I. Dünya Savaşı’nın Genel Sonuçları:
- 1914’te başlayan I. Dünya Savaşı 1918’te İtilaf Devletlerinin galibiyeti ile sona ermiştir.
- Osmanlı, Rusya, Avusturya-Macaristan ve Almanya İmparatorlukları dağılmış, Böylece Avrupa’daki kuvvetler dengesi değişmiştir.
- Rusya, Almanya, Türkiye, Avusturya, Bulgaristan ve Macaristan’da rejim değişikliği yaşanmış ve cumhuriyet yönetimleri kurulmuştur.
- Polonya, Çekoslovakya, Türkiye, Macaristan, Yugoslavya(Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ ve Kosova’nın birleştirilmesiyle oluşan ve 1992’de yıkılan Balkan devleti) ve Litvanya gibi yeni devletler kurulmuştur.
- Dünya barışını korumak ve ülkeler arası sorunları diplomatik yollarla çözebilmek için 10 Ocak 1920’de Cenevre’de Milletler Cemiyeti(Cemiyet-i Akvam) kurulmuştur.
- Silah teknolojisi oldukça gelişmiş; tank, uçak, uçaksavar, denizaltı gibi buluşlar ilk kez bu savaşta kullanılmıştır.
- ABD, İngiltere ve Japonya I. Dünya Savaşı’ndan en karlı çıkan ülkeler olmuştur. İtalya ise I. Dünya Savaşı’nı kazanan grupta yer almasına rağmen, savaş sonunda oluşan statükodan(mevcut durumdan) memnun olmamıştır. Savaş sonunda istediklerini elde edemeyen İtalya ilerleyen yıllarda saldırgan bir tutum içerisine girecektir.
- Galip devletler Avrupa’daki kuvvetler dengesini yeniden belirlerken milliyetçilik ilkesine gereken önemi vermemiş; tamamen kendi çıkarlarına göre davranmıştır. Bu doğrultuda farklı milletlerin bir araya getirilmesiyle Yugoslavya, Çekoslovakya gibi suni devletler kurulmuştur.
- Sömürgecilik, savaşın ardından manda ve himaye adı altında artarak devam etmiştir.
- Savaşın sonunda imzalanan barış antlaşmalarıyla kaybeden devletler, galip ülkeler tarafından ağır şekilde baskı altına alınmıştır. Özellikle Almanya Versailles Antlaşması’nın getirdiği sınırlamalardan kurtulmak için saldırgan politikalar izleyecek ve II. Dünya savaşı’nı başlatan ülke olacaktır.
- Kaybeden devletleri saldırgan politikalara iten adaletsiz antlaşmalar imzalanması, milliyetçilik esasına dikkat edilmemesi ve sömürgeciliğin farklı isimlerle devam etmesi I. Dünya Savaşı’nın hiçbir sorunu çözmediğini; aksine sorunları artırdığını göstermektedir. Bu yüzden I. Dünya Savaşı’nın sonuçları 1939’da başlayan II. Dünya Savaşı’nın doğal nedenleri olarak kabul edilmektedir.
I. Dünya Savaşı’ndan Yenik Ayrılan Devletlerle İmzalanan Barış Antlaşmaları:
- 1918 yılının sonunda I. Dünya Savaşı’nı kazanan İtilaf devletleri, yenik devletlerle yapacakları barış antlaşmalarının şartlarını görüşmek üzere 18 Ocak 1919’da Paris Barış Konferansı’nı toplamışlardır.
- Bu konferansın ardından İtilaf Devletleri ile mağlup ülkeler arasında aşağıdaki barış antlaşmaları imzalanmıştır:
* Versailles(Versay) Antlaşması(28 Haziran 1919): Almanya ile galip devletler arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre:
. Polonya Almanya’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanmıştır.
. Almanya ayrıca Belçika ve Fransa’ya toprak vermiş; ayrıca tüm sömürgelerinden de vazgeçmek zorunda kalmıştır.
. Almanya’da zorunlu askerlik kaldırılmış ve toplam asker sayısının 100 bini geçmemesi kararlaştırılmıştır.
. Almanya’nın deniz gücü sınırlandırılmış; denizaltı ve uçak yapımı yasaklanmıştır.
. Almanya’nın 56 milyar dolar tamirat borcu ödemesi kararlaştırılmıştır. Bu miktar daha sonra 33 milyar dolara indirilmiştir.
Not : Bu antlaşma ile Almanya siyasi, askeri ve ekonomik açıdan büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Versailles Antlaşması’nın getirdiği bu ağır şartlardan kurtulabilmek için Almanya daha saldırgan bir politika izleyecek ve 1939’da II. Dünya Savaşı’nı başlatacaktır.
* St. Germain Antlaşması(10 Eylül 1919): Avusturya ile galip devletler arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre:
. Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya(Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ ve Kosova’nın birleştirilmesiyle oluşan ve 1992’de yıkılan Balkan devleti) Avusturya’dan ayrılarak bağımsızlığını kazanmıştır.
