o zaman benim de size bir sualim olacak.. Yukarıda Sultan Abdülmecid'in gayrimüslimlere verilen haklarla müslümanlardan üstün duruma getirdiğini söylüyorsunuz ve bunu eleştiriyorsunuz. Peki, ya dilinizden hiç düşürmediğiniz şu laiklik ile bu ülkede % 98 müslüman çoğunluğa rağmen % 2 gayrimüslim azınlığı benimle eşit duruma getiren zihniyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Ve yine buna dayanak yapılarak bu ülkede yıllardan beri müslümanlara zulüm yapılmasını, İslamca yaşamasının engellenmesini ne ile izah ediyorsunuz? İnanan bir insan olarak bunu da sorgulamak benim hakkım değil mi?
 

halkapınar

Usta Üye
Üye
Katılım
2 Ekim 2009
Mesajlar
114
Tepkime puanı
3
Puanları
18
Yaş
59
Takipçiler
0

İtibar:

Peki, ya dilinizden hiç düşürmediğiniz şu laiklik ile bu ülkede % 98 müslüman çoğunluğa rağmen % 2 gayrimüslim azınlığı benimle eşit duruma getiren zihniyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Ve yine buna dayanak yapılarak bu ülkede yıllardan beri müslümanlara zulüm yapılmasını, İslamca yaşamasının engellenmesini ne ile izah ediyorsunuz? İnanan bir insan olarak bunu da sorgulamak benim hakkım değil mi?
Bir insanın böyle yalan dolanlara inanıyor olmasının garabeti bir yana, bu kişinin bir Tarih öğretmeni olması kahredici! Salt Müslüman olduğundan dolayı kime, ne zulmü yapılmış? Kimin hangi ibadeti yapması engellenmiş?

Baskıdan, zulümden bahsedebilmek için bugün yaşananları görebilen beyin ve göze sahip olmak lazım Furkan. Araf 179 a bakmak belki yol gösterici olabilir!

Konuya dönersek; Abdülmecitin anılmasını ( hoş anılan Vahdettin zaten ama korkak bezirganlar bunu bile üstü kapalı olarak, takiyye ile yapıyor!) elleri paralarcasına alkışlayan Tarih öğretmenleri bir tane iyi özelliğini yazın şu padişahınız efendinizin. Buyrun!..
 

Furkan

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
20 Mart 2009
Mesajlar
689
Tepkime puanı
249
Puanları
43
Takipçiler
0

İtibar:

Salt Müslüman olduğundan dolayı kime, ne zulmü yapılmış? Kimin hangi ibadeti yapması engellenmiş?
Yalan söylüyorsunuz, hem de yaşınız müsait olduğu halde, daha yakın dönemlerde bile çok şeylere şahit olmanıza rağmen utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorsunuz. Açın bakın yakın tarihimizi de, tekrar tekrar yeniden okuyun derim!

Yakın zamana kadar düşünce ve fikir özgürlüğünü yasaklayan 141-142-163.maddelerden hapiste yatan insanlardanda mı hiç haberiniz yoktu? Burada sizinle polemiğe girmek niyetinde değilim. Ben hala yukarıdaki sorumun cevabını alabilmiş değilim. Demogoji yapıp size yöneltilen soruyu geçiştirmeyiniz, dürüstçe cevap veriniz!


Baskıdan, zulümden bahsedebilmek için bugün yaşananları görebilen beyin ve göze sahip olmak lazım Furkan. Araf 179 a bakmak belki yol gösterici olabilir!
Ayetlerden yola çıkarsak siz ve sizin gibi düşünenler burada mahcup olurlar, vesselam..

Maide, 44: "Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir."
Maide, 45: "Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir."
Maide, 47: "Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.
 

halkapınar

Usta Üye
Üye
Katılım
2 Ekim 2009
Mesajlar
114
Tepkime puanı
3
Puanları
18
Yaş
59
Takipçiler
0

İtibar:

Yalan söylüyorsunuz, hem de yaşınız müsait olduğu halde, daha yakın dönemlerde bile çok şeylere şahit olmanıza rağmen utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorsunuz. Açın bakın yakın tarihimizi de, tekrar tekrar yeniden okuyun derim!

