Son mesaj - Gönderen: Yorgun - Cumartesi, 23 Şubat 2013 01:30
Bir tarihçi olayları gerçek dışı kaleme alırsa diğerleri bunu sonsuza kadar devam ettirir. (Karl Ludwig Michelet)
Kapat
   
©
+ Konu Cevaplama Paneli + Yeni Konu aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1
  1. #1
    Yeniçeri Ağası R.Sayar seçkin bir yolda olduğunu belli R.Sayar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29/04/2010
    Yaş
    38
    Mesajlar
    360
    Konudaki mesajlarını
    Göster
    Articles
    0
    Teşekkür Et
    42
    Thanked 1.372 Times in 253 Posts
    Tecrübe Puanı
    4

    Yazı Boyutu

    Standart Osmanlı Kültür ve Medeniyet Özet












    OSMANLI DEVLET YÖNETİMİ
    PADİŞAH
    A)-PADİŞAHLARIN BAŞA GEÇMESİ(VERASET SİSTEMİ):
    Osmanlı devlet anlayışının temelleri İslam dini ve Töreye dayanırdı tüm devlet adamları ve padişah bu iki kurala aykırı davranamazdı.Osmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütün erkekleri taht üzerinde hak sahibi ydiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahta geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların (ümera,ulema vb.) tercihleri önemli rol oynuyordu. Eski Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistem(Kut anlayışı) taht kavgalarına neden oluyordu.
    Veraset Sistemindeki Değişmeler:
    * I. Murat Döneminde “Ülke padişah ve çocuklarının ortak malıdır.” anlayışı geçerli olmaya başlamıştır. Bu durum kısmen de olsa otoriteyi artırmıştır.
    * Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen bir kanunname düzenledi. Bu kanunname ile kardeş katli serbest bırakıldı. Fatih'in amacı:
    1 -Taht kavgasına son vererek, ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,
    2- En güçlü olanın padişah olmasını sağlamaktı.
    * I. Ahmet zamanında yapılan değişiklikle en yaşlı ve akıllı olanın (ekber ve erşed) padişah olması esası benimsendi.
    Açıklama: Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımından olumsuz, taht kavgalarına son vermesi bakımından da olumlu sonuçlar doğurmuştur.
    B)-PADİŞAHLARIN YETİŞMESİ:
    16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadoludaki sancaklara sancakbeyi olarak gönderilirlerdi. Burada bir lala'nın yanında devlet yönetiminde tecrübekazanmaları sağlanırdı.(Sancağa çıkma)
    NOT: Lala'yı Büyük Selçuklular'daki atabeylere benzetebiliriz.
    III. Mehmet'ten sonra şehzadelerin sancağa çıkma usulü kaldırıldı. (Şehzadeler sarayda kafes hayatı yaşadılar.)
    C)-PADİŞAHLARIN ÜNVANLARI:
    Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara bey denilmiştir.Yine Hırıstiyanlara karşı savaştıklarından gazide denilmiştir.(Örneğin:Osman Bey, Osman Gâzi, Orhan Bey, Orhan Gâzi gibi..) Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkâr, Sultan ve genellikle Padişah'tır.
    NOT: Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu halifelik Osmanlı padişahlarına geçmiştir.
    Böylelikle Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarak da Müslümanların başı olma özelliği taşımışlardır.
    Yine bu durum Osmanlı yönetim biçimine teokratik düzen özelliği kazandırmıştır
    Tuğra : Padişah Mührü Ferman :Padişahın buyrukları Berat : Atama yazısı