. Avusturya ayrıca İtalya, Romanya ve Polonya’ya toprak vermek zorunda kalmıştır.
. Avusturya’da mecburi askerlik kaldırılmış ve ordusu 30 bin askerle sınırlandırılmıştır.
. Avusturya’nın ayrıca tamirat borcu ödemesi kararlaştırılmıştır.
Not : Bu antlaşma ile Avusturya’nın yüzölçümü 576 bin km²’den 84 bin km²’ye, nüfusu ise 50 milyondan 7 milyona düşmüştür.
* Nöyyi Antlaşması(27 Kasım 1919): Bulgaristan ile galip devletler arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre:
. Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya’ya toprak vermek zorunda kalan Bulgaristan’ın Ege Denizi’yle bağlantısı kesilmiştir.
. Bulgaristan’da mecburi askerlik kaldırılmış ve ordusu 25 bin askerle sınırlandırılmıştır. Deniz ve hava kuvvetinin bulunması da yasaklanmıştır.
. Bulgaristan’ın ayrıca 1920’den başlayarak 2 milyar 250 milyon altın frank tamirat borcu ödemesi kararlaştırılmıştır.
* Trianon Antlaşması(4 Haziran 1919): Macaristan ile galip devletler arasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre:
. Macaristan; Yugoslavya, Çekoslovakya, Romanya ve Avusturya’ya toprak vermek zorunda kalmıştır. Böylece Macaristan’ın yüzölçümü 330 bin km²’den 92 bin km²’ye, nüfusu ise 22 milyondan 7,5 milyona düşmüştür.
. Macaristan’da mecburi askerlik kaldırılmış, ordusu 35 bin askerle sınırlandırılmıştır. Macaristan’ın deniz ve hava kuvvetine sahip olması da yasaklanmıştır.
. Macaristan’ın ayrıca tamirat borcu ödemesi kararlaştırılmıştır.
* Sevr Antlaşması(10 Ağustos 1920): Osmanlı İmparatorluğu ile galip devletler arasında imzalanan barış antlaşmasıdır.
. Türk halkının Mondros Ateşkesi’nin ardından işgallere karşı mücadele etmesi üzerine İtilaf devletleri ile Osmanlı arasında yapılması gereken barış antlaşması gecikmiştir.
. Bu yüzden Osmanlı ile yapılacak barış antlaşmasının şartları 18-26 Nisan 1920 tarihlerinde San Remo’da toplanan konferansta belirlenmiştir.
. San Remo Konferansı’nda belirlenen şartlar doğrultusunda 10 Ağustos 1920’de Osmanlı ile İtilaf devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalanmıştır.
. Türk halkına yaşama hakkı tanımayan Sevr Antlaşması TBMM önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşı neticesinde uygulanamamış; yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmıştır.
İki Dünya Savaşı Arasında Dünya(1918-1939):
- I. Dünya Savaşı ülkeler arasındaki hiçbir sorunu çözmediği gibi silahlanma yarışını daha da arttırmıştır.
- Versailles Antlaşması’nın kendisini sınırlandıran maddelerinden kurtulmak isteyen Almanya; Akdeniz’i tamamen kontrolü altına almayı hedefleyen İtalya ve Uzakdoğu’daki sömürgelerini artırmayı amaçlayan Japonya 1930’lu yıllardan itibaren saldırgan ve yayılmacı bir siyaset izlemeye başlamıştır.
- Bu üç faşist ülkenin saldırgan politikalarına karşı Milletler Cemiyeti etkili yaptırımlar uygulayamayınca barış korunamamış ve 1939’da II. Dünya Savaşı başlamıştır. İki Dünya Savaşı arasındaki 20 yıllık dönemde yaşanan önemli gelişmeler şunlardır:
İki Dünya Savaşı Arasında Almanya:
- I. Dünya Savaşı’nın ardından Alman İmparatorluğu tarihe karışmış ve 1919’da Weimar Cumhuriyeti kurulmuştur.
- 28 Haziran 1919’da Versailles Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalan Almanya siyasi, askeri ve ekonomik açıdan çok ağır sınırlamalarla karşılaşmıştır.
- 33 milyar dolarlık tamirat borcunun ilk taksitinden sonrasını ödeyemeyen Almanya ile alacaklısı Fransa’nın arası açılmıştır. Alacaklarını tahsil edemeyen Fransa Almanya’nın en önemli sanayi bölgesi olan Ruhr’u 1923 yılının Ocak ayında işgal etmiştir.
- Hem tamirat borçlarının yükü hem de Ruhr bölgesinin işgali Alman ekonomisini iyice sarsmış ve Almanya’da hiper enflasyon ortaya çıkmıştır. 1923 yılının Kasım ayında bir kilo et 280 milyar marka, bir dolar ise 840 milyar marka yükselmiştir.
