• Kaynak menüsünden dosya indirebilmek istiyorsanız lütfen forum kullanım bilgisini okuyunuz

18 mart öğretmen konuşması

efem

Acemi Üye
Katılım
16 Mar 2009
Mesajlar
38
Puanları
6
Bugün Çanakkale zaferinin 94. yıldönümü.Bügün tarlasından çiftini bırakıp, bugün yavrusunu evinde bırakıp, bugün al yazmalı, gözleri yaşlı sevdiğini köyünde bırakıp, bugün kimsesi kalmayan evinde kimsesizliğini bırakıp Çanakkale’ye, ölüme koşanların yıldönümü.
Bozgunla çıkılmış bir Balkan savaşı arkasından terhis edilmiş ordular onun arkasından özellikle güney illerimizden toplanan ve üzerine kışlık elbise bile verilemeyen 90 bin yiğidimizi garip bir maceraya sürükleyip allahü ekber dağlarında bırakmışız. Sonra, sonra demişizki evlatlarını, kocalarını Balkanlarda Allahüekber Dağlarında, Sina Çöllerinde bırakmış Anadolu analarına küçük oğlunu gönder, nereye? boğaza, o analar ki kocasını, yetişkin oğullarını sırtını sıvazlayarak göndermiş savaşa,körpecik, daha sevmeye doyamadığı 15-16 yaşındaki küçük oğullarını da saçını kınalayarak göndermiş Çanakkaleye ve demişki arkasından ‘’kumandan ihtiyaçsa bende geleyim’’ duramamış kınalı Hasan’ın bacısı kesmis saçlarını takmış bir şapka koşmuş Çanakkaleye. Ne için bizler rahat edelim diye

Seyit onbaşı 1915 de kırmış dünya halter rekorunu ve hala kırılamamış onun rekoru kaç kilo 276 kilo 276 kiloluk bir top mermisi, ödülü ne? Queen Elizabeth İttifak donanmasının en büyük zırhlılarından biri Boğazın serin sularında kaybolup indi derinlere. İttifak donanmasının tek kaybı bu değildi Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın gemisi 7/8 Mart gece yarısından az sonra göreve çıkıyordu. Gemi komutanı Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey kalp hastasıydı Cevat paşanın bütün ısrarlarına rağmen göreve gitme kararından vazgeçmedi

7/8 Mart gece yarısından az sonra sisli bir havada Çanakkale'den ayrılan Nusret Mayın Gemisi bütün ışıklarını söndürmüş, kıvılcım atmasın diye de ocaklarını bastırmışlardı. Daha önceden dökülmüş olan mayınların arasından, Nazmi Bey'in kılavuzluğunda geçerek karanlık Liman'a doğru ilerlemeyi sürdürürler. Kıyıya paralel olarak 100'er metre aralıklarla ve suyun 4,5 metre altında 26 mayın da sessizlik içinde dökülür. Görev tamamlandığında yine aynı sessizlik ve dikkatle geriye dönen Nusret Mayın Gemisi, bir savaşın kaderini değiştirecek 26 Mayınlık imzasını bırakmıştır geride. mayınları döşedikten sonra dönüş yolunda, karşılaştıkları düşman devriye gemisinin projektörüyle kıyıdaki fenerimiz arasındaki ışık savaşına hasta kalbi dayanamayan Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey kalp krizi geçirip şehit olmuştur. *

Birde 57. alay vardır
Ölüm en çok 57. Alay'a yakışırdı sanki. Arıburnunda düşmanı ilk karşılayan iki alay dan biriydi. Kumandanları YZB Hüseyin Avni Beyle birlikte 628 kişiydiler. O alay ki düşmana savaş meydanını dar etmiş, nasıl dövüştüğünü gören düşman denizden karaya çıkamamış kıyıya çakılmış kalmıştır. Çünkü 57. Alay, muharebe meydanında var olmak için ölüme meydan okumuştur. Ölmekle hayat bulacağını çok iyi anlayan bu kahraman alayımız dan geriye sadece sancakları kalmıştır.
628 vatan evladı komutanlarıyla birlikte şehit olmuştur. Geriye kalan O sancak şimdi hâlen Avusturalya’nın Melbourne şehrinin müzesinde sergilenmektedir. Ve sergilenmekte olan sancağın altındaki tanıtım plâketinde şöyle yazmaktadır:
"Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir, ama alay esir edilememiştir. Çünkü Türk Ordusu'nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, o alayın son neferi ölmeden teslim alınamaz. Bu sancak, son askerinin de altında şehit olarak yattığı bir ağacın dalında asılı olarak bulunmuştur.
Ey Avusturalyalılar Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayının bu Sancağını selâmlamadan geçmeyin"
Dünyada başka bir komutan varmıdır askerine ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum diyebilen ve dünyada varmıdır 3 dakika sonra öleceğini bildiği halde gayet vakur bir şekilde hiçbir tereddüt göstermeden o buz gibi yalın süngünün üstüne, o ölüm kusan makinalının üstüne gidebilen.