Yakın zamana kadar düşünce ve fikir özgürlüğünü yasaklayan 141-142-163.maddelerden hapiste yatan insanlardanda mı hiç haberiniz yoktu? Burada sizinle polemiğe girmek niyetinde değilim. Ben hala yukarıdaki sorumun cevabını alabilmiş değilim. Demogoji yapıp size yöneltilen soruyu geçiştirmeyiniz, dürüstçe cevap veriniz!
Dini yaşatmadılar yalanını siz söylediniz. Yalan olduğunu bildiğiniz için de şimdi sözde zulmü siyasi arenaya çektiniz ki zaten konuya yaklaşımdaki doğru olan budur. Dincilik din dışı olup tamamen siyasettir. Dini sadece kulanırlar. Ayrıca din, dürüstlüğü olduğu kadar saygıyı da emreder. Fıtratınızın gereğiniz gösterdiğiniz için konu tarafımca kapanmıştır.
 

R.Sayar

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
29 Nisan 2010
Mesajlar
645
Tepkime puanı
166
Puanları
43
Takipçiler
0

İtibar:

Din ile devlet farkını hala çözemeyen Tarihçilerimiz ne diyeyim. Sizlerde hala böyle konuşuyorsanız ilginç. Siyaset ve devlet ayrı din ayrı bir kavramdır. ''yeryüzünde muteber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Devlet geleneğini hala din üzerinden açıklamaya çalışan Tarihçilerimiz; Devlet-vatan-millet ilk sıralarda yer alması gerekirken din 8-18 belkide 58. sıradadır. Bunu hala niye çözemediz??? Örneklermi isterseniz;
1- Sahabelerin birbirine düşmesinimi isteseniz, Hz. Osman ve Hz.Ali dönemleri daha sonra Emeviler ve Abbasiler hep kökü cahiliyye devrine dayanan Haşimi-Ümeyye çekişmesi olduğunu islamiyetle uzaktan yakından alakası olmadığını bilmem söylememe gerek varmı??? 2-İslamiyetin yayılışı bile devlet sayesinde olmuştur. Ne zamanki Medine İslam devleti kuruldu,silahlı bir siyasi güç oluştu işte o zaman İslam hızla yayıldı. 3- 1058 tarihi bilmem ne hatırlatır sizlere Tuğrul beyin Siyasi İslam liderliğini ele alması Abbasi halifeliğinin dini güç olarak kalması. 4- Mahmut Gaznevinin koca koca İslam alimleri tarafından neden sevilmediğinimi söylüyeyim??? 5- Osmanlıya gelirsek , bir insanı öldüren tüm insanları öldürmüş gibi olur. Kardeş katli nedir??? Acaba??? 6- II. Abdulhamite kadar Halifeliğin hiç kullanılmamasını göstereyim??? 7- Sarığı kaldırıp fesi getiren II. Mahmutuda Gavur padişah olarak suçlayanlar ile fesi kaldırıp şapkayı getiren Yüce Atatürk'ü de aynı şekilde suçlamaya çalışanlar aynı güruh değilmidir??? Biz dinin bu etkisinden ne zaman kurtaracağız kendimizi??? Avrupa reform yaparak devlet geleneğine ulaştı işte o zaman büyüdü. Biz ise hala Abdulmecit Han mı??? Gavur padişahmı??? onu tartışıyoruz. O sadece Monarşik bir kral olup ne bir ermiş nede bir Türk-İslam düşmanı idi. O da bir fani idi. Tarihçi olayın geçtiği zamanın koşullarını dikkate almalıdır. Devlet çöküşte Osmanlı yıkılıyor....Arayışlar arayışlar acaba koca çınarı nasıl ayakta tutarız uğraşır Abdulmecit... Ama kimseye yaranamadığı belli değilmi??? Günümüze gelince senelerdir Türban yürüyüşü yapan bacılar şimdi nerelerde acep??? Çözüldümü bu sorun??? Birileri yine Şeyh , Hoca Efendi veya Üstat peşinden giden bir sürü insan??? Dini yaşayın ama düşün devletin yakasından yeter artık....
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Furkan

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
20 Mart 2009
Mesajlar
689
Tepkime puanı
249
Puanları
43
Takipçiler
0

İtibar:

Sizlerin sıkıntısı nedir, biliyor musunuz? Hala koca koca adamlar olarak sürekli Batılı kavramlarla düşünmeye çalışmanız, kendi değerlerinizi görmezden gelerek Batı düşüncesini kutsamanızdır. Bunu bir diğer adı, aşağılık kompleksidir. Bu durum, maalesef bizde aydın(!) geçinen güruhta da bugün hala mevcuttur.Tedavisi zor bir illettir. Sizler, sizin gibi düşünenler bu sistemin ürettiği ürünlersiniz. Kendini aşamamış insanlarla konuşacak fazla bir şeyim yoktur, zira fayda sağlamayacağını bilirim.