- Bu şekilde Almanya’nın tamirat borçlarını ödeyemeyeceğini gören İngiltere ile ABD konuya müdahale etmiş ve ABD’li Charles G. Dawes tarafından Almanya için yeni bir ödeme planı hazırlanmıştır.
- 1924 Ağustosunda Londra’da imzalanan Dawes Planı ile Almanya’nın borçları makul bir ödeme şekline kavuşturulmuştur. Bundan sonra Alman Markı yeniden değer kazanmış ve Alman ekonomisi rayına girmiştir.
- Dawes Planı’nın ardından Fransa işgal ettiği Ruhr bölgesini Almanya’ya geri vermiş ve Fransız-Alman münasebetleri düzelmiştir.
- Dawes Planı ile oluşan olumlu havanın etkisiyle 16 Ekim 1925’te Almanya, Belçika, Fransa, İngiltere, İtalya, Polonya ve Çekoslovakya arasında Locarno Antlaşmaları imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Almanya, Fransa ve Belçika ile olan sınırları konusunda garanti vermiştir.
- Bu antlaşma Almanya’yı yeniden uluslar arası işbirliğinin içine sokması bakımından oldukça önemlidir. Almanya ile olan sınırlarını güvence altına alan Fransa da Locarno Antlaşmalarından oldukça memnun kalmıştır.
- Ancak Locarno Antlaşmaları için unutulmaması gereken bir diğer husus; batı sınırları için Fransa ve Belçika’ya güvence veren Almanya’nın, aynı teminatı doğu sınırları için Polonya ve Çekoslovakya’ya vermemiş olmasıdır.
- Locarno Antlaşmalarından bir yıl sonra Almanya Milletler Cemiyeti’ne de kabul edilmiştir.
- Ancak bu olumlu gidişat uzun sürmemiştir. 1929 Dünya Ekonomik Krizi nedeniyle Alman ekonomisi yeniden bozulmuştur.
- Bunun üzerine 1932 yılında Almanya’dan son kez 750 milyon dolar ödemesi istenmiş ve geri kalan borçların üzerine sünger çekilmiştir. Böylece Almanya toplam 5,5 milyar dolar tamirat borcu ödemiştir.
- Ekonomik krizin etkiyle Almanya’da 6 milyon kişi işsiz kalmıştır. Umutsuzluğa düşen halk faşist söylemlerde bulunan Adolf Hitler’e bel bağlamış ve 1933’te Hitler’in lideri olduğu Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi(Nazi Partisi) iktidara gelmiştir.
- Faşist(aşırı sağcı, ırkçı, baskıcı) Nazi Partisi’nin iktidara gelmesiyle Adolf Hitler Alman şansölyesi(başbakanı) olmuştur. Hitler iş olarak meclisi feshetmiş ve tüm yetkileri dört yıllığına kendi eline alarak diktatörlüğünü ilan etmiştir.
- İktidara geldikten sonra Hitler’in izlediği politikalar üç ana başlık altında toplanabilir:
* Almanların üstün ırk olduğunu iddia ederek Yahudilere karşı soykırım uygulamıştır.
* Versailles Antlaşması’nın getirdiği askeri sınırlamaları kaldırarak aşırı derece silahlanmıştır.
* Pangermenizm ülküsü doğrultusunda tüm dünyadaki Almanları birleştirmeye çalışmıştır.
- Bir yandan Yahudilere karşı soykırım uygulayan Hitler diğer yandan Versailles Antlaşması’nın getirdiği askeri sınırlamaları kaldırmıştır. Mecburi askerlik uygulamasını yeniden başlatan Hitler kısa sürede kara ordusundaki asker sayısını 550 bine çıkarmış; uçak ve denizaltı yapımına hız vermiştir.
- Hitler bir yandan silahlanmaya hız verirken diğer yandan kendisi gibi yayılmacı siyaset izleyen İtalya ve Japonya ile ittifaklar kurmuştur.
- 1936’da Berlin-Roma Mihveri(ekseni, çizgisi) kurularak Almanya ile İtalya arasında bir ittifak oluşturulmuştur. Aynı yıl Japonya ile Almanya arasında Sovyet Rusya’ya karşı Anti-Komintern Paktı kurulmuştur. Almanya ile Japonya arasındaki bu yakınlaşmaya 1937’de İtalya da dahil olmuş, böylece Berlin-Roma-Tokyo Mihveri ortaya çıkmıştır.
- Ordusunu hızla güçlendiren Hitler Almanları birleştirme politikası doğrultusunda 1938’de Avusturya ve Çekoslovakya’yı ilhak etmiştir.
- Bu işgallere karşı Milletler Cemiyeti’nin ve büyük devletlerin sessiz kalması Hitler’i daha da cesaretlendirmiştir. Yayılmacı politikalarına devam eden Hitler Almanya’sı 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırarak II. Dünya Savaşı’nı başlatan taraf olacaktır.