    SARAY
    Padişahın hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray Enderun Harem ve birun olmak üzere 3 bölümden oluşuyordu.Bu iki bölüm bab'üs-saade(Orta kapı) denilen kapıyla birbirine bağlanmıştı.
    1)- ENDERUN :Padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine
    bakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu.Enderundaki
    odalar şunlardır:
    a)-HASODA:Padişahın günlük himetine bakarlardı. b)-HAZİNE ODASI:Padişahın özel hazinesine bakarlardı.
    c)-KİLER ODASI:Yemek ve sofra hizmetlerini yaparlardı. d)-SEFERLİ ODASI:Berber,terzi,müzisyen gibi görevliler bulunurdu.
    Devşirme usulüyle toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerinden seçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi. Bunlara dini bilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları öğretilirdi.Bunlara içoğlanı denilirdi. Amaç saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli bir kişi olarak yetiştirmekti. Hasoda,kiler odası,hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler, hem de eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra çıkma denilen bir atama usulüyle Birun da görevlendirilir, bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere tayin edilirlerdi.
    2)HAREM: Sarayda kadınların yaşadığı bölüme denirdi. Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışında görevlendirilen Kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.
    3)- BİRUN: Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki
    görevliler ve teşkilatları şunlardı:
    a)-Yeniçeriler b)-Altı Bölük halkı (sipahiler,silahdar,sağ ve sol garipler,sağ ve sol ulûfeciler.) c)-Topçular ve Cebeciler
    d)-Mehterler e)-MüteferrikalarEnderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları,devlet ileri gelenlerinin çocukları.)
    Birunda başka görevlilerde vardı. Başlıcaları:
    Padişah Hocası (Lala) Hekimbaşı , Müneccimbaşı, Mimarbaşı, seyisler, okçular, rikabdarlar, Darbhane emini
    NOT: Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir saray yapılmış,İstanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterli gelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın da yeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayı(yeni saray) yapılmıştır. Padişahlar 19. Yüzyıla kadar burada oturmuşlar, 19. yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız sarayla yapılmıştır.
    DİVAN-I HÜMAYUN
    Divan teşkilatı ilk defa Orhan bey zamanında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet padişahların divân toplantılarına katılma geleneğine son vererek, toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından takip etmiştir.
    NOT: Bu durum sadrazamların devlet yönetiminde ön plana çıkmalarını sağlamıştır.
    DİVANIN YAPISI:
    Osmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temel sınıf bulunuyordu. Bu sınıfların en üst yetkilileri divânda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı:
    1-Seyfiye (Ehl-i Kılıç= Ehl-i Örf) 2-İlmiye (Ehl-i Şer) 3-Kalemiye (Ehl-i Kalem)

    1)- SEYFİYE (Ehli Örf):
    Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf, ehli seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam , vezirler, yeniçeri ağası ve kaptan-ı deryadır. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler bu grubun içindedir.
    VEZİR-İ AZAM(Sadrazam):Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun başına geçer, bu görevi sırasında serdar-ı ekrem sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.
    KUBBE ALTI VEZİRLERİ: Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları 5-7 arasındaydı.
    YENİÇERİ AĞASI: Vezir olan Yeniçeri Ağaları Divan’ın daimi üyesiydiler. Ancak vezir olmayan Yeniçeri ağaları ise ihtiyaç duyulduğunda görüşmelere katılırlardı.
    KAPTAN-I DERYA: Osmanlı Devleti’ni ilgilendiren denizlerdeki bütün işlerin sorumlusu ve Donanmay-ı Hümayunun başkomutanıdır. 16. yüzyıldan itibaren İstanbul’da bulunduğu zamanlarda divan çalışmalarına katılmıştır.

    2)- İLMİYE (Ehli Şer)
    Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:
    a)-Tedris Görevi:Eğitim-Öğretim görevidir.Bu görevi müderris,muâllim gibi kişiler yürütürdü.
    b)-Kaza Görevi:Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna göre davalara bakar ve karar verirlerdi.
    c)-İfta Görevi: Fetva görevidir.Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan etme görevidir.
    Fetva verme yetkisine sahip olanlara müfti denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam ve kazaskerlerdi.
    ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhüislamın protokoldeki sırası veziri azamla aynıydı.Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı.Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası gerekiyordu.Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. Yüzyıla kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdeki önemi azalmaya başladı.


    KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksek görevlilerdi. I. Murat döneminde kurulmuş Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Kazaskerlikleri olmak üzere sayıları ikiye çıkarılmıştır. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar. Kazaskerler Divan’da büyük davalara bakarlar, kendi bölgelerindeki kadı ve müderrisleri atama veya görevden alma işlerine karar verirlerdi.
    NOT: Rumeli kazaskeri Anadolu kazaskerinden rütbece daha üstündür.