Arkadaş yukarıda tarihten alıntıladığı kesitlerle örnekler vermiş. Keşke Hz. Peygamber'in (s.a.v) uygulamalarına da bir baksaydı. O'nun Medine'ye hicret ettiğinde ilk iş olarak, Allah'ın emrettiği doğrultuda anayasasının Kur'an olduğu bir İslam Devleti'ni kurmak olduğunu da görecekti. Herkes kendi yaşadığı zaman diliminden sorulacaktır. Geçmişin hesabı bizden sorulmayacak, onlar kendi zamanından hesaba çekilecek, bizler kendi zamanımızdan. Herkese de yaptığının karşılığı verilecektir. Müslümanım ve Allah'ın gönderdiklerinin hepsine iman ettim diyen birisi sizler gibi konuşmaz, konuşamaz! "Efendim müslümanım, ama işime gelenleri alırım, işime gelmeyenlerere karşı çıkarım, kabul etmem" demek bir müslümana yakışmaz! Bunu adı da İslam değildir zaten. Eğer böyle düşünüyorsanız o zaman kendinizi de çek etmenizi ve yeniden gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Müslüman adam iki yüzlü olmaz! Kalpleri bir bilenin olduğunu bilir! Olsa olsa insan ancak kendini kandırır, yerin altına girdiğinde de gaflet uykusundan uyanır. Sizleri bilmem ama, benim yegane önderim Hz.Resulullah'tır. Sizin taptığınız putlar ise, ayaklarımın altındadır. Vesselam..
 

R.Sayar

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
29 Nisan 2010
Mesajlar
645
Tepkime puanı
166
Puanları
43
Takipçiler
0

İtibar:

Söz üstadı derki Tarih bataklık gibidir. Çırpındıkça batılır. beni herhalde anlayamadınız. Realite üzerinden tartışmak başka dini duygular üzerinden hamaset yaparak tartışmak başkadır. Ben yazımda devlet geleneği ve önemi üzerinde durmaya çalıştım. kısaca da olsa ama olaylar nereden nereye??? Hayran olduğumuz ortak kişilerin bile devlet geleneğine örnekler vermeye çalıştım. Din ayrı bir kavram devlet ayrı bir kavram hala neden anlaşılmak istenmiyor. Gidin yaşayın zira sizin dininiz size benim dinim bana kimse kimsenin din derecesini ölçemez kardeşim. Günümüzden de örnekler yüzlercedir. Lütfen!!! Ben güçlü devlet istiyorum dini devlet değil. Devlet güçlü olursa gerisi zaten gelir. Unutmaki Avrupa Güçlü krallıklar Coğrafi keşifler , Rönesans ve Reformu gerçekleştirerek Hristiyanlığı dünyaya yaydı. Skolastik Ortaçağ bağnazlığı ile değil. Önce güçlü devlet , birlik , iktisadi güç , teknolojik güç vs vs. din az söyledim. 888 sırada kardeşim... İlk gerici duraklama açıklamalarının Yükselme devrinde değilde III. Murat döneminde ortaya çıkmaya başladığını hatırlatırım. Zira bazı güruh vay efendim eskiden Devleti Ali din dolayısıyla güçlü idi , şimdi din bitti , çöküş başladı diye. Gerileme nedenlerini gericilik ile açıklamaya çalışmışlardır. (Mustafa Akdağ Türkiye nin İktisadi ve İçtimai Tarihi) Bir hatırlatma daha Padişahların Hac Farizasını gerçeştirmeme nedenleri İnşallah öğretmen değilsinizdir. Zira öğrencilerinizede İlkçağda en yüksek medeniyet Sümerlerde , Ortaçağda İspanya , Yeniçağda İngiltere,ABD ve Japonya da İslamiyeti filan anlatmıyorsunuzdur??? Din gelişmede faktör değildir.
 

atahoca

Yeniçeri Ağası
Yeniçeri Ağası
Katılım
30 Mart 2009
Mesajlar
619
Tepkime puanı
243
Puanları
43
Takipçiler
3

İtibar:

Hocam Ortaçağ'da İspanyada malumunuz olduğu üzere Endülüs Emevi Devleti vardır. Yeniçağda hangi devletin olduğu bellidir. Çağ dedim de; İlber Ortaylı'nın da seslendirdiği ve modern metodolojide karşı çıkıldığını hatırlatmadan geçmeyeyim.