İki Dünya Savaşı Arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği:
- 7 Kasım 1917’deki Bolşevik İhtilali(Jülyen takvimine göre 24 Ekim’e tekabül ettiği için Ekim Devrimi olarak da bilinir) ile Rusya’da Çarlık rejimi yıkılmış, Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin tarafından sosyalizme dayalı bir cumhuriyet yönetimi kurulmuştur.
- XIX. yy’de Karl Marx ve Friedrich Engels gibi Alman filozoflar tarafından geliştirilen sosyalizm ilk kez 1917’den itibaren Rusya’da uygulama alanı bulmuştur.
- Sosyalizm; siyasi, ekonomik ve sosyal alanda eşitliği savunan felsefi görüştür. Eşitlik olmadan özgürlüğün olamayacağını savunan sosyalizmde mülkiyet ortaktır. Tüm ekonomik yatırımlar halk adına devlet tarafından yürütülür.
- Devlet yatırımlarına dayanan sosyalist(komünist) görüşün tam tersi ise liberalizm ya da kapitalizmdir.
- Batılı kapitalist ülkeler Sovyetlerin uyguladığı sosyalist ekonomiyi kendileri için büyük bir tehdit olarak algılamışlardır. Bu nedenle başta İngiltere olmak üzere batılı devletler, kurulduğu günden itibaren Sovyet Rusya’ya karşı düşmanca bir siyaset izlemiştir.
- I. Dünya Savaşı’nın ardından İtilaf devletlerine karşı bağımsızlık mücadelesi veren TBMM ile batılı ülkelerin açık düşmanlığına maruz kalan Sovyet Rusya arasında 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Böylece ortak düşmana karşı mücadele veren iki hükümet arasında yakın ilişki kurulmuştur.
- Sovyetler Birliği kısa süre içerisinde sınırlarını genişleterek Rusya, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Ukrayna, Beyaz Rusya(Belarus), Moldova, Estonya, Letonya, Litvanya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan’ı içine alan federal bir sosyalist cumhuriyet haline gelmiştir.
- 1924 yılında Lenin’in ölümü üzerine SSCB’nin yeni lideri Joseph Stalin olmuştur.
- 1927’den itibaren planlı bir kalkınma modelini benimseyen SSCB kısa sürede dünyanın en büyük iki ekonomik gücünden biri haline gelmiştir. Sanayileşmede hızlı bir büyüme oranı yakalayan Sovyetler, kolhoz(kooperatif) yöntemiyle tarım, hayvancılık ve balıkçılıkta oldukça gelişmiştir.
- Batılı ülkelerin düşmanca davranışlarına maruz kalan SSCB ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilişkileri Atatürk dönemi boyunca dostane bir çizgide devam etmiştir.
İki Dünya Savaşı Arasında Fransa:
- Fransa I. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılmış ve Versailles Antlaşması ile kuzey komşusu Almanya üzerinde büyük bir baskı kurmuştur.
- Buna karşın Almanya’nın Versailles Antlaşması’nın sınırlamalarından kurtulmak istemesi Fransa’yı sürekli olarak rahatsız etmiştir.
- 1925’te imzalanan Locarno Antlaşmaları ile Almanya sınırını güvence altına alan Fransa bir nebze olsun rahatlarken, savaş karşıtı yeni sözleşmelere de katılmıştır.
- 27 Ağustos 1928’de ABD Dışişleri Bakanı Kellogg ve Fransız Dışişleri Bakanı Briand’ın öncülüğünde imzalanan Briand-Kellogg Paktı imzalanmıştır. Başlangıçta ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Polonya, Belçika ve Çekoslovakya arasında imzalanan bu belgeyle taraflar savaşı milli politikalarına alet etmeyeceklerini ve sorunları barışçı yollardan çözeceklerini garanti etmiştir.
- Bu pakta 1928 yılı sonuna kadar Sovyet Rusya da dahil olmak üzere 46 devlet daha katılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de 1929 yılında savaş karşıtı bu pakta dahil olmuştur.
- Sovyet Rusya ve Türkiye Cumhuriyeti görüşmeler sırasında tüm silahların ilgasını teklif ederek barışı koruma konusundaki samimiyetini göstermiş; ancak bu öneri diğer devletler tarafından reddedilmiştir.
- 1933’te Hitler’in iktidara gelmesinin ardından Fransa’nın kuzey komşusu ile olan ilişkileri yeniden kötüleşmiştir.
İki Dünya Savaşı Arasında ABD:
- ABD Başkanlarından James Monroe tarafından 1823’te ortaya atılan ve Monroe Doktrini olarak bilinen görüş doğrultusunda ABD, Avrupa’nın işlerine karışmama politikası izlemiştir.