    3)- KALEMİYE(Ehli Kalem):
    Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri nişancı ve defterdarlar'dır.
    NİŞANCI(TEVKİİ=TUĞRAİ): Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişanı olan tuğra'yı çektiği için tuğracı da denirdi. Nişancı kendisine bağlı reisü-l küttab başkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini yapardı.
    Reisülküttab'a bağlı kalemler şunlardı:
    a)- Beylikçi Kalemi b)- Tahvil Kalemi c)- Ruus Kalemi d)- Amedi Kalemi
    Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu görevleri yapardı:
    A)- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak mühimme defterine(Divan Defteri) kaydetmek. B)- Ferman,berat gibi belgeleri hazırlamak. C)- Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak. D)- Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.
    DEFTERDAR: Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye yükselmiştir.Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı Başdefterdar idi. Defterdarın başlıca görevleri şunlardır:
    A-Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak B-Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek C-Akçenin değerini korumak
    D-Bütçeyi hazırlayarak hükümdara sunmak
    Defterdara bağlı kalemler şunlardı:
    a)-Ruznamçe kalemi b)-Maliye emirleri kalemi c)-Tarihçi kalemi d)-Gelir ve gider kalemi
    Reisülküttap: Divandaki kâtiplerin şefi olan Reisülküttap nişancıya bağlıydı. 17. yüzyıldan sonra önemi artmış ve devletin dışişlerinin sorumluluğu Reisülküttaplara verilmiştir.
    Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri divanhane'de toplanırken, Kanuni zamanında yapılan kubbealtı denilen yerde toplanmaya başlamıştır.

    OSMANLI TAŞRA TEŞKİLATI
    TIMAR VE İLTİZAM SİSTEMİ: Osmanlı Devletinde taşra teşkilatının(merkez dışı) temelini tımar (dirlik) sistemi oluşturuyordu.Devlet bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak askerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DİRLİK denilirdi. Dirlikler 3'e ayrılmıştı.
    1-TIMAR: Tımar sistemine göre savaşta sivrilmiş,tımar beyi olma özelliği kazanmış sipahilere verilen 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan dirliklerdir.
    2-ZEAMET: Savaşta üstün yetenek göstermiş olan tımar sahipleri ile devlet merkezindeki divân çavuşlarına, müteferrika ve kâtipler ile eyalet ve sancaklardaki ileri gelen devlet görevlilerine verilen yıllık vergi geliri 20-100 bin akçe arsındaki dirliklerdir.
    3-HAS: Padişah ve ailesine, sadrazam, vezirler, beylerbeyi ve sancak beylerine verilen geliri 100 bin akçeden fazla dirliklerdir.
    Açıklama: Tımar sahipleri ilk 3 bin, zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri için ayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi, zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmek ve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere cebelü denirdi.
    Dirlik sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye 50-150 dönümlük topraklar halinde dağıtır ve hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisini(öşür yada harac) alırlardı.
    Dirlik sisteminde toprağın;
    1-Mülkiyeti devlete, 2-Vergisi dirlik sahibine 3-Kullanım hakkı köylüye aittir.
    Soru: Tımarlı sipahi hangi durumlarda toprağı köylüden geri alabilirdi ? 1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden, 2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden, 3-Sebepsiz yere vergisini vermeyenlerden.Soru: Tımarlı sipahinin köylüye karşı görevleri nelerdir ? 1)-Köylünün güvenliğini sağlamak, 2)-Köylünün tohum,gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek, 3)-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamakSoru: Dirlik (tımar) sisteminin yararları nelerdir ? 1)- Devlet Merkezden toplanması son derece zor vergiler böylece toplamış oluyor, 2)- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor 3)- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor 4)- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim artıyor. 5)- Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği sağlıyor NOT: Tımar ve zeamet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa bağlandı.

    OSMANLI ÜLKE İDARE BİRİMLERİ
    İdari BirimYöneticiGüvenlik sorumlusuYargı işleriEyaletlerBeylerbeyiSubaşıKadıSancaklar (İl)SancakbeyiSubaşıKadıKazalar (İlçe)KadıSubaşıKadıKöylerKöy kethüdasıYiğitbaşıKadı Naibi