Devlet mekanizması güçlü olmalıdır. Bununla beraber ilk Türk devletlerinde olduğu söylenip, Osmanlıda "insanı yaşat ki devlet yaşasın"la formülize edilen anlayışın İslamiyetinde öngördüğü anlayış olduğunu söylemekte fayda var. Şimdi yukarıda tekrarlanan ve her zaman cevaplaı verilmiş sorulara cevap vermekle vakit kaybetmeyelim. Daha önemli bir unsuru hatırlatmakla iktifa edeyim. Evet, devlet önemlidir, yalnız devlet insan için vardır. Devleti ayakta tutan üç bazılarına göre dört unsur ise malumunuz olduğu üzere; eskilerin deyimiyle medrese, kışla ve tekke'dir. Biz buna birde adaleti -yargıyı- ekleyelim. Şimdiki anlayışla belirtirsek; sağlam bir eğitim, güçlü bir askeriye, maneviyat ve adalet devleti ayakta tutan unsurlardır. Bir devlette bu unsurların temelinde hangi anlayış varsa devletin anlayışı da odur. Yani Selçuklu'nun mektebine, medresesine, tekkesine, askerine, kanunlarına bakınca hakim unsur ne ise o devletin anlayışında hangi gücün daha etkili olduğu görülecektir. Ortaya metodu koyduğumuza göre fazla söz söylemek gereksiz olacaktır.

Aslında II. Mahmut dönemi sonrasında Sultan Abdulaziz haricindeki padişahları daha fazla savunması gereken düşünce mevcut rejimi hatasız görenlerdir. Zira devri tarihi kökenleri itibarıyla ta o döneme (belki Nizam-ı Cedid'e) kadar gider. Fakat kişilerin icraatları değerlendirilirken, mevcut şartlar ve o kişilerin faaliyetlerinin amacı gözönünde tutulmak zorunluluğundan o kişiler bunu yapamamaktadır. Zira bahsedilen zatların niyeti ile kendi düşünce yapıları uyuşmamaktadır.

Hristiyanlığın dünyaya yayılması konusunda ise farklı düşünüyorum. Bir inanç bütün halinde kabul edilmeyince dayanaklarıyla bağlantıları kopmakta ve başka şekle bürünmektedir. Günümüzde Yahudilikteki mezheplerde Tevratı kabul eden/etmeyen, ahireti kabul eden/etmeyen gibi ayrımlar yanında Hristiyanlıkta da inanç noktasında çok büyük farklar vardır, hatta inançsız birçok nüfus vardır. Bir inancın bir kısmını alığ diğer kısmını almayanlar o inanca mensup sayılırsa ancak yayılmadan bahsedebiliriz. Bunun yanında Coğrafi Keşifler ve Amerika tarihi ciddi bir şekilde tetkik edilince hatta adeta putlaştırılan fakat devleti ayakta tutan ayaklardan bazılarının kırılmasıyla ciddi belalara yol açan -sadece I. ve II. Dünya Savaşındaki ölü sayısı ve daha önceki savaşlardaki ölü sayılarını karşılaştırmak yeter vb.- Sanayi İnkılabı'nın sonuçları -kendisinden değil- hakkında düşünülünce yaşatılması gereken insanın ölümüne şahit olmaktayız.

Ve ve hatıralar... Türkiye'nin farklı şehirlerinde hususen siyasete, dini cemaatlere, sivil toplum örgütlerine üye olmayan sade vatandaşa, köylülere ama yaşı 80-90 arasında bulunanlarına sorulunca ki; -Ege, Marmara, Akdeniz, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinden insanlardan dinledim- ders kitaplarından çok farklı verilere ulaşıyoruz.

Her neyse, bazı konular disiplinlerarası çalışmayı gerektiriyor.