- ABD Monroe Doktrini’ni ısrarlı biçimde uzun süre uygulamıştır. Almanya’nın saldırıları nedeniyle I. Dünya Savaşı’na katılan ABD, savaşın ardından Avrupa siyasetine müdahale etmeme politikasına geri dönmüştür.
- İzlediği tarafsızlık politikasını iki dünya savaşı sırasında da sürdüren ABD, Japonya’nın 7 Aralık 1941’de Pearl Harbor askeri üssüne yaptığı saldırının ardından II. Dünya Savaşı’na katılacak ve bu tarihten itibaren bir daha Monroe Doktrini’ni uygulamayacaktır.
İki Dünya Savaşı Arasında İtalya:
- İtalya I. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılmasına karşın savaşın sonuçlarından memnun olmamıştır. Bilhassa savaş sırasındaki gizli antlaşmalarla kendisine vaat edilen İzmir ve çevresinin 18 Ocak 1919’daki Paris Barış Konferansı’nda Yunanlılara bırakılması İtalyanları küstürmüştür.
- İtalya’nın siyasi kargaşa ve ekonomik çalkantılarla boğuşmasını fırsat bilen Faşist Parti lideri Benito Mussolini 1922 yılının Ekim ayında iktidara geldi.
- Roma İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmayı hedefleyen Mussolini “mare nostrum(bizim deniz) dediği Akdeniz’in tamamını ele geçirmek için saldırgan bir siyaset izlemiştir. Bu yayılmacı politika Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri tedirgin etmiştir.
- Afrika’nın doğusundaki Eritre ve Somali’yi çok önceden sömürgeleştirmiş olan İtalya, Babü’l Mendep Boğazı’na kıyısı bulunan Habeşistan’ı(Etiyopya) 1935’te işgal, bir yıl sonra da ilhak etmiştir.
- Bununla da yetinmeyen İtalya kendisi gibi yayılmacı siyaset izleyen Japonya ve Almanya ile 1937’de Berlin-Roma-Tokyo Mihveri’ni oluşturmuştur.
İki Dünya Savaşı Arasında İspanya:
- İspanya’da 1936’da sağcılar(milliyetçiler) ve solcular(cumhuriyetçiler) arasında iç savaş yaşanmıştır. İç savaşta Almanya ve İtalya sağcıları desteklemiştir.
- Üç yıl süren ve yarım milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanya’daki iç savaş General Franco’nun önderliğindeki sağcıların 1939’da iktidarı ele geçirmesiyle son bulmuştur.
- İspanya’da Franco’nun iktidara geçmesiyle Avrupa’da İtalya ve Almanya’nın ardından üçüncü faşist ülke ortaya çıkmıştır.
İki Dünya Savaşı Arasında Japonya:
- Uzakdoğu’da Pasifik Okyanusu üzerinde bir adalar ülkesi olan Japonya XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızlı bir değişim içerisine girmiştir.
- Batılılaşamadığı taktirde batının sömürgesi olacağını iyi anlayan Japonya, 1854 yılından itibaren ABD ve Avrupa’ya yüzlerce öğrenci göndermiştir.
- Bununla da yetinmeyen Japonya, İmparator Mutsihito’nun 1868’de kabul ettiği Meiji Restorasyonu(yani Aydın Hükümet) ile hızlı ve köklü değişiklikler geçirmeye başlamıştır. Örneğin:
* 1871’de ilk gazete yayınlanmıştır.
* 1871’de “daymiyo” denilen derebeylik sistemi ortadan kaldırılmıştır.
* 1872’de Kadın ve erkek her Japon için ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir.
* 1873’te mecburi askerlik kanunu çıkarılmıştır.
* 1868-1898 yılları arasında ülke genelinde 2190 fabrika açılmıştır.
* 1870’te demiryolu yapımına başlanmış ve 20 yılda demiryollarının uzunluğu 7200 km’ye ulaşmıştır.
- Tüm bu kalkınma hamlelerinin ardından Japonya 1894’te sömürgeci bir devlet olarak ortaya çıkmıştır.
- Uzakdoğu’daki sömürge arayışı sırasında sürekli Rusya ve Çin ile karşı karşıya gelen Japonya 1905’te Rusya’yı Mançurya’dan çıkararak bu bölgede ekonomik yatırımlar yapmaya başlamıştır.
- Japonya, soya fasulyesi üretimi, orman gelirleri ve kömür rezervi bakımından oldukça zengin bir bölge olan Mançurya’yı 1931’de ilhak etmiştir.
- 1933’te Çin’in Jehol eyaletini işgal eden Japonya aynı yıl Milletler Cemiyeti’nden de çıkmıştır.
- Kendisi gibi yayılmacı politikalar izleyen Almanya ile 1936’da, İtalya ile de 1937’de birer ittifak kuran Japonya böylece Berlin-Roma-Tokyo Mihveri’ni kurmuştur.