94. yılını kutladığımız Çanakkale zaferini bizlere armağan eden, başımızın dik durması için, kimseye eyvallah demememiz için, kimseye boyun eğmememiz için canlarını feda eden, Seyit onbaşı, Tophaneli Hakkı Bey, anasının kınayı ne için yaktığını öğrenemeden şehit olan kınalı Hasan, anzaklının suyunu katırına asmasına yardım eden Saka Mıstık,ve Ölümün en çok yakıştığı 57. alayın 628 neferi ve tabi sancağı ve bugün burada adlarını bile bilmediğimiz tüm Çanakkale şehitlerimiz sizlere selam olsun. rahat uyuyun çünkü bu asil millet sizlerin orada ne için yattığınızı çok iyi biliyor ve gerektiğinde sizden aldığı feyz ile gözünü bile kırpmadan arkasına bile bakmadan canını feda etmeye hazır. Ruhunuz şad olsun.
 

Son Samuray

Usta Üye
Katılım
14 Mar 2009
Mesajlar
102
Puanları
0
Mustafa Kemal’in şu sözlerine dikkat etmek gerekir.
DÜNYAYA BARIŞ ÇAĞRISI
"Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız, huzur içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı siliniz.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra,
Artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,577
Puanları
83
hem gereksiz yere teşekkür etmeyin siteden uzaklaştırılırsınız diyorsunuz, hemde mesaj yazmadan kopyalama yasağı koyuyorsunuz. bu ne yaman çelişki
Bu mesajı yazmanızı gerektiren 18 Mart konuşmasını yapan arkadaşlarımız teşekkür yazarak mı 1 ileti kuralına uymuşlar?...Yoksa hepimizin işine yarayacak paylaşımlarla mı?
 

honda

Acemi Üye
Katılım
10 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Zaferİn en bÜyÜĞÜ....

ÇANAKKALE ZAFERİ
Çanakkale Savaşları, Türk Savaş Tarihinin bir harp safhası ya da Birinci Dünya Savaşının yalnız bir parçası değil; O dünyayı dize getiren ve dünyanın en güçlü ordularını Çanakkale Boğazı’ndan geçirmeyen, dünya tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bin yıllık Anadolu Tarihi içinde kazandığımız zaferlerin en büyüğüdür.
Çanakkale Savaşları, büyük milletimizin vatan ve millet sevgisini, bayrak sevgisini, insan gücünü ve fedakarlığını, kahramanlığını bir kere daha en üst seviyede bütün dünyaya gösterdiği savaşlardır.
Çanakkale Savaşları, istilacı güçlere karşı asil Türk Milleti'nin, ülkesi, bağımsızlığı ve onun için neler yapabileceğini cihana ilan ettiği ve gösterdiği savaşlardır. Efsaneler ve mucizelerle doludur. Yokluğun varlıkla, tahtanın demirle, imanın ihtirasla savaşıdır. Kutsal bildiği değerler uğruna birçok neslin seve seve canını feda ettiği yerdir Çanakkale toprakları. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a "Çanakkale Şehitlerine" isimli abide şiirini yazdıran 250 binden fazla şehidin yattığı yerdir
Bugünkü özgür ve ileri Türkiye'nin temelleri, ateşler içinde pişip, tunçlaşmış olan Çanakkale toprakları üzerinde atılmıştır