Yine de bazı sorular hakkında bazen kaynaklara havale ile birkaç şey söyleyeyim.
1- Sahabelerin birbirine düşmesinimi isteseniz, Hz. Osman ve Hz.Ali dönemleri daha sonra Emeviler ve Abbasiler hep kökü cahiliyye devrine dayanan Haşimi-Ümeyye çekişmesi olduğunu islamiyetle uzaktan yakından alakası olmadığını bilmem söylememe gerek varmı???
Konu hakkında el-Avasım mine'l-Kavasım, Minhac'ü's-Sünne gibi kitaplarda ve birçok kitaplarda vardır. Bu meseleyi Tarih-Hadis-İslam Hukuku-Kelam gibi alanlar birlikte incelemelidir.
2-İslamiyetin yayılışı bile devlet sayesinde olmuştur. Ne zamanki Medine İslam devleti kuruldu,silahlı bir siyasi güç oluştu işte o zaman İslam hızla yayıldı.
Fertlere tebliğ fertlerle olduğu gibi devletlere tebliğde devletle olacaktır. Ortada bir misali bulunmayan bir uygulama ile İslamın yayılması çok zayıf olacaktır. Kısaca islamın yayılmasında temsil çok önemlidir. Bu da fert planında olduğu gibi devlet planında da olmalıdır.
3- 1058 tarihi bilmem ne hatırlatır sizlere Tuğrul beyin Siyasi İslam liderliğini ele alması Abbasi halifeliğinin dini güç olarak kalması.
O dönemde mahkemelerde uygulanan kanunlara ve mekteplerde okutulan kitaplara bakmak yeterli olacaktır. İki farklı şahıstan bahsedilmesi iki ayrı sistem demek değildir. Bu konuda en azından hukuçularla beraber ele alınması gerekiyor.
4- Mahmut Gaznevinin koca koca İslam alimleri tarafından neden sevilmediğinimi söylüyeyim???
İslamda ruhban sınıf yoktur. Fertler hatadan hali değildir. Devlet adamının sınırını bilmesi gerektiği gibi ulemanında sınırını bilmesi gerekir. Yetkisi ve sorumluluğunun üstüne çıkmaması gerekir.
5- Osmanlıya gelirsek , bir insanı öldüren tüm insanları öldürmüş gibi olur. Kardeş katli nedir??? Acaba???
Bu konuda istismarlar olmuştur. İstismarın olduğu dönemki çok karışık durum bunu temize çıkarmaya yetmeyebilir. Yalnız genel uygulama bağy cezasından kaynaklanmaktadır. Bağy cezasının uygulanmamasının sonuçları iyi olmayacaktır.
6- II. Abdulhamite kadar Halifeliğin hiç kullanılmamasını göstereyim???
Fiili olarak kullanmak gerekliliği de o dönemde çıkmıştı.
7- Sarığı kaldırıp fesi getiren II. Mahmutuda Gavur padişah olarak suçlayanlar ile fesi kaldırıp şapkayı getiren Yüce Atatürk'ü de aynı şekilde suçlamaya çalışanlar aynı güruh değilmidir???
Julia Pardoe, II. Mahmut'un resmini yaptırmasının askeriye tarafından da sert şekilde eleştirildiğini söyler. Ne II. Mahmut döneminde ne de günümüzde bu değişikliklerle bir yere gelemediğimiz açıktır. Öze değil kabuğa bakmak meseleleri çözmüyor.

Ezcümle; önce metodolojiyi sağlam belirlemeli, sonra araştırma ve kaynaklarımızı tenkit süzgecinden geçirmeliyiz.
 

halkapınar

Usta Üye
Üye
Katılım
2 Ekim 2009
Mesajlar
114
Tepkime puanı
3
Puanları
18
Yaş
59
Takipçiler
0

İtibar:

Şimdi yukarıda tekrarlanan ve her zaman cevapları verilmiş sorulara cevap vermekle vakit kaybetmeyelim.
Asıl konuyu böyle pas geçip kuru laf kalabalığı ile konudan sıyrılmak İslam ahlakına kökten aykırı!

Soruyu yineleyelim: Abdülmecit'in iyi bir yönü var mıdır? Tam bir batı kuklası olan bu padişahı kimler, hangi gerekçelerle yüceltmeye çalışıyor?
 

Sakgül

Kalfa Üye
Üye
Katılım
12 Mart 2009
Mesajlar
62
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Takipçiler
0

İtibar:

Bilmiyorum benim cevabımı kabul eder misiniz? Sultan Abdülmecid'in en iyi yönü Sultan VI.Mehmet'in babası olmasıdır!
Not: Başka cevap yazmayacağım...
 

halkapınar

Usta Üye
Üye
Katılım
2 Ekim 2009
Mesajlar
114
Tepkime puanı
3
Puanları
18
Yaş
59
Takipçiler
0

İtibar:

Bilmiyorum benim cevabımı kabul eder misiniz? Sultan Abdülmecid'in en iyi yönü Sultan VI.Mehmet'in babası olmasıdır!
Not: Başka cevap yazmayacağım...
:)

Değerli hocam, sizden beklenti bir diğer konuda 13.500 üfürmesine okkalı bir tarih tokadıdır. Benim okuduklarımdan edindiğim bilgilere göre, göç ettirilenler dahil bu rakamı toplamıyor. Nasıl olsa herkes yediği için bir kağıt parçası sallanıp "ahan da belge!" deniliyor ama bu belgeyi görebilene aşkolsun. :)
 

Bu Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam: 0, Üyeler: 0, Misafir: 0)

Bu Konuyu Cevaplayan Kullanıcı (Toplam Üye: 5) Hepsini Göster

Üst Alt