- 1937’de Çin’i işgal eden Japonya’nın bu saldırgan politikaları II. Dünya Savaşı’nın sonuna dek sürmüştür.
İki Dünya Savaşı Arasında Ortadoğu(Ön Asya, Yakındoğu):
- Ortadoğu Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesiştiği coğrafyadır. Anadolu, Kafkasya, İran, Irak, Suriye, Filistin, Arabistan, Mısır’ı içine alan bölgedir. Bu coğrafya, üç ilahi dinin de doğduğu, onlarca farklı ırk ve mezhepten insanın yaşadığı, zengin maden yataklarına sahip jeopolitik açıdan önemli bir bölgedir.
- Büyük bölümü Osmanlı sınırlarında kalan bu bölge I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf devletlerinin eline geçmiştir. İtilaf devletleri gelişmiş sanayileri için eşsiz bir hammadde kaynağına sahip olan bu bölgeyi manda yönetimleri kurarak sömürgeleştirmiştir.
- Sömürgeci devletler Ortadoğu’daki etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanarak bölge halkını sürekli birbirine düşürmüştür. Böylece bölgenin güçlenmesine fırsat vermeyerek zengin maden yataklarını daha kolay sömürme imkanı bulmuşlardır.
- İki dünya savaşı arasındaki dönemde Ortadoğu ülkelerinin durumu şu şekildedir:
Suriye ve Lübnan:
- Suriye ve Lübnan I. Dünya Savaşı’nın ardından Fransız mandasına geçmiştir.
- Ancak Fransa’nın bölgedeki etnik ve dini gruplara sürekli baskı uygulaması, isyanlara sebep olmuştur.
- Bu dönemde kuzey komşusu Almanya’nın yayılmacı politikaları ile uğraşmak zorunda olan Fransa, 1936’da Suriye ve Lübnan’dan çekilmek zorunda kalmıştır.
Filistin:
- Merkezi Kudüs olan Filistin I. Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz mandasına geçmiştir.
- İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour, 1917 yılında yayınladığı Balfour Deklarasyonu ile Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını destekleyeceğini belirtmiş ve İngilizler Yahudilerin Filistin’de sistemli bir şekilde toprak almasına göz yummuştur.
- İngiltere’nin yanı sıra ABD ve Fransa da siyonizm(Yahudilerin Filistin’de bir anavatan kurma projesi) düşüncesine destek vermiştir. Büyük devletlerin siyonizmi desteklemesinin en önemli nedeni Yahudilerin sahip olduğu uluslar arası ekonomik güçtür.
- Yahudiler Filistin’de bir devlet kurma amaçlarına II. Dünya Savaşı’nın ardından 1948 yılında ulaşacaktır.
Irak:
- Irak I. Dünya Savaşı’nın ardından İngiliz mandasına bırakılmıştır.
- İngiltere, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı’ya isyan eden Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak’a kral tayin etmiştir.
- Faysal’ın 1933’te ölümüyle yerine oğlu Gazi geçmiştir. Gazi Atatürk devrimlerini dikkatle incelemiş ve örnek almıştır.
- 1936’da Atatürk devrimlerini benimsemiş olan General Bekir Sıtkı Irak’ta bir darbe yaparak iktidarı eline geçirmiştir. Bağımsız bir dış politika izleyen, Türkiye ile sıcak ilişkiler kuran Bekir Sıtkı döneminde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalanmıştır. - 1937 yılının Ağustos ayında Bekir Sıtkı suikast sonucu öldürülünce Irak’ta yönetim yeniden İngiliz yanlılarının eline geçmiştir.
Not : - Irak’ın etnik yapısı büyük ölçüde Arap’tır. Kuzey bölgesi ise Kürtlerden ve Türkmenlerden oluşur.
- Irak dini olarak ise Sünni ve Şii olmak üzere iki mezhebe bölünmüştür.
Ürdün:
- Ürdün, I. Dünya Savaşı’nın ardından İngiltere mandasına geçmiştir.
- İngilizler Irak Kralı Faysal’ın küçük kardeşi Abdullah’ı Ürdün Kralı tayin etmiştir.
- Ürdün ekonomik kaynaklardan yoksun olduğu için Ürdün halkı İngiltere’ye sıkı sıkıya bağlanmıştır. Bu yüzden Ürdün’de İngiliz mandasına karşı herhangi bir bağımsızlık hareketi görülmemiştir.
- Ürdün 1946’da bağımsız olmuştur.
Mısır:
- 1869’da Fransızlar tarafından Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Osmanlı hakimiyetindeki Mısır’ın jeopolitik önemi daha da artmıştır.
- İngiltere Uzakdoğu’daki sömürgelerine giden yol üzerinde bulunan Mısır’ı 1882’de işgal etmiştir.
- I. Dünya Savaşı’nın ardından Mısır’daki egemenliğini sürdürmek isteyen İngiltere’ye Mısır milliyetçileri isyan etmiştir.