Çanakkale geçilebilseydi, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bizler yoktuk.Öyleyse bu vatanın gerçek sahipleri Çanakkale kahramanlarıdır. Orada M.Kemal vardı.Seyit Onbaşı ve Yahya Çavuşlar vardı.Bigalı Mehmet, Harputlu Ömer,Çankırılı Ahmet vardı.Dünya Harp Tarihinde benzeri olmayan 27. ve 57. Alaylar vardı.”Yetiş ya Muhammed, kitabın elden gidiyor” diye feryat eden ve en önde nara atarak İngilizleri kovalayan Binbaşı Lütfü Beyler vardı.
Unutmayalım ki, bağımsızlığımızda onların hakkı vardır. Hissedilmesi imkansız zorluklara rağmen kendilerini feda ederek bu vatanı savundular, korudular , bizi yetim ve vatansız bırakmadılar.
Bu kahramanlar, 1911 Trablusgarp savaşından 1922 İstiklal Savaşının sonuna kadar,Çanakkale’den Bakü’ye, Galiçya’dan Arabistan çöllerine kadar on yıl on değişik cephede savaştılar.70.000 esirimizden 60.000’nin mezarları dahi bilinmiyor.Çanakkalede 250 bin şehidimiz kaldı.19 mayıs 1915 günü yapılan Arıburnu Savaşlarında 6,5 saat gibi kısa bir zamanda 10 bin kayıp verdik.2 bini İstanbul Tıp Fakültesi öğrencileri idi. Fakülte 1916-1921 yılları arası 5 yıl mezun veremedi.
Çanakkale Savaşlarında 100.000 den fazla “ Öğretmen-Mülkiyeli- Tıbbiyeli ve aydınımız erimiştir.Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda bu beyin takımının eksikliği önemli ölçüde hissedilmiştir.
İngilizlerin tabiriyle “Çanakkale Savaşları, Türk Milletinin gençliğini yiyip bitirmiştir.”
Çanakkale, sayıların, rakamların,silahların zaferi değildir.Sayılarla, zafer kazanılacağını iddia edenlerin hüsrana uğradığı, olmadık hayal peşinde koşanların gerçeklerle yüzyüze geldiği,hasta adam benzetmesiyle mirası üzerinde kavgaların çıktığı, Türk Milleti’nin uyanış zaferidir.
Çanakkale,inancın zaferidir. “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” Diyecek kadar askerine güvenen komutanın zaferidir.Oğlum ben seni kınalayarak vatana kurban verdim diyenlerin zaferidir.Kopmakta olan kolunu göstererek.”Komutanım kesin şu kolumu, bana bir kol yeter diyen Bombacı Mehmetlerin zaferidir.Çanakkale Türk’ün zaferidir.

Bu büyük mucizenin altında Mehmetçiğin yenilmez imanı, vatan, millet sevgisi ve bağımsızlık aşkı yatmaktadır. Şu anda Gelibolu Yarımadası'nda yatan ikiyüzellibin kefensiz vatan evladı, bütün dünyaya "Çanakkale geçilmez" diye haykırmıştır. Büyük bir gurur duydukları teknik imkanları ve donanmalarıyla gelip, İstanbul'u işgal eden yabancı güçler, sekizbuçuk ayda Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, karadan yaptıkları akınlarda da başarısız olmuş, savaş meydanında adeta kaçmışlardır. Savaşın başında büyük ve kolay bir zafer bekleyen Winston Churchil "İngiltere savaş tarihinde, Çanakkale kampanyası kadar acı sayfa yoktur. Hiçbir savaşa bu kadar büyük ümitlerle girilmemiş, hiçbir zafer bu kadar yakından kaybedilmemiştir" diyerek hayal kırıklığını dile getirmiştir
Çanakkale zaferini kelimelerle anlatmak mümkün değildir.O duyguyu anlamak, yaşamak ve yaşatmak lazım.
Yüreği yaralı, ama başı dikti Türk anasının. Sorulduğunda, "Çanakkle de şehit verdim yiğidimi" diyorlardı mertçe gururla.
Kanımızı ve canımızı vererek koruduğumuz bu yurdu yüceltmek hepimizin en önde gelen görevidir.
"Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın bir vatan kalbinin attığı yerdir"
diye haykıran şaire,M.Akif’te;

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı”.diyerek bu vatanın kurtuluş mucizesini anlatmıştır.
Ben bu milletin evladı, bu vatanın bekçisi, bu bayrağın rüzgarı, istiklâl Marşı’nın sesiyim diyen her Türk genci aldığı bu emaneti ve görevi şanına yakışır şekilde yerine getirecektir.
Bunu yapmak için tek bir şeye ihtiyacımız vardır.Çalışkan olmak.Bugün, dünden daha fazla çalışmak
Evet bu zafer zor kazanıldı, bu devlet yokluklar içerisinde kuruldu. Unutmayalım ki;

v “Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez”.
Çanakkale Mehmetçiğini kısaca anlatmak istersek;
İNANDILAR,SAVAŞTILAR, ÖLDÜLER.
Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.


Mehmet ÇİFCi
Tarih Öğretmeni






Aslı--> e mailiniz silinmiştir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Aslı

Usta Üye
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
10,577
Puanları
83
Teşekkür iletisi vb. ifadelerin yazılmasının yasak olmasının sebepleri nelerdir
1-üyelerimizi gereksiz mesajlarla boğmayıp asıl aradığına kolayca ulaşmasını sağlamak olabilir mi?
2- Veri tabanını gereksiz mesajlarla doldurmayıp sistemin daha verimli çalışmasını sağlamak olabilir mi?
3-1 mesaj kuralı ,sadece bilgi değil, her türlü paylaşımı sağlayabilir mi?
4- Her kuralın bir sebebi olduğu düşünülemez mi?