    OSMANLI ASKERİ SİSTEMİ
    KARA ORDUSU
    A)-KAPIKULU OCAKLARI:
    Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman İslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında Pençik Oğlanı denilen bu savaş esirlerinin sayısı arttı.Bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi.Bu sisteme "Pencik
    Usulü" denildi.Böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu.
    DEVŞİRME USULÜ:Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla Devşirme Usulü oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyan ailelerin çocukları ailelerinden alınarak İslam dinini,Türkçeyi ve Türk gelenek ve göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu ailelerin çocukları alınmazdı.Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına gönderilirlerdi.
    KAPIKULU YAYALARI(PİYADELERİ)
    1)- ACEMİ OĞLANLAR OCAĞI: Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur. Türk ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonra sınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderûn'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu ocaklarına dağıtılırlardı.
    2)- YENİÇERİ OCAĞI: Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur ve padişahı korurlardı. Barışta ise Divân muhafızlığı yapmak, İstanbul'un güvenliğini sağlamak, sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri vardı.
    Yeniçerilere üç ayda bir "Ulufe" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "Culüs Bahşişi", ilk sefere çıktığında da "Sefer Bahşişi" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "Yeniçeri Ağası" denilirdi.
    3)- CEBECİLER: Komutanlarına "Cebecibaşı" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar, onarır ve silah anbarlarında muhafaza ederlerdi.
    4)- TOPÇU OCAĞI: Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk defa I.Kosova Savaşında kullandılar.
    5)- TOP ARABACILARI OCAĞI: Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komuutanlarına "Arabacıbaşı" denirdi.
    6)- HUMBARACILAR OCAĞI: Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve kulanan ocaktı.Komutanına "Humbaracıbaşı" denirdi.
    7)- LAĞIMCILAR OCAĞI: Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik bir sınıftı. Komutanına "Lağımcıbaşı" denirdi.
    KAPIKULU SÜVARİLERİ(ATLILARI) Altı Bölük halkı da denirdi.Derece ve maaş yönünden yeniçerilerden üstündüler. Sipah ve silahtar; savaş sırasında padişah çadırını, Sağ ve Sol ulufeciler; Saltanat sancaklarını Sağ ve sol garipler; ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı


    B)- EYALET ASKERLERİ:
    1)- TIMARLI SİPAHİLER: Tımar sistemi daha önceki Müslüman Türk devletlerinde gördüğümüz İkta sisteminin Osmanlılar tarafından geliştirilmiş şekliydi. Tımarlı Sipahiler kendilerine Dirlik verilen kişilerin beslemek zorunda oldukları tamamı Türklerden meydana gelen atlı askerlerdi.Savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarında durarak,ordu merkezini yanlardan gelecek saldırılara karşı korurlardı.Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar devletin en önemli ve en büyük askeri gücüydü.
    2)- AKINCILAR: Sınır boylarında oturan Türklerden meydana gelen hafif süvari kuvvetleriydi. Başlıca görevleri; ordunun keşif hizmetlerini görmek, kaçan düşmanı kovalamak, düşmanı oyalamaktı.
    3)- AZAPLAR: Kelime anlamı bekâr demektir. Masrafları kendi şehir ve kasaba halkı tarafından karşılanan gönüllü kuvvetlerdi.
    4)- DELİLER: Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle "deli" olarak adlandırılmışlardır.
    5)- GÖNÜLLÜLER: Sınırdaki kasaba ve şehirleri korumakla görevliydiler.
    6)- BEŞLİLER: Her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulan bu birlikler sınırdaki kalelerin korunmasında görevlendirilirdi.
    7)- YAYA VE MÜSELLEMLER: Ordunun önünde giderek yolları ve köprüleri onarırlardı.

    DENİZ ORDUSU(DONANMA): Osmanlılar Orhan Bey zamanında Karesi Beyliğini ele geçirince bu beyliğin donanmasına da sahipolmuşlardır. Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da bir tersane yapılmıştır. Fatih zamanında gelişmeye başlayan donanma, II.Beyazıt zamanında Kemal Reis'in, Kanunî zamanında da Barbaros Hayrettin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle Akdeniz'de en üstün güç haline gelmiştir. Donanma komutanına Kaptan-ı Derya veya Kaptan Paşa, deniz askerlerine ise Leventdenirdi. Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Pirî Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis, Kılıç Ali Reis meşhur Türk denizcileridir