- 1922 yılında Mısır Hidivi I. Fuat ile İngiltere arasında yapılan antlaşmaya göre, İngiltere Mısır’ın bağımsızlığını tanımış; buna karşılık Süveyş Kanalı’nın yönetimi İngilizlerde kalmış ve İngilizlere önemli kapitülasyonlar verilmiştir.
- Mısır Kralı I. Fuat’ın 1936’daki ölümüyle yerine oğlu I. Faruk geçmiştir. Faruk döneminde yapılan seçimleri milliyetçi Vafd Partisi kazanmıştır.
- Vafd Partisi ile İngiltere arasında 1936 yılında yapılan antlaşmaya göre İngiltere Mısır’dan çekilirken, Süveyş Kanalı’nda devamlı olarak asker bulundurma hakkı kazanmıştır.
- 1937’de Mısır’da kapitülasyonlar kaldırıldı ve Mısır Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.
- Yarbay Nasır komutasındaki Hür Subaylar Komitesi’nin 1952’de yaptığı darbe sonucunda Mısır’da krallık rejimi yıkıldı ve cumhuriyet ilan edildi.
Suudi Arabistan:
- I. Dünya Savaşı sırasında Araplar Mekke Şerifi Hüseyin’in önderliğinde ayaklanarak Osmanlı’dan ayrılmışlardır.
- Bağımsızlığın ardından Mekke Şerifi Hüseyin ile Necd Sultanı Abdülaziz İbni Suud arasında tüm Arabistan’a hakim olabilmek için mücadele başlamıştır.
- Türkiye’de halifeliğin kaldırılmasının ardından Şerif Hüseyin 7 Mart 1924’te Mekke’de kendisini halife ilan edince İbni Suud’un tepkisiyle karşılaşmış ve iki taraf arasında çatışma başlamıştır.
- Mücadeleyi kaybeden Hüseyin İngilizlerin yardımıyla Kıbrıs’a kaçınca Arabistan’da tüm kontrolü eline geçiren İbni Suud 1926’da kendisini Hicaz Kralı ve Necd Sultanı ilan etmiştir. --- İngiltere Abdülaziz’in Arabistan’daki hakimiyetini 1927’de imzalanan Cidde Antlaşması ile tanımıştır. Abdülaziz İbni Suud 1932’de ülkesinin adını Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirmiştir.
- Suudi Arabistan Amerikan petrol şirketi Aramco’ya 1933 ve 1936 yıllarında imtiyazlar vermiştir. Bu petrol ayrıcalıkları ABD’nin Ortadoğu’ya girmesinin başlangıcını teşkil eder.
- Suudi Arabistan Müslümanlığın fanatik kolunu temsil eden Vahhabi mezhebine mensuptur.
İran:
- İran 1907 yılında Rus Çarlığı ile İngiltere’nin himayesine girmiştir. 1917’de Rusya’da çarlık rejiminin yıkılmasıyla İran üzerinde tek başına nüfuz kurmaya çalışan İngiltere 1919’da İran ile bir anlaşma imzalamıştır.
- İran’ın egemenlik haklarını kısıtlayan bu antlaşma ülkedeki milliyetçileri kızdırmış ve İran meclisi bu antlaşmayı onaylamamıştır.
- Bu olayın ardından İran Sovyet Rusya ile yakın bir ilişki içerisine girmiş ve iki ülke arasında 1922’de dostluk antlaşması imzalanmıştır.
- 1923’te İran savaş Bakanı Ahmet Rıza bir hükümet darbesi yaparak başbakanlığı ele geçirmiş, 1925’te ise Kaçar hanedanını tahttan uzaklaştırarak kendisini şah ilan etmiştir.
- Şah Rıza Pehlevi unvanı ile tahta çıkan Ahmet Rıza, Türkiye Cumhuriyeti’nde gerçekleşen devrim hareketlerinden etkilenerek benzer yenilikleri kendi ülkesinde uygulamaya çalışmıştır.
- Din adamlarının nüfuzunu kıramamakla birlikte eğitim alanında önemli yenilikler yapan Şah Rıza Pehlevi kapitülasyonları kaldırarak ekonomik alanda İran’ı kalkındırmıştır.
- Hükümdarlığı boyunca Atatürk ve Türkiye ile çok yakın ilişkiler içerisinde olan Şah Rıza Pehlevi 1934 yazında ülkemizi ziyaret etmiştir.
- Bu sıcak ilişkilerin sonucunda Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 8 Temmuz 1937’de karşılıklı sınır güvencesine, dostluk ve işbirliğine dayalı bir antlaşma olan Sadabat Paktı imzalanmıştır.
- Hitler’in 1933’te iktidara geçmesinden itibaren Almanya ile ilişkilerini geliştiren İran II. Dünya Savaşı sırasında da bu ülkeyle olan yakınlaşmasını sürdürmüştür.
- Almanya’nın 1941’de Sovyet Rusya’ya saldırması üzerine İran, İngiltere ve Sovyet Rusya’nın işgaline uğramıştır.
Afganistan:
- Afganistan 1880’de imzaladığı bir antlaşma ile İngiltere’nin nüfuz ve himayesine girmiştir.
- 1919’da Afganistan tahtına geçen Amanullah Han aynı yıl İngiltere’ye karşı Cihad-ı Mukaddes(kutsal savaş) ilan ederek İngiliz sömürgesi olan Hindistan üzerine yürümüştür.
- 8 Ağustos 1919’da İngiltere ile Afganistan arasında imzalanan Ravalpindi Antlaşması ile Afganistan Hindistan’dan çekilirken, İngiltere de Afganistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kalmıştır.
- Afganistan 28 Şubat 1921’de Sovyet Rusya, 1 Mart 1921’de ise TBMM ile birer dostluk antlaşması imzalamıştır. Ancak Sovyetlerin Orta Asya’da yayılmacı bir siyaset izlemesi Afganistan’ı tedirgin etmiştir.
- Amanullah Han tıpkı İran Şahı Rıza Pehlevi’nin yaptığı gibi kendisine Atatürk’ü örnek alarak benzer yenilikleri ülkesinde gerçekleştirmeye çalışmıştır. Eğitim ve kültür alanında yaptığı yenilikler için Türkiye ve Almanya’dan uzmanları ülkesine davet eden Amanullah Han, bu yolla Almanya ile olan siyasi ilişkilerini de geliştirmiştir.
- Batı tarzındaki yenilikler halkı koyu dindar olan Afganistan’da mollaları ve muhafazakar kesimi rahatsız etmiştir. 1928’de çıkan isyan sonucunda Amanullah Han ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Yerine geçen Habibullah Gazi, Amanullah Han’ın yaptığı tüm yenilikleri kaldırmıştır.
- Buna karşın 1929’da gerçekleşen yeni bir darbe sonucu Afganistan tahtına geçen Muhammed Nadir Han mollaları kızdırmadan yenilikleri devam ettirmiştir. Muhammed Nadir de Türkiye ve Almanya ile olan yakın ilişkiler kurmaya özen göstermiştir.
- 1933’te Muhammed Nadir’in öldürülmesiyle tahta geçen oğlu Muhammed Zahir Şah döneminde de Türk-Afgan ilişkileri dostluk çizgisinde devam etmiştir. Bu dostluk sayesinde 1937 yılında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalanmıştır.
- 1941’de İran’ın İngiltere ve Sovyet Rusya tarafından işgal edilmesi üzerine Afganistan da bu iki devletin baskısı altında kalarak ülkesindeki Alman uzmanları sınır dışı etmek zorunda kalmıştır.
- II. Dünya Savaşı’nın ardından Afganistan yeniden Sovyet Rusya’nın nüfuzu altına girmiştir.
Ziyaretçiler asagidaki kelimeleri arayarak bu sayfaya geldiler:
iki dünya savaşı arası dönem
,
iki savaş arasındaki dönemde dünyada hangi teknolojik gelişmeler görülmüştür
,
iki savaş arasında dünya
,
iki savaş arası dünya
,
1870 lerden itibaren japonya yayılmacı bir politika izlemesinin nedenleri
,
iki savaş arası dönemde dünya
,
1919-1939 türk dış politikası
,
iki dünya savaşı arasındaki gelişmeler
,
1870 lerden itibaren japonya yayılmacı bir politika izlemesinin nedenleri nelerdir
,
iki savaş arası dönem 1919-1939,
iki savaş arası dönem,
1919 1939,
1919-1939,
iki savaş arası dönemde ortadoğu,
1870lerden itibaren japonya yayılmacı bir politika izlemesinin nedenleri nelerdir,
1919 1939 arası,
1919-1939 arası dönem,
iki savaş arasında dünyanın durumu,
iki dünya savaşı arası ortadoğu,
1919-1939 arası türk dış politikası,
1919-1939 arası,
iki savaş arası dönemin özellikleri,
iki savaş arası dönemde avrupa,
1919-1939 türkiye dış pılitikası,
iki savaş arası dönemde 18 39 neler gerçekleşmiştir
Tarihbilinci.com
ismi verilen dosyaların kendilerini barındırmamaktadır Hak sahibinin talebi
durumunda ilgili konu ilgili konu derhal sitemizden kaldırılacaktır. Bu sitede
telif hakkına sahip olduğunuz bir çalışmanız varsa lütfen ilgili konunun linkini
de belirterek bize
yazınız.
Sitede verilen linklerin yasalara aykırı kullanımı karşısında
oluşabilecek her türlü zarar, sorumluluk ve sorundan Tarihbilinci.com sorumlu
değildir. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve fedakar öğretmenler tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.
Paylaş