..........
 
Son düzenleme:

honda

Acemi Üye
Katılım
10 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Hangisi işinize yaradı? İlki mi, ikincisi mi?

Ben de bu teşekkür faslına dikkat çekmek istiyorum. Kıyamet gibi yanlışlı bir metin ve kıyamet gibi teşekkür. Asıl tehlike bu. Yani kıyamet gibi insan, yanlışı doğru gibi kabul edip belki de öğrencilere bunları öğretiyorlar.


sayın hocam yanlış dediklerinizin doğrusunu yazsanız eleştiriniz daha bir anlam kazanacaktı. Değilse bu size göre yanlışlarla yaşamaya devam edeceğiz.Forumlarda takip ettiğim kadarıyla eleştiri konusu hep size düşüyor. Yalnız doğrularıda yanına eklerseniz muhakeme etme şansımız olur. teşekkürler..
 

honda

Acemi Üye
Katılım
10 Eyl 2009
Mesajlar
24
Puanları
0
Değerli hocam, "zaferin en büyüğü" başlığı ile bir metin paylaştım. benim yanlışları söylerseniz doğrusunu öğreniriz şeklindeki açıklamam kendi paylaştığım metin içindi. sizin açıkladığınız daha önceki metin için geçerli zannediyorum. aslında konu fazla uzadı ama aklımızda soru işareti kalmaması açısından bilgilerin paylaşılması, varsa yanlışların düzeltilmesi hiç kimseyi incitmemeli kendi adıma söyleyim ,doğru diye bildiklerim yanlış ise ve bu arkadaşlar tarafından düzetilmişse teşekkürü borç bilirim ..saygılar.
 

ayyıldız

Veziri Azam
Yönetici
Vezir-i Azam
Katılım
11 Mar 2009
Mesajlar
3,461
Puanları
83
''Sizin yazınıza dikkat etmemiştim. Şimdi göz gezdirebildim...Ancak o yazıda da az sayıda ama çok önemli yanşılıklar var. Bir kaç yerde tekrarlanan 250 bin şehit ifadesi yanlıştır. Bu rakam şehit sayısını değil zayiat sayısını ifade eder. Şehit 57.300 muharebeden olmak üzere yaralıdan ve esaretten 100 bine yakındır. Tıbbiyeliler ile ilgili verilen rakam ile 100 binden fazla eridiği ifade edilen öğretmen-mülkiye-tıbbiyeli rakamı da yanlıştır.''

Sakgül hocam öncelikle titiz ve yapıcı eleştirilerinizden ötürü teşekkür ederim. Yukarıda alıntıladığım ifadeleriniz üzerine bir kez daha düşündüm.
Özellikle Çanakkale ve çevresindeki illerden çok sayıda öğrencilerin Çannakkale'ye gönderildiği veya gönüllü olarak gittikleri bilgisine sahibiz. Peki bu öğrencilerin kayıtları okullarına ne şekilde düşülmüştür. Geri dönemeyenler araştırılmış mıdır? Ayrıca bir soru da şudur? esir edir düşen askerlerimizden savaş sonrasında haber alınmış mıdır? Bunlar Çanakkale savaşının bence araştırılmaya muhtaç soruları olarak duruyor.
 

ilkker

Usta Üye
Katılım
9 May 2009
Mesajlar
355
Puanları
63
Yaş
39
Bugün tarihimizin onur sayfalarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin 96. yılını kutluyoruz.
Bu zafer emperyalist emellerin hedefi haline gelmiş ve adeta son nefesini vermekte olan bir imparatorluğun içerisinden çıkan ve tarihi boyunca esareti kabul etmemiş bir milletin, yeni bir devlet kurmasına kadar uzanan dirilişinin başlangıcı, aynı zamanda azim ve kahramanlığın tarihte yerini almış şerefli hatırasıdır.
Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak istiyorlardı. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır. 250.000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.
Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.
Sevgili Arkadaşlar! Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Yüz binlerce insan can vermiş, sakat kalmıştır bu topraklar için. Bu gün Eceabat sırtlarında bir milletin bağımsızlık ülküsünü ve binlerce adsız Mehmetçik’in yüce anısını dile getiren bir anıt yükselir. Bu anıt yalnızca Türk ordusunun dünyaya örnek olan, yiğitliğini değil, aynı zamanda Türk milletinin istilacılara karşı kahramanca direnişinin de öyküsünü dile getirir.
 
Üst Alt