    OSMANLI TOPRAK SİSTEMİ
    A)- MİRî ARAZİ: Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Mirî toprakların başlıcaları şunlardır: 1)- Havass-ı Hümayun Toprakları: Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine giren topraklar olup, mukataa ve iltizam yoluyla yönetilirdi. 2)- Paşmaklık toprakları: Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerin bırakılan topraklardı. 3)- Malikâne toprakları: Devlet adamlarına hizmetleri karşılığı mülk olarak verilen topraklardı. 4)- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları: Fetih sırasında bazı kumandanlara, hizmetlerine karşılık olmak üzere verilen topraklardır. 5)- Dirlik (Tımar)Toprakları: Vergi geliri, devlet adamlarına ve askerlere hizmet veya maaş karşılığı verilen topraklardır. Dirlik sahibi, toplanan verginin maaş olarak ayrılan "Kılıç hakkı" olarak ayrılan bölümünden geriye kalanla Cebelü denilen tam teçhiatlı asker yetiştirirdi. Dirlik topraklar üçe ayrılırdı: a)- Has b)- Zeamet c)- Tımar 6)- Vakıf Arazi: Gelirleri kişiler ya da devlet tarafından hayır kurumlarına bırakılan topraklardı.B)- MÜLK ARAZİ: Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. İki bölümde incelenebilir: 1)- Öşriyye (öşür topraklar): Bu topraklar, fethedildiği zaman Müslümanlara verilmiş veya fethedildiğinde müslümanlara ait olan topraklardır. Bu gibi topraklar sahiplerinin malı olup, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak Çift Resmi, ürün vergisi olarak da "Öşür" vergisini verirlerdi. 2)- Haraciye (Haracî topraklar): Bu topraklar bir yerin fethinden sonra Gayrî Müslim halkın elinde bırakılan,onlara mülk olarak verilen topraklardır. Sahipleri, dilediği gibi kullanırlar,satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak Harac-ı Muvazzaf ürün vergisi olarak da Harac-ı Mukassem vergisini verirlerdi.


    Konu Bilgileri
          Kaynak: Tarih Portalı

          Konu: Osmanlı Kültür ve Medeniyet Özet

          Kategori: Osmanlı Tarihi Ders Notları

          Konuyu Başlatan: R.Sayar

          Cevaplar: 0

          Hit: 4853


  2. Bu mesaj için teşekkür edenler;

    demiray (04/10/2012)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

     

Ziyaretçiler asagidaki kelimeleri arayarak bu sayfaya geldiler:

osmanlı kültür ve medeniyeti özet

osmanlı kültür ve medeniyeti özeti

osmanlı devletinde kültür ve medeniyet özet10. sınıf tarih osmanlı kültür ve medeniyeti konu özetiosmanlıda kültür ve medeniyet özeti10 sınıf tarih osmanlı kültür ve medeniyeti özeti10.sınıf tarih osmanlı kültür ve medeniyeti ders notları10.sınıf osmanlı kültür ve medeniyeti ders notlarıosmanlıda kültür ve medeniyet özet10.sınıf osmanlı kültür ve medeniyeti özetosmanlı devletinde kültür ve medeniyet özetiosmanlı devletinin kültür ve medeniyeti özetosmanlı kültür ve medeniyeti 10.sınıfosmanlı devleti kültür ve medeniyeti özetosmanlı kültür ve uygarlığı özet10. sınıf tarih dersi osmanlı kültür ve medeniyeti osmanlı devletinde kültür ve uygarlık özet10.sınıf tarih 2.konu osmanlı kültür ve medeniyeti10.sınıf tarih konuları osmanlı kültür ve medeniyetiosmanlı kültür ve medeniyet özetosmanlılarda kültür ve medeniyet özetosmanlı devleti kültür ve medeniyeti özeti10. sınıf tarih osmanlı kültür ve medeniyeti özeti10.sınıf tarih osmanlı kültür ve medeniyeti özetosmanlı kültür ve medeniyeti ders notları

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
Zpluz by Zeuder

Arşiv    Sitemap

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it

Tarihbilinci.com ismi verilen dosyaların kendilerini barındırmamaktadır Hak sahibinin talebi durumunda ilgili konu ilgili konu derhal sitemizden kaldırılacaktır. Bu sitede telif hakkına sahip olduğunuz bir çalışmanız varsa lütfen ilgili konunun linkini de belirterek bize yazınız. Sitede verilen linklerin yasalara aykırı kullanımı karşısında oluşabilecek her türlü zarar, sorumluluk ve sorundan Tarihbilinci.com sorumlu değildir. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve fedakar öğretmenler